Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/7454
2023/8353
19 Eylül 2023
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2017/309 E., 2022/167 K.
DAVA TARİHİ: 19.07.2013
KARAR: Ret
Taraflar arasındaki davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali ile bu ödeme emirleri nedeniyle davalı Kurumca konulan hacizlerin kaldırılması ve kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece bozmaya uyularak, davanın reddine dair karar verilmiştir.
Mahkeme kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine ve davacı vekili tarafından da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.02.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı adına Av. .... ile davalı ... Başkanlığı adına Av...... geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ora ... Gayrimenkul Yatırım ve Geliştirme A.Ş.'ye ait prim, işsizlik sigorta primleri ve damga vergisi ödemesine ilişkin ödeme emirlerinin müvekkiline tebliğ edildiğini,hukuka aykırı ödeme emirlerinin iptalini ve varsa bu kapsamda tesis edilen hacizlerin fekkini talep etme zorunluluğu doğduğunu,. Bununla birlikte ... 50. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/157 Esas numaralı Gayrimenkul Yatırım ve Geliştirme A.Ş. aleyhine, haciz, ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir kararının bulunduğunu, ...Ora ... Gayrimenkul Yatırım ve Geliştirme A.Ş'nin sigorta prim, işsizlik sigorta prim ve damga vergisi borçlarından yukarıda belirtilen haklı sebeplerle müvekkilini müştereken ve müteselsilen herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, belirterek, davasının kabulüne karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "...Davacıya gönderilen ödeme emirlerinin tebliğ edilmiş olduğu halde davacının dava açma süresi olan 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde davayı açmadığını, bu sebeple öncelikle davanın süre aşımı nedeniyle reddini talep ettiklerini, müvekkilinin Sosyal Güvenlik Kurumuna borcu bulunan Ora ... Gayrimenkul Yatırım ve Geliştirme A.Ş.'nin de şerik ve Yönetim Kurulu üyesi olan edilen davacı söz konusu takibe konu prim borcu ve ferilerinden adı geçen şirkette üst düzey yönetici ve imza yetkilisi olması dolasıyla sorumlu olduğunu, bu sebeple şirkette görev dağılımı yapılmış olması gerekçesi ile sorumlu tutulmayacaklarını, davanın reddi gerektiğini,... Davacı tarafın borçlu şirketle ilgili ödeme emri düzenlemezken davacı adına ödeme emri düzenlemesinin hukuka aykırı olduğu beyanı kabul edilemeyeceğini, çünkü borçlu şirket hakkında verilen tedbir kararları sadece şirket hakkında verilmiş olduğundan şirket üst düzey yöneticileri bakımından bağlayıcılıkları bulunmadığını, yasal mevzuat gereği ödeme emirlerine konu borçtan şirketle birlikte üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davacılar vekilince ileri sürülen sebeplerin metnetsiz olduğunu, müvekkilinin kurum alacağını bertaraf etmeye yönelik afaki beyanları olduğunu, bu sebeple kabul edilemeyeceğini, açıklanan nedenlerle davacı yanın davasının reddini ve davacı yanın 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca amme alacağının %10 dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etme zarureti doğduğunu,... Davacı yanın haksız ve hukuka aykırı taleplerinin reddini, borçluluğunun tespitini, davacı yan aleyhine 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca amme alacağının %10 dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini karar verilmesini " talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin, ilk bozma öncesi verdiği ilk kararı ile "...... 50. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/157 Esas sayılı dosyasındaki ihtiyati tedbir kararının tarihi 27.08.2012 olup, davacıya gönderilen ödeme emirlerindeki prim döneminin 2012 yılı 12. ayına ait olduğu, yani ihtiyati tedbir kararından sonraki döneme ait olduğu, dolayısıyla Yargıtay kararındaki gerekçe dikkate alındığında, ... 50. Asliye Ticaret Mahkemesinin ihtiyati tedbir kararıdavacı açısından haklı neden oluşturmakta olup, davalı kurum tarafından gönderilen ödeme emrinin iptaline karar vermek gerektiği kanaatine varılarak davanın kabulü ile, dava konusu Gaziosmanpaşa SGM tarafından gönderilen 27.06.2013 tarih 2013/015150, 2013/015167, 2013/029584, 2013/029585, 2013/029587, 2013/029591, 2013/029594 takip numaralı ödeme emirlerinin iptaline,.." dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı, davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin; ilk bozma kararı ile "...11.09.2014 tarihli ve 29116 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, öngörülen istisnaları haricinde aynı tarih itibariyle yürürlüğe giren İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair 6552 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 60 ıncı maddesinin 1, 2, 3, 9 ve 19 uncu fıkralarında; “(1)2014 yılı Nisan ve önceki aylara ilişkin olup bu maddenin yayımlandığı tarihten önce tahakkuk ettiği hâlde ödenmemiş olan;
a) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalılık statülerinden kaynaklanan, sigorta primi, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi,
b) Bu maddeye göre yapılan başvuru tarihi itibarıyla ilgili mevzuatına göre ödenmesi imkânı ortadan kalkmamış isteğe bağlı sigorta primi ve topluluk sigortası primi,
c) ... tarafından ilgili kanunları gereğince takip edilen damga vergisi, özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı,
ç) 30.04.2014 tarihine kadar (bu tarih dâhil) bitirilmiş özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin olup bu maddenin yayımlandığı tarihten önce Kurumca resen tahakkuk ettirilerek işverene tebliğ edildiği hâlde bu maddenin yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan; özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin yapılan ön değerlendirme, araştırma veya tespitler sonucunda bulunan eksik işçilik tutarı üzerinden hesaplanan sigorta primi,
d) Bu Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı olanların genel sağlık sigortası primi,
e) Sosyal güvenlik kanunlarına göre emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken 5335 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerlerinde çalışmaları nedeniyle aylıkları kesilmesi gerekenlere, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ödeme dönemine kadar yersiz olarak ödendiği tespit edilen aylıklara ilişkin borç, asılları ile bu alacaklara ödeme sürelerinin bittiği tarihlerden bu maddenin yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için Yİ ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu maddede belirtilen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi ferî alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilir.
(2)30.04.2014 tarihine kadar (bu tarih dâhil) işlenen fiillere ilişkin olup bu maddenin yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan idari para cezası asıllarının %50’si ile bu tutara ödeme sürelerinin bittiği tarihlerden bu maddenin yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için Yİ ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu maddede belirtilen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde idari para cezası asıllarının kalan %50’si ile idari para cezasına uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi ferî alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilir.
(3) Bu madde hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların;
a) Bu maddenin yayımlandığı tarihi izleyen ay başından itibaren; birinci fıkranın (d) bendinde belirtilen borçlular yedi ay içinde, diğer bentlerde belirtilen borçlular ise üç ay içinde Kuruma başvuruda bulunmaları,
b) İlk taksiti bu maddenin yayımlandığı tarihi izleyen ay başından itibaren; birinci fıkranın (d) bendinde belirtilen borçlular sekiz ay içinde, diğer bentlerde belirtilenler ise dört ay içinde, diğer taksitlerini ise ikişer aylık dönemler hâlinde azami on sekiz eşit taksitte ödemeleri, gerekir.
(9) Bu madde hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların, bu maddelerde belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.
(19) Bakanlar Kurulu, bu maddede öngörülen başvuru ve ilk taksit ödeme sürelerini, bu maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen borçlular yönünden altı aya kadar, diğer borçlular yönünden ise bir aya kadar uzatmaya yetkilidir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılandırma hükümlerinden yararlanabilmek için açıklanan yasal düzenlemede belirtilen genel sağlık sigortası primi haricindeki alacaklar bakımından 31.12.2014, genel sağlık sigortası primi alacakları yönünden ise 30.04.2015 tarihine kadar Kuruma başvuruda bulunulması gerekmektedir.
Ayrıca, anılan maddenin 9 uncu fıkrası hükmüne göre de, yapılandırma hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların, bu maddelerde belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.
Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren yasal düzenleme gereği, davaya konu borcun yapılandırma kapsamında bulunduğu gözetilmeli, bu çerçevede 6552 sayılı Kanun'un tanıdığı alacakların yeniden yapılandırılması olanağından yararlanılıp yararlanılmadığı incelenmeli, yapılandırma başvuru süresinin bitiş tarihleri ile Geçici 60 ıncı maddenin 9 uncu fıkrasının “Bu madde hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların, bu maddelerde belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.” hükmü de göz önünde bulundurularak, yapılacak değerlendirmeye göre bir karar verilmelidir..." denilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ikinci kararı ile "...Mahkememizce yeniden yapılan yargılamasında, 12.05.2015 tarihli celsede davacı vekilinin 6552 sayılı Kanun kapsamında başvurularının bulunmadığını belirttiği ve bu beyan doğrultusunda tüm dosya kapsamı üzerinde yapılan incelemede, ... 50. Asliye Ticaret Mahkemesinin uyap aracılığıyla celp edilen 2012/157 Esas sayılı dosyasının 27.08.2012 tarihli ara kararında dava dışı Ora ... Gayrimenkul Yatırım ve Geliştirme A.Ş.'nin açmış olduğu iflasın ertelenmesi davasında "6183 sayılı Kanun'a göre yapılan ve yapılcak takiplerde dahil olmak üzere (rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılanlar hariç) davacı şirket aleyhine yapılan ve yapılacak her türlü takip ile ihtiyati haciz, tedbir, hapis ve şirketin mal varlığını oluşturan taşınır ve taşınmaz mallar ile makinelerin devrinin ihtiyati tedbir olarak durdurulmasına..." dair karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.
... 50. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/157 Esas sayılı dosyasındaki ihtiyati tedbir kararının tarihi 27/08/2012 olup, davacıya gönderilen ödeme emirlerindeki prim döneminin 2012 yılı 12. ayına ait olduğu, yani ihtiyati tedbir kararından sonraki döneme ait olduğu, dolayısıyla Yargıtay kararındaki gerekçe dikkate alındığında, ... 50. Asliye Ticaret Mahkemesinin ihtiyati tedbir kararı davacı açısından haklı neden oluşturmakta olup, davanın kabulü ile, dava konusu Gaziosmanpaşa SGM tarafından gönderilen 27.06.2013 tarih 2013/015150, 2013/015167, 2013/029584, 2013/029585, 2013/029587, 2013/029591, 2013/029594 takip numaralı ödeme emirlerinin iptaline..." dair karar verilmiştir.
C. 2 nci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin ikinci kararına karşı, davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin ikinci bozma kararında "....5510 sayılı Kanun'un 88/16’ncı maddesinde; Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı, 88/19’uncu maddesinde ise; Kurum alacaklarının (prim ve diğer alacaklar) tahsilinde, 6183 sayılı Kanun uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer İş Mahkemesinin yetkili olduğu açıkça düzenlenmiştir. Kamu alacağının tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun’un 55 inci maddesi uyarınca düzenlenip tebliğ edilen ödeme emrine karşı borçlu, anılan Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca 7 gün içinde dava açmak zorunda olup, bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.04.2001 gün ve 21 201 297; 24.03.2004 gün ve 10 164 170; 02.11.2011 gün ve 21 571 680 sayılı kararları)
Somut olayda; davacıya ödeme emrinin tebliğine ilişkin dosyada bilgi ve belge bulunmadığından, iptali istenen ödeme emrlerine konu borcun niteliği ve davanın 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesine belirtilen sürede açılıp açılmadığı tespit edilmeli; süresinde açılmamış ise hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmelidir.
2 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesine göre; amme alacakları ve bu bağlamda davalı Kurum'un işveren tüzel kişilerden prim ve diğer alacaklarının, tüzel kişinin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması hâlinde kanunî temsilcilerin mal varlıklarıyla sorumlu olacağı öngörülmüştür.
5510 sayılı Kanun'un 88/20 nci maddesi ile “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur” düzenlenmesi getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile tüzel kişiliği haiz bir özel kuruluşta görev yapan yönetim kurulu üyelerinin primlerin ödenmesinden işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıkça belirtilmiştir.
Müteselsil borçlulukta alacaklı, alacağının tamamını veya bir kısmını karşısındaki borçlulardan dilediği birinden isteyebilmek imkânına sahip bulunduğu gibi, borçlular da alacaklıya karşı borç sona erinceye kadar hep birlikte sorumlu olmakta devam ederler. Borçlulardan birinin borç ödemeden aciz haline düşmesinin veya iflas etmesinin alacaklı için her hangi bir tehlikesi yoktur; zira diğer borçlulardan her biri borcun tamamını ifa etmek yükümlülüğü altında bulunmaktadır. Müteselsil borçluluk alacaklıya, borçluların içinden ödeme gücü en yüksek olanı seçerek edimin tamamını ondan isteyebilme yetkisini tanır.
Yukarıdaki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, prim alacağının tahakkuk ettiği ve ödenmesi gereken dönemde, işveren ile birlikte müteselsilen sorumluluk koşullarının oluşması için, işveren kamu kurum ve kuruluşu ise, kamu görevlilerinin tahakkuk ve tediye ile görevli olması, tüzel kişiliğe haiz diğer işyerlerinde ise şirketlerin yönetim kurul üyeleri de dahil üst düzey yönetici ya da yetkilisi ve kanuni temsilci sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili bulunması gerekir.
Somut olayda, ödeme emrine konu borç, dava dışı Ora ... Gayrimenkul Yatırım ve Geliştirme Anonim Şirketi'nin prim borçlarına ilişkindir. Dosya kapsamında davacının şirketle ilişkisine ilişkin bilgi ve belge bulunmamaktadır. Mahkemece bir kısım kesinleştiği iddia edilen mahkeme kararları ile söz konusu kararlara esas bilirkişi raporları gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak söz konusu karar ve raporlar doğrudan davaya konu ödeme emriyle ilgisi saptanamamış olup; davacının davaya konu dönemde, borçlu şirketin yönetim kurulu üyesi veya üst düzey yönetici ya da yetkili sıfatıyla şirketi temsil ve ilzam yetkisinin bulunup bulunmadığı ve şirketle ilişkisi araştırılıp belirlenmeli ve yukarıda içeriği açıklanan mevzuat uyarınca değerlendirme yapılmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davacı, dava dışı prim borçlusu Ora ... Gayrimenkul Yatırım ve Geliştirme Anonim Şirketi hakkında iflasın ertelenmesi kararı verildiği iddiası ile ödeme emirlerinin iptalini talep etmiştir. İflasın ertelenmesi, İcra ve İflas Kanunun 179 uncu maddesinde düzenlenmiş olup, “borca batık durumda olan (aktifi pasifini karşılamayan) bir sermaye şirketi veya kooperatif hakkında, Ticaret Mahkemesi’nce iflas kararı verilmeyerek önerilen iyileştirme projesi çerçevesinde borca batık durumdan kurtulmalarını sağlayan ve iflaslarını önleyen bir kurum”dur. Anılan Kanunun 179/b,I maddesi uyarınca, erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanun'a göre yapılan takipler de dâhil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler de durur. Bu sonuç kanundan doğduğundan, mahkemenin kararında ayrıca belirtmesine gerek olmadan ve ilan edilmese dahi gerçekleşir.
Bu bağlamda; İcra ve İflas Kanunu’nun 179 uncu maddesi uyarınca iflasının ertelenmesine karar verilen ve malvarlığının korunması için gerekli tedbirler alınan şirketten, anılan Kanun’un 179/b maddesindeki “Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanun'a göre yapılan takipler de dâhil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz...” düzenlemesi uyarınca primler tahsil edilemeyecektir. Söz konusu tahsil imkânsızlığı, şirket adına primlerin tahakkuk ve tediyesinden sorumlu üst düzey yöneticinin kusurundan değil, doğrudan Kanundan doğduğundan üst düzey yönetici yönünden 506 sayılı Kanun’un 80’inci maddesinde yer alan “haklı sebep” kavramı kapsamında kabul edilecektir. Ancak, iflasın ertelenmesi hükmünden öncesine ilişkin prim borçları yönünden, borcun ait olduğu ayı takip eden ay sonu itibariyle tahakkuk ve tediye sorumluluğu gerçekleştiğinden, sonradan şirket yönünden verilen iflasın ertelenmesi kararı üst düzey yöneticinin müteselsil sorumluluğunu etkilemeyecek ve haklı neden oluşturmayacaktır.
6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35 inci maddesine göre ise amme alacakları ve bu bağlamda davalı Kurumun işveren tüzel kişilerden prim ve diğer alacaklarının, tüzel kişinin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde kanuni temsilciler mal varlıklarıyla sorumludurlar. Maddede belirtilen “tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması” aynı Kanun’un 3 üncü maddesinde tanımlanmış olup, söz konusu maddeye göre tahsil edilemeyen amme alacağı terimi; “Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını”, tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi ise; “Amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını” ifade etmektedir.
Ayrıca, iflasın ertelenmesine ilişkin devam eden yargılama sırasında, borçlu şirket hakkında yapılan icra takiplerinin ihtiyati haciz ve tedbir uygulamalarının tedbiren durdurulmasına ilişkin mahkeme kararlarının da sonuç itibariyle yukarıda açıklanan iflasın ertelenmesi işlemleri ve haklı sebep kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği nazara alınmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 'nun 2012/12 602 Esas – 2012/914 Karar numaralı ilamı incelendiğinde; "İcra ve İflas Kanunu sermaye şirketleri ve kooperatifler için özel bir doğrudan doğruya iflas sebebi kabul etmiştir Buna göre, sermaye şirketlerinin pasifinin aktifinden fazla olduğunun ilgililerce mahkemeye bildirilmesi ve iflasın ertelenme talebinin bulunmaması halinde mahkemece şirketin veya kooperatifin iflasına karar verilir (m.179,I c.1).
Sermaye şirketinin veya kooperatifin pasifinin aktifinden fazla olduğunu ticaret mahkemesine bildiren yönetim kurulu, üyeleri, alacaklılarından biri, şirket veya kooperatif tasfiye halinde ise tasfiye memurları şirketin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak, iflasın ertelenmesini isteyebilir (m.179,I c.2). Mahkeme, iyileştirme projesini ciddi ve inandırıcı bulursa, iflasın ertelenmesine karar verir (m.179,I c.3).
İcra ve İflas Kanunu’nun “Erteleme Tedbirleri” başlığı altında düzenlenen 179/a,I maddesinde “İflasın ertelenmesine karar veren mahkeme, şirketin veya kooperatifin malvarlığının korunması için gerekli her türlü tedbiri iyileştirme projesini de göz önünde tutarak alır.” hükmü öngörülmüş; “Erteleme Kararının Etkileri” başlığı altında düzenlenen 179/b,I maddesinde ise, “Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanun'a göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, somut olayda; dava dışı şirket hakkında iflasın ertelenmesi kararı verilip verilmediği, kararın kesinleşip kesinleşmediği, ilgili kararda talep ile hüküm tarihi arasında herhangi bir tedbir kararı verilip verilmediği araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir..." denilerek karar bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince 2 nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ikinci bozma sonrası verdiği üçüncü kararı ile "...Dava davalı kurum tarafından davacıya gönderilen ödeme emirlerine iptali talebi olup ... 50. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/157 Esas numaralı dosyası ile, Ora ... Gayrimenkul Yatırım ve Geliştirme A.Ş. hakkında açılan iflas erteleme davasında tedbir kararı verildiği, tedbir karınının 27.08.2012 tarihli olduğu, ödeme emirlerindeki prim döneminin ve takiplerin ihtiyati tedbir kararından sonraki döneme ait olduğu, 6552 sayılı Kanun'un tanıdığı yapılandırma olanağından faydalanılmadığı anlaşılmakla dava konusu Gaziosmanpaşa SGM tarafından gönderilen 27.06.2013 tarih 2013/015150, 2013/015167, 2013/029584, 2013/029585, 2013/029587, 2013/029591, 2013/029594 takip numaralı ödeme emirlerinin iptaline dair karar verilmiştir.
E. 3 üncü Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin üçüncü kararına karşı, davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin üçüncü bozma kararında "...Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; Dairemiz bozma ilamında; davacıya ödeme emrinin tebliğine ilişkin dosyada bilgi ve belge bulunmadığından, iptali istenen ödeme emirlerine konu borcun niteliği ve davanın 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesine belirtilen sürede açılıp açılmadığı tespit edilmeli; süresinde açılmamış ise hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, iflasın ertelenmesi hükmünden öncesine ilişkin prim borçları yönünden, borcun ait olduğu ayı takip eden ay sonu itibariyle tahakkuk ve tediye sorumluluğu gerçekleştiğinden, sonradan şirket yönünden verilen iflasın ertelenmesi kararı üst düzey yöneticinin müteselsil sorumluluğunu etkilemeyeceği ve haklı neden oluşturmayacağı belirtilerek mahkemece verilen karar bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamı gerekleri yerine getirilmemiştir.
Mahkemece, davanın 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesine belirtilen sürede açılıp açılmadığı tespit edilmeli; süresinde açılmamış ise hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmeli, iflasın ertelenmesi hükmünden öncesine ilişkin dönem prim borçları yönünden, borcun ait olduğu ayı takip eden ay sonu itibariyle tahakkuk ve tediye sorumluluğu gerçekleştiğinden, sonradan şirket yönünden verilen iflasın ertelenmesi kararı üst düzey yöneticinin müteselsil sorumluluğunu etkilemeyeceği ve haklı neden oluşturmayacağı dikkate alınarak, iflasın ertelenmesi kararından önceki dönem prim borçları olup olmadığı araştırılarak, bu borçlar açısından davacı hakkında müteselsil sorumluluğuna dayalı olarak takip yapılabileceği dikkate alınarak karar verilmelidir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu istemin aynen hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." denilerek karar üçüncü kez bozulmuştur.
F. İlk Derece Mahkemesince 3 üncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ikinci bozma sonrası verdiği üçüncü ve son kararı ile "...Dava konusu ödeme emrinin, 2013/015150 sayılı ödeme emrinin 06.07.2013 tarihinde tebliğ edildiği, 2013/015167 sayılı ödeme emrinin 06.07.2013 tarihinde tebliğ edildiği, 2013/029585 sayılı ödemc emrinin 06.07.2013 tarihinde tebliğ edildiği, 2013/029587 sayılı ödeme emrinin 06.07.2013 tarihinde davacıya tebliğ edildiği tespit edilmiştir.
Dosyada mevcut SGK GOP SGM.'nin 30.03.2018 tarihli yazıda, 2013/015120, 2013/015167, 2013/029584, 2013/029585, 2013/029587, 2013/025591 ve 2013/029594 dosya numaralarından ödeme emirlerinin davacıya 06.07.2013 tarihinde tebliğ edildiği borçlarının ödenmediği bildirildiğinden davacı tarafından iddia edilen ödeme emirlerinin 12.07.2015 tarihinde tebliğ edildiği dosyadan belgelenmediğinden tanzim edilen raporda herhangi bir değişiklik yapılmasına gerek olmadığı görüşüne 27.10.2020 tarihli raporda varılmıştır.
Davacı vekili taralından verilen 30.11.2020 tarihli dilekçe ile davanın süresinde açılmadığına yöncelik tespit kesinlikle gerçeğe aykırı olduğunu, dava konusu ödeme emirlerinin müvekkiline 12.07.2013 tarihinde tebliğ edildiği, bilirkişi tarafından dava konusu ödemelerin 06.07.2013 tarihinde tespit edildiği gerçeğe aykırı olduğunu, SGK tarafından gönderilen yazı cevaplarının eksik olduğunu, tebligat zarilarındaki kaşe üzerine yazılan 6.7.2013 tarihinin tebliğ tarihi olmayıp PTT tarafından kabul edilen tarih olduğunu, teslim alan kişi tarafından imza karşılığında alınan sağ alt kısımda imza atılan tarihin tebliğ tarihi olduğunu, bu nedenle yapılan, tespitin hatalı olduğunu, dikkatle bakıldığında 12.07.2013 tarih olduğunun görüleceğini, bu rapor ile hükmün kurulamayacağını ekte sunulan PTT sorgulandığında barkotun hatalı olduğu görülmektedir. PTT'den barkotların celbini talep ettiği görülmüştür.
SGK GÖP SGM taralırdan gönderilen 11.01.2021 tarihli yazıda davacıya ait v 2015/15162 63 64 66 67 68 70, — 2013/15 149 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 160, 2013/29574 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85, 2013/29586 87 88 89 90 91 92 93 94 95 ödeme emirleri ve tebliğ alındıları asılları yazı ekinde gönderilmiştir.
Mahkemece PTT'ye yazı yazılarak dosyadaki PTT alındıları gösterir belgeleri de eklenmek suretiyle mazbataların onaylı okunaklı suretlerinin istenmesine, davacı tarala takip yetkisi verilmesine dair karar verilmiştir. Ancak PTT tarafından dosyaya dava konusu ödeme emirleri ile ilgili mazbataların dosyaya ibraz edilmediği tespit edilmiştir.
Bu husus tamamlandıktan sonra davacı vekili tarafindan yapılan itirazlar değerlendirilerek rapor tanızim edileceği görüşü 11/06/2021 tarihli raporda belirtilmiştir.
Dosyaya TC Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş. (PTT) tarafından gönderilen 16.02.2022 tarihli yazıda,“Söz konusu tebligatların otomasyon sisteminde yapılan sorgulamalarında 03.07.2013 tarihinde kabul edilerek 08.07.2013 tarihinde “iş yerinde daimi çalışına teslim” edildikleri görülmekte olup Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'nce hazırlanan saklama süreli standart dosya planı gereğince tebliğ evraklarına ait belgeler 5 yıl süreyle arşivlendirilmesini müteakiben imha edildiğinden bu sürenin dışında kalan evraklar arasında herhangi bir inceleme yapılmasının mümkün bulunmadığı” bildirilmiştir.
Dosyaya gönderilen ödeme emirlerinin tetkikinde dava konusu ödeme emirlerinin 8.7.2013 tarihinde davacıya tebliğ edildiği görülmekle, davanın 19.7.2013 tarihinde açılmakla 7 günlük sürede dava açılmadığından 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesindeki 7 günlük sürede itiraz edilmediği yönünden ve dava konusu ödeme emirlerinin süresinde açılmadığı tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmesi görüşüne dair mütalaada bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamı, toplanan deliller, aldırılan dosya kapsamına ve delillere uygun bulunan 01.07.2022 tarihli bilirkişi raporu içeriği ve yargıtay bozma ilamı içeriği hep birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu ödeme emirlerinin 06.07.2013 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davanın 19.07.2013 tarihinde açılmakla 7 günlük sürede dava açılmadığından iptali istenen ödeme emirlerine konu borcun niteliği ve davanın 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesine belirtilen sürede açılmadığı tespit edilmekle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine.." dair karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyizinde, esasen verilen kararın hatalı olduğunu, taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, aksi yönde verilen kararın da hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı adına tanzim ve tebliğ edilen ödeme emirlerinin iptali ile bu ödeme emirleri nedeniyle konulan haczin kaldırılması gerekip gerekmediği hususundadır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81 inci maddeleri hükümleridir.
- Değerlendirme
1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9 508 E., 2006/521 sayılı kararı)
2.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
3.Eldeki davada ise, uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hakkın gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, geri çevirme kararımız sonrasında, dava konusu olan ödeme emirlerinin varide numaraları ile mahkemece esas alınan ödeme emirlerinin varide numaralarının farklı olduğu ve davacıya ödeme emirlerinin 12.07.2013 tarihinde tebliğ edildiği davanın ise 19.07.2013 tarihinde açıldığı dikkate alınırsa hak düşürücü süreden redde dair verilen kararın hatalı olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, dava konusu edilen 7 adet ödeme emri içerisinden 2013/15150, 2013/15167, 2013/29584 ve 2013/29585 sayılı ödeme emirleri bakımından kurumca mükerrer şekilde düzenlenip düzenlenmediği hususunun araştırılması, mükerrerlik olgusu varsa bu nedenle iptalinin gerekip gerekmediği üzerinde durulması, kalan iki adet ödeme emirleri, yani, 2013/29591 ve 2013/29594 sayılı ödeme emirleri bakımından idari para cezasına ilişkin olarak idari dava açılıp açılmadığı ile bu ödeme emirlerinin idari anlamda kesinleşip kesinleşmediği hususunun irdelenmesi ve kesinleştiğinin anlaşılması halinde cezaların şahsiliği ilkesinin de dikkate alınarak bir karar verilmesi, kalan diğer ödeme emri (2013/29587) bakımından ise, uyulan bozma ilamı ile oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde davacının haklı sebebinin olup olmadığı hususları üzerinde durulmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacı avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık parasının davalı Kurum'a yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:34:06