Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/5818

Karar No

2023/8039

Karar Tarihi

12 Eylül 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/1134 E., 2023/55 K.

İHBAR OLUNAN: ... Sigorta A.Ş. (...Sigorta A.Ş.)

vekili Avukat ...

HÜKÜM/KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Anadolu 13. İş Mahkemesi

SAYISI: 2014/376 E., 2021/57 K.

Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle, dosya dairemize gönderilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...’nın davalı firmanın Kuzey Irak’ta üstlendiği doğalgaz boru hattı işinde kaynak filmi çekme işçisi olarak çalıştığını, 20.09.2012 tarihinde davalı firmanın iş arabası ile ... şehrinden şantiyeye yolcu olarak gitmekte iken davalı şirketin şoförünün kullandığı aracın sağ taraftan hızlı şekilde geçen araçla yarışmaya başlaması sonrasında meydana gelen kaza sonucunda % 98 oranında malul kaldığını, olayda müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin sigorta primlerinin davalı şirket tarafından asgari ücret üzerinden yatırılmış ise de, müvekkilin İş Bankası nezdindeki hesabına yatırılan paraların tetkikinden ortalama maaşnın 2.500,00 TL civarında olduğunun anlaşılacağını belirterek, fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL maddi tazminat ve 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş yargılamanın devamında maddi tazminat istemini sürekli iş göremezlik tazminat alacağı olarak 1.312.733,87 TL'ye bakıcı gideri olarak 947.661,42 TL'ye artırmıştır.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza yapan aracın müvekkil şirketin teknik bilgi ve eleman desteği sağladığı ana firmanın aracı olduğunu, araç şoförünün ana firmanın çalışanı olduğunu, davacının emniyet kemerini takmadığı için kaza sonrası ağır yaralandığını, müvekkili şirketin kazadan sonra davacıyı Türkiye’ye getirdiğini, tüm tedavisini Florence Nightingale Hastanesinde yaptırdığını, tedavi masraflarım müvekkili şirketin karşıladığını, davacının ailesini ...’a getirerek yeme, içme, konaklama masraflarını karşıladığını, davacı ve ailesi için 1.300,00 TL’ye ev kiraladığını ve evin tüm giderlerinin eksiksiz olarak ödendiğini, davacı hesabına yapılan ödemeler dışında, davacının yanında kalan ağabeylerine davacının bakımı için para verildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI

İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; SGK tarafından gönderilen yazılardan, Yüksek Sağlık Kurulu raporunda, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının raporundan davacının davaya konu iş kazası nedeniyle %100 oranda maluliyetinin olduğu, kontrol muayenesine gerek olmadığının, davacının sürekli bakıma muhtaç olduğunun bildirildiği, Mahkemece aldırılan 05.01.2018 tarihli kusur raporunda, davalı S+Q Mart Kalite Güvenlik San. Tic. A.Ş'nin %20 oranında kusurlu olduğu, 14118 plakalı araç sürücüsü Irak vatandaşı ...'in ise %80 oranında kusurlu olduğunun, davacı ...'nın kusurunun bulunmadığının bildirildiği, aldırılan kusur raporunda yasal mevzuat uyarınca hangi önlemlerin alınması gerektiği, bunların işverence alınıp alınmadığı ve alınmış tedbirlere sigortalının uyup uymadığı hususlarının da ortaya konulduğu, yargısal denetime elverişli, hükme yeterli, açıklayıcı, gerekçeli, olaya ve dosyaya uygun, aynı zamanda yerleşik yargısal kararlara da uyumlu ilgililerin kusur oran ve aidiyetlerini belirtir nitelikte olması nedeniyle hükme esas alınması gerektiği, Mahkemece 26.10.2020 tarihli bilirkişi hesap raporunda; davacının iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararının 1.276.494,90 TL, bakıcı giderinden dolayı maddi zararının 947.661,42 TL. olduğunun bildirildiği, aldırılan hesap raporunun, usul ve yasaya uygun, denetlenebilir, hüküm kurmaya elverişli, olduğu kanaatine varıldığından hükme esas alınmıştır. Davacının yurt dışında çalışırken aldığı ücret, yaptığı işin niteliği dikkate alınarak TÜİK verilerine göre yapılan hesaplamaya itibar edildiği, aldırılan hesap, kusur raporu, maluliyet raporu ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının davalılara ait iş yerinde çalışırken 29.09.2012 tarihinde iş kazası geçirdiği, iş kazası neticesinde %100 oranında maluliyetinin oluştuğu, iş kazasının oluşumunda davalı şirketin ve dava dışı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacının kusurunun bulunmadığı, davacı 12.02.2018 tarihli kusur raporuna itiraz dilekçesinde müteselsil sorumluluğa dayandığı, tek bir olaya bağlı aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her birinin, 6098 sayılı Borçlar Kanunu md. 61 ve 62 zarardan müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği, davacının %100 maluliyeti ile sonuçlanan iş kazası neticesince davacının SGK tarafından 1.276.494,90 TL karşılanmamış iş gücü kaybı zararının oluştuğu, davacının %100 maluliyeti olduğundan bakıma muhtaç durumda olduğu, bakıcı giderinin ise 947.661,42 TL olduğu, ancak davacının halen ve bakiye ömrü içerisinde de sürekli bakıcı çalıştırmayıp aile içi bakım dayanışmasından yararlanacağı, eşinin ve çocuğunun olmadığı da gözetilerek hakkaniyet indirimi yapılmış bu indirim nedeniyle davacı aleyhine yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiği, iş kazasının oluşumunda davacı ve davalı asıl işveren alt işverenin kusur oranı, davacının maluliyet oranı, kaza anında 38 yaşında olması, iş kazası sonucu, idrar ve gaytasını tutamadığı, sürekli alt bezi ve sonda kullandığı, bundan sonraki hayatını bu şekilde yaşamak zorunda kalacağı, bunun insan psikoloji üzerinde bırakacağı telafisi imkansız etki, kazanın meydana gelmesinde davalının iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaması nedeniyle ağır kusurulu olması, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyo ekonomik durumu, tazminat tutarının caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği gözetilerek; davanın kısmen kabulü ile 1.276.494,90 TL iş gücü kaybı tazminatının olay tarihi olan 29.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 758.129,13 TL (%20 hakkaniyet indirimi) bakıcı tazminatının olay tarihi olan 29.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 150.000,00 TL manevi tazminatının olay tarihi olan 29.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının kusur oranı, müvekkilin maluliyet oranı ve hükmedilecek tazminatın caydırı olması bakımından yerel Mahkeme tarafından manevi tazminat istemlerinin tamamının kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, bakıcı ücreti bakımından dosyada müvekkilin aile yardımından faydalandığına ilişkin davalı tarafından delil sunulmayıp, ispat yapılmadığından hakkaniyet indirimi yapılmış olması hatalı olduğundan kararın bu bakımdan kaldırılması gerektiğini, tazminat hesaplaması yapılırken 2020 yılı asgari ücret verilerine göre tazminat hesaplaması yapılmış olduğundan müvekkilin hak kaybına uğradığını beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

  1. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazalı/davacının Irak'a müvekkil çalışanı olarak gittiğini, burada bir süre çalıştıktan sonra meydana gelen trafik kazası sonucu yaralandığını, kazanın sigortalının bindiği aracı kullanan Irak vatandaşı kişinin aracın kontrolünü kaybetmesi, aracın yoldan çıkması ve devrilmesi şeklinde meydana geldiğini, kaza sırasında davacının alkollü olup, emniyet kemerini takmadığını, emniyet kemeri takan diğer üç kişinin olayı sıkıntısız atlatırken, kemer kullanmayarak açık kural ihlalinde bulunan davacının ağır yaralandığını, davacının alkolün etkisi altında emniyet kemerini bağlamamış olmasının ortaya çıkan maluliyetinin asıl nedeni olup, bu durumun ağır kişisel kusur olduğunu, öte yandan; davacı ...'nın bindiği ve kaza yapan aracın davalı/müvekkile ait olmadığını, yine bu aracın davalı/müvekkil tarafından, çalışanlar için işte kullanılması veya ulaşım amaçlı tahsis edilmediğini, özetle aracı kullanan kişi müvekkil çalışanı olmadığı gibi, aracın da davalıya ait olmadığnı, davacının müvekkilin sağladığı ulaşım olanaklarını kullanmadığını, müvekkilin bilgisi ve oluru olmaksızın kaza yapan araç ile seyahat ettiğini, bu hali ile iş kazası olarak nitelenmesinin de hatalı olduğunu, davacının meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu malul kaldığını, müvekkilin tek taraflı trafik kazasına sebebiyet verecek herhangi bir etkili eylemi söz konusu olmadığını, somut olayda ortaya çıkan sonuçların sorumluluğunun tamamının üçüncü kişi şoföre ve davacıya ait olduğunu, bu durumun müvekkil ile olay arasında illiyet bağını kestiğini, davacı ve 3. kişinin kusurunun, belirlenen tazminatlardan hakkaniyet indirimini gerektirdiğini, Müvekkil firmanın kazalıyı ambulans uçak ile Türkiye'ye naklettiğini ve uzun süre tüm tedavisini üstlendiğini, hastaneden çıktıktan sonra bakım için tedavi görülen hastanenin yanında ev kiralayıp profesyonel bakıcı tuttuğunu, şehir dışından gelen aile bireylerinin yol ve konaklama dahil her türlü masraflarını karşıladığını, sayılan hususların davalı/müvekkilin üzerine düşenleri yaptığını gösterdiğini, hesap raporunda müvekkilin %20, dava dışı araç sürücü ...'in %80 kusurlu olduğu hususuna yer verildiğini, karar esas hesap raporunda yer alan bir başka hatanın ise (Irak'ta geçen çalışma dönemi dair) işlemiş dönem yönünden davacının gerçek gelirinin göz önüne alındığını, devamında ise harcırah ödemelerini ücret sayılarak ilave edilip, bu rakam üzerinden hesaplama yapıldığını, bu hali ile ücret sayılmasına olanak bulunmadığını, ayrıca dava dilekçesinde harcırahın ücrete dahil edilmesine yönelik bir talep olmadığından, kararın taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, TUİK verisine göre yapılan hesabın davacının gerçek ücretine göre yapılan hesabın neredeyse iki katından daha fazla maddi zarar ortaya çıkmasına neden olduğunu, özellikle bakıcı giderleri tazminat alacağından toplu ödeme nedeniyle hakkaniyet indirimi yapılması talep edildiğini, İlk Derece Mahkemesinin %20 oranında indirim yapmak suretiyle hüküm kurduğunu, hesaplanan maddi tazminat ve bakıcı giderleri tazminat rakamlarının büyüklüğünün daha yüksek oranda indirim gerektirdiğini, İlk Derece Mahkemesinin özetlenen ilke ve kurallara uymaksızın manevi tazminat belirlediğini, davacı yönünden zenginleşme sonucu yaratıldığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın iş kazası nedeni ile maddi tazminat, manevi tazminat ,bakıcı gideri davası olduğu, dosyanın delilleri; Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının iş kazası tespit raporu, ...Sosyal Güvenlik Merkezi, Yüksek sağlık kurulu, Yüksek Sağlık Kurulu raporunda, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının maluliyet tespit raporları ile tanık beyanları, iş yeri kayıtları banka ödeme dekontları, kusur ve hesap bilirkişi raporları olduğu davacı vekilinin istinaf itirazları yönünden yapılan incelemede, davacının yurt dışı çalışması için yapılan ödemelerin toplamı üzerinden belirlenen ücrete göre yurt içi çalışmaları gözetilerek, TÜİK verilerine göre belirlenen ücret üzerinde yapılan hesaplamada usul yasa ve Yargıtay uygulamalarına aykırılık bulunmadığından davacı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, takdir olunan manevi tazminat kazanın oluş şekli, paranın satın alma gücüne göre manevi elem acı ve kederi telafi etme ve caydırıcılık ilkelerini karşılayacak ölçüler gözetilerek takdir olunduğu, davalı tarafın istinaf itirazları yönünden yapılan incelemede, dosya kapsamı, kurum müfettişinin iş kazası tespit raporu, tanık beyanları ve iş yeri kayıtlarına itibar edilerek dosyaya sunulan kusur raporları olayın oluş şekline uygun olup, kazanın oluşuna göre davacıya atfı kabil kusur bulunmamaktadır. Kazanın dava dışı araç şöförünün yol koşulları ile uyumlu olmayacak şekilde aşırı ve kontrolsüz hız yapması sonucu meydana geldiği, kusur raporunda da ifade edildiği gibi davacının davalı ".... Kalite Güvenlik San. Tic. A.Ş." unvanlı firmada tahribatsız muayene uzmanı olarak çalıştığı, kaza dönemini kapsayan "01.09.2012 30.10.2012" tarihleri arasında geçici görevlendirme ile "Kar Engineering&Construction unvanlı firmanın Irak/...'de bulunan şantiyesinde görevlendirildiği, davacının görevi nedeni ile bindiği araçta kazanın meydana geldiği, davalı işverenliğin işçiyi koruma ve işçinin can güvenliği yönünden tedbir alma yükümlülüğü kapsamında çalışanların sahaya gidiş dönüşleri için kullanılan araçlarda ehil şoför görevlendirilme, kural dışı hareketleri önlemek ve kuralları ihlal etmeyi itiyat haline getiren şoförlerin eğitimi konusunda çalışmalarda bulunmaları, şoför seçimi konusunda yetkilerinin bulunmaması durumunda ise tespit ettikleri bu yöndeki sorunları ilgililere iletme ve bu konunun ciddiyeti dikkate alınarak hassasiyet göstermesi gerektiği, davalı işverenliğin denetim gözetim, özen koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi halinde bu kazanın meydana gelmeyeceği, en azından bu boyutta bir zarara sebebiyet vermeyecek olup, davalı tarafın bu yöndeki itirazları yerinde görülmediği, davalı taraf yapılan ödemelerin ve bu kaza nedeni ile yaptıkları harcamaların maddi tazminattan mahsup edilmediği itirazında bulunmuş ise de, açıkca maddi tazminattan mahsup için yapıldığı ispat edilemeyen, ahlaki görev olarak yapılan tedavi giderleri, ulaşım giderleri aileye destek niteliğinde harcamalar maddi tazminattan mahsup edilemeyeceği, dosya içeriği, mevcut delil durumu bir bütün olarak değerlendirildiğinde tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, ilk derece Mahkemesinin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine, kararın dayandığı deliller, delillerin taktiri, karar gerekçesine göre, istinaf nedenleri ve kamu düzeni kapsamında yapılan inceleme sonucunda davacı ve davalının istinaf itirazlarının ve istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; manevi tazminatın tam kabul edilmesi gerektiğini, bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, 2021 yılı asgari ücretlerin kamu düzeni gereince uygulanması gerektiğini, bu hususta usuli kazanılmış hak oluşmayacağını, pasif devre hesabında da bilinen en son asgari ücretlerin dikkate alınması gerektiğinden 2021 ücretlerine göre rapor alınması gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; aracın müvekkili tarafından tahsis edilmediğini müvekkili bilgisi ve oluru haricinde o araca bindiğini, müvekkiline %20 Kusur verilmesinin hatalı olduğunu, davacının alkollü olup olay anında kemerini takmadığını, illiyet bağının davacı ve şoför kusuru nedeniyle kesildiğini, hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, müvekkilinin 3. kişi ve zarar görenin kusuru nedeniyle sorumlu tutulduğunu maluliyetin davacının fizik tedaviyi bırakmasından kaynaklı arttığını, Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin ancak kusuru oranında sorumlu tutulması gerektiğini, ücretin hatalı tespit edildiğini, dava dilekçesinde harcırahın ücrete eklenmesine dair talebi olmadığını, yurtdışı ücrette olduğu gibi yurt içi ücretin de banka kayıtlarına göre belirlenmesi gerektiğini, re’sen TÜİK verisinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, bakıcı giderinden %20 İndirim oranının az olduğunu, sürekli iş göremezlik alacağından da indirim yapılması gerektiğini, manevi tazminatın fazla belirlendiğini, davacı temyizine cevapla asgari ücret farklarının rapora yansıtılmasının mümkün olmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, sigortalının iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle Kurumca karşılanmayan maddi (sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri) ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri ile 55 ve 110 uncu maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi ile 49, 50, 51, 52, 53, 55 ve 56 ncı maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

  1. Değerlendirme

A) Davacı ve davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

  1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

  2. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının 238.730,00 TL olup hüküm altına alınan 150.000 TL manevi tazminatın ve reddolan 50.000,00 TL manevi tazminat isteminin maddi tazminat hükümlerinden ayrı olarak kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde kesinlikten reddine karar vermek gerekmiştir.

B) Davacı ve davalı vekilinin maddi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle davaya konu iş kazasının gerçekleşmesinde davacı sigortalıya atfedilecek kusur oranının bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ile dava harici kişiler arasındaki kusur oran ve aidiyetlerinin kendi aralarında açılabilmesi mümkün rücu davasında tartışılarak sonuca bağlanmasının mümkün olmasına göre, kanunun emredici hükmüne aykırı görülen hususlar çerçevesinde davacı ve davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

  1. Bilindiği üzere iş kazası veya meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalı için maddi tazminat alacaklarının tespiti noktasında TBK'nun 51 inci madddesi kapsamında durumun gereği ve özellikle kusurun ağırlığının göz önüne alınacağı, aynı Kanun'un 55 inci maddesi kapsamında bedensel zararların Borçlar Kanunu hükümleri ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağı açıktır.

  2. Bu kapsamda TBK' nun 54 üncü maddesi kapsamında yapılacak bedensel zararların tazminine ilişkin maddi tazminat davalarında uygulamanın ortaya çıkardığı bakiye ömür tabloları dikkate alınarak hesap yapıldığı bilinen bir gerçektir. Bu tablolar kapsamında tespit edilecek bakiye ömrün varsayıma dayalı olduğu ise izahtan varestedir. Ancak varsayıma dayalı bu belirleme ile tespit edilecek bakiye ömürden önce bedensel zarara uğrayanın vefatının gerçekleştiğinin bilinir olması halinde bilinene öncelik tanınarak, maddi tazminat alacağının hesabına esas ana ilkelerden olan "maddi gerçeğe dayalı bilinen durum var iken, varsayıma dayalı olarak hesap yapılmayacağı" ilkesinin gözetilmesi gerekliliği Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.

  3. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde hükme esas alınan 26.10.2020 tarihli hesap raporunda gerek sürekli iş göremezlik alacağının tespitinde, gerekse bakıcı giderinin tespitinde esas alınan bakiye ömür tablosuna göre 69 yaşına kadar hesap yapılmış ise de UYAP'tan temin edilen nüfus kayıt örneğine göre 11.07.2023 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.

  4. O halde mahkemece yapılacak iş, davacı sigortalının vefatı nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 55 inci maddesi kapsamında işlem yapılıp sonucuna göre davacı mirasçılarının davadan haberdar olması sağlanıp, mirasçıların davayı takibi halinde; gerek sürekli iş göremezlik, gerek bakıcı gideri tazminatlarının hesabı noktasında 11.07.2023 tarihli ölüm tarihini gözeterek hesap yapmak sonucuna göre tespit edilecek sürekli iş göremezlik gideri ile (aile içi dayanışmalı bakım olasılığı gözetilerek bakıcı giderinden şimdiki gibi %20 oranında indirim yapılarak) bakıcı giderlerini belirleyerek sonucuna göre davacının tazminat istemleri hakkında hüküm kurmaktan ibarettir.

  5. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

  6. O halde, davacı ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR: **

  1. Davacı ve davalı vekillerinin manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,

  2. Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazları yönünden yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

  3. Davacı ve davalının temyiz harçlarının istek halinde ilgililere iadesine,

  4. Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine

gönderilmesine,

12.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafrettemyizmahkemesireddinederecebozulmasınaesastankararları

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:38:14

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim