Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6380
2023/9109
3 Ekim 2023
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2017/664 E., 2021/201 K.
HÜKÜM/KARAR: Ret
Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilamda belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; 03.09.2011 tarihinde meydana gelen iş kazasında davacıların oğlu olan sigortalının vefat ettiğinden bahisle 10.000,00'er TL maddi, 50.000,00'er TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunarak kazanın davacının kendi kusurlu hareketi nedeniyle meydana geldiğini, bu kazada müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, zira müvekkili şirketin iş yerinde gerekli tüm emniyet tedbirlerinin aldığını, davacılar murisinin müvekkili iş yerinde asgari ücretle çalıştığını, istenilen tazminat tutarının fahiş olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 27.01.2016 tarih ve 2014/474 Esas, 2016/43 Karar sayılı kararıyla; davacılar anne ve babanın destek kapsamında olmadıklarından bahisle maddi tazminat istemlerinin reddine, her iki davacı lehine 20.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Mahkemenin 27.01.2016 tarih ve 2014/474 Esas, 2016/43 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 03.10.2017 tarih ve 2016/6061 Esas, 2017/7186 Karar sayılı kararı ile manevi tazminatların tayin ve takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı ne var ki somut olayda, zararlandırıcı olayın tahkikat sonucunda Sosyal Güvenlik Kurumunca iş kazası kabul edildiği ve müteveffa sigortalının dava dışı eşine iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlandığı, dava dışı eşin kendisinin açtığı iş kazasından kaynaklanan diğer tazminat davasında eş yararına maddi tazminata hükmedildiği Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davacılar anne ve babaya Kurumca gelir bağlanmadığı, Mahkemece davacılara gelir bağlanmama nedeninin araştırılmadığı, mahkemece yapılacak işin maddi tazminat isteminde bulunan davacı anne ile davacı babaya iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanmama nedeninin Kurumdan sorularak, gelen yanıta göre gerekirse davacılara Kurum'a kendilerine gelir bağlanması için başvurmak üzere süre vermek, başvurunun reddi halinde SGK Başkanlığını hasım göstererek iş kazası sigorta kolundan kendilerine ölüm geliri bağlanması gerektiğinin tespiti davası açmaları için önel vermek, dava açılması halinde 6100 sayılı HMK'nun 165/2 nci maddesi gereğince bu dava için bekletici mesele yapmak, kesinleşen mahkeme kararı ile dava reddedilmiş ise davacılar anne ve babanın maddi tazminat istemlerinin reddine karar vermek, başvuru üzerine Kurumca davacı ana babaya gelir bağlanmış veya açılan tespit davası kabul edilmiş ve kesinleşmiş ise hüküm tarihine en yakın tarihteki veriler gözetilerek davacılar anne ve babanın maddi zararlarını ayrı ayrı hesaplatırarak Kurumca davacı anne ve babaya bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin rücuya tabi kısımlarının maddi tazminat miktarlarından tenzil ederek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olduğundan bahisle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan ve davacıların manevi tazminata ilişkin istemleri eldeki dava dosyasından tefrik edildikten sonra verilen temyiz incelemesine konu 10.03.2021 tarih, 2017/664 Esas, 2021/201 Karar sayılı karar ile davacılar vekiline verilen kesin süre içerisinde SGK'ya başvuru yapılmadığının tespit edildiği, hal böyle iken usulüne uygun SGK başvurusu bulunmayan davacıların maddi tazminat taleplerinin HMK'nın 165/2 nci maddesi gereği dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, Mahkemenin 11.11.2020 tarihli 10 numaralı celsesi 1 numaralı ara kararında; ‘’1 SGK’dan gelen yazı cevabında (20.01.2020) davacı anne ve babanın başvurusu bulunmadığını, gelir bağlanamadığının beyan edilmesi karşışında davacı vekiline verilen kesin sürenin covid salgını sebebiyle pandemi sürecinde verildiği hal böyleyken verilen yasal sürelerin işlemediği kurumların çalışamaz şekilde kapalı olduğu ve verilen sürenin son gününün pandemi sebebiyle sürelerin son gününe denk gelen günle çakıştığı, hal böyleyken duruşmanın alındığı saatte halen yasal sürenin devam ettiği anlaşılmakla makul görülen talebin kabulü ile davacı vekiline bu kez mahkememiz 7. celsesi 3 nolu ara karar gereğini yerine getirmesi adına 1 aylık kesin süre verilmesine, işbu sürenin kesin süre olduğuna aksi takdirde işbu iddiasından vazgeçmiş sayılarak dosyanın esası hakkında karar verileceği hususunun ihtarına (ihtar yapıldı)’’ şeklinde düzenlenen ara karar ile kendilerine süre verdiğini, ancak başvurunun sistemde görünmemesinin kendilerinden kaynaklanmadığını, kaldı ki pandemi sürecinde çok fazla biriken işlemlerin hemen sisteme aktarılmamasının elde olmayan sebepler olduğunu, bu durumun müvekkilleri aleyhine sonuç doğurmasının çok büyük haksızlık yarattığını, mahkemece dava konusu eksiksiz araştırılmadan, davalı tarafın pandemi ile duran sürelerin başlama tarihini hakimin yanlış hesaplanmasına sebep olacak şekilde karışık beyanlarda bulunarak yerel mahkemenin bu haksız ve yersiz kararı vermesine sebep olduğunu, sosyal güvenlik denetmenlerinin müvekkilleri ile ilgili gelir araştırması yaptığını ve araştırmalar sonucu rapor hazırlandığını, tüm bu açıklanan nedenlerle Mahkemece verilen kararın yasalara ve usule aykırılık taşımakta olduğunu, bu nedenle temyize konu kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemlerine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22.06.2018 tarih 2016/5 E. 2018/6 sayılı Kararı.
- Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, davacılar murisinin 03.09.2011 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda vefat ettiği, kazanın meydana gelişinde müteveffa sigortalının %30, davalı işverenin %70 oranında kusurlu oldukları anlaşılmaktadır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22.06.2018 tarih 2016/5 E. 2018/6 sayılı Kararında, "ana ve/veya babanın çocuğunun haksız fiil ve veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, destek ilişkisinin varlığının ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'ndan gelir bağlanması şartının aranmayacağı, destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların ana ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiği" kabul edilmiştir.
Destekten yoksun kalma tazminatı; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53 üncü maddesinin 3 üncü bendinde düzenlenmiş olup, “Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmini gerekmektedir”. Bu maddeye göre, haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır.
İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesine göre ''Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Destek ilişkisinin varlığında destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer almaktadır. Burada ifade edilmek istenen süreklilik ve düzenlilik hali yardımın belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılması değil, eğer destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine dair bir beklentinin bulunmasıdır. Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de, tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa, bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır".
Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerinden anlaşıldığı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır. Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş deyişle amaç; destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır.
Burada önemle üzerinde durulması gereken husus, sigortalının destek gücünün, ana ve/veya babanın destek ihtiyacı ile beklenilen destek şeklinin ve miktarının yaşam deneylerine uygun olması gereğidir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 inci maddesi hükmüne göre; "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler".
Türk Borçlar Kanunu'nun 51 inci maddesine göre ise; "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler".
Bakım gücü bakım ihtiyacı; bu konuda önemli olan, kimlerin yardımcı, kimlerin yardım gören olabilmeye elverişli oldukları değildir; somut olaylar ve belirli kişiler bakımından geleceğe uzanacak ve gelecekte dahi mümkün olabilecek biçimde kimlerin gerçekten yardımcı, kimlerin yardım gören olduklarıdır. Yardımcı (=destek) kavramı, bakım gücünü; yardım gören kavramı ise bakım ihtiyacını gerektirdiğinden, şayet bakım gücü yoksa destekten; bakım ihtiyacı mevcut değilse, yardım görenden söz edilemez. Bundan başka aradaki sıkı ilişki dolayısıyla birinin yokluğu durumunda diğerinin varlığı da düşünülemez. Bu yönden, destekten yoksun kalma davasında davalı taraf, bakım gücü ve bakım ihtiyacının olayda var olmadığını savunabilir. Tazmin alacaklısı sıfatiyle dava açmış olan davacı, yaşam deneyimleri ve olayların olağan yürüyüşü nedeniyle ispat yükünün yer değiştirmesi durumu söz konusu bulunmadıkça bakım gücünü ve bakım ihtiyacını ispat zorundadır (Mustafa Çenberci, İş Kanunu Şerhi 1978 ..., shf 846 ve devamı).
Bu durumda; destekten yoksun kalınan zararın belirlenmesinde, ölen sigortalının elde ettiği gelirin miktarına göre destek gücünün kapsamının ne olduğu, sürekli ve düzenli destek olup olmadığı ve davacıların destek ihtiyacının bulunup bulunmadığı varsa bu ihtiyacın ne şekilde karşılandığının dikkate alınması gerekir.
İçtihadı Birleştirme Kararında söz edildiği gibi, bakma kavramı; "Para ve para ile ölçülebilecek bir değer olabileceği gibi bir hizmet ifası ve yahut benzeri yardımlar şeklinde olabilir. Bu nedenle, desteğin yardımının yanızca parasal nitelikte olması bakım gücünün varlığı için koşul değildir". Ancak aksi kanıtlanmadıkça, sigortalının ileride yapacağı farazi desteklerden olan; ana ve babasının bakım ihtiyacı ileride gerçekleşirse bakım ihtiyacını gidermek, bazen ziyaret etmek, evlerinde yardım etmek, kendilerine alışveriş yapmak, yemek yapmak vs. gibi destekler hesaplanabilir nitelikte değildir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacı anne ve babaya gelir bağlandığına ilişkin belgeye de dosya kapsamında rastlanmamıştır.
Öte yandan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında davacı anne ve babanın destekten yararlandığının ispatı için kurumdan gelir bağlanması şartı aranmamakta olup, bunun bir sonucu olarak da davacı anne ve babanın destek tazminatı alacaklarının kurumdan bağlanan gelirin ödendiği süre ile sınırlı olduğunu kabul etmek açıkça İçtihadı Birleştirme Kararıyla amaçlanan sonucu bozucu mahiyettedir.
Bununla beraber, davacı anne ve baba tarafından Türk Borçlar Kanunu'nun 50 inci maddesi hükmüne göre; ölen sigortalının gelirinden kendilerine sürekli destekte bulunduğu ileri sürülüp Türk Borçlar Kanunu'nun 55 inci maddesine göre maddi delillerle hesaplanabilir sürekli ve düzenli fiili bir desteğin varlığı da kanıtlanamamıştır.
Öte yandan usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
O halde, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22.06.2018 tarih 2016/5 Esas, 2018/6 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ve yeni bir içtihadı birleştirme kararının usuli kazanılmış hakkın istinası olduğu dikkate alındığında mahkemece Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 03.10.2017 tarih ve 2016/6061 Esas, 2017/7186 Karar sayılı bozma ilamına uyulmuş olmasının davalı yararına usuli kazanılmış hak teşkil etmediği gözetilip sigortalının anne ve babasına destek olacağı karine olarak kabul edilerek, Türk Borçlar Kanununun 50 ve 51 inci maddeleri uyarınca, somut olayın özelliğine göre hesap edilebilir mahiyette destek yoksunluk maddi tazminatı alacağının varlığının açıkça ispat edilememiş olması nedeniyle davacılar anne ve baba yararına hakkaniyete uygun, makul maddi tazminatlara hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz görülmüştür.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, temyiz eden davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:26:26