Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/6932

Karar No

2023/7666

Karar Tarihi

6 Temmuz 2023

MAHKEMESİ: İş Mahkemesi

SAYISI: 2020/44 E., 2023/122 K.

HÜKÜM/KARAR: Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ Kur sigortalılığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın, davalı kurum vekili tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş; bu kararın da bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Mahkemesi kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yaşamı boyunca ...İlçesinin ......, köyünde ikamet ettiğini, kiraladığı arazilerde kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunduğunu, yetiştirip sattığı ürün bedellerinden bağkur prim tevkifatı yapıldığını, 1992 yılından beri ...'e, tüccara ürün teslimi yaptığı halde 29.03.2011 tarihiyle tarım bağkur sigortasına tescil kaydı yapıldığını belirterek müvekkilinin 01.01.1992 29.03.2011 tarihleri arasında tarım bağkur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 1994 yılından itibaren prim tevkifatına istinaden tarım bağkur sigortasına tescil uygulamasının başladığını, daha önceki yıllar için tevkifata göre tescil uygulamasının bulunmadığını, kurum kayıtlarında davacının teslim ettiği ürün bedellerinden tevkifat yapıldığına dair bir kayıt bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 09.02.2016 tarihli ve 2013/357 E., 2016/24 K. sayılı kararı ile tüm dosya kapsamı itibariyle; davacının ...Ziraat odasında 28.05.1996 21/06/2013 tarihleri arasında ...Ziraat odasında 08.07.2013 tarihi itibariyle kaydı yapıldığı ve kaydın halen devam ettiği anlaşılmaktadır. ...... Üzüm Tarım Satış Kooperatifinde ortaklık kaydı yoktur. ...Ziraat Bankasından 11.08.2003 tarihi itibariyle tarımsal kredi kullanmıştır. ... Tarım Satış Kooperatifine ise 31.12.1998 tarihinde ortaklık giriş işlemi yapılmış, çıkış ise 31.07.2000 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu ortaklık devresinde ürün teslimine ilişkin belgenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. ...Üzüm Tarım Satış kooperatifine ise 24.02.1998 27.11.2001 tarihleri arasında kayıtlı olup, bu devrede ürün teslimine ilişkin kayıt yoktur. Davacı adına tarımsal arazi kaydı da bulunmamaktadır. ...Mal Müdürlüğünde ...köyünde ecrimisin yolu ile hazineden kiraladığı 4 ayrı taşınmaz kaydı vardır. ...Jandarma Komutanlığı davacının 30 35 dönem hazine arazisinde 1993 yılından beri tarımsal faaliyette bulunduğunu, yetiştirdiği üzümü tüccarlara sattığını, tespit etmiş köy muhtarı tutanağı imzalamıştır. Davacının pamuk ürünleri ticaret A.Ş.ye sattığı üzüm ürününden 20.09.2004 tarihli bağkur prim tevkifatı yapılmıştır. Yine 04.07.2008 tarihi itibariyle ... ... ortaklığına teslim ettiği üzüm ürününden prim tevkifatı yapılmıştır. Davacının tarım bağkur kaydı 29.03.2011 tarihi itibariyle başlatılmıştır. Dava konusu döneme ilişkin davacının 4 ay sigortalılık kaydı da bulunmamaktadır. Davacının talebi 01.01.1992 tarihinden bağkur tescil kaydının yapıldığı 29.03.2011 tarihine kadar tarım bağkur sigortalısı olma talebidir. Davalının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunda geçmiş tarım bağkur hizmetlerinin tespitine ilişkin bir düzenleme yoktur. Ancak ürün bedelinden tevkif suretiyle tahsili olanaklı kılınmış olan prim bedellerinden bağkur adına tevkifat yapılması halinde bağkur sigortalılığı kabul edilmektedir. Sadece ziraat odası kaydı ve kooperatif kaydına göre geriye dönük tescil işlemi yapılamaz. Davacının pamuk ürünleri ticaret a.ş.'ye teslim ettiği üzüm ürününden 20.09.2004 tarihinde bağkur prim tevkifatı yapıldığı bu nedenle bu tarihi tarihi takip eden aybaşı olan 01.10.2004 tarihinden 31.12.2004 tarihine kadar yine ... ... Ortaklığına teslim ettiği ürün bedelinden 04.07.2008 tarihi ile yapılan tevkifat nedeniyle 01.08.2008 31.12.2008 tarihleri arasında çekişmesiz tarım bağkur sigortalısı olduğunun kabulü mümkündür. Prim kesintisi bulunmayan 2005 2006 2007 01.01.2008 / 31.07.2008 2009 2010 01.01.2011 / 28.03.2011 tarihleri arasında davacının ...Ziraat odası kaydının 28.05.1996 tarihiyle başladığı ve 21.06.2013 tarihine kadar devam ettiği, ...Mal Müdürlüğünden ecremisin yoluyla kiraladığı tarımsal arazileri 01.01.1990 30.01.2013 ve 01.01.1996 30.01.2013 ile 18.09.2004 11.10.2012 tarihleri arasında kullandığı ...Jandarma Komutanlığınca yapılan soruşturmada köy muhtarının imzası ile davacının 1993 yılından beri hazine arazisinde üzüm ürünü yetiştirdiği beyanı ...İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün yazısına göre hayvan işletmeciliğinin 01.01.2010 tarihi ile açıldığı ve hayvan hareketlerinin 01.01.2011 20.08.2013 tarihleri arasında olduğu ve davada dinlenen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde prim kesintisi bulunmayan yıllarda da davacının kesintisiz tarımsal faaliyette bulunduğu tespit edilmekle tarım bağkur sigortalısı olduğunun kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm oluşturmak gerekmiştir. 01.10.2004 tarihi öncesi tarım bağkur sigortalı talebi yerinde olmadığından bu kısım yönünden davanın reddi gerekmiştir." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. İlk Bozma Kararı

  1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 21.05.2018 tarih ve E.2016/4833, K.2018/4962 sayılı kararında; "... davaya konu yıllarda sigortalılığın ancak davacının sigortalılık iradesini ortaya koyacak herhangi bir başvurusu, prim ödemesi, ürün satışı veya bu satışlardan yapılan prim tevkifatı yapılması koşuluyla olabileceği gözetildiğinde, eldeki davada, davacının 20.09.2004 ve 04.07.2008 tarihlerinde kamu kuruluşu niteliği taşımayan özel gerçek/tüzel kişilerce yapıldığı anlaşılan tevkifatların kurum hesabına intikal edip etmediğinin araştırılması gerekmektedir. Bu tarihlerde yapılan tevkifatların kurum hesabına intikal ettiğinin anlaşılması halinde ilk tevkifat tarihini takip eden aybaşı olan 01.10.2004 tarihinden 31.12.2004 tarihine, ayrıca 01.08.2008 tarihinden 31.12.2008 tarihine kadar davacının sigortalılığının kabul edilmesi gerekmektedir. Tevkifat bulunmayan 2005 2007 ve 2009 2011 yıllarına ilişkin olarak, davacının 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalılık iradesini ortaya koyacak herhangi bir başvurusu, prim ödemesi, ürün satışı veya bu satışlardan yapılan prim tevkifatı bulunup bulunmadığı hususları ayrıntılı olarak araştırılarak sigortalılık süresi belirlenmesi ve yapılacak araştırma ve inceleme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedeni... " olduğu gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 15.02.2021 tarih ve E. 2019/13, K.2021/55 sayılı kararı ile; yapılan araştırma neticesinde davacının talep ettiği yıllara ilişkin olarak 2926 sayılı Kanun'a tabi sigortalılık iradesini ortaya koyacak herhangi bir başvuru, prim ödemesi ürün satışı veya bu satışlardan yapılan prim tevkifatı bulunmadığı gerekçesiyle davasının reddine karar verilmiştir.

C. 2'nci Bozma Kararı

Dairenin 22.01.2020 tarih ve E.2019/4998, K.2020/467 sayılı kararında; " 20.09.2004 ve 04.07.2008 tarihlerinde kamu kuruluşu niteliği taşımayan özel gerçek/tüzel kişilerce yapıldığı anlaşılan tevkifatların kurum hesabına intikal edip etmediğine yönelik araştırma neticesinde davalı kurum 01.04.2019 tarihli yazıyla tevkifat kesintisine rastlanılmadığını bildirmiş olup, mahkemece tevkifatın kuruma intikal etmediği kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de; davacı adına özel firmalar (... ... Ortaklığı ile PAGYSA A.Ş.) tarafından prim kesintisi yapıldığı, ne var ki, davacının ürettiği ürününü, dava dışı özel firmalara tesliminden dolayı davacı adına tevkifat yoluyla kesilen Bağ Kur priminin, Kurum hesabına intikal edip etmediği hususunun yerel mahkemece yeterince araştırılmadığı, dava dilekçesi ekinde yer alan 20.08.2008 işlem tarihli Ziraat Bankası dekontunda "... ... çiftçi tevkifat" açıklamasıyla Bağ Kur Genel Müdürlüğü hesabına 20,60 TL tutarında havale yapıldığı, söz konusu dekontun 04.07.2008 tarihli tevkifata ait olabileceği anlaşılmaktadır. Diğer yandan yine dava dilekçesine ekli 20.09.2004 tarihli prim tevkifatının da kurum hesabına intikalinin sağlanıp sağlanmadığının araştırılması da gerekmektedir. Bu bakımdan Mahkemece, dava dilekçesine ekli banka dekontu eklenmek suretiyle davalı kurum, ilgili firmalar ve bankadan tevkifatın kurum hesabına intikal edip etmediğinin usulünce araştırılması gerektiği... " gerekçesiyle karar bozulmuştur.

D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 20.09.2004 tarihli tevkifat yönünden Bağkur kesintisinin Kuruma intikal edip etmediği hususunda gerekli belgelerin imha edilmesi nedeniyle herhangi bir belge temin edilemediği, bu durum yönünden davacının bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığından, anılan Bağkur kesintisinin Kuruma intikal etmediği şeklinde kabulünün mümkün olmadığı, nitekim Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin son içtihatlarında tevkifat kesintisinin Kuruma intikal etmemesi tarım Bağ Kur sigortalılık hakkı kazanmasına engel olmayacağının belirtildiği dikkate alındığında 20.09.2004 tarihli tevkifat yönünden davacının 01.10.2004 31.12.2004 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılması gerektiği kanaatine varıldığı; 04.07.2008 tarihli tevkifat yönünden, davacı tarafından sunulan 20.08.2008 tarihli 20,60 TL kesinti bedelinin Bağkur Genel Müdürlüğüne yatırıldığına ilişkin dekont dışında TC Ziraat Bankası AŞ’nin 18.10.2022 tarihli yazı ekindeki 2008 2009 yıllarına ait listede başkaca 20,60 TL kesintinin bulunmadığı dikkate alındığında 04.07.2008 tarihli tevkifatın Kurum hesabına yatırıldığı belirgindir. Aksinin kabulü halinde dahi kesintinin Kuruma intikal yönünden herhangi bir belge temin edilemediği dikkate alındığında, yukarıda yer alan tevkifat kesintisinin Kuruma intikal etmemesi tarım Bağ Kur sigortalılık hakkı kazanmasına engel olmayacağı hususu değerlendirilmelidir. Bu durumda 04.07.2008 tarihli tevkifat yönünden davacının 01.08.2008 31.12.2008 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılması gerektiği kanaatine varılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı kurum vekili, davanın reddi gerektiğini, bozma gereklerinin yerine getirilmediğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, Tarım Bağ Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

1.Davanın yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde, kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 3 üncü maddenin (b) bendinde, bu Kanunda geçen “tarımsal faaliyette bulunanlar”ın, kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya özgü yerlerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan yararlanmak suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından korunmasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanları ifade ettiği açıklanmıştır. Ayrıca 5 inci maddede, yasal süresinde kayıt ve tescillerini yaptırmayanların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi izleyen aybaşından itibaren başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddede, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların sigortalılıklarının tarımsal faaliyetlerine son verdiklerinde sona ereceği, 7 nci maddede, kişilerin bu Kanuna göre sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorunda oldukları, 9 uncu maddede, bu zorunluluğa uymayanların tescil işlemlerinin Kurumca kendiliğinden yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanağı niteliğindeki 5510 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde tarımsal faaliyet, 2926 sayılı Kanunun 3/b maddesinde öngörüldüğü şekilde tanımlandıktan sonra 4 üncü maddenin 1 inci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 7 nci maddede sigorta hak ve yükümlülüklerinin, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin Kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, 1 yıl içinde bildirilmesi durumunda kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür.

02.08.2003 günü yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılan 2926 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi ve 4956 sayılı Kanunun 27 nci maddesi ile değişikliğe uğrayan 1479 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi hükümlerinde kanun koyucu, Kurumun prim alacaklarının Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilebilmesine imkan tanımıştır. Buna göre, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla ilgili sigorta primlerinin, ilgiliye ödenmesi gereken ürün bedellerinden kesilerek o kişi adına Kurum hesabına yatırılmak suretiyle tahsil edilmesi durumunda, kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi belirtilen şekildeki prim ödeme olgusunun, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan kişinin kayıt ve tescil konusundaki iradesini ortaya koyduğunun kanıtı olarak kabulü gerekmektedir. Tarımsal faaliyet olgusunun kanıtlanmış olması, tescilli sigortalılar yönünden tescil tarihinden, tescili bulunmayanlar yönünden ise ilk prim ödemesinin veya tevkifatın gerçekleştirildiği tarihten sonraki sürelere ilişkin olumlu sonuç doğurmaktadır. Tarım Bağ Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan Kanunlarda 506 sayılı Kanunun 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanunun 86/9 uncu maddesinde açıklanan hizmet tespiti davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemesi ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının öngörülmesi karşısında, tescil veya iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı öncesine ait dönem yönünden tarımsal faaliyet ve buna dayalı Tarım Bağ Kur sigortalılığının tespiti söz konusu olamayacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki, tarımsal faaliyete kabul edilebilir süreyi aşar uzunlukta ara verilmesi durumunda Tarım Bağ Kur sigortalılığının yeniden başlayabilmesi, tescil başvurusu, iradi prim ödeme, prim tevkifatı olgularından herhangi birinin gerçekleşmesine bağlıdır.

  1. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9 508 E., 2006/521 sayılı kararı)

Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)

  1. Değerlendirme

  2. Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2.Davacı, 01.01.1992 tarihinden 29.03.2011 tarihine kadar zorunlu Tarım Bağ Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş olup Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.

Önceki bozma ilamında; " 20.09.2004 ve 04.07.2008 tarihlerinde kamu kuruluşu niteliği taşımayan özel gerçek/tüzel kişilerce yapıldığı anlaşılan tevkifatların kurum hesabına intikal edip etmediğine yönelik araştırma neticesinde davalı kurum 01.04.2019 tarihli yazıyla tevkifat kesintisine rastlanılmadığını bildirmiş olup, mahkemece tevkifatın kuruma intikal etmediği kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de; davacı adına özel firmalar (... ... Ortaklığı ile PAGYSA A.Ş.) tarafından prim kesintisi yapıldığı, ne var ki, davacının ürettiği ürününü, dava dışı özel firmalara tesliminden dolayı davacı adına tevkifat yoluyla kesilen Bağ Kur priminin, Kurum hesabına intikal edip etmediği hususunun yerel mahkemece yeterince araştırılmadığı, dava dilekçesi ekinde yer alan 20.08.2008 işlem tarihli Ziraat Bankası dekontunda "... ... çiftçi tevkifat" açıklamasıyla Bağ Kur Genel Müdürlüğü hesabına 20,60 TL tutarında havale yapıldığı, söz konusu dekontun 04.07.2008 tarihli tevkifata ait olabileceği anlaşılmaktadır. Diğer yandan yine dava dilekçesine ekli 20.09.2004 tarihli prim tevkifatının da kurum hesabına intikalinin sağlanıp sağlanmadığının araştırılması da gerekmektedir. Bu bakımdan Mahkemece, dava dilekçesine ekli banka dekontu eklenmek suretiyle davalı kurum, ilgili firmalar ve bankadan tevkifatın kurum hesabına intikal edip etmediğinin usulünce araştırılması ..." gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.

Mahkemece, uyulan bozma ilamında prim kesintisinin kuruma intikalinin arandığı hususu açık olup özel şirket tarafından yapılan ilk tevkifat olan 20.09.2004 tarihli tevkifatın kuruma intikal etmemesi nedeniyle bu dönem yönünden red kararı verilmesi gerektiğinden hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararcevaptemyizyargılamavı.kararımahkemesipagysaderecebozulmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:42:43

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim