Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/4007
2023/8752
26 Eylül 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
EK KARAR TARİHİ: 14.03.2022
SAYISI: 2021/1615 E., 2021/3539 K.
KARAR: Kısmen kabul
Davalı ...
Davacı vekilleri
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 42. İş Mahkemesi
SAYISI: 2017/128 E., 2021/288 K.
Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın Davacı vekili ile davalılardan ... Asansör İnşaat Elektrik Elektronik Mühendislik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalılardan ... Asansör İnşaat Elektrik Elektronik Mühendislik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun manevi tazminat ve husumet yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili ile davalılardan ......10. Etap Toki Konutları Site Yönetimi ve ......14. Etap Toki Konutları Site Yönetimi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ......14.Etap Toki Konutları Site yönetiminin sigortalı işçisi teknik personel olarak hizmet akdi ile çalışırken, işverenin talimatı ile ......10.Etap Toki Konutları Site Yönetiminin sorumluluğunda bulunan, C 36 nolu bloğun çatı katındaki doğalgaz kazanını kontrol etmek için diğer personellerle birlikte ... Asansör firması tarafından takılan asansöre 21.12.2012 tarihinde bindiklerini ve asansörün 8.kata geldiğinde, hızla zemine doğru inişe geçmesi ve çok sert bir şekilde 1.katta durması sonucu müvekkil ve diğer personellerin yaralandığını, davalıların bu olay nedeniyle sorumlu olduklarını, davacının iş kazasından dolayı maddi ve manevi zarara uğradığını, bu zararın tamamının davalılarca müştereken ve müteselsilen tazmini gerektiğini belirterek 1.000,00 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 287.694,26 TL'ye arttırmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı ... Asansör İnşaat Elektrik Elektronik Mühendislik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde davalı şirketin hiçbir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
2.Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın ......1.2.3.4.5.6.7.8.9.10.11.12.13 ve 14.Etop Toki Konutları sitelerinde part tıme çalıştığını, olayın meydana geldiği gün davacının ......10.Etap Toki Konutları Site yönetimi bünyesinde çalışmakta olduğunu, davanın ......14.Etap Toki Konutları Site Yönetimine de ikame edilmesinin hatalı olduğunu, kazanın iş kazası olmadığını, illiyet bağı olmadığını, davalıların sorumluluğunun bulunmadığını, gerekli tüm tedbirlerin alındığını, ayrıca talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Dosya kapsamındaki 1. kusur raporunu düzenleyen bilirkişilerden alınan 03.07.2020 tarihli 1.kusur raporunun, dosya kapsamıyla uyumlu olmadığı tespit edilmiş, taraf vekillerince bu rapora itiraz edilmiş ve Mahkememizce de hukuka uygun bulunmadığından söz konusu rapor hükme esas alınmayarak, 22.09.2020 tarihli 2. kusur raporu hükme esas alınmıştır. Anılan raporda; Davalı...10. Etap Toki Blokları Emlak Site Yönetiminin "Yetkili kişi ve/veya kurumlarca asansörün gerekli test, kontrol, bakım, onarımlarının yapıldığını belirtir rapor düzenlenmeden kullanıma açılması ve devam edilmesi, site yönetiminin bahse konu rapor olmadan/almadan/aldırmadan asansörün kullanılmasını engellememesi, yani site yönetiminin yetkili asansör firmasının asansörün güvenli çalıştığını belirtir belgeleri temin etmeden asansörün kullanıma açmaması/kullanılmaya devam etmemesi gerekirken bunları yapması" nedeniyle %10 oranında kusurlu bulunduğu. Davalı ... Asansör İnş.Elektrik Elektronik Müh. San. ve Tic. Ltd Şti.'nin "Asansörün standartlara ve yasal mevzuata aykırı şekilde kurulması, güvenli kullanımı temin edecek gerekli test, kontrol, bakım, onarımları yapmaması, asansör paraşüt sistemi, fren sistemi, hız regülatörlerinin etkin şekilde çalışıp çalışmadığını kontrol etmemesi, asansörde başta fren sistemleri olmak üzere güvenlik donanımlarının faal olup olmadığı, herhangi bir arızi durum olup olmadığı yönünde gerekli kontrolleri yapmaması" nedeniyle %50 oranında kusurlu bulunduğu, Davacı işçi ..., kaza tarihinde...10. Etap TOKİ Konutları Site Yönetimi bünyesinde teknik personel olarak görev yapmakta olup, olay günü doğalgaz kazanı ve ısınma sistemindeki arızayı kontrol etmek için arkadaşları ile asansöre binmiştir. Apartmandaki diğer sakinler gibi site yönetimi tarafından kullanılmasının engellenmediği asansörü kullanmış olup, asansörle ilgili herhangi bir görevi, yetkisi vs. bulunmadığı anlaşıldığından asansörde var olan arızaların, eksikliklerin olup olmadığını bilmesi kendisinden beklenemeyeceğinden iş kazasının meydana gelmesinde herhangi bir kusurlu davranışının bulunmadığı, Davalı ...14. Etap Toki Blokları Emlak Site Yönetimi'nin "Dava konusu olayın,...10. Etap TOKİ Konutları Site Yönetiminin sorumluluğundaki binada meydana gelmiş olması ve ayrıca kaza tarihinde davacının işvereni olmaması nedeniyle herhangi bir kusurlu davranışının bulunmadığı, İhbar olunan ... Firmasının raporun IV. bölüm 10 uncu maddesi c bendinde anlatılan neden ve gerekçelerle%20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu bulunduğu, İhbar olunan Zorlu Asansör firmasının raporun IV. Bölüm 10. Maddesi d bendinde anlatılan neden ve gerekçelerle TOKİnin %10 (yüzde on) oranında kusurlu bulunduğu, İhbar olunan Zorlu Asansör firmasının raporun IV. bölüm 10 uncu maddesi e bendinde anlatılan neden ve gerekçelerle %10 (yüzde on) oranında kusurlu bulunduğu, kanaatine varıldığı, Maddi tazminata ilişkin olarak aktüer bilirkişi Başak Dalkıran'dan 03.12.2020 ve 02.02.2021 tarihli ön ve kök rapor alınmış, ek raporda yapılan hesaplamaların denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, manevi tazminat talebi hakkaında ise, kaza tarihi, maluliyet miktarı, kusur durumu, kazanılan ücret, işçinin yaşı, maluliyetin sosyal yaşama etkisi, işleyecek faiz miktarı da dikkate alınarak karar verildiği belirtilmek suretiyle;
"1 İş kazası sebebi ile davacının uğradığı 287.694,26 TL maddi tazminatın kazanın meydana geldiği 21.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Asansör İnşaat Elektrik Müh. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ......10.Etap TOKİ Konutları Site Yönetimi'nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2 İş kazası sebebi ile davacının uğradığı 24.000,00 TL manevi tazminatın kazanın meydana geldiği 21.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Asansör İnşaat Elektrik Müh.San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ......10.Etap TOKİ Konutları Site Yönetimi'nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
3 Davanın ......14.Etap TOKİ Konutları Site Yönetimi açısından (Her ne kadar davacı tarafından eldeki dava,...14. Etap Toki Blokları Emlak Site Yönetimine karşı da yöneltilmiş ise de davacının kaza tarihindeki işvereninin ...10. Etap Toki Blokları Emlak Site Yönetimi olması ve ayrıca somut olayda birlikte istihdam da söz konusu olmadığından davanın bu davalı açısından husumet yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. Kaldı ki, hükme esas alınan 22.09.2020 tarihli 2. kusur heyet raporunda belirtildiği üzere bu davalının kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru da söz konusu olmadığı belirtilerek) husumet yönünden reddine,
4 Fazlaya ilişkin sair tüm istemlerin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılardan ... Asansör İnşaat Elektrik Elektronik Mühendislik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalı ... açısından davanın husumet yokluğundan ret kararı verilmesinin doğru olmadığını, asgari ücret değişikliğinden kaynaklı maddi zarar hesabının yeniden yapılması gerektiğini, manevi tazminat miktarının düşük belirlendiğini beyan ederek mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... Asansör İnşaat Elektrik Elektronik Mühendislik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle, alacakların zamanaşımına uğradığını, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, 22.09.2020 tarihli raporun hükme esas alınmasına dair gerekçenin yazılmadığını, kusur oranlarını kabul etmediklerini, asansörlerin periyodik bakımlarının davalı ... firması tarafından yapılacağına dair düzenlenen sözleşmede yer alan imzanın firma temsilcisi Ömer Baran’a ait olmadığını, davacının yaptığı iş, unvanı ve gerçek ücretinin tam olarak tespit edilmediğini, bu yönde araştırma yapılmadığını, hesaplamaya esas ücretinde yüksek ve hatalı belirlendiğini bu yönde araştırma yapılmadığını, sürekli iş göremezlik oranını kabul etmediklerini, manevi tazminat miktarının yüksek belirlendiğini, vekalet ücretinin hatalı hesaplanıp hüküm altına alındığını beyan ederek mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, ...’nin sorumluluğunun olmadığı ve husumet yöneltilmeyeceğini, puantaj kayıtlarındaki çelişkinin dikkate alınmadığını, asıl işverenin...Sitesi Yönetimleri Bölge Müdürlüğü ve alt işverenin Emlak Yönetim Hizmetleri ve Ticaret AŞ olduğunu, davacının tüm etaplarda dönemsel çalışmasının bulunduğunu, tüm yönetimlerin sorumlu tutulması gerektiğini, asıl işi verenin TOKİ olduğunu, işveren sıfatlarının bulunmadığını, kaza tarihinde kat malikleri tarafından oluşturulmuş yönetim bulunmadığını, 07.08.2020 tarihine kadar site yönetiminin Emlak Yönetim Hizmetleri ve Ticaret AŞ’de olduğunu ve bu tarihten sonra site kat maliklerine geçtiğini, olayın iş kazası olmadığını, kusur raporları arasında çelişki olduğunu, ... 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/510 Esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, meydana gelen olay sebebiyle işçiler tarafından ve SGK tarafından açılan davalar ile ceza davalarında farklı farklı kusur raporları alındığını, asansörün montaj işinin üstlenen firmanın ... firması olduğunu ve bu işi ona verenin ise dava dışı Dibay firması olduğunu, fren sistemini üretenin ise dava dışı Zorlu Asansör firması olduğunu, bu firmaların kusurlu ve sorumlu oldularını, davalı ... firmasının asansörü güvenlikli hale getirmeden geçici kabulünü yaptırdığını ve periyodik bakım sözleşmesine aykırı şekilde gerekli bakımları yapmadığını, Hüseyin Orhan adlı şahsın mahkemece dinlenmesi gerektiğini, eksik araştırma yapıldığını, manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, maluliyet oranını kabul etmediklerini, hesaplamaya esas ücretin isabetli tespit edilmediğini beyan ederek mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve karar numarası yazılı kararında özetle; Dosya kapsamı, olayın oluş şekli ve alınan kusur rapoları içerikleri dikkate alındığında, meydana gelen olayda davacı işçinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı açıktır. Bu nedenle 22.09.2020 tarihli raporun hükme esas alınması isabetli ise de, rapor içeriğinde ihale makamı olan dava dışı TOKİ’nin meydana gelen kazada kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı ve verilen %10’luk kusurun diğer davalı ve dava dışı taraflara dağıtılması gerektiği, bunun yanında davacının 14 adet toplu konut site yönetimi tarafından kısmi süreli iş sözleşmeleri ile çalışma yaptığı iddia edilmekte ise de, SGK kayıtlarına göre kaza tarihinde davalı ... tarafından sigorta bildiriminin yapıldığı, davalı tarafça ibraz edilen puantaj kayıtlarından olay günü ...’nde görevli olduğu ve part time çalışma yaptığının gösterildiği, davacı tanık anlatımı ile bu şekilde bildirim ve sözleşme yapılmış olsa bile haftanın 6 günü tüm site yönetimlerinde verilen işleri yaptıklarını beyan ettiği anlaşılmakla, ...’nin de meydana gelen olayda işveren sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli olmamıştır. Gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47 nci maddesi, gerekse de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56 ncı maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri gözönünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı ve/veya yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.Bu açıklamalar sonrasında somut olayda, tarafların sosyal ekonomik halleri, maluliyet oranı, iş kazasının meydana geldiği tarih, tarafların kusur durumları, işçinin yaşı, kazanın meydana geliş şekli ve olay sonrasına ait tedavi süreci gözetildiğinde, yerel Mahkemece 24.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi olaya uygun değildir. Yukarıdaki ilkeler ışığında 30.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmış ve davacı vekilinin manevi tazminat miktarına dair istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının bu yönden kaldırılmasına ve manevi tazminat miktarının düzeltilmesine karar verilmiştir gerekçeleriyle;
"1)Davalılar ... Asansör İnşaat Elektrik Elektronik Mühendislik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve ...'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1 b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2)6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1 b 2. maddesi gereğince davacının istinaf başvurusunun manevi tazminat ve husumet yönünden kabulü ile ilk derece Mahkemesi kararının (bu yönlerden) kaldırılmasına,
- Davanın kısmen kabulü ile,
a)İş kazası sebebi ile davacının uğradığı 287.694,26 TL maddi tazminatın kazanın meydana geldiği 21.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
b)İş kazası sebebi ile davacının uğradığı 30.000,00 TL manevi tazminatın kazanın meydana geldiği 21.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılardan ......10. Etap Toki Konutları Site Yönetimi ve ......14. Etap Toki Konutları Site Yönetimi vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B.Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrarla beraber özellikle hükümde, maddi tazminat hesabı nedeniyle, değişecek veriler gözetilerek müvekkilinin fazlaya ilişkin talep hakkının saklı tutulmamasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
-
Davalı...10. Etap Toki Konutları Site Yönetimi vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrarla beraber özellikle Asıl İşveren Sıfatıyla husumetin TOKİ’ye yöneltilmesi gerektiğini, olay tarihinde kat mülkiyetine tabi site yönetiminin teşkil edilmediğini, kazadan sonra TOKİ tarafından yönetimin site yönetimine devrediğini, olay tarihinde site yönetiminin TOKİ'ye bağlı Emlak Yönetim Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.'ne ait olduğunu bu kapsamda müvekkili site yönetimi yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, sigortalının site etaplarında part time çalışması nedeniyle tüm site etap yönetim kurullarının sorumlu tutulması gerektiğini, ceza dava dosyasına gelen kayıtlara dikkat edilmediğini, müvekkilinin %100 kusur oranından müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, illiyet bağının davalı ... Asansör İnşaat Elek Müh. San ve Tic Ltd Şti ve İhbar olan ... Tur. Müh. Nak. San ve Tic Ltd Şti Kusurlu eylemleri nedeniyle kesildiğinin kabulü gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, sürekli iş göremezlik oranının hatalı tespit edildiğini gelirin hatalı belirlendiğini, davacının kaza öncesindeki koşullarla aynı şekilde çalışmasına devam ettiğinin maddi tazminat hesabında gözetilmediğini, olayın iş kazası olarak kabul edilemeyeceğini, karar ve ilam harcına dair hükmün hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
-
Davalı...14. Etap Toki Konutları Site Yönetimi vekili temyiz dilekçesinde özetle; Müvekkiline kusur verilmediği halde Bölge Adliye Mahkemesinde sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, kaza tarihinde kat mülkiyeti kanununa göre oluşturulmuş mevcut bir site yönetimi bulunmadığını, Husumetin Emlak Yönetim Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.'ne yöneltilmesi gerektiğini, Emsal Daire Kararının bu yönde olduğunu, İlliyet bağı olmadığından hakkındaki davanın reddi gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının yeterli gerekçe içermediğini ve bu karar nedeniyle müvekkilinin mağdur durumda olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle kurumca karşılanmayan maddi ve manevi tazminat hesabının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
Temyiz incelemesinin kapsamı bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, dava yığılması (objektif dava birleşmesi kapsamında) aynı kanunun 110 uncu maddesi, tazminat miktarının tayin ve tespiti açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, Usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
- Değerlendirme
A) Davacı vekili ile davalılardan ......10. Etap Toki Konutları Site Yönetimi vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3.Somut olayda davacı vekilinin dava dilekçesinde 80.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesinin 03.02.2021 tarihli kararıyla istemin kısmen kabulü ile 24.000,00 TL'ye hükmedildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine davacının manevi tazminat istemi yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, söz konusu kararın maddi tazminat hükmünden ayrı olarak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL'nin altında kalması nedeniyle iş bu hükmü temyiz edenler yönünden temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Davacı vekili ile davalılardan ......10. Etap Toki Konutları Site Yönetimi ve ......14. Etap Toki Konutları Site Yönetimi vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle iş kazasının gerçekleşmesinde sigortalının kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla sorumluluğu bulunalar arasında kusur oran ve aidiyetlerinin kendi aralarında ileride açılması imkanı bulunan rücu davasında tartışılarak sonuca bağlanmasının mümkün olmasına göre, temyiz edenlerin sıfatlarına temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacı vekili ile davalılardan ......10. Etap Toki Konutları Site Yönetimi vekilinin tüm, davalı ......14. Etap Toki Konutları Site Yönetimi vekilinin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
-
4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
-
İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
-
5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur.
-
4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu.
-
Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2.maddesinin 6.fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
-
Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.
a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.
b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.
c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.
e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9 273 548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
- Öte yandan 818 sayılı Borçlar Kanununun 332 nci maddesinin karşılığı olarak çağdaş yaklaşımla düzenlenen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 417 nci maddesinin 2 nci fıkrasında; "İşveren, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlü" olacağı belirtilerek, İş Kanununun 77/1 inci maddesiyle bütünlük sağlandığı gibi 3 üncü fıkrasında; "İşverenin yukarıdaki hükümler dahil kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi" olduğu hükme bağlanmak suretiyle, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğun hukuki niteliği konusunda tartışmalar sona erdirilmiş, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan ölüme ve vücut bütünlüğünün zedelenmesine veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmininde sözleşmeden doğan sorumluluk hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
9.4857 sayılı İş Kanununun 77 nci ve devamı maddelerini yürürlükten kaldıran 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 4 üncü ve 5 inci maddelerde işverenin yükümlülüklerini, 19 uncu maddede de çalışanların yükümlülüklerinin çağdaş anlaşıyla daha ayrıntılı ve somut olarak ortaya koymuş ve kusur sorumluluğunun sınırlarını kusursuz sorumluluğun sınırlarına yaklaştırmıştır.
10.6331 sayılı Kanunun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile buna uygun olarak çıkarılan iş sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri hükümleri işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
11.Öte yandan objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştüremez. Çünkü, bazı istisnalar dışında işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Ancak Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesi, Anayasa ve 6331 sayılı Kanun hükümleri objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu ilkesi gereğince işverenin sorumluluğunu oldukça genişletmiştir.
12.Öte yandan işvereni, zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluktan kurtaracak olan durum, eylem ile meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet rabıtasının kesilmesidir. Kusursuz sorumlulukta olduğu gibi kusur sorumluluğunda da illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebilir. Uygun illiyet bağının kesildiğinin ispatı halinde, işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. (HGK, 20.03.2013 tarih, 2012/21 1121 Esas, 2013/386 Karar)
-
Bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacı sigortalı ...’ın 14.11.2012 tarihinde ... nezdinde makine teknikeri olarak işe girmekle beraber, yaptığı işin niteliği kapsamında part time olarak aynı mevkideki site yönetimleri nezdinde de çalışmalarının olduğu, bu durumun puantaj kayıtlarına ve bordrolarına yansıtıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim olay tarihi olan 21.12.2022 tarihine gelindiğinde SGK kayıtlarında işçinin ... işçisi olarak gözükmekle beraber, olay anında part time çalışma kapsamında aynı mevkideki 10. Etap Site Yönetimine bağlı C 36 nolu binanın çatı katında yer alan doğalgaz kazan dairesinde arıza olduğu beyan edilmesi üzerine dava harici diğer işçilerle beraber saat 17.50 sıralarında bu binaya ait asansöre bindiği asansörün ( 1.) kata kontrolsüz bir biçimde düşmesi neticesinde diğer işçilerle beraber sigortalı ...’ında sürekli iş göremezliğe uğrayarak iş kazası geçirdiği anlaşılmaktadır. SGK Müfettişi tarafından düzenlenen raporda işveren olarak ...'nin kusuru olmadığı belirtildikten sonra asansör montaj işini yüklenen ... Asansör Şirketinin %70, inşaat işlerini yüklenen ... Şirketinin ise %30 kusurlu olduğu, sigortalıların ise kusursuz olduğu kabul edilmiş bu dava dosyasında iki farklı heyetten kusur raporu alınmakla beraber hükme esas alınan kusur raporunda sigortalı kusursuz, ihbar olunan ... şirketi %20, davalı ... Asansör şirketi %50, ihbar olunan TOKİ başkanlığı %10, davalı...10. Etap Site Yönetimi %10, ihbar olunan Zorlu Asansör Şirketi %10, davacı kusursuz, davalı...14. Etap Site Yönetimi kusursuz kabul edilmiştir.
-
Bu açıklamalar kapsamında somut olayda sigortalı her ne kadar olay tarihi itibariyle SGK kayıtlarında ... işçisi olarak bildirilmiş ise de; olay anında fiilen çalışmasının ... nezdinde geçtiği, iş bu her iki site yönetiminin birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerinin bulunduğu, aralarında yukarıda işaret olunduğu üzere "asıl ve alt işverenlik ilişkisini" gösterir bir kaydın olmadığı gibi işçinin her bir işveren nezdinde çalışmasının olayda olduğu gibi birbirinden bağımsız ve belirli olduğu durumlarda organik bağdan ve giderek birlikte istihdam olgusundan da bahsedilemeyeceği, öte yandan (yukarıda da belirtildiği gibi kusur raporunda sorumlu tutulanların kusur oran ve aidiyetlerinin kendi aralarında açılması mümkün rücu davasında tartışılması mümkün olmakla beraber) bu dava özelinde hükme esas alınan kusur raporunda ve davaya taraf olan davalıların sorumluluğu yönünden isabetli şekilde, davalı ......14. Etap Toki Konutları Site Yönetiminin tespiti mümkün bir kusurunun bulunmadığının anlaşılması karşısında davalı ... hakkındaki davanın husumetten reddine kararı verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı şekilde müteselsilen sorumlu olduğu belirtilerek sorumluluğuna hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
-
O halde, davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesi hükmü bozulmalıdır
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı vekili ve davalılardan ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, davalı ... vekilinin ise temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün BOZULMASINA,
2.Aşağıda dökümü yapılan bakiye karar harcının davacı ve davalılardan ......10. Etap Toki Konutları Site Yönetiminden tahsiline,
-
Davalı ......14. Etap Toki Konutları Site Yönetiminden tahsil edilen harcın istek halinde iadesine,
-
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:30:02