Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/5162
2023/8000
12 Eylül 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen davalı Kurumca davalı ...'in sigortalı sayılmasına ve bu nedenle davacı hakkında 4447 ve 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşviklerin iptaline yönelen Kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve bozma sonrası birleşen davaların reddine dair, karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada, davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkil şirkette SGK kontrol memuru tarafından yapılan incelemeyle 17.02.2011 tarihli ve 24 sayılı İşyeri Kayıt İnceleme Tutanağı tanzim edildiğini, işyerinde hizmet akdi ile çalışması bulunmayan ... adlı kişinin sigortalının tesciline karar verildiğini, re'sen prim ve eklenti borçlarının tahakkuk ettirildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 81/I. maddesi gereğince %5 kanun indiriminden, 4447 sayılı Kanun'un geçici 7 nci ve geçici 9 uncu maddeleri uyarınca uygulanan teşvik indirimlerinden müvekkilinin faydalandırılmamasına karar verildiğini, yapılan incelemenin 01.03.2003 ile 31.12.2008 arası dönemi kapsadığını, yalnızca ... adına düzenlenmiş yolcu taşıma biletleri ile parakende satış fişlerine bakılarak iş yerinde çalıştığına kanaat getirildiğini, ...'ın ifadesine başvurulmadığını, düzenlenen rapor sonucunda müvekkil şirkete 10.098,00 TL tutarında idari para cezası uygulandığını ve şirketin işverenlere uygulanan teşvik primlerinden faydalanabilmek için bu miktarı ödediğini ancak aynı zamanda ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'ne idari başvuru yapıldığını, ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Ulucanlar Sosyal Güvenlik Merkezi'nce itirazın kısmen kabul edilip kısmen reddedildiği, bunun üzerine yargı yoluna başvurulduğu, ancak bu süreçte müvekkil şirketin prim ve teşvik inidirimlerinin iptal edildiğini, bahsi geçen ...'ın müvekkil şirket ile ilişkisi hizmet akdine değil vekalet akdine dayandığını, yapılan tespit sırasında bu durumun teyidine yönelik olarak herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadığını bu nedenle ...'ın sigortalı sayılması nedeni ile prim teşviklerinden yararlandırılmamasına yönelik Kurum işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada ise, SGK kontrol memurunca yapılan inceleme sonrası düzenlenen 17.02.2011 tarihli kayıt inceleme tutanağında davalı ...'in kurum tespitlerinin aksine, hizmet akdi ile çalışmadığının tespiti ile sigortalının tesciline karar verilmesi işleminin iptali talep edilmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin iş yeri dosyası ve müdürlüğün kayıtlarının incelenmesi sonucu bahsi geçen ...'ın itiraza konu vekalet akdine dayanan bir çalışmasının olduğuna dair herhangi bir kayıt ve bilgiye rastlanılmadığını, aksine hizmet akdi ile çalışmaya dair delil ve emarelerin varlığının tespit edildiğini, kurumca düzenlenen tutanak ve tahakkuk ettirilen idari para cezasının kanuna uygun olduğunu, kurum işlemlerinde bir usulsüzlük bulunmadığını bu nedenle her iki davanın da reddine karar verilmesini talep ettiğini bildirdiği görülmüştür.
- Dahili davalı ... ise, davaya cevap vermemiş ise de, 21.11.2019 tarihli celsedeki ifadesinde "Ben 2007 yılından beri yanlış hatırlamıyorsam 4 5 yıl kadar Detam şirketi ile birlikte çalıştım. Bu çalışma süresi içerisinde şirkette tam zamanlı olarak çalıştım. Hatta uzun süren mesai saatlerimiz olurdu. Daimi çalışan olarak çalıştım. Orada sigortamın yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Çünkü muhasebe biriminde maaşlarımız elden ödenirdi, emekli olduğum için sigorta konusu benim için önemli değildi. SGK tarafından teftiş yapılan günü hatırlamıyorum. Çünkü sahada gezici hizmet verdiğimden dolayı ofiste sürekli durmazdım. İş sağlığı güvenliği konusunda danışmanlık hizmeti verdiğim için bunu talep eden şirketlere giderdim. Çalışma Bakanlığı kökenliyim, A sınıfı iş güvenliği ve iş sağlığı uzmanıyım, şirkette de bu vasıfla çalıştım. Detam şirketinde çalıştığım dönemde bazı büyük firmalar danışmanlık aldıkları şirket elemanlarının sigortalı olmasına özen gösterirlerdi, bu yüzden kısa bir dönem için davacı şirkete sigorta giriş çıkışım yapılmış olabilir, ayrılışım da şirket sahibinin bundan sonra birlikte çalışmayacağımızı söylemesi şeklinde olmuştur" demiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 27. İş Mahkemesinin birleşmeye konu olan 15.03.2016 tarihli ve 2016/163 Esas, 2016/132 Karar sayılı kararı ile "...Mahkememizce yukarıda açıklanan bilgi ve belgeler ile alınan tanık beyanları ve özellikle kurum kontrol memuru ...'in beyanları ile alınan 31.07.2015 tarihli bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; kontrol memuru ... tarafından düzenlenen davaya konu işlem dayanağı olan 17.02.2011 tarihli raporda ... isimli şahsın bir hizmet akdine bağlı olarak 22.05.2008 Kasım 2011 döneminde çalıştığına dair kanaatin oluşmasına gerekçe olarak ileri sürülen otobüs biletlerinden bir tanesinin 16.07.2008, diğer iki biletin ise aynı güne ilişkin 18.11.2008 tarih olduğu, yine 3 adet perakende satış fişlerinin üçünün de aynı güne ait olup 18.11.2008 tarihli fatura olduğu, bunun dışında da ...'ın isminin bulunduğu bir adet 22.05.2008 tarihli fatura olduğu, ne var ki yaklaşık davacı şirkette 8 ay çalıştığı ileri sürülen bir şahsın iki defa seyahat etmiş olması ve bir faturada isminin geçmiş olmasının o kişinin söz konusu şirkette çalıştığına karine teşkil etmeyeceği adı geçen kişinin çalıştığına dair başkaca belge ve bilginin gerektiği ayrıca soruşturma sırasında denetmen tarafından davacı şirkette çalıştığı iddia edilen ...'ın ifadesine başvurulmadığı ... isimli şahsın çalıştığı iddia edilen dönemde davacı şirkete çalışan olarak ismi geçen ve mahkememizce dinlenen tanıkların ...'ın hizmet akdiyle çalışmadığı, kendi hesabına iş yaptığı ve kendisinden hizmet satın alındığına dair beyanları da dikkate alındığında; Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından düzenlenen 17.02.2011 tarih ve ÖT 2011/24 sayılı tespit raporunun eksik inceleme ve araştırma sonucunda düzenlendiği kanaatine varılmış ve bu nedenle bilirkişinin hazırladığı rapor oluşa uygun kabul edildiğinden hükme esas alınmış ve davanın kabulüne ,dava dışı Meryem Kara'nın sigortalı sayılmasına ilişkin 16.11.2011 tarih ek aylık hizmet prim belgesi konulu B.13.2.SSK.4.06.01.00/VII VI 1097636.06 sayılı davalı kurum işleminin iptaline dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.... 27. İş Mahkemesinin birleşmeye konu olan 15.03.2016 tarihli ve 2016/163 Esas, 2016/132 Karar Sayılı kararına karşı süresi içinde davalılardan Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
- Dairemizin, 14.01.2019 tarihli ve 2018/7044 Esas, 2019/30 Karar sayılı ilmaı ile özetle "... ... 14. İş Mahkemesi 2012/61 E sayılı dosyası ile bu dava arasında hukuki ve fiili irtibat olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği, her iki davanın aynı olaya dayandığı, aralarında bağlantı mevcut olduğu anlaşıldığından, gerek yargılamanın daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve gerekse çelişkili kararlar verilmesini önlemek açısından, davaların birlikte görülmesi ve delillerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur. O halde sözü edilen davaların birleştirilmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Ayrıca eldeki davada, davacının talebi işyerinde çalıştığı tespit edilen ...'ın hak alanını ilgilendirmekte olup, Mahkemece davanın kamu düzenine ilişkin niteliği gereği adı geçen sigortalıya da husumet yöneltilmeli, davacının ve bu sigortalının göstereceği deliller toplanmalı, gerektiğinde resen de araştırma yapılmalı, davaya dahil edilen sigortalının çalışmalarının varlığı ve süresi gibi hususlar hiçbir kuşku ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli ve oluşacak kanaate göre karar verilmelidir." denilerek karar bozulmuş, bomza kararı sonrasında dosyalar birleştirilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
... 14. İş Mahkemesinin 10.11.2020 tarihli ve 2012/61 2020/944 Karar sayılı kararı ile; "...Toplanan tüm bilgi ve belgelerden, olayın oluş şekli, SGK memurunun yerinde inceleme ile yaptığı dosya içinde mevcut tespitler, dahili davalıya ait yolculuk makbuzları, davacı şirketin broşürleri, SGK ile yapılan yazışmalar sonucu edinilen bilgiler, tanık beyanları ve zaten emekli olduğunu bildiren dahili davalının davacı ile menfaat çatışması bulunmayışı ile duruşma sırasındaki samimi beyanları mahkemece bir kül olarak değerlendirildiğinde, davacının iddialarını ispatlayamadığı anlaşılmış, asıl ve birleşen davanın reddine dair karar verilmiştir.
C.2 nci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile; "...01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen:
“Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” hükmü ve ikinci fıkrasında ise;
“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümleri mevcut olup, bu yeni madde hükümleri ile tüm teşvik unsurlarından faydalandırılma veya fazla ödemelerin iadesi veya değiştirme istemleri hakkındaki uyuşmazlıklarda ek 17 nci maddede yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiği açıktır.
Değinilen ek 17 nci maddenin üçüncü fıkrasında ise; “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” hükümleri mevcuttur.
Eldeki davada ise, ek 17 nci maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte “5510 sayılı Kanun veya diğer Kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin ikinci veya üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Diğer taraftan ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise; Mahkemece, asıl davada verilen kurum işleminin iptaline yönelik ret kararı yerinde ise de; prim teşvikine yönelik birleşen dava yönünden prim teşvikine yönelik ilgili yasal mevzuat ve düzenleme değerlendirilmeksizin ve gerekçe oluşturmaksızın verilen ret kararı hatalı olup; ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durum da dikkate alınarak davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere tüm yasal mevzuat irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre gerekçeli bir karar verilmelidir." denilerek karar 2. kez bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince 2nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Yargıtay 10. Hukuk Dairesince 29.12.2021 tarihinde yapılan incelemede eldeki davada mahkemece asıl davada verilen kurum işleminin iptaline yönelik ret kararı yerindeyse de prim teşvikine yönelik birleşen dava yönünden ilgili yasal mevzuat ve düzenleme değerlendirilmeksizin ve gerekçe oluşturmaksızın verilen ret kararı hatalı olup, ek 17 nci maddenin gelmesiyle oluşan bu yeni durumda dikkate alınarak davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve ek 17 nci maddenin ilk 3 fıkrası dahil olmak üzere tüm yasal mevzuat irdelenmeli teşvik ve destekten faydalanma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre gerekçeli bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki bulgular gözetilmeksizin mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır Gerekçesiyle hüküm bozularak dosya mahkememize gönderilmiştir. Bozularak gelen dava dosyası yeniden mahkememiz esasına kaydedilmiş tarafların beyanı alınmıştır.
Bozma hususu özellikle birleşen davaya yönelik olup, bu husus bozma doğrultusunda yasal mevzuat düzenlemesi ışığı altında yeniden incelenmiştir.
5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesine göre "Bu kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanabileceği halde yararlandırılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden 6 ay içerisinde kuruma müracaat edilmesi şartı ile başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla 6 aya ilişkin olmak üzere yararlanılmamış olan prim teşviki destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki destek ve indirimleri başka bir prim teşviki destek ve indirimi ile değiştirilebilir." hükmü 2 nci fıkrada ise " Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu kanun ve diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden ay başından itibaren 1 ay içinde kuruma başvurulması halinde yararlanılmamış olan prim teşviki destek indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki destek ve indirimleri başka bir prim teşviki destek ve indirimi ile değiştirilebilir" şeklinde belirtilmiş hükümleri mevcut olup birleşen dosya davacısı tarafından her ne kadar dava dışı ve şirket çalışanı Meryem Kara'nın şirkette çalışmadığına dair iddiada bulunulmuş ise de her iki dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarında davacının şirket çalışanının çalışmalarını bildirmemesi üzerine sigorta müfettişlerince düzenlenen idari para cezası tutanakları, prim borçlarının usul ve yasaya uygun olarak düzenlendiği davacının geçici 17 nci maddede belirtilen süreler içinde müracaatına ilişkin delil ve belgenin de olmaması nedeniyle davacı tarafından ispatlanamayan asıl dava ile birleşen davanın reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; kendisi hakkında yapılan kurum işlemlerinin hatalı olduğunu, ...'ın esasen kendi nezdinde çalışmadığını, buna göre kurum işlemlerinin iptali gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı hakkında davalı Kurumca sigortalı çalıştırma nedeniyle yapılan tespit sonrasında teşvik iptalleri ile birlikte sigortalamaya dair kurum işlemlerinin iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4447 sayılı Kanun ile 5510 Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81'inci maddesi hükümleridir.
-
Değerlendirme
-
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen ilk derece mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, özellikle davacının açtığı asıl davada, talebin davalı Kurumun 4447 sayılı Kanun'un geçici 7, geçici 9 ve geçici 10 uncu maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik iptallerine ilişkin olan işleminin iptali, birleşen davadaki talebin ise, dahili davalı ... hakkında davalı Kurumun sigortalama işlemi ve bu işlem nedeniyle bordro ve belge istemine ilişkin Kurum işleminin iptaline ilişkin olduğu hususu ile, sigortalının çalışma olgusunun belirgin bulunması, buna göre davalı Kurumca yapılan işlemlerin de yerinde olması ile sonuç olarak davacı hakkında 5510 Sayılı Kanunun ek 17. Maddesi kapsamında işlem yapılmasının mümkün bulunmaması karşısında, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazan temyiz karar harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:38:14