Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/4349
2023/8355
19 Eylül 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/1121 E., 2023/316 K.
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 2. İş Mahkemesi
SAYISI: 2019/564 E., 2021/233 K.
Taraflar arasındaki davalı Kurumca yersiz olduğu gerekçesi ile tahakkuk ettirilen primlerin 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre ve 24 eşit taksit ile ödettirilmesi gerektiğinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurum vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Müvekkil şirketin ticari faaliyetlerine başlamadan evvel, SGK nezdinde işveren dosyası açılış talebinde bulunduğu ve davalı kurumla birlikte mahiyet kodu bağlamında kararsızlık yaşadığını, tamamıyla özel sektör tüzel kişisi olan davacının kuruluş sermayesi payları tamamen ... Büyükşehir Belediysi tarafından ödendiği için kamu kurumunun özel sektör kuruluşumu olduğu konusunda bir tereddüt hasıl olduğunu. Bu nedenle ilgili tereddüdü bertaraf edip doğru mahiyet koduyla işveren sicil dosyası açılışı için davalı kurumun kendisi merkezinde yer alan görüş aldığını ve buna binaen işlem tesis edildiğini. İlgili kuruma ait 19.01.2016 tarihli ve ... sayılı iş yeri tescili konulu yazısıyla müvekkil şirketin özel bir şirket olduğu kanaatine varılarak; özel sektör işyeri olarak tescil edilmesi gerektiğine ve buna dayanarak davacı şirketin kodunun 2 veya 4 ile tescil edilmesi gerektiğine, sonuç olarak da 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinde yer alan teşvikten yararlanmasına imkan verdiğini. Davalı kurumun hatalı bir şekilde ve usulle aslında yararlanılmaması gereken teşvikten davacı şirketin yararlandırıldığını. Bu nedenlerle davalı kuruma ait 64099356 202.01.01 E.12363787 sayılı 28/08/2019 ve 64099356 202.01.01 E.12363801 sayılı 28.08.2019 tarihli davacı nezdindeki hatalı işlemlerin iptali ile müvekkile tahakkuk ettirilen 255.127,43 TL ve 194.405,19 TL tutarındaki geri tahsili istenen işveren teşvik primlerinin faizsiz gecikme zamsız ve 24 ay taksitle ödenmesi ile ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesini talep ile dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili davacının talebinin mümkün olmadığını, buna göre davacı hakkında yapılan işlemlerin yerinde olup davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, "...Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanan hallerde, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamının, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte geri alınması gerekir.
Belirtilen açıklamalar doğrultusuna yapılan değerlendirme sonucunda davacı şirketin teşvik primlerinin alınmasında kasıtlı ve kusurlu bir işlem veya eyleminin belirlenememiş olduğundan 5510 sayılı yasanın 96.maddesinin b fıkrası hükmü gereği davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Hüküm: Davanın kabulü ile,
Davalı Kurumca davacı ... Otopark Ulaşım Nak....Plan Taah. San ve Tic. A.Ş hakkında tahakkuk ettirilen 255.127,43 TL ve 194.405,19 TL yersiz ödemenin 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı Maddesinin b fıkrası gereği 24 ay faizsiz ve gecikme zamsız olarak tahsil edilmesine, aksine Kurum işlemlerinin iptaline...." dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı SGK vekili özetle, Kurumca 2 8211 01 01 1095492 059 11 93 sicil no.lu işyeri ile ilgili 5510 sayılı Kanun Kapsamında teşvikli olarak verilen bildirimlerin iptal edilerek davacı tarafa 31.08.2019 tarihi itibariyle 194,405,19 Tl borç tahakkuk ettirilmiştir. " şeklindeki kurum işleminin hukuka uygun ve yerinde olduğunu, belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Davalı Kurum'un istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında yapılan işlemlerin yerinde ve hukuka uygun olduğunu buna göre davanın reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı hakkında, davalı Kurumca yapılan işlemler nedeniyle oluşturulan borcun 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesi hükümlerine göre tahsilinin mümkün olup olmadığı hususuna ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesi hükümleridir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde:
“(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi getirilmiştir.
- Değerlendirme
1.Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
2.Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, ... 2011, s.472). Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
3.Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
4.Yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu'nun 19.04.2006 gün ve E:2006/4 142, K:229; 05.12.2007 gün ve E:2007/3 981, K:936; 23.01.2008 gün ve E:2008/14 29, K:4; 19.03.2008 gün ve E:2008/15 278, K:254; 18.06.2008 gün ve E:2008/3 462, K:432; 21.10.2009 gün ve E:2009/9 397, K:453; 24.02.2010 gün ve E:2010/1 86, K:108; 28.04.2010 gün ve E:2010/11 195, K:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11 344, K:436; 08.02.2012 gün 2011/10 726 E, 2012/57 K; 28.09.2012 gün 2012/3 444 E, 2012/638 K; 16.03.2012 gün 2012/2 97 E, 2012/203 K sayılı kararlarında da, benimsenmiştir. Yine 07.06.1976 gün ve 3/4 3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.
5.Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3 üncü maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297 nci maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
6.Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
7.Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile yargıcın, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
8.Eldeki davada ise, davacının, davalı Kurumca tahakkuk ettirilen 255.127,43 TL ve 194.405,19 TL tutarındaki geri tahsili istenen işveren teşvik primlerinin faizsiz gecikme zamsız ve 24 ay taksitle ödenmesi istemi ile davasını açtığı, mahkemece verilen kararda ise, davanın kabulüne denildikten sonra, aynen "Davalı kurumca davacı ... Otopark Ulaşım Nak....Plan Taah. San ve Tic. A.Ş hakkında tahakkuk ettirilen 255.127,43 TL ve 194.405,19 TL yersiz ödemenin 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinin b fıkrası gereği 24 ay faizsiz ve gecikme zamsız olarak tahsil edilmesine" dair karar verildiği, ne var ki davacının 24 ay taksit istemi ile ilgili olarak olumlu olumsuz bir karar verilmediği gibi, buna karşılık, verilen kararda, davanın kabulüne denilmek suretiyle kısa kararın kendisi içinde dahi çelişki oluşturulduğu anlaşılmakta olup, yazılı şekilde karar tesisi hem kısa kararı kendi içerisinde çelişkili kılmakta, hem de hükmün gerekçesinin karar ile uyumlu olmasına ilişkin emredici kuralı ihlal etmektedir.
O hâlde, davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-
İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:34:06