Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/10313
2023/7996
12 Eylül 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki haczin kaldırılması ve zararın tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ... Sulama Birliği vekilinin istinaf başvurusunun süre nedeniyle usulden reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 14.01.2005 07.09.2012 tarihleri arasında Derik Dumluca Sulama Birliğinde yönetim kurulunda görev yaptığını, birliğin borcundan dolayı davacının ... plakalı aracına haciz konulduğunu, 15.01.2016 tarihinde yaptığı trafik kazası nedeniyle aracının perte çıktığını ve sigorta şirketinin araca 77.000,00 TL değer biçtiğini, aracın sigorta şirketine teslimi gerektiği halde üzerinde haciz işlemi olması nedeniyle aracın teslim edilemediğini ve sigorta şirketinin davacıya 38.000,00 TL ödemeyi kabul ettiğini, davacının yönetime girmesinin yasa gereği olduğunu, yasada sulama sahasında bulunan köylerde ikamet edenlerin yönetime girmelerinin öngörüldüğünü, bu nedenle Derik Dumluca Sulama Birliği borçlarından sorumlu olmadığını, Kurumun haksız işlemi ile konulan haciz nedeni ile zarara uğradığını ve sigorta şirketinden tüm zararını alamadığını ileri sürerek, araç üzerindeki haczin kaldırılmasına ve uğradığı zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı ... Sulama Birliği yetkilisi cevap dilekçesinde; Kurum tarafından yönetim kurulu üyesinin hesabına konulan haczin hatalı olduğunu, haciz işlemi yapılacak ise birlik hesabına yönelik olması gerektiğini beyan etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Derik Dumluca Sulama Birliğinde 2013 yılına kadar yönetim kurulu üyeliği yaptığını, borçların bu dönemde tahakkuk edildiğini, borçlardan sorumlu olduğundan davacının aracına konulan haczin haklı sebeple konulduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte ele alınıp incelendiğinde; davacının ... plakalı aracı ile 15.01.2016 tarihinde trafik kazası yaptığı, bu kazada aracının pert olduğu, Groupama Sigorta Şirketinin araca 77.000,00 TL değer biçtiği, aracın üzerinde SGK'nın haczi olması sebebiyle aracın devredilemediği, kurum haczine gerekçe olarak 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi gösterildiği, borcun Derik Dumluca Sulama Birliğinin borcundan kaynakladığı, davacının aracının devredilememesi neticesinde sigorta şirketinin davacıya ödemesi gereken 77.000,00 TL yerine 38.000,00 TL ödemeyi kabul ettiği, bu hesaplamadan sigorta şirketinin davacının aracına pert değeri olarak 39000 TL belirlediğinin anlaşıldığı, davacının zararının Derik Sulama Birliği borcundan kaynaklandığı, her ne kadar Derik Sulama Birliğinin haciz konusunda bir katkısı olmadı ise de davacının zarara uğradığı süreçte borcu ödemek suretiyle davacı üzerindeki haczi de kaldırmadığı dikkate alınarak, her iki davalının müşterek müteselsilen zarardan sorumlu olduklarına kanaat getirildiği, kısa kararda sehven hüküm kısmının 2. fıkrasında 38.000 TL zararın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, kısa karar değiştirilemeyeceğinden sehven yapılan işlemlere gerekçeli kararda değinilmek suretiyle,
1 Davalı Kurumun davacıya ait ... plakalı araç üzerine konulan haczin iptaline,
2 Davalı Kurumun haksız haciz işlemi sonucu davacının uğradığı 38.000,00 TL zararın 01.03.2016 tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, dair hüküm kurulmuştur.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
1.Davalı ... Sulama Birliği Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davalı ... Sulama Birliği vekili istinaf dilekçesinde; 6172 sayılı Kanun'un Geçici 2 nci maddesi uyarınca o dönem birlik başkanının sorumluluğunun bulunduğunu, birliğin mevcut başkanı ve yönetim kurulunun da dava konusu iş ve işlemlerle ilgili herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, birliğin hacze dair hiçbir katkısı bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı ... Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; sulama birliklerinin tüzel kişiliğinin bulunmadığını, söz konusu birliklerin borçlarından yönetim kurulu üyelerinin şahsen sorumlu olduklarını, haciz işleminin yerinde olduğunu, davacının 2013 yılında yönetim kurulu üyeliği yaptığını, bu nedenle şahsen tüm malvarlığı ile sorumlu olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
I)Davalı Sulama Birliğinin istinaf istemi yönünden; Mahkemece, gerekçeli kararın 16.06.2020 tarihinde davalı Sulama Birliğine tebliğ edildiği, davalının 02.11.2020 tarihinde kararı istinaf ettiği, somut olayda, istinaf başvurusunun süresi içinde yapılmadığı anlaşıldığından, davalı Sulama Birliği vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 346 ve 352 nci maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir.
II)Davalı ... vekilinin istinaf istemi yönünden; dava konusu uyuşmazlık, Sulama Birliğinde Yönetim Kurulu Üyesi olan davacının, Birliğin prim borçlarından ötürü adına kayıtlı ... plakalı aracına konulan haczin iptali ile uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.
5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin 1 inci fıkrasında “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların prime esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu kanun gereğince hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını ücretlerinden keserek ve kendisine ait prim tutarlarını da bu tutara ekleyerek en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar öder”, yirminci fıkrasında "Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. " şeklinde düzenlenme getirilmiştir.
Dosya içindeki kayıt ve belgelere göre, davacı adına 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca veya İİK uyarınca usulüne uygun olarak yapılmış bir takip bulunmadığı, davacı borçluya usulüne uygun olarak yapılan bir takipten ödeme emri tebliğ edilmediği, davacı hakkında kesinleşmiş bir takip bulunmadığı görülmüştür.
Davalı Kurumun haciz işlemini davacı hakkında Derik Dumluca Sulama Birliği adına ödenmemiş prim borçları nedeniyle 6183 sayılı Kanun gereğince takip yapıldığını, bu nedenle davacının aracı üzerine haciz konulduğu, davacının borçlu Derik Dumluca Sulama Birliği hakkında yapılan takibin ve (borçlu kooperatife gönderilen) ödeme emrinin iptali talebiyle dava açmadığı gerekçesiyle haciz işleminin uygulandığının davalı Kurum cevabında bildirildiği görülmüştür.
Mardin İcra Müdürlüğünün 2013/10131 takip sayılı dosyasının borçluları içerisinde davacının bulunmadığı, borçlunun Dumluca Sulama Birliği olduğu, davacı hakkında 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca veya İİK uyarınca usulüne uygun olarak yapılmış bir takip bulunmadığı, davacı borçluya usulüne uygun olarak yapılan bir takipten ödeme emri tebliğ edilmediği, davacı hakkında kesinleşmiş bir takip bulunmaması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, istinaf sebepleri ile bağlı kalınarak yapılan incelemede davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Öte yandan kabule göre talep edilen alacak hüküm altına alınırken, davada iki davalı bulunmasına ve Mahkeme gerekçesinde davalıların alacaklardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına rağmen, kısa karar gerekçeli karar çelişkisi oluşturmamak adına, alacağın ve yargılama giderinin "davalıdan tahsiline" karar verilmesi infazda tereddüt oluşturacak olup davalı Kurumun harçtan muaf olduğu hususu da gözetilerek, Mahkeme kabulünde olduğu üzere, kamu düzeni sebebi ile hükmedilen alacağın ve yargılama giderlerinden davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmek sureti ile Mahkeme hükmü Dairemizce düzeltilmiştir.
Tüm bu açıklamalar kapsamında istinaf sebepleriyle bağlı kalınarak ve kamu düzenine aykırı bir yön bulunup bulunmadığı hususu ise resen gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; davalı Sulama Birliğinin istinaf istemi süresinde olmadığından reddine, davalı Kurum'un istinaf isteminin ise esastan reddine karar verilmiş, birlikte sorumluluk tesisi yönünden gerekli düzeltme yapılmış usulü kazanılmış haklar korunarak 6100 sayılı Kanun'un 353/1 b.2 nci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
I Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik olarak davalı Sulama Birliği vekilinin istinaf başvurusunun HMK 352 nci maddesi gereğince yasal süresinde olmadığından usulden reddine,
II Davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile kamu düzeni gereği yukarıda esas ve karar numarası yazılı Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355 inci ve 353/1 b.2 maddeleri uyarınca kaldırılmasına,
**III ** Davanın kabulüne;
1 Davalı Kurumun davacıya ait ... plakalı araç üzerine konulan haczin iptaline,
2 Davalı kurumun haksız haciz işlemi sonucu davacının uğradığı 38.000,00 TL zararın 01.03.2016 tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine,
3 Alınması gereken 2.595,78 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 666,03 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.929,75 TL'nin davalı Kurum harçtan muaf olduğundan davalı Sulama Birliğinden alınarak hazineye gelir kaydına,
4 Davacı tarafından yapılan 697,43 TL dava açılış gideri, 831,30 TL bilirkişi ücreti, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 1.528,73 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5 Davacı taraf kendisini yargılamada vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 5.700,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
IV Davalı Kurum harçtan muaf olduğundan istinaf karar ve ilam harcı yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına,
V Davalı Sulama Birliği tarafından peşin yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
VI Davalıların yaptığı yargılama giderlerinin üzerlerinden bırakılmasına, varsa gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Kanun'un 333 üncü maddesi uyarınca ilgiliye iadesine,
VII İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, bu inceleme yönünden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
VIII Karar kesinleştiğinde HMK'nın 359 uncu maddesinin 3 üncü fıkrası gereği kararının tebliğ ile 302 nci maddesinin 5 inci fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Vekilinin Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili; davaya konu edilen haciz işlemi ve takibin kesinleşmiş takip olmadığı iddiası ile karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, zira 6183 sayılı Amme Alacakları Kanunu ve yasal mevzuata uygun kamu alacaklarının takibinin Vergi Dairesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu gibi kurumlara verildiğini; e haciz ve amme alacağı tahsil usulüne göre işlem tesisinin icra ve iflas hukuku açısından değerlendirilmesinin de isabetsiz olduğunu belirterek kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haczin kaldırılması ve zararın tazmini istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.6183 sayılı Kanun'un “Ödeme emri” başlıklı 55 inci maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme emrine itiraz” başlığını taşıyan 58 inci maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği, itiraz etmezse borcun kesinleşeceği belirtilmiştir.
Diğer taraftan 6183 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi hükmü uyarınca da süresinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktarda mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi de maddede belirtilen cebren tahsil şekillerinden birisidir. Bu bağlamda, borçtan dolayı cebren tahsile geçmeden önce anılan Kanun'un 55 inci maddesi hükmünde öngörülen bilgilerin tümünü içeren bir ödemeye çağrı yazısının “ödeme emri” nin tebliğ edilmesi yasal zorunluluktur. Bir başka ifade ile kamu alacağı için “ödeme emri” çıkarılmadan ve icra takibi kesinleştirilmeden haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulması kanuna aykırıdır.
3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Haksız Fiillerden Kaynaklanan Borç İlişkilerini düzenleyen 49 uncu maddesi; "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." hükmüne havi iken, aynı Kanun'un 50 inci maddesi; "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklinde düzenlenmiştir.
3.Değerlendirme
1.Haczin kaldırılmasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; somut olayda, davacının 14.01.2005 07.09.2012 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olduğu davalı ... Sulama Birliği hakkında Kurumca, 2013/11517 takip no.lu dosyasında muhtelif aylara ait (1997/12, 1998/8 12. aylar, 1999/1 12 aylar, 2000/1 12. aylar, 2001/1 8. aylar, 2002/1 4. aylar arası) prim borcu nedeniyle, davacının maliki olduğu ... plaka sayılı araca haciz konulduğu, davacı adına 2006/11949 nolu tevhitli dosyadan gönderilen ödeme emrinin davacı ile aynı konutta birlikte oturan Atman Karahan'a 17.10.2018 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmakla, 6183 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi kapsamında davacı adına düzenlenmiş ve anılan Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca tebliğ edilmiş bir ödeme emrinin ya da başlatılmış bir icra takibinin bulunmaması karşısında, mahkemece haczin iptaline dair verilen karar yerindedir.
2.Zararın tazmini istemine yönelik temyiz itirazlarına gelince; somut olayda, davacı, Sulama Birliği borcundan dolayı Kurumun prim alacağı için 2013 yılında haciz konulan aracının 15.01.2016 tarihinde kaza sonrası pert olduğunu, kasko poliçesi kapsamında sigorta şirketi ile aralarında 15.01.2016 tarihinde 77.000,00 TL üzerinden işlem görmesi için mutabakat imzalandığını, Sulama Birliğinin prim borcundan dolayı sorumlu olmadığını, aracın sigorta şirketine hacizden dolayı teslim edilemediğini, sigorta şirketinin bu nedenle 38.000,00 TL teklif ettiğini, bu nedenle zarara uğradığını iddia etmektedir.
Mutabakat metninde davacının araç teslimine kadar üzerinde haciz uygulamasından dolayı her türlü sorumluluğun kendisine ait olduğunu belirttiği anlaşılmaktadır. Davacının 18.07.2016 tarihli Kuruma verdiği dilekçede ise araca haciz konulduğunu, aracın kaza yaptığını ve pert duruma düştüğünden araç bedelinin borcuna mahsup edilerek haczin kaldırılmasını talep ettiği görülmektedir. Davacının bu başvurusunda açıkça haczin hatalı olduğu, kaldırılması gerektiği yönünde bir istemi bulunmamaktadır. Bu talebe göre Kurumun kasko şirketine başvurması ve aracın devrini sağlaması olanaklı değildir. Davacı kasko şirketine hacizli de olsa aracı teslim etmemiştir. Aracın bu nedenle teslim alınmadığını da kanıtlamış değildir. Sigorta şirketince de beş günlük ihbar süresinin son gününden itibaren 2 yıllık süre geçtiği için kasko şirketi tarafından kuruma veya davacıya bir ödeme yapılmadığı belirtilmiştir. Kasko şirketi de zamanaşımı nedeni ile dosyayı kapatmıştır.
Kurum tarafından prim borcu nedeni ile ödeme emri 17.10.2018 tarihinde tebliğ edilmiş, iş bu dava ise 29.03.2017 tarihinde açılmıştır. Eldeki dava açılmadan önce davacı bedelin kendisine veya hacizden dolayı prim borcu nedeni ile kuruma ödenmesi istemini kasko şirketinden talep etmemiştir. Kuruma başvurusu ise araç bedelinin borca mahsup edilmesi ve haczin kaldırılması istemi olup pert aracı teslim etme Kurumun yetki ve görevi kapsamında değildir. Ayrıca kasko şirketince kazaya uğrayan araca 77.000,00 TL bedel biçildiği, aracın teslim edilmemesi neden ile de gecikmeden ve hacizden dolayı 38.000,00 TL ödendiği iddia edilmesine rağmen, bedel ve ödeme kanıtlanmamıştır.
Diğer taraftan kural olarak araç kaydına haciz konulması aracın devrine engel bir durum teşkil etmez. Aracın devrini davacı kendi sağlamalıdır. Davacının pert olan aracın teslim edilmemesi nedeni ile meydana gelen zararda, Kurumun haczinin teslim (devre) engel olduğunu kanıtlaması ve zararını kanıtlaması gerekir. Eldeki davada ise aracın teslimini (devrini) kurumun haciz nedeni ile engel olduğu, ayrıca bu haciz nedeni ile pert olan aracın değerinin düştüğünü, kısaca zararın miktarını kanıtlayamadığı açık olup pert olan aracın üzerine uygulanan hacizden dolayı teslimin yapılmadığı, zararın ve kusurun varlığı kanıtlanamadığı halde, Mahkemece yazılı gerekçe ile zararın tazminine karar verilmesi hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:38:14