Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/7093

Karar No

2023/905

Karar Tarihi

7 Şubat 2023

MAHKEMESİ: İş Mahkemesi

SAYISI: 2020/195 E., 2021/315 K.

...

...

KARAR: Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen basamak satın alan davacının yaşlılık aylığının eksik hesaplandığı iddiası ile aylık miktarının yeniden belirlenmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan faizi ile birlikte tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Hukuk Genel Kurulunca İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair, karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin Bağ Kur sigortalısı olduğunu, 01.09.1982 tarihinden itibaren düzenli prim ödediğini, 01.10.2003 tarihinde 11. basamakta iken 4181 sayılı Kanuna göre basamak satın alarak basamağını yükselttiğini ve 18. basamaktan emekli olduğunu, davalı kurumca çok düşük maaş bağlandığını, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 10.03.2009 tarih esas 2008/19069 karar 2009/3084 sayılı kararında basamak satın alma durumlarında basamak satın almanın 01.01.2000 öncesi hizmetlerine de yansıtılması gerektiğinin belirtildiğini, emsallerinin 1.200 TL emekli aylığı aldıklarını belirterek 18. basamağın karşılığı maaşa intibak ettirilmesini aylık başlangıç tarihi olan 06.11.2006 emeklilik başlangıç tarihinden itibaren farklarının ödenmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında yapılan kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi, 11.04.2012 tarihli ve 2010/599 Esas, 2012/343 Karar sayılı kararı ile "...aslında kurumun aylık bağlama kıstaslarının yerinde olduğu , sorunun kurumun davacının basamak satın almak sureti ile 01.11.2003 tarihinde 17. basamağa intibak ettirildiği tarihten geriye doğru basamak intibakı yapılarak 01.01.2000 tarihinde tespit edilen basamağa göre aylığı hesaplaması gerekirken geriye doğru intibak yapılmayarak basamak satın alınmadan önce davacının bulunduğu 7. basamaktan aylığının hesaplamasından dolayı bir farkın oluştuğu ve kurumun bu uygulamasını sonucu basamak satın almanın aylık oranına cüzi etkisini bulunduğu dolayısı ile basamak satın almanın amacına aykırı olduğu zira sigortanın daha fazla aylık almak için milyarlarca ödeme külfetine katlandığı buna göre davacının aylık başlangıç tarihinde 01.12.2006 tarihindeki aylığının ek ödeme eklendikten ve SGPK indirildikten sonra net 718,17 TL olduğu 01.12.2006 tarihinden itibaren kurumca ödenen net aylığın 467,65 TL ile hesaplanan net aylık 718,17 TL arasındaki farkın ve daha sonraki artışlar arasındaki farkların da ödenmesi gerektiği görülerek dava ıslahen kabul edilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Hüküm kurulurken bilirkişi... tarafından tanzim edilen 10.05.2011 tarihli bilirkişi raporu emsal içtihatlar göz önüne alınarak davanın ıslahen kabulüne, davacı ...'ın emekli maaşının 718,17 TL olarak intibakı ile aylık başlangıç tarihi olan 01.12.2006 tarihinden itibaren farklarıyla birlikte kendisine ödenmesi gerektiğinin tespitine, dair karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. İlk Bozma Kararı

1.İlk Derece Mahkemesinin 11.04.2012 tarihli ve 2010/599 Esas, 2012/343 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılardan Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

  1. Dairemizin, 27.05.2013 tarihli ve 2012/12673 Esas, 2013/11558 K. sayılı kararında; "...4447 sayılı Kanun ile değişik 1479 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesiyle, aylık hesabında ilk defa “ağırlıklı ortalama” kavramı getirilmiş, aynı Yasa ile 1479 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 11 inci maddesine göre, 4447 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 01.01.2000 tarihinden önce sigortalı olup da, bu yasa döneminde halen sigortalılıkları devam edenlerin aylık hesabının ne şekilde yapılacağı düzenlenmiştir. Buna göre; A aylığı, sigortalının, aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınarak, 4447 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce (01.01.2000) bulunduğu gelir basamağının 01.07.2003 tarihli gelir tablosundaki değeri üzerinden, bu Yasanın yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanan aylığının, bu Yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarının hesap edilmesi gerekir. Bu durumda, A aylığının hesap formülü şu şekilde olacaktır:

01.01.2000 tarihindeki basamağının 01.07.2003 tarihli gelir tablosu

karşılığı Aylık gelir tutarı x ABO x 01.01.2000 öncesi hizmeti

A Aylığı = _________________________________________________________

Toplam Hizmetleri

B aylığının belirlenmesinde dikkate alınması gereken "Ağırlıklı Ortalama" hesabında ise; öncelikle, 01.01.2000 tarihi ile yaşlılık aylığı talep tarihi arasında sigortalı olarak fiilen bulunulan basamaklar ve bu basamaklardaki bekleme süreleri üzerinden 01.07.2003 tarihli gelir tablosundaki karşılığı tutarlar gözetilerek, böylece fiilen geçen sürelere ilişkin ağırlıklı ortalama bulunmalı; bilahare, satın alınan basamaklar ve bu basamaklardaki bekleme süreleri üzerinden, yine 01.07.2003 tarihli gelir tablosundaki karşılığı tutarlar gözetilerek, böylece basamak yükseltilerek geçen sürelere ilişkin ağırlıklı ortalama belirlenmeli; bulunan her iki ağırlıklı ortalama (yani fiilen geçen sürelere ilişkin ağırlıklı ortalama ve basamak yükseltilerek geçen sürelere ilişkin ağırlıklı ortalama) toplanarak B aylığı hesabına esas "Ağırlıklı Ortalama" belirlenmeli; bu belirleme yapıldıktan sonra ve sair aylık hesap doneleri de dikkate alınarak B aylığı saptanmalıdır.

A ve B aylıklarının toplanması suretiyle elde edilen tutara, ilgili yasal düzenlemelerde öngörülen sosyal destek ödemesi de ilave edilip; 01.01.2004 tarihinden itibaren güncelleştirme denilen, ilgili artış yasalarıyla (5073, 5282, 5454, 5565 sayılı Kanunlar gibi) gösterilen artış oranları uygulanarak, yaşlılık aylığı talep tarihi itibarıyla, sigortalıya bağlanacak yaşlılık aylığı belirlenmelidir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, sadece satın alınan basamaktan geriye doğru gidilip, 01.01.2000 tarihi itibarıyla bulunulan basamaktan, aylık bağlama tarihine kadar ki basamaklar ve bunların aylık bağlama tarihindeki gelir tablosu esas alınarak ağırlıklı ortalama hesabı yapılmış olması hatalıdır. denilmek suretiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2014 tarihli 2013/333 Esas ve 2014/653 Karar sayılı kararı ile;

"...Dava ve cevap dilekçesinden celp olunan ticaret sicili kayıtları ile davacının bağ dosyasından, emsal dosyalardan, aldırılan bilirkişi raporlarından, ıslah beyanından, mahkememiz kararından, bozma ilamından, bozmadan sonra aldırılan bilirkişi raporundan davacı vekilinin beyanından ve tomar dosya kapsamından, 01.09.1982 tarihinden itibaren başlamak üzere davacının Bağ Kur sigortalılığının başlatıldığı 24.07.2006 tarihli hesap ektresinde, davacının 01.10.2003 tarihinde 11. basamakta bulunduğu ve 01.11.2003 tarihinde basamak satın almak sureti ile 17. basamağa intibakının gerçekleştiği 03.10.2005 tarihli basamak yükseltme talebine istinaden de 01.11.2005 tarihinde 18. basamağa yükseltildiği davacının 06.11.2006 tarihli tahsis talebine istinaden 01.12.2006 tarihinden itibaren başlamak üzere 18. basamak ve %70 aylık bağlama oranı üzerinden net 467,65 TL aylığın kendisine bağlandığı, aslında kurumun aylık bağlama kıstaslarının yerinde olduğu , sorunun kurumun davacının basamak satın almak sureti ile 01.11.2003 tarihinde 17. basamağa intibak ettirildiği tarihten geriye doğru basamak intibakı yapılarak 01.01.2000 tarihinde tespit edilen basamağa göre aylığı hesaplaması gerekirken geriye doğru intibak yapılmayarak basamak satın alınmadan önce davacının bulunduğu 7. basamaktan aylığının hesaplamasından dolayı bir farkın oluştuğu ve kurumun bu uygulamasını sonucu basamak satın almanın aylık oranına cüzi etkisini bulunduğu dolayısı ile basamak satın almanın amacına aykırı olduğu zira sigortanın daha fazla aylık almak için milyarlarca ödeme külfetine katlandığı buna göre aylık miktarı 31.12.2003 tarihli olup, tahsis talep tarihine göre 2006 Temmuz ayı dahil uygulanan zam oranlarının ek ödeme eklendikten ve SGPK indirildikten sonra net 776,81 TL olduğu, 01.12.2006 tarihinden itibaren kurumca ödenen net aylığın 467,65 TL ile hesaplanan net aylık 776,81 TL arasındaki farkın ve daha sonraki artışlar arasındaki farkların da ödenmesi gerektiği görülerek dava ıslahen kabul edilmiş, her ne kadar bilirkişi raporunda Yargıtay bozma ilamına göre yapılan hesaplama sonrası net 776,81 TL nin daha önceki ilamda belirlenen 718,17 TL den yüksek olup önceki kararın davacı tarafından temyiz edilmeyişi nazara alındığında usuli kazanılmış hak gereği davacının aylığının 718,17 TL sayılmış olacağı ihtimali de belirtilse bile Sosyal Güvenlikde bu hususun vazgeçilmez ve devredilmez haklardan olduğu göz önüne alınarak aksi yönde ve doğru tespite göre karar verilmiş davanın ıslahen kabulü ile davacının emekli maaşının 776,81 TL olarak intibakı ile aylık başlangıç tarihi olan 01.12.2006 tarihinden itibaren farkları ile birlikte kendisine ödenmesi gerektiğinin tespitine dair karar verilmiştir.

C.2 nci Bozma Kararı

1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ile davalı işveren vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin 01.12.2014 tarihli ve 2014/21656 Esas, 2014/25292 karar sayılı Kararı ile "....A ve B aylıklarının toplanması suretiyle elde edilen tutara, ilgili yasal düzenlemelerde öngörülen sosyal destek ödemesi de ilave edilip; 01.01.2004 tarihinden itibaren güncelleştirme denilen, ilgili artış yasalarıyla (5073, 5282, 5454, 5565 sayılı Kanunlar gibi) gösterilen artış oranları uygulanarak, yaşlılık aylığı talep tarihi itibarıyla, sigortalıya bağlanacak yaşlılık aylığı belirlenmelidir. Ancak her halde, tahsis talep tarihi itibariyle sigortalıya bağlanacak yaşlılık aylığı miktarının, basamak satın almayan ve sigortalının basamak satın alma sonucu intibak ettirilerek elde ettiği basamaklarda fiilen bulunan (basamaklarda bekleme süreleri de aynı olan) sigortalılara bağlanacak aylık tutarını geçemeyeceği gözetilmelidir.

Hükme esas alınan bilirkişi raporu, yukarıda belirlenen ilkelere uygun ise de, hesaplama sonucu bulunan aylık tutarının, basamak satın almayan ve sigortalının basamak satın alma sonucu intibak ettirilerek elde ettiği basamaklarda fiilen bulunan sigortalılara bağlanacak aylık tutarını geçemeyeceği gözetilerek, Kurumdan, davacının basamak satın alma sonucu elde ettiği basamaklarda fiilen bulunan (basamakta bekleme süreleri de aynı olan) sigortalılara bağlanması gereken aylık tutarı sorularak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.

Mahkemece bozmaya uyulması sonucu artık bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamakta ise de, bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Hukuk Genel Kurulu'nun 18.10.1989 gün 541 534, 21.2.1990 gün 10 117; 7.10.1990 gün 439 562; 19.2.1992 gün 635 82; 23.2.1994 gün 936 94; 03.03.2010 gün ve 2010/12 81 118; 27.09.2006 gün ve 2006/19 635 E. 2006/573 K; 15.10.2008 gün ve 2008/19 624 E. 2008/632 K ile 17.02.2010 gün ve 2010/9 71 E. 2010/87 K. sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Somut olayda, Mahkemece, 11.04.2012 tarihli kararda “… emekli maaşının 718,17 TL olarak intibakı ile aylık başlangıç tarihi olan 01.12.2006 tarihinden itibaren farkları ile birlikte kendisine ödenmesi gerektiğinin tespitine ” karar verildiği, davalı Kurum vekilinin temyiz talebi üzerine, Dairemizce, anılan kararın bozulduğu, mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi sonucu, aylık miktarı yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Olayda, usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durum da bulunmadığına göre, artık anılan döneme yönelik talep yönünden kabul kararı verilmesi olanaklı değildir. Bu ilke, Kamu düzeni ile ilgili olup Yargıtay’ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir." denilerek karar 2. Kez bozulmuştur.

D. İlk Derece Mahkemesince 2nci Bozmaya Direnilerek Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 06.04.2015 gün ve 2015/117 Esas, 2015/328 Karar sayılı kararı ile; "...Dava ve cevap dilekçesinden celp olunan ticaret sicili kayıtları ile davacının bağ dosyasından, emsal dosyalardan, aldırılan bilirkişi raporlarından, ıslah beyanından, mahkememiz kararından, bozma ilamından, bozmadan sonra aldırılan bilirkişi raporundan davacı vekilinin beyanından ve tomar dosya kapsamından, 01.09.1982 tarihinden itibaren başlamak üzere davacının Bağ Kur sigortalılığının başlatıldığı 24.07.2006 tarihli hesap ektresinde, davacının 01.10.2003 tarihinde 11. basamakta bulunduğu ve 01.11.2003 tarihinde basamak satın almak sureti ile 17. basamağa intibakının gerçekleştiği 03.10.2005 tarihli basamak yükseltme talebine istinaden de 01.11.2005 tarihinde 18. basamağa yükseltildiği davacının 06.11.2006 tarihli tahsis talebine istinaden 01.12.2006 tarihinden itibaren başlamak üzere 18. basamak ve %70 aylık bağlama oranı üzerinden net 467,65 TL aylığın kendisine bağlandığı, aslında kurumun aylık bağlama kıstaslarının yerinde olduğu, sorunun kurumun davacının basamak satın almak sureti ile 01.11.2003 tarihinde 17. basamağa intibak ettirildiği tarihten geriye doğru basamak intibakı yapılarak 01.01.2000 tarihinde tespit edilen basamağa göre aylığı hesaplaması gerekirken geriye doğru intibak yapılmayarak basamak satın alınmadan önce davacının bulunduğu 7. basamaktan aylığının hesaplamasından dolayı bir farkın oluştuğu ve kurumun bu uygulamasını sonucu basamak satın almanın aylık oranına cüzi etkisini bulunduğu dolayısı ile basamak satın almanın amacına aykırı olduğu zira sigortanın daha fazla aylık almak için milyarlarca ödeme külfetine katlandığı buna göre aylık miktarı 31.12.2003 tarihli olup, tahsis talep tarihine göre 2006 Temmuz ayı dahil uygulanan zam oranlarının ek ödeme eklendikten ve SGPK indirildikten sonra net 776,81 TL olduğu, 01.12.2006 tarihinden itibaren kurumca ödenen net aylığın 467,65 TL ile hesaplanan net aylık 776,81 TL arasındaki farkın ve daha sonraki artışlar arasındaki farkların da ödenmesi gerektiği görülerek dava ıslahen kabul edilmiş, her ne kadar bilirkişi raporunda Yargıtay bozma ilamına göre yapılan hesaplama sonrası net 776,81 TL nin daha önceki ilamda belirlenen 718,17 TL den yüksek olup önceki kararın davacı tarafından temyiz edilmeyişi nazara alındığında usuli kazanılmış hak gereği davacının aylığının 718,17 TL sayılmış olacağı ihtimali de belirtilse bile Sosyal Güvenlikde bu hususun vazgeçilmez ve devredilmez haklardan olduğu göz önüne alınarak aksi yönde ve doğru tespite göre karar verilmiş mahkememizin kararı bozulmuş ise de ilaveten davanın kamusal vasfı iş bu durumun kazanılmış hakkın istisnasını teşkil ettiği Anayasamıza göre de Sosyal güvenliği Sonucu olan emekli aylığının miktarı hususunun doğal olarak vazgeçilmez ve devredilmez haklardan oluşu davacı vekilinin temyiz süresini kaçırmasının da bu durumu etkilemeyeceği görülerek konunun bir kez de Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulunuz tarafından irdelenmesi amacıyla direnme kararı verilmiştir.

E. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Verilen Karar

1.İlk Derece Mahkemesinin 06.04.2015 gün ve 2015/117 Esas, 2015/328 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Hukuk Genel Kurulunun 10.12.2019 tarihli ve 2015/10 3241 Esas, 2019/1325 Karar sayılı Kararı ile "....Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık;

I Davacının yaşlılık aylığına basamak intibakı yansıtılarak belirlenen miktarın basamak satın almayan ve sigortalının basamak satın alma sonucu intibak ettirilerek elde ettiği basamaklarda fiilen bulunan sigortalılara bağlanacak aylık tutarını geçip geçemeyeceği,

II Yaşlılık aylığı miktarının sosyal güvenlik hakları kapsamında vazgeçilemez ve devredilemez haklardan olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre somut olay bakımından yaşlılık aylığı miktarı yönünden davalı Kurum lehine usulü kazanılmış hak oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

Konuya ilişkin yasal düzenlemeler irdelendiğinde, 4956 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesiyle getirilen imkândan faydalanan sigortalılara 3 yıl beklemek şartıyla ve koşulları oluştuğunda yaşlılık aylığı bağlanacaktır.

1479 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesine göre, önceden yaşlılık aylığının hesaplanması, sigortalının en son 1 yıl süreyle prim ödediği gelir basamağının %70’i oranında aylık gelir bağlanırken 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun ile 36 ncı madde değiştirilmiş aylık hesabı farklı kurallara bağlanmıştır.

4447 sayılı Kanun ile değişik 1479 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesiyle, aylık hesabında ilk defa “ağırlıklı ortalama” kavramı getirilmiş, aynı kanun ile 1479 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11 inci maddeye göre, 4447 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 01.01.2000 tarihinden önce sigortalı olup ve bu kanun döneminde hâlen sigortalılıkları devam edenlerin aylık hesabının ne şekilde yapılacağı düzenlenmiştir.

Bu yasal düzenlemelere göre, 01.01.2000 tarihinden sonra sigortalı olanlara bu yeni hüküm uygulanacak, 01.01.2000 tarihinden önce aylık bağlananlara eski hükümlere göre ödeme devam edecek, ancak artışlar 36 ncı maddenin son fıkrasına göre yapılacaktır.

Önceden sigortalı olup 01.01.2000 tarihinden sonra aylık bağlanacaklara ise geçici 11 inci madde ile karma bir sistem getirilmiştir.

Geçici 11 inci maddeye göre; sigortalının 31.12.1999 tarihine kadarki sigortalılık süresi, 31.12.1999 tarihindeki basamağı gözetilerek kısmi aylığı eski hükümlere göre hesaplanacak, 01.01.2000 tarihinden sonraki hizmet süresi, en son bulunduğu basamak gözetilerek yeni hükümlere göre kısmi aylık hesaplanıp, her ikisi toplanıp artışlar 36 ncı maddenin son fıkrasına göre uygulanıp, aylık bulunup bağlanacaktır.

İlke olarak; basamak yükseltme hakkından yararlanarak prim borcunu ödeyip üç yıllık süreyi de geçirdikten sonra aylık başvurusunda bulunan davacının, 1479 sayılı Kanun'un geçici 11 inci maddesi uyarınca yaşlılık aylığının 01.01.2000 öncesi ve sonrası döneme ilişkin hesabında, satın alınan basamakların geçmişe yönelik olarak da intibak işlemi gerçekleştirilmek suretiyle değerlendirilmesi ve aylık miktarının buna göre tespiti gerekir.

Somut olaya gelince; davacı 01.09.1982 tarihinde 1479 sayılı Kanun kapsamında tescil edilmiş, 2003 yılında 11. basamaktayken basamak satın alarak 17. basamağa yükselmiş, 01.12.2006 tarihinde ise 24. basamaktayken tahsis talebi üzerine yaşlılık aylığı bağlanmıştır.

Dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yukarıda sayılan ilkeler gözetilmiş ve davacının yaşlılık aylığı miktarı doğru şekilde hesaplanmıştır. Bu durumda Özel Dairenin bozma gerekçelerinden biri olan, Kurumdan davacının yaşlılık aylığına basamak intibakı yansıtılarak belirlenen miktarın basamak satın almayan ve sigortalının basamak satın alma sonucu intibak ettirilerek elde ettiği basamaklarda fiilen bulunan sigortalılara bağlanacak aylık tutarını geçip geçemeyeceği hususunun sorulmasına gerek yoktur.

Ne var ki, mahkemece yaşlılık aylığı miktarının sosyal güvenlik hakları kapsamında vazgeçilemez ve devredilemez haklardan olduğu ve somut olay bakımından yaşlılık aylığı miktarı yönünden davalı Kurum lehine usulü kazanılmış hak oluşmadığı noktasında hatalı sonuca varılmıştır.

Bu aşamada, usulü kazanılmış hak ile ilgili açıklama yapılmasında yarar vardır.

Mülga 1086 sayılı Kanun’da ve 6100 sayılı Kanun’da “usulü kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.

Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 1960/5; 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı ilamlarında açıklandığı üzere, bir mahkemenin Yargıtayca verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir; meğer ki, bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen durum uyarınca muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulü kazanılmış hak yahut usule ait kazanılmış hak denilmektedir.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır.

Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.

Benzer şekilde; uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.

Bu sayılanların dışında ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usulü kazanılmış haktan söz edilemez (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, ... 2001, Cilt: 5, s. 4738 vd.).

Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (HGK, 20.12.2013 tarihli 2013/23 131 E., 2013/1681 K. sayılı karar).

Somut olayda, dava konusu özü itibariyle yaşlılık aylığının gerçek miktarının tespitidir. Davacı sigortalı, mahkemece verilen ilk hükme esas alınan 10.05.2011 tarihli bilirkişi raporuna itiraz etmemiş, yaşlılık aylığı miktarının 718,17 TL olduğuna dair verilen kararı sadece davalı Kurum vekili temyiz etmiştir. Her ne kadar Özel Dairenin bozma kararında belirttiği şekilde hesaplama yapılan 26.02.2014 tarihli bilirkişi raporunda davacının yaşlılık aylığı miktarı 776,81 TL olarak belirlenmiş ise de, mahkemece verilen ilk kararın davacı sigortalı tarafından temyiz edilmediği göz önüne alındığında, davalı Kurum yararına usulü kazanılmış hak oluştuğundan mahkemece verilen direnme kararı bu nedenlerle usul ve yasaya aykırıdır. Denilerek kararın bozulmasına kesin olarak karar verilmiştir.

F. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararından Sonra İlk Derece Mahkemesince Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dava ve cevap dilekçesinden celp olunan ticaret sicili kayıtları ile davacının bağ dosyasından, emsal dosyalardan, aldırılan bilirkişi raporlarından, ıslah beyanından, mahkememiz kararından, bozma ilamından, bozmadan sonra aldırılan bilirkişi raporundan davacı vekilinin beyanından ve tomar dosya kapsamından, 01.09.1982 tarihinden itibaren başlamak üzere davacının Bağ Kur sigortalılığının başlatıldığı 24.07.2006 tarihli hesap ektresinde, davacının 01.10.2003 tarihinde 11. basamakta bulunduğu ve 01.11.2003 tarihinde basamak satın almak sureti ile 17. basamağa intibakının gerçekleştiği 03.10.2005 tarihli basamak yükseltme talebine istinaden de 01.11.2005 tarihinde 18. basamağa yükseltildiği davacının 06.11.2006 tarihli tahsis talebine istinaden 01.12.2006 tarihinden itibaren başlamak üzere 18. basamak ve %70 aylık bağlama oranı üzerinden net 467,65 TL aylığın kendisine bağlandığı , aslında kurumun aylık bağlama kıstaslarının yerinde olduğu , sorunun kurumun davacının basamak satın almak sureti ile 01.11.2003 tarihinde 17. basamağa intibak ettirildiği tarihten geriye doğru basamak intibakı yapılarak 01.01.2000 tarihinde tespit edilen basamağa göre aylığı hesaplaması gerekirken geriye doğru intibak yapılmayarak basamak satın alınmadan önce davacının bulunduğu 7. basamaktan aylığının hesaplamasından dolayı bir farkın oluştuğu ve kurumun bu uygulaması sonucu basamak satın almanın aylık oranına cüzi etkisinin bulunduğu dolayısı ile basamak satın almanın amacına aykırı olduğu zira sigortalının daha fazla aylık almak için milyarlarca ödeme külfetine katlandığı buna göre aylık miktarı 31.12.2003 tarihli olup, tahsis talep tarihine göre 2006 Temmuz ayı dahil uygulanan zam oranlarının ek ödeme eklendikten ve SGPK indirildikten sonra net 776,81 TL olduğu, 01.12.2006 tarihinden itibaren kurumca ödenen net aylığın 467,65 TL ile hesaplanan net aylık 776,81 TL arasındaki farkın ve daha sonraki artışlar arasındaki farkların da ödenmesi gerektiği görülerek davanın ıslah dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar verilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.12.2019 tarihli Bozma ilamı doğrultusunda mahkememizce verilen ilk kararın davacı sigortalı tarafından temyiz edilmediği göz önüne alınarak davalı Kurum yararına usulü kazanılmış hak olduğu kabul edilmiş ve davanın ıslah dilekçesi doğrultusunda kabulüne, davacının emekli maaşının 718,17 TL olarak intibakı ile aylık başlangıç tarihi olan 01.12.2006 tarihinden itibaren farkları ile birlikte kendisine ödenmesi gerektiğinin tespitine dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı ve Davalı ... vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davacı vekili; direnme kararının yerinde ve isabetli olduğunu basamak satın alan davacı hakkında yapılan aylık hesaplamasının hatalı olduğunun çok açık olduğunu alınan bilirkişi raporlarınında hatalı olup karara esas alınamayacağını belirterek, verilen kararın bozulmasını ve davanın yüksek miktar üzerinden karara bağlanmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, basamak satın alan davacının yaşlılık aylığının eksik hesaplanıp hesaplanmadığı ile fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili gerekip gerekmediğine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 ve 1479 sayılı Kanun hükümleridir.

  1. Değerlendirme

  2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  3. Temyizen incelenen ilk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı ve davalı Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadankararcevapyargılamatemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderecesonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:35:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim