Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/9006
2023/8415
20 Eylül 2023
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/136 E., 2023/162 K.
KARAR: Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen Kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkeme kararı davacı vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının davalı Kurumdan vefat eden eşi ...'dan dolayı 01.11.2010 tarihinden bu yana ölüm (dul) aylığı almakta olduğunu, davacının eşinden maaş almaya devam ederken 2018 yılında annesinin vefatının ardından, davalı Kuruma başvurarak 25.05.1994 tarihinde vefat eden babası ...'den dolayı yetim aylığı talebinde bulunduğunu ve 08.02.2018 tarihi itibarıyla müvekkiline 4/1 b kapsamında yetim aylığı bağlandığını, davacının vefat eden babasından ve vefat eden eşinden dolayı aylık almakta iken, davalı Kurumun uygulama değişiklikleri hak sahibi kız çocuğunun maaş iptali adı altında 17.295,11 TL borç bildirim belgesi düzenleyerek davacıya tebliğ ettiğini, borcun doğduğu tarihin 17.09.2019 olarak tespit edildiğini, davacının itiraz süresi beklenmeden babasından dolayı aldığı yetim aylığının kesildiğini ve 08.02.2018 17.09.2019 tarihleri arasında vefat eden babasından dolayı almış olduğu yetim aylıklarının, haksız bir şekilde vefat eden eşinden dolayı almakta olduğu dul aylıklarından kesilerek tahsil edilmeye başlandığını, Kurumun işlemine karşı 03.01.2020 tarihinde itirazda bulunduklarını, buna karşılık Kurumun 12.02.2020 tarihli cevabı yazısı ile taleplerinin reddedildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi gereğince hem babasından hem de eşinden dolayı ölüm aylığı alabileceğini, davacının yaptığı başvurunun, Kurum tarafından yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın 08.02.2018 tarihinden itibaren yetim aylığı yatırıldıktan sonra yine Kurumun keyfi işlemi sebebiyle borç çıkarıldığını, Kurumun eksik işlemlerinden kaynaklanan kusurun davacıya yüklenmesinin kabul edilebilir bir durum olmadığını beyanla; davalı Kurumdan davacıya tebliğ edilen borç bildirim belgesinde yazılı bulunan borcun ve borç sebebiyle davacının dul aylıklarından yapılan kesintinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili tarafından; davanın haksız ve mesnetten yoksun olduğunu, davacının, vefat eden eşinden dolayı 01.11.2010 tarihinden itibaren ölüm aylığı aldığını, 25.05.1994 tarihinde vefat eden babasından dolayı ise 08.02.2018 tarihinde 4/1(b) kapsamında aylık talebinde bulunduğunu ve aylığının bağlandığını, 5510 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi ve 2018/38 sayılı Kurum Genelgesi doğrultusunda; aynı statüde olanların hem eşinden, hem de anne ve babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da anne/babasından maaş bağlanabileceğini, davacıya babasından ya da eşinden dolayı maaş alabileceğine ilişkin olarak tercih yapması hususunda yazı gönderildiğini, sonrasında 05.09.2019 tarihli işlem ile davacının babasından dolayı aldığı maaşın iptal edildiğini ve davacıya yersiz ödenen aylıklardan oluşan borç çıkarıldığını, 5510 sayılı Kanun'un "Aylık ve gelirlerin birleşmesi" başlıklı 54 üncü maddesi hükmü gereğince, Kurum işlemlerinin yasal mevzuata ve hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli ve 2021/97 Esas, 2021/549 Karar sayılı kararıyla, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, davacının hak sahibi sıfatıyla vefat eden Bağ Kur sigortalısı babası ...'den dolayı aldığı ölüm (yetim) aylığının kesilmesi sebebiyle ödenen aylıklardan oluşan 17.295,11 TL yersiz ödeme borcunun iptali talebinin reddine, davacının hak sahibi sıfatıyla vefat eden Bağ Kur sigortalısı babası ...'den dolayı aldığı ölüm (yetim) aylığının kesilmesi sebebiyle ödenen aylıklardan oluşan 17.295,11 TL yersiz ödeme borcunun tahsili amacıyla vefat eden sigortalı eşi ...'den dolayı aldığı ölüm (dul) aylıklarından yapılan kesintilerin başlangıç tarihinden itibaren iptaline, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine; ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 22.03.2022 tarihli ve 2022/363 Esas 2022/798 Karar sayılı kararıyla, dosya kapsamı, delil durumu itibariyle Denizli 4. İş Mahkemesi 2021/97 Esas 2021/549 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacı ve davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1 b 1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 11.01.2023 tarihli ve 2022/6063 Esas, 2023/141
Karar sayılı bozma kararında;
1 Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2 Davanın yasal dayanağının 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddenin b fıkrası olup bu kapsamda eşin aylığından mahsuben tahsil mümkündür. Mahkemece, bu çerçevede yapılacak değerlendirmeye göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Kararı
İlk Derce Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemenin bozulmasına karar verilen kararında açıklanan kabule göre, davacıya hak sahibi sıfatıyla vefat eden sigortalı babasından dolayı bağlanan ölüm aylığının başlangıçtan itibaren iptalinde ve buna bağlı olarak davacıya ödenen aylıkların yersiz olduğundan bahisle geri alınmasında hata bulunmamasının yanı sıra, yargıtay'ın bozma kararında açıklanan kabule göre, söz konusu borcun tahsiline yönelik olarak davacıya yine hak sahibi sıfatıyla vefat eden sigortalı eşinden dolayı bağlanan ölüm aylıklarından kesinti yapılmasında da yasaya aykırılık söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın kabulünün gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hak sahibi sıfatıyla Kurumdan alınan ölüm aylığının iptali üzerine, aylıkların yersiz ödendiğinden bahisle tahakkuk ettirilen borcun ve borcun tahsili amacıyla yine hak sahibi sıfatıyla Kurumdan alınan ölüm aylığından yapılan kesintilerin iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun'un "Yersiz ödemelerin geri alınması" başlıklı 96 ncı maddesinde, "Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.
Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.
Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmü getirilmiştir.
- Değerlendirme
1 Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarih ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 tarih, 2006/9 508 E., 2006/521 sayılı Kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Mahkemece Dairemizce verilen bozma kararına uyulmuş ise de, bozma gereğinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Bozma sonrası yapılan araştırmanın eksik olduğu, bozma gereklerinin yerine getirilmediği, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı görülmektedir.
2 Dairemizin 11.01.2023 tarihli bozma ilamında da belirtildiği üzere;
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
Davanın yasal dayanağının 5510 sayılı Kanun'un 96/1 b fıkrası olup bu kapsamda oluşan borç tahakkukunun eşin aylığından mahsuben tahsili mümkündür. Mahkemece, öncelikle Kurumdan tahakkuk miktarı sorulmalı, sonrasında da 5510 sayılı Kanun'un 96/1 b fıkrası kapsamında mahsubu yoluna gidilmek suretiyle elde dilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
20.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:33:22