Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6599
2023/9108
3 Ekim 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI: 2018/42 E., 2020/146 K.
KARAR: Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi‘nce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonrasında Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
A.Davacı Tarafın Temyiz İstemi Açısından;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca karara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Temyiz incelemesine konu mahkeme kararında her ne kadar iş mahkemesi sıfatı ile verilen karar için temyiz süresi hatalı olarak 15 olarak belirtilmiş ise de mahkemece verilen karar, davacı vekiline 26.07.2020 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesi 15 günlük süre dahi geçirildikten sonra 14.08.2020 tarihinde verilmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiştir.
B.Davalı Tarafın Temyiz İstemi Açısından;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçelerinde özetle; 01.10.2011 tarihinde meydana gelen iş kazası neticesinde müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle dava dilekçesinde geçici iş göremezlikten kaynaklı 1.000,00 TL maddi, sürekli iş göremezlikten kaynaklı 10.000,00 TL maddi, tedavi gideri 500,00 TL maddi, manevi zarara ilişkin olarak da 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ettikten sonra aşamalarda maddi taleplerini toplamda 52.164,06 TL'ye arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket yetkilisi ...'ün davacının EMOT hastanesinde ameliyatını yaptırdığı, eşi ile davacının tüm ihtiyaçlarını karşıladığı, ameliyat masraflarının karşılandığı, tüm kontrollerde davacıyı evinden aracıyla getirip götürdüğü, açılan davanın yersiz olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.11.2015 tarih, 2012/185 Esas, 2015/398 Karar sayılı kararıyla; kusur raporu alınmaksızın davalının %100 oranında kusurlu olduğu, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen rapora göre davacının sürekli iş göremezlik oranının %13,30 olduğu kabulünden hareketle davacı lehine 658,95 TL geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 47.178,46 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 109,65 TL tedavi gideri ile 7.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 21 inci Hukuk Dairesi'nin 23.10.2017 tarih ve 2016/7155 Esas, 2017/8107 Karar sayılı kararı ile öncelikle kaza tarihi dikkate alındığında, İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ile yönetmelik hükümleri göz önünde tutularak iş güvenliği konusunda uzman bilirkişilerden oluşan heyetten kusur raporu alınması ve davacının sürekli iş göremezlik oranının tespiti için Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yürütülen işlemlerin akıbetinin araştırılmasından sonra itiraz halinde öncelikle Yüksek Sağlık Kurulu'ndan rapor alınması, tespit edilen sürekli iş göremezlik oranları arasında çelişki olması halinde daha önceden Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nden zaten bir rapor alındığı dikkate alınarak çelişkinin giderilmesi noktasında Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan alınacak raporla davacının sürekli iş göremezlik oranını kesinleştirilmesi, sonrasında davacının maddi zararının ne miktarda olduğunun tespiti açısından yeniden hesap raporu alınması, kesinleşen maluliyet oranının %10 veya daha fazla olması halinde davacıya Kurum tarafından iş kazası sigorta kolundan bağlanacak sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısımını hesaplanacak maddi zarar miktarından tenzil edilmesi, usuli kazanılmış hakların da gözetilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle tarafların sair temyiz itirazları inceşen bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 16.06.2020 tarih, 2018/42 Esas, 2020/146 Karar sayılı kararla iş kazasının meydana gelişinde davalının %100 oranında kusurlu olduğu, davacının sürekli iş göremezlik oranının %15,00 olduğu kabulünden hareketle ve taleple bağlı kalınmak suretiyle 1.000,00 TL geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 51.054,41 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminatın davalıdan tahsiline, ayrıca davacı lehine tedavi gideri olarak 109,65 TL maddi tazminat ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, yine 7.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen 16.06.2020 Tarih, 2018/42 Esas, 2020/146 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili 14.08.2020 tarihinde, davalı vekili ise süresi içinde 02.07.2021 tarihinde temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, mahkemece belirlenen manevi tazminat bedelinin oldukça yüksek olduğunu, davacı tarafın Yargıtay tarafından bozulan ilk kararı 29.12.2015 tarihinde icraya koyduğunu ve toplam dosya borcu olan 96.025.10 TL'nin tahsil harçları haricen ödeme olarak hesaplanarak, 07.01.2016 tarihinde alacaklı vekilinin banka hesabına ödendiğini, davacı tarafın yeni esas olan 2018/42 E. sayılı dosyasından verilen ilamı da icraya koymuşduğunu, Ödemiş 2. İcra Müdürlüğü'nün 2020/3706 E. sayılı icra dosyasından hesaplanan toplam borç 16.140.53 TL'nin de müvekkili şirket tarafından alacaklı vekilinin hesabına ödendiğini, mahkemenin 2015 yılında vermiş olduğu 7.000,00 TL manevi tazminat bedeli fahiş olmasına rağmen, davalı tarafından 07.01.2016 tarihinde müvekkili şirketten tahsil edildiğini ve o tarihten beri davacının tasarrufunda olduğunu, onun tarafından değerlendirildiğini, 23.10.2017 tarihli Yargıtay ilamında, manevi tazminat konusunda bir bozma kararı verilmediğini, tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
T.C. Anayasası'nın 141 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci, 438 inci maddesinin yedi, sekiz, dukuzuncu fıkraları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesi.
- Değerlendirme
Dosya kapsamından, Mahkemece Yargıtay (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesi'nin 23.10.2017 tarih ve 2016/7155 Esas, 2017/8107 Karar sayılı bozma kararına uyulmasından sonra 26.09.2019 tarihli hesap raporu ile 18.02.2020 tarihli bilirkişi ek hesap raporunu aldığı, 26.09.2019 tarihli hesap raporunda davacının 6.426,21 TL geçici iş göremezlik döneminden kaynaklanan maddi zararı, 109.497,73 TL sürekli iş göremezlik döneminden kaynaklanan maddi zararı, 4.326,65 TL tedavi giderinden kaynaklı maddi zararının bulunduğunun belirtildiği, 18.02.2020 tarihli bilirkişi ek hesap raporunda ise davacının 6.426,21 TL geçici iş göremezlik döneminden kaynaklanan maddi zararı, 80.455,01 TL sürekli iş göremezlik döneminden kaynaklanan maddi zararı, 4.326,65 TL tedavi giderinden kaynaklı maddi zararının bulunduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bu kapsamda yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılamanın sonunda verilen kararın da açıkça belirtilmesi esastır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 28 inci maddesinde de bu husus belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 üncü maddesinde hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi; "(1) Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. (2) Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. (3) Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. (4) Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. (5) Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler. (6) Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır." şeklinde açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesinde de, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği "(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar. a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde açıklanmıştır.
Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, ... 2011, s.472).
Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Öte yandan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 24.05.2019 tarih, 2017/8 Esas, 2019/3 karar sayılı içtihadı birleştirme kararına göre bir miktar para alacağının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği kısmî davada, dava konusu miktarın kısmî ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin arttırılması hâlinde, arttırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda mahkemece bozmaya uyulmasından sonra alınan bilirkişi hesap raporlarından hangisine itibar edilmek suretiyle davacının talebiyle bağlı kalınarak tazminatlara hükmedildiği açıklanmaksızın karar verilmesi yanında gerekçede taleple bağlı kalınarak karar verildiği belirtilmiş olmasına tedavi gideri yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş olması nedeniyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması da usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE,
Davalı vekilinin temyiz istemi açısından temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:26:26