Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/9505
2023/8961
28 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, davalılar vekili tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, davalı işverene ait işyerinde 01.08.2005 31.05.2010 tarihine kadar olan hizmet süresinin sigortalılık süresi olarak tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davanın içeriğinin 2 adet talebe bağlı olduğunu, taleplerden birinin hizmet süresinin tespiti, diğerinin ise işçi alacağı olduğunu, yapılacak inceleme ve araştırma yöntemler ile temel ilişkinin ispatlanmasında izlenecek usul ve davanın tarafları açısından büyük farklılıklar içerdiğini, öncelikle davanın ayrılmasına karar verilmesi gerektiğini, davacının inşaat işçisi olduğunu, o dönem çocuklarıyla birlikte yaşayacağı bir yere ihtiyacı bulunduğunu, o bölgenin yazlık konutların bulunduğu bir bölge olmasından dolayı davacı açısından iş bulma imkanı olduğunu, inşaat işçiliği bulamadığı dönemde de tüm o civar yazlıklarda sebze satarak geçimini sağladığını, müvekkilinin davacıya çocuklarıyla başını sokacak bir yer vererek çocuklarının okula gidebilmesini sağlayarak onlara yardımcı olmak amacıyla ve orada yaşayan babasına da arkadaş olmaları, elektrik faturalarının ödemesi gibi işleri de yaptığı için bahşişi ve zekat amacıyla ona bir miktarda para ödemesi yaptığını, ona inşaat işi verdiği zamanda para ödediğini, o tarihlerde başka bir ödeme yapmadığını, yakacak yardımı yaptığını, davacının ileri sürdüğü tarihlerde çeşitli inşaatlarda işçilik yaptığını ve yazlıklarda sebze meyve satarak vaktini geçirdiğini, davacıya inşaat işçiliği, çevre düzenlemesi için ödeme yaptığını, bu ödemelerin içerisinde hiç bir şekilde bekçilik ücreti olmadığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği ücretlere 24 saat çalışmasının yaşamın doğal akışına da uymadığını, iki çocuğu eşi olan dört kişilik bir ailenin gönderilen o bedellerle 24 saat çalışmasının mümkün olamayacağı gibi yaşam giderlerini de karşılamaların da mümkün olmadığını, davacıya ve çocuklarına yapılan insani yardımı banka ekstresine geçen bir beyandan yararlanarak lehine durum yaratmaya çalışıldığını, davacıya gönderilen paraların miktarlarına bakıldığında her ay farklılık gösterdiğini, bunun nedeninin her ne kadar dekontta bekçilik diye yazılıysa da değişik ödemeleri yapması için ona güvene dayalı gönderilen paralar olduğunu, davacının davası ve taleplerinin hakkaniyete, gerçeğe uymadığını, iptalini kendisininde imzaladığı bir sözleşmeye dayanarak ve kendine gönderilen paraların yardım amaçlı olduğunu da inkar ederek kendine yapılan iyilikten sonuç çıkarmaya çalıştığını bu nedenlerle hizmet süresinin tespitine ilişkin davaların kamu düzenine ilişkin ve resen araştırılma ilkesine bağlı olması, işçilik hak ve alacaklarının tarafların hazırlama ilkesine bağlı olması, her iki dava türünün yasal dayanak, inceleme ve araştırmaların da izlenecek usulüne farklı olması, her iki davanın taraflarının farklı olması nedeniyle birlikte açılan davaların ayrılmasına, davacının dayanak yaptığı 01.08.2005 tarihli hizmet sözleşmesinin aynı tarihte davacı ile müvekkili tarafından yapılan yazılı bir protokol ile bu sözleşmeden vazgeçilmesi, taraflar arasında bir hizmet ilişkisinin kurulmamış bulunması, davacının sitede bekçi olarak çalışmaması, sigortalı gösterilmesi zorunluluğunun olmaması nedeniyle bekçi hizmeti yaptığına ilişkin talebinin reddine, davacının sitede müvekkilinin gönderdiği paralar karşılığında çevre düzenlemesi ve duvarların örülmesi işinde çalıştığı için bu işlerin ne kadar sürede yapılacağının tespiti ile bu sürenin çalışma süresi olarak kabulüne, işçi haklarının tespitinde de bu sürenin nazara alınmasına, bekçi olarak çalışmadığı için fazla çalışma, hafta tatili gibi taleplerin yasal olmaması nedeniyle davanın reddine, yargı giderleriyle avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, davacının açmış olduğu davanın reddinin gerektiğini, davacının tespitini istediği dönemlerin bir kısmının hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, hizmet tespitine yönelik davaların hizmetin geçtiği yıldan itibaren 5 yıl içerisinde açılabileceği hükme bağlandığını, bu taleplerin her yıl için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, hizmet tespiti davalı ile işçilik alacakları birlikte dava edilmeyeceğini, hizmet tespiti davalarının kamu düzenininden olup bu davalarda resen araştırma ilkesi hakimken, işçilik alacakları davası taleple bağlı davalar olup araştırmanın usul ve yöntemleri açısından oldukça farklı davalar olduğunu, hizmet tespiti davalarının titizlikle incelenmesi gerektiğin, işe giriş bildirgesi verilmiş olması dahi davacının davasını ispatlamaya yetmeyeceğini, davacının müvekkil kurumda şahsi dosyasına rastlanılmadığını, bir an için davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla Mahkeme aksi görüşe kanaat ederse müvekkil kurum aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesine karar verilmesi gerektiğini bu nedenlerle davanın reddi ile tüm yargılama ücretleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, mahkeme aksi kanaate varırsa da aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.05.2016 tarihli ve 2014/259 E., 2016/193 K. sayılı kararı ile "yapılan yagrılama ve tüm dosya kapsamından, tanık beyanlarından ve Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporları göz önüne alındığında, davanın hizmet tespit davası olduğu hususları da hep birlikte değerlendirildiğinde talimat üzerine aldırılan 19. İş Mahkemesinin 2015/12 sayılı dosyasında bilirkişi raporu göz önüne alınarak" davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
- İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Daire kararında; "... bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, mal sahibi sıfatıyla davalı ve davalının babası ... ile davacı arasında imzalanan 01.08.2005 tarihli sözleşme ile "... ve ...'a ait ... Gelibolu Koruköy, 19 20 pafta no ve 4148 numaralı parselde site içinde bulunan kaba inşaatları bitmiş ve elektrik trafo direği dikilerek site içine elektriği verilmiş toplam 12 adet dublex villanın ailesiyle birlikte kalacak ... tarafından ... bekçilik işinin yapılması ve çevre düzenlemelerinde yardımcı olunmasıdır... mal sahipleri ... ... ve ailesinin ikameti ... amacıyla ... bir adet dublex villayı ... sağlayacaklardır" hususlarının imza altına alındığı ancak söz konusu sözleşmenin karşılıklı olarak feshedildiğine dair protokol düzenlenerek imzalandığı; bununla birlikte, dava dilekçesi ekinde 2006/1 2010/5 (2008/7 8 inci ayları hariç olmak üzere) dönemine ilişkin olarak bir kısmında bekçilik ifadesinin de kullanıldığı davalının adının yer aldığı düzenli ödemeler ile bu ödemelere ilişkin fiş ve tutanaklar bulunduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, davacının hizmet cetvelinin incelenmesinde talep konusu dönemde 02.02.2010 25.03.2010 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılığı olduğu anlaşılmakta olup dosyada bu tarihler arasında davacının "yolcu taşımacılığı" yaptığına ilişkin ilişkin imza ve mühür içermeyen vergi kaydı da bulunmaktadır. Mahkemece yapılacak iş, dava dilekçesine ekli banka hesap hareketlerini gösteren belgeler de eklenerek ilgili bankadan davacının talep konusu döneme ilişkin hesap kayıtları celbedilmeli, davalı tanıklarının davacının geçimini sebze meyve satarak sağladığına ilişkin beyanları da dikkate alınmak ve talep konusu dönemdeki villa malikleri dinlenmek suretiyle çalışmanın ne şekilde ve ne kadar süre ile gerçekleştiği araştırılmalı, 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılığın bulunduğu 02.02.2010 – 25.03.2010 tarihleri arasında aynı zamanda bekçilik görevini sürdürüp sürdürmediği, talep konusu dönemde bekçi olarak çalıştığını iddia eden davacının bu çalışmasını yürüttüğü villaların durumu, büyüklüğü, villaların bulunduğu yerin ne zaman iskan edildiği ve villalarda ne zaman oturulmaya başlandığı, talep konusu dönemin tamamında inşaat halinde mi olduğu, bekçilik işinin tam zamanlı çalışmayı gerektirip gerektirmediği, davacının ek iş yapıp yapmadığı hususları araştırılmak suretiyle yapılan işin kapasitesine göre davacının çalışmasının tam zamanlı mı kısmi zamanlı mı olduğu tespit edildikten sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi" gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "yapılan yargılama, toplanan deliller ve tanık beyanları değerlendirildiğinde; davacının davalının villasında 01.08.2005 ile 31.05.2010 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığına dair somut delil olmaması, davacının Türkiye İş Bankasında bulunan hesap ekstresine göre hesabın 14.08.2009 da açıldığı, bu tarihten 20.05.2010 tarihine kadar olan süreçte davalı tarafından inşaat duvar işçilik ödemesi ve elektrik fatura ödemesi adı altında çeşitli tarihlerde para gönderilmiş ise de tek başına davacının hesabına para gönderilmiş olmasının çalışma olgusunu kanıtlamaya yeterli olmadığı, mahkememizce villa da oturanlar tespit edilmek istenilmiş ise de bu hususta bir tespit yapılamadığından villa maliklerinin dinlenemediği, ancak komşu site sakinlerinin kamu tanığı olarak dinlenmeleri halinde davacıyı görmediklerini ve tanımadıklarını beyan etmeleri, kamu tanıklarından ...'ın davalıyı tanıdığını ancak davacıyı tanımadığını, bekçililik anlaşması konusunda davacı değil ancak Ali Harmancıoğlu adlı kişinin bekçilik ve görevli olduğu konusunda anlaşma yapıldığını, bu kişinin de bu görevi yapmayıp Cevdet isimli kişiye yaptırdığı bu nedenle de sözleşmenin feshedildiğini beyan etmesi, bozma kararından önce dinlenen davacı tanıklarının da davacının bekçilik yaptığına ilişkin net olarak bilgilerinin olmadığı, bozma kararında belirtilen hususlar kolluk marifetiyle araştırılmış ise de bu konuda bilgi ve tespit yapılamadığının belirtilmesi ve tespit edilebilen tanıklarında yeterli bilgiye sahip olmadıkları değerlendirildiğinde davacının Yüksek Mahkeme içtihatlarıyla belirlenen ilkeler çevresinde kesintisiz ya da yarı zamanlı olarak çalışma olgusunu kanıtlayamaması nedeniyle davanın reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, bozma kararında belirtildiği üzere ödemeler olduğunu, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın kabulünü ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
-
Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
-
Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 13 üncü maddesinde, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşmenin kısmî süreli iş sözleşmesi olduğu belirtilmiş, 63 üncü maddesinde, genel bakımdan çalışma süresinin haftada en çok 45 saat olduğu, aksi kararlaştırılmamışsa bu sürenin, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanacağı açıklanmıştır. Bu tür hizmet tespiti davalarında tam gün üzerinden veya kısmi zamanlı olarak çalışma olgusunun ortaya konulması önem arz etmekte olup, çalışmanın kısmi zamanlı olduğu anlaşıldığı takdirde günde kaç saat hizmet verildiği ve giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli, sonrasında değinilen 63 üncü madde kapsamında 7,5 saatlik çalışmanın 1 iş gününe karşılık geldiğinden yola çıkılarak hüküm altına alınması gereken aylık çalışma süresi belirlenmelidir.
-
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9 508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
- Değerlendirme
1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Önceki bozma ilamında; "mal sahibi sıfatıyla davalı ve davalının babası ... ile davacı arasında imzalanan 01.08.2005 tarihli sözleşme ile "... ve ...'a ait ... Gelibolu Koruköy, 19 20 pafta no ve 4148 numaralı parselde site içinde bulunan kaba inşaatları bitmiş ve elektrik trafo direği dikilerek site içine elektriği verilmiş toplam 12 adet dublex villanın ailesiyle birlikte kalacak ... tarafından ... bekçilik işinin yapılması ve çevre düzenlemelerinde yardımcı olunmasıdır... Mal sahipleri ... ... ve ailesinin ikameti ... amacıyla ... bir adet dublex villayı ... sağlayacaklardır" hususlarının imza altına alındığı ancak söz konusu sözleşmenin karşılıklı olarak feshedildiğine dair protokol düzenlenerek imzalandığı; bununla birlikte, dava dilekçesi ekinde 2006/1 2010/5 (2008/7 8 inci ayları hariç olmak üzere) dönemine ilişkin olarak bir kısmında bekçilik ifadesinin de kullanıldığı davalının adının yer aldığı düzenli ödemeler ile bu ödemelere ilişkin fiş ve tutanaklar bulunduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, davacının hizmet cetvelinin incelenmesinde talep konusu dönemde 02.02.2010 – 25.03.2010 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılığı olduğu anlaşılmakta olup dosyada bu tarihler arasında davacının "yolcu taşımacılığı" yaptığına ilişkin ilişkin imza ve mühür içermeyen vergi kaydı da bulunmaktadır. Mahkemece yapılacak iş, dava dilekçesine ekli banka hesap hareketlerini gösteren belgeler de eklenerek ilgili bankadan davacının talep konusu döneme ilişkin hesap kayıtları celbedilmeli, davalı tanıklarının davacının geçimini sebze meyve satarak sağladığına ilişkin beyanları da dikkate alınmak ve talep konusu dönemdeki villa malikleri dinlenmek suretiyle çalışmanın ne şekilde ve ne kadar süre ile gerçekleştiği araştırılmalı, 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılığın bulunduğu 02.02.2010 – 25.03.2010 tarihleri arasında aynı zamanda bekçilik görevini sürdürüp sürdürmediği, talep konusu dönemde bekçi olarak çalıştığını iddia eden davacının bu çalışmasını yürüttüğü villaların durumu, büyüklüğü, villaların bulunduğu yerin ne zaman iskan edildiği ve villalarda ne zaman oturulmaya başlandığı, talep konusu dönemin tamamında inşaat halinde mi olduğu, bekçilik işinin tam zamanlı çalışmayı gerektirip gerektirmediği, davacının ek iş yapıp yapmadığı hususları araştırılmak suretiyle yapılan işin kapasitesine göre davacının çalışmasının tam zamanlı mı kısmi zamanlı mı olduğu tespit edildikten sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Dosya kapsamında, davacıya davalı ... tarihinden ilk ödeme 04.01.2006 tarihinde yapılmış olup 20.05.2010 tarihine kadar önceleri bekçilik adı altında, sonrasında farklı başlıklarla (elektrik fatura ödemesi/inşaat duvar işçilik ödemesi vs.) ödemeler yapıldığı, bu ödemeler dikkate alınmaksızın red kararı verilmesi hatalı olup Mahkemece bu ödemeler üzerinde durulmalı, bekçilik açıklamasıyla yapılan ödemelerin sonraki dönemlerde niteliğinin neden değiştiği araştırılmalı, davalı ...'nın konumu belirlenmeli, tanık beyanlarında Kooperatif ortağı olarak geçmesi nedeniyle bu durum araştırılmalı, bu amaçla davacının bekçilik yaptığını iddia ettiği villa inşaatı işyerinin kim adına kayıtlı olduğu belirlenmeli, işyeri sicil dosyası celbedilmeli, işyerinin kapsama alınış ve kapsamdan çıkarılış tarihleri belirlenmeli, işin ne zaman başlayıp ne zaman sona erdiği ilgili Belediye'den sorulmalı, bu işyerinden verilen dönem bordroları celbedilip bordro tanıkları dinlenilmeli; önceki bozma ilamı doğrultusunda davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılığının bulunduğu 02.02.2010 – 25.03.2010 tarihleri arasındaki dönem bakımından çakışan sigortalılık hususunun araştırılmadığı anlaşılmakla bu dönem yönünden aynı zamanda bekçilik görevini sürdürüp sürdürmediği, talep konusu dönemde bekçi olarak çalıştığını iddia eden davacının bu çalışmasını yürüttüğü villaların durumu, büyüklüğü, villaların bulunduğu yerin ne zaman iskan edildiği ve villalarda ne zaman oturulmaya başlandığı, talep konusu dönemin tamamında inşaat halinde mi olduğu, bekçilik işinin tam zamanlı çalışmayı gerektirip gerektirmediği, davacının ek iş yapıp yapmadığı belirlenerek, davacının kısmi zamanlı çalışma hususu varsa davacının, davalı işyerinde yaptığı bekçilik faaliyetini periyodik olarak hangi sıklıkta (saat/gün/ay) yaptığı ve bunun için ne kadar zaman harcadığı araştırılmalı, günde kaç saat hizmet verildiği, haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli, sonrasında değinilen 63 üncü madde kapsamında 7,5 saatlik çalışmanın 1 iş gününe karşılık geldiği nazara alınarak hüküm altına alınması gereken aylık çalışma süresi belirlenmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
- Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:27:48