Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/2636

Karar No

2023/7015

Karar Tarihi

20 Haziran 2023

MAHKEMESİ: İş Mahkemesi

SAYISI: 2019/37 E., 2021/203 K.

KARAR: Kısmen kabul

Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar ve davalı Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edildiği anlaşıldıktan; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin oğlunun 29.08.2004 tarihinde davalı işveren tarafından işletilen Clup Justiniano Otelde çalışmakta iken iş güvenliğinin yetersizliğinden kaynaklanan iş kazası neticesinde vefat ettiği, davalı şirketin kusursuz sorumlu olduğu diğer hususlarla birlikte belirtilerek, oğul desteğinden yoksun kalma nedeni ile davacılar için 10.000,00 TL maddi, manevi yıkıntısı için de 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, müvekkili ... için ul desteğinden yoksun kalma nedeni ile 10.000,00 TL maddi, manevi yıkıntısı için de 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, alacaklarına kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... Toplu Yemek A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; otelin 01.06.2004 tarihinde işletilmeye başlanıldığını, müteveffa işçinin ölmeden 10 gün önce kalfalık belgesini ibraz ederek çalışmaya başladığını, kedisine işyerinde sorumlu olduğu alanların gösterilip iş güvenliği ile ilgili tüm ikazların yapıldığını, verilen belgenin 8 inci ve 9 uncu maddelerinde talimatlara uyup can güvenliği ile ilgili gerekli tüm tedbirlerin alacağına dair talimatların bulunduğu, olay anında görevlendirilmediğini deneme süresinde olduğu iş yerinde tesadüfen olay yerinde bulunup uyarılara rağmen elektrik panosuna müdahale ettiğini, makina mühendisi Ahmet Korkmaz tarafından hazırlanan raporda patlamanın ana nedeni olarak elektrik sistemindeki arızanın gösterildiği ve panonun kazanın üzerinde bulunmaması gerektiği, kazanın emniyet subaplarının çalışmadığını tespit edildiği, bu durumda gizli bir ayıp olduğunun göstergesi olduğunu, kazanın bakımının raporlardan da anlaşılacağı üzere eksiksiz yaptırıldığı, iş güvenliği hususlarında ... ve diğer işçilere eğitim ve bilgilendirme yapılıp önlemlerin alındığı diğer hususlarda belirtildiğini beyan etmiştir.

2.Davalı Universal Makina ve Isı San Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; patlayan kompakt buhar jeneratörünün kendi imalatları olduğu ve 27.03.1997 tarihinde satışın ve montajının yapıldığı, anlatıma göre kazanın otomatiklerinin ve brülörünün devrenden çıktığı, bunu gören ...'ın brülörü tekrar çalıştırmak için su seviye kontrol sistemini devre dışı bırakarak brülörü tekrar çalıştırıp ayrıldığı, kazanın aşırı ısınan kazanın kızgın hale gelen yüzeylerine suyun değmemesi ile termal şok meydana gelmesi sonucu oluştuğunu diğer hususlarla birlikte belirttiğini beyan etmiştir.

  1. Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 17.04.2013 tarihli ve 2006/401 Esas, 2013/347 Karar sayılı kararı ile mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından hareketle: BK gereğince haksız eylemden dolayı sorumluluğun doğabilmesi için eylem, kusur, illiyet bağı, hukuka aykırılık ve zararın doğmuş olmasının gerektiği, dava dosyasında 29.08.2004 tarihinde davacıların çocukları olan ... Ayın iş kazasında vefat ettiği, 08.03.2012 tarihli bilirkişi raporuna göre kazanın oluşumunda davalı Sordexho A.Ş nin %81, davalı ... koçakın %1, davalı ... yıldamın %1 mütevaffa Feridununu ise %15 kusurlu olduğunun bildirildiği, böylelikle haksız eylemden dolayı kusurlu olan davalıların sorumlu oldukları anlaşılmakla 18.02.2013 tarihli bilirkişi raporuda dikkate alınarak davacıların destekten yoksun kalma tazminatı açısından taleplerinin kabulüne, olay neticesinde çocuklarını kaybetmiş olan davacıların duydukları elem, keder, ızdırap ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, davalı Üniversal A.Ş. aleyhine açılan davanın süresi içerisinde yenilenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği gerekçesiyle;

1 Davalı Ünivarsal Mak. San. Tic. A.Ş aleyhine saçılan davanın yasal süre içerisinde yenilenmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına

2 Davalılar Sodexho toplu yemek ve servis A.Ş., ... ve ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile

A 10.000,00TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 29.08.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Sodexho toplu yemek ve servis A.Ş., ... ve ...'tan müştereken ve mütesilsilen alınarak davacı ...'a verilmesine

B 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 29.08.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Sodexho toplu yemek ve servis A.Ş., ... ve ...'tan müştereken ve mütesilsilen alınarak davacı ...'a verilmesine

C 16.333,04 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 29.08.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... toplu yemek ve servis A.Ş'den alınarak davacı ...'a verilmesine

D 22.002,44 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 29.08.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... toplu yemek ve servis A.Ş.'den alınarak davacı ...'a verilmesine

E 8.000,00 TL manevi tazminatının olay tarihi olan 29.08.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Sodexho toplu yemek ve servis A.Ş., ... ve ...'tan müştereken ve mütesilsilen alınarak davacı ...'a verilmesine

F 8.000,00 TL manevi tazminatının olay tarihi olan 29.08.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Sodexho toplu yemek ve servis A.Ş., ... ve ...'tan müştereken ve mütesilsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan Sodexho Toplu Yemek A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  1. (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 13.04.2015 tarih ve 2014/25762 Esas ve 2015/7908 Karar sayılı ilamında özetle; yargılamaya konu zararlandırıcı olay nedeniyle Kurumca yapılmış bir iş kazası tahkikatının bulunmadığının anlaşılmasına göre yapılacak işin; öncelikle 29.08.2004 tarihindeki zararlandırıcı olaya dair tahkikat yapılıp ve şartlarının oluşması halinde iş kazası sigorta kolundan hak sahiplerine gelir bağlanması için davacıların Kuruma müracaatını sağlamak. Kurumun iş kazası tahkikatı neticesinde yargılama konusu olayın iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden dolayı işveren aleyhine “iş kazası tespit” davası açması için davacılara önel vererek tespit davasını işbu dava için bekletici sorun yapmak, anılan olayın iş kazası olduğunun belirtilen usulle kesin olarak ortaya konulması sonrasında davacılara iş kazası sigorta kolundan bağlanan bir gelir var ise bu gelirin ilk peşin sermaye değerlerini Kurumdan öğrenmek, akabinde güncel verilere göre davacıların maddi zararlarını yeniden hesaplatıp hesaplanan bu zarardan hak sahiplerine bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin rücuya tabi kısımlarının düşülerek çıkacak sonuca göre tüm delilleri bir arada değerlendirip karar vermekten ibaret olduğu belirtilerek mahkeme kararı bozulmuştur.

B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 24.11.2021 tarihli ve 2019/37 Esas, 2021/203 Karar sayılı kararı ile; Yargıtay bozma ilamı neticesinde bozma ilamına uyularak davacılara dava konusu iş kazası ile ilgili tahkikat işlemlerinin başlatılması ve iş kazası kolundan gelir bağlanması hususunda başvuru yapmaları için süre verildiği, SGK tarafından mahkemeye verilen bozma sonrası tahkikatın bildirildiğine dair ilk müzekkere cevabı olan 27.10.2016 tarihli müzekkere cevabında iş kazası nedeni ile müteveffa işçinin hak sahibi babası olan ...'a 4/b emeklisi olması nedeni ile gelir bağlanmadığı ancak annesi ...'a ise sürekli iş göremezlik gelirinin bağlanmış olduğu bildirildiği ve tahkikatın tamamlandığının bildirildiği, söz konusu yazı cevabı ve Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda dosyanın aktüerya hesabı yönünden ek bilirkişi incelemesine tevdi edildiği, bilirkişi... tarafından sunulan 16.11.2017 havale tarihli ek bilirkişi raporunda davacı ...'a bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin müzekkere cevabında okunamadığının belirtilmesi karşısında rapora bu yönüyle yapılan itirazların değerlendirilmesi açısından öncelikle kurumdan ilgili kayıt ve belgelerin okunaklı bir örneğinin gönderilmesine ve akabinde yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, mezkur ara karar gereklerinin icra edilmesi akabinde bilirkişi... tarafından 16.04.2018 tarihinde sunulan ve bozma ilamından sonra alınan 2 nci aktüerya ek bilirkişi raporuna karşı davalı ... vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine dosya yeniden ek bilirkişi incelemesine tevdi edilmiş ve bilirkişi... tarafından bozma sonrası 3 üncü ek aktüerya bilirkişi raporunun 18.01.2019 tarihinde dosyaya ibraz edildiğinin görüldüğü, söz konusu rapora karşı davacılar ve davalı ... vekilleri tarafından itiraz edilmesi üzerine SGK'dan hak sahibi ...''a bağlanan gelirler ile ilgili belge ve kayıtların yeniden temini neticesinde yeniden ek rapor alınmasına karar verilmişse de bu aşamada davacılardan ...'ın vefat ettiği, davacı vekilinin veraset ilamını sunduğu ve ayrıca hak sahibi ...'a bağlanan gelirin de kurum tarafından davacının daha sonrasında Bağ Kur emeklisi olması nedeni ile kesildiğinin anlaşıldığı, bu arada pandemi sürecinin de yaşandığı ve ek rapor için görevlendirilen bilirkişi...'nün ise dosyayı teslim almasına rağmen rapor hazırlamadığı için dosyadan el çektirilmesine karar verilmesi gerektiğinin anlaşıldığı, davacı ...'ın vefatı ve diğer davacı ...'a bağlanan peşin sermaye değerli gelirin ise adı geçen davacının Bağ Kur emeklisi olması karşısında kurum tarafından kesildiğinin anlaşılması ve bozma ilamından sonra alınan aktüerya raporlarındaki eksiklik ve hatalar neticesinde aktüerya açısından yeniden bilirkişi incelemesine tevdiine karar verildiği, bilirkişi ... tarafından sunulan 16.12.2020 tarihli aktüerya kök raporuna karşı taraf vekillerince itiraz edilmesi üzerine söz konusu itirazların değerlendirilmesi için dosya bu kez ek bilirkişi incelemesine tevdi edildiği ve bilirkişi ... tarafından 15.04.2021 havale tarihli ek bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, mahkemece yapılan yargılama neticesinde tarafların kusur durumuna ilişkin ... 3. İş Mahkemesi'nin 2011/163 talimat numarası üzerinden alınan 16.05.2012 havale tarihli kusur raporunda davalı işverene %81 oranında, müteveffa işçiye %15 oranında, davalı ... ve diğer davalı ...'a %1'er oranda, dava dışı otel çalışanları ... ile...'ye yine %1'er oranda kusur atfedildiği, diğer davalı Üniversal Makine A.Ş.'nin kusurunun olmadığının tespit edildiğinin görüldüğü, ayrıca meydana gelen olayla ilgili ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama neticesinde 05.02.2009 tarih ve 2008/468 E., 2009/58 K. sayılı karar sayılı dava dosyasında sanık/davalı ... ve ... ile sanık ... ve...'nin tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermekten mahkumiyetlerine karar verildiği ve söz konusu dava dosyasında hükme esas alınan kusur raporunda sanıklara 1/8'er, müteveffa işçiye ise 4/8 oranında kusur atfedildiği, eldeki dava dosyasından alınan kusur raporunun ceza dava dosyasındaki kusur raporu ile olayın oluşu, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin mevzuat hükümleri ile bu husustaki emsal içtihatlara uygun olduğunun değerlendirildiği ve neticede davalılardan Üniversal Makina A.Ş. Haricinde %85 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda SGK kayıtlarının celbi neticesinde yapılan aktüerya hesap incelemelerinden 15.04.2021 havale tarihli bilirkişi ek raporunda hesaplama ve tespitlerden ... için yapılan maddi tazminat hesabından 2 nci seçimlik hesabının dosya kapsamı, yargıtay bozma ilamı ve emsal uygulama ve içtihatlara uygun olduğu, raporun denetime elverişli ve hükme esas alınabilecek kıymette olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar SGK tarafından mahkemeye davacı hak sahiplerinden baba ...'a gelir bağlanmadığı ve ...'a ise sonradan emekli olması nedeni ile bağlanan gelirin iptal edildiği bildirilmişse de mahkemece davacıların çocukları olan müteveffanın vefatı sebebiyle desteğe muhtaç oldukları, gelir bağlanmamasının desteğe muhtaç olmadıkları anlamına gelmeyeceği, müteveffanın davacılara desteğinin karine olduğunun kabul edildiği, karinenin aksi davalı tarafça da ispat edilemediğinden davacıların maddi tazminata hak kazandıklarının anlaşıldığı, davacılar vekilince her ne kadar 26.04.2021 havale tarihli dilekçe ile davanın ıslahına dair dilekçe sunulmuş ve söz konusu ıslah dilekçesi ile HMK madde 177/2 gereğince bozma veya istinaf kararlarından sonra da ıslah yapılabilmesine imkan tanındığından bahsedilmişse de 7251 sayılı Kanun ile HMK 177/2'ye getirilen hüküm ile öncesinde İçtihadı Birleştirme Kararı nedeni ile mümkün olmayan bozma veya kaldırma kararından sonra ıslah dilekçesi sunma imkanı getirilmişse de bu imkanın bir yargılamada daha öncesinde ıslah edilmeden karar verilmesi halinde getirilen bir düzenleme olduğu, her ne kadar HMK madde 177/2'de açıkça bu hususta bir düzenleme bulunmasa da yasaya yeni eklenen bu hükmün HMK madde 176/2'deki "aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceği" amir hükmü le birlikte düşünülmesi gerektiği, nitekim 7251 sayılı Kanun ile HMK madde 177/2'deki bu yeni düzenlemeyi getiren yasanın madde gerekçesinde de açıkça bu yeni düzenleme ile getirilen bozma veya istinaf kararından sonra ıslah imkanının "tarafların aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceği kuralını değiştirmeyeceği"nin yer alması karşısında davacı vekilinin sunmuş olduğu 26/04/2021 havale tarihli ıslah dilekçesine mahkemece itibar edilmediği, davacının özlük dosyası, Yargıtay bozma ilamı, SGK kayıtları, tanık beyanları, hükme esas alınmasına karar verilen aktüerya ve kusur bilirkişi raporları ve nihayetinde tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirildiği, davacılar vekilinin 04.07.2012 tarihli celsede davanın davalı Üniversal Makine A.Ş. açısından takip edilmediğine dair beyanından sonra 19.10.2012 tarihli celsede davanın bu davalı açısından işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve süresi içerisinde de yenilenmediğinin anlaşılması karşısında bu davalı açısından davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, 22.02.2013 havale tarihli ıslah dilekçesinde davacılar vekilinin davalı ... ile ... açısından davalarını ıslah etmediklerinin beyan edilmesi nedeni ile adı geçen davalıların sorumluluklarının davalı ...Ş. ile birlikte dava dilekçesinde ileri sürülen miktarla sınırlı olmak üzere müşterek ve müteselsilen sorumlu olması gerektiği, davacılardan ...'ın yargılama sırasında vefat ettiğinin anlaşılması ve davacılar vekilince adı geçen müteveffa davacıya ait veraset ilamının sunulması ve davanın müteveffanın mirasçıları açısından da devam ettirildiğinin görülmesi karşısında müteveffa ...'ın maddi ve manevi tazminat talepleri açısından mirasçıların miras payı dikkate alınarak hüküm kurulması gerektiğinin anlaşıldığı, taleple bağlılık ilkesi gözetildiği gerekçesiyle;

Davanın kısmen kabulü ile,

1 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 29.08.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Sodexho Toplu Yemek ve Servis A.Ş, ... ve ...'tan müştereken ve mütesilsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine,

2 22.002,44 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 29.08.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Toplu Yemek ve Servis A.Ş'den tahsili ile davacı ...'a verilmesine,

3 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 29.08.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Sodexho Toplu Yemek ve Servis A.Ş, ... ve ...'tan müştereken ve mütesilsilen tahsili ile müteveffa davacı ...'ın mirasçıları olan davacıların miras hisseleri gözetilerek ...'a 2/8, ...'a 3/8 ve ...'a 3/8 hisseleri oranında verilmesine,

4 7.398,02 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 29.08.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Sodexho Toplu Yemek ve Servis A.Ş.'den tahsili ile müteveffa davacı ...'ın mirasçıları olan davacıların miras hisseleri gözetilerek ...'a 2/8, ...'a 3/8 ve ...'a 3/8 hisseleri oranında verilmesine, fazlaya dair istemin reddine,

5 8.000,00 TL manevi tazminatın davalılar Sodexho Toplu Yemek ve Servis A.Ş., ... ve Seyhun Yıldan'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile birlikte davacı ...'a verilmesine, fazlaya dair istemin reddine

6 8.000,00 TL manevi tazminatın davalılar Sodexho Toplu Yemek ve Servis A.Ş., ... ve Seyhun Yıldan'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile birlikte müteveffa davacı ...'ın mirasçıları olan davacıların miras hisseleri gözetilerek ...'a 2/8, ...'a 3/8 ve ...'a 3/8 hisseleri oranında verilmesine, fazlaya dair istemin reddine,

7 Davanın Unıversal Makine ve Isı Sanayi Tic. A.Ş. yönünden açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi A.Ş. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili ...’a oğlunun ölümü nedeniyle bağlanan aylığın, eşinin ölümü üzerine bağlanan aylık gelir nedeniyle kesilmiş olması ve yapılan ödemelerin müvekkili tarafından kuruma geri ödenmiş olmasının dosya içerisinde mevcut SGK cevap yazısı ile sabit olması nedeniyle; kaza nedeniyle müvekkilim ...’ın uğramış olduğu destekten yoksun kalma zararının 72.460,70 TL olduğunun kabulü gerektiği belirtilerek tarafınca ıslah yapılmasına karşın; Yerel Mahkemece ıslah dilekçesine itibar edilmeksizin hüküm kurulduğunu, 7251 sayılı Kanun ile 6100 sayılı HMK madde 177/2’ye getirilen yeni düzenlemenin; sadece daha önce ıslah yapılmaması halinde bozma veya kaldırma kararından sonra ıslah yapılabileceği şeklinde değerlendirilmesinin hatalı olduğunu ve bu değerlendirme neticesinde ıslah dilekçesine itibar edilmeksizin Yerel Mahkemece hukuka aykırı olarak karar verildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay'ın önceki bozma kararı öncesinde hükmolunan ilk derece kararında, davacı ...'a lehine 16.333,04 TL ve davacı ... lehine 22.002,44 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiğini, dosyadan tanzim edilen en son (15.04.2021 tarihli) ek raporda ise, ... için 17.398,02 TL, ... için ise terditli olarak 49.938,89 TL veya 72.460,70 TL şeklinde destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığını, hesaplamalar arasında bu kadar fark olmasının sebebinin, hesaplamalara esas alınan dönemlerde asgari ücretteki değişimin güncellenerek hesaplamaya yansıtılarak, tüm zararın yeniden hesaplanmış olduğunu, oysa bozmadan önceki kararın davacı tarafından temyiz edilmemiş olup, taraflarınca temyiz edilmiş ve Yargıtay'ca bozulmuş olduğunu, dolayısı ile, bozmadan önce esas alınan ücret tutarları açısından lehlerine kazanılmış hak doğmuş bulunduğunu, daha sonra hesaplanan tutarlar üzerinde güncelleme ve yeniden hesaplama yapılmasının kabulünün mümkün bulunmadığını, Yargıtay'ın bozma ilamından önceki Yerel Mahkeme kararında müvekkili şirkete atfedilen kusur oranı %81 iken, son bilirkişi raporunda müvekkile %85 oranında kusur atfedilerek, buna göre hesaplama yapıldığını, dolayısı ile, hakkında bozma kararı verilen önceki ilk derece hükmünde dahi (kabul etmedikleri) %81 oranında müvekkili şirket'e kusur izafe edilmiş iken, hükme esas alınabilecek kıymette olduğu yönünde karar verilen ek rapordaki hesaplamada bu miktardan dahi fazla (%85 oranında) kusur oranı üzerinden hesaplama yapılmış olmasının hatalı olduğunu, ek raporda pasif döneme ilişkin olarak dahi asgari ücretin esas alınmış olmasının hatalı olduğunu, oysa kişinin pasif dönemde yaşlılık aylılığı almaya hak kazanabileceğini, SGK tarafından belirlenen en düşük yaşlılık aylığının esas alınması gerektiğini, davacılardan ... mirasçıları lehine destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin hüküm kurulmuş ise de, işbu davacının vefat etmiş olması sebebiyle, bu davacı yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığı yönünde hüküm verilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı HMK Geçici 3 üncü maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 6100 sayılı HMK'nun 26 ncı ve 303 üncü maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunun 332 ve 98 inci maddeleri gereğince uygulanan aynı Kanunun 41, 42, 43, 44, 46 ve 47 nci maddeleri ile 53 üncü maddesi, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 nci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 inci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 77 inci maddesi, manevi tazminatın belirlenmesi yönünden 22.06.1996 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

  1. Değerlendirme

1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davacıların tüm, davalı Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9 508 E., 2006/521 sayılı Kararı).

3.Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.)

4.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

5.Somut olayda; ilk derece mahkemesince itibar edilen 18.02.2013 tarihli hesap raporunda davacı annenin maddi zararının 32.002,44 TL, davacı babanın maddi zararının 26.333,04 TL olarak tespit edildiği, davacı vekilinin bu rapora göre maddi tazminat alacağını ıslah ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile davacı anne için toplamda 32.002,44 TL, davacı baba için toplamda 26.333,04 TL maddi tazminata hükmedildiği, davacılar vekilinin anılan ilk derece mahkemesinin 17.04.2013 tarihli kararına ilişkin temyiz istemi bulunmadığı, bu kararın sadece davalı ... Toplu Yemek A.Ş. tarafından temyiz edildiği göz ardı edilerek, işbu davalı lehine oluşmuş usuli kazanılmış hak ilkesi ihlal edilerek, davacı anne yönünden ilk kararda hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı gözetilmeden fazlasına karar verilmesi hatalı olmuştur.

  1. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

  2. O halde, temyiz eden davalı ... Toplu Yemek A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oyçokluğuyla,

20.06.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

I. Temel Uyuşmazlık:

  1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında davacının itiraz etmemesi nedeni ile tazminata esas bilinen döneme ilişkin verilerin değişmesinin ve keza 6100 sayılı HMK.'un 177 nci maddesinin bozmadan sonra ıslah yapılabileceğine dair 7251 sayılı Kanun ile değişen hükmünün öncesinde bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair bozma kararının davalı lehine usulü müktesep hak teşkil edip etmeyeceği ve noktasında toplanmaktadır.

  2. Çoğunluk tarafından ilk bozma öncesi tazminata esas bilinen dönem ücretine davacının itiraz etmediği, işlemiş devrenin ileri çekilemeyeceği, ayrıca her ne kadar yargılama sırasında 7251 sayılı Kanunla değişik 6100 sayılı HMK.'un 177 nci maddesinde değişiklikle bozmadan sonra ıslah yapılabileceği kabul edilmiş ise de kararın daha önce bozulduğu ve ıslahın madde değişikliğinden önce bu ilk bozmadan sonra yapıldığı, bu nedenle davalı lehine her iki bozma nedenine göre usulü kazanılmış hak olduğu gerekçesi benimsenmiştir.

II. Karşı oy gerekçesi:

A. İşlemiş devrenin itiraz edilmemesi nedeni ile usulü müktesep hak teşkil edip etmediği konusu:

  1. Usulü kazanılmış hak: Görülmekte olan bir davada taraflardan birinin ya da mahkemenin yapmış olduğu bir usul işlemi ile yanlardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka usule ilişkin kazanılmış hak denilmektedir. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur(04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Ne var ki; kamu düzenine ilişkin hususlar hakkında aleyhe bozma yasağı uygulanamaz. Yargıtay, kamu düzenine aykırı bir husustan dolayı hükmü temyiz edenin aleyhine (temyiz etmemiş olan tarafın lehine) olarak da bozabilir. Çünkü kamu düzenine ilişkin hususları hâkim (ve Yargıtay) kendiliğinden gözetme ile yükümlüdür(Bkz. Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001 baskı, Cilt V., s.4727 4736). Nitekim aynı ilke, Hukuk Genel Kurulu'nun kararlarında da benimsenmiştir(HGK. 21.01.2004 gün ve 2004/1 46 E. 6 K.; 6.10.2004 gün ve 2004/ 1 433 E. 483 K).

  2. Belirtmek gerekir ki Sayın Özekes’inde değindiği gibi “Yargıtay tarafından neredeyse mutlak olarak, doktrinde de ağırlıklı olarak kabul edilen usuli müktesep hak kavramının kanuni bir kurum olmadığını, yargı kararları ile kabul edildiğini ortaya koymak gerekir. Usuli müktesep hak, bugün neredeyse usuli her sorunda, her derde deva bir Kurum olarak gündeme gelmekte, sadece kanun yolunda değil, yargılamanın farklı kesitlerinde kullanılmaktadır. Bu kurumun kabul edilebilirliğinin tartışması bir yana, bu kadar geniş bir uygulama alanı bulması doğru değildir. Ayrıca usuli müktesep hak, usuli sorunları çözmeye gerçek anlamda da elverişli değildir. Nitekim, önceleri çok sınırlı kabul edilen usuli müktesep hakkında kapsamı genişlemiş, ancak bu genişlemenin sakıncaları ortaya çıktıkça Yargıtay, usuli müktesep hakka her geçen gün … birçok istisna da kabul etmiştir. En ilginç ve kendi içinde çelişkili durum ise kamu düzeninden kabul edilen usuli müktesep hakka, kamu düzenine ilişkin durumların istisna kabul edilmesidir. Bir şeyin kendisinin, kendisinin zıddı olması gibi garip, biraz da mantığı zorlayan bir durum ortaya çıkmaktadır(PEKCANITEZ, Hakan/ ATALAY, Oğuz/ÖZEKES, Muhammet, Medeni Usul Hukuku, ... 2013. s: 2190).”

  3. Keza 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesi üzerine usulü müktesep hakkın yeniden kavram olarak değerlendirilmesi gerekir. Zira kanunun kısmi dava başlığı taşıyan 109. Maddesinin son fıkrasında açıkça “Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.” düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü gibi kısmi miktar talep eden davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı ve açıkça da bakiye kısmından feragat etmedikçe geri kalan kısmını ek dava(veya ıslah) yolu ile edebilmektedir. O halde yargılama sırasında davacı tarafın kusur oranına, iş göremezlik oranına itiraz etmemesi, açıkça da feragat etmediği sürece kusur veya maluliyet oranının daha sonra lehine değişmesi halinde bakiyesini talep etme hakkı doğduğundan, usulü kazanılmış hak teşkil etmeyecektir.

  4. Yukarda açıklandığı gibi usulü kazanılmış hakkın istisnalarından biri de kamu düzenidir. Bedensel bütünlüğe yönelik hukuka aykırı eylemler, aynı zamanda yaşam hakkına bir saldırıdır. Yaşam hakkı ise temel bir hak olup kamu düzenindendir. Dolayısı ile iş kazası geçiren ve bedensel bütünlüğü zarar gören işçinin (sigortalının) sürekli iş göremezlik oranının değişmesi, bu oranın artması veya azalması halinde bir tarafın itiraz etmemesi usulü kazanılmış hak teşkil etmeyecektir. Bedensel bütünlüğe yönelik hukuka aykırı eylem sigortalı yönünden ayrıca bir sosyal güvenlik hakkı olup, vazgeçilmez hak kapsamında sürekli iş göremezlik oranı resen dikkate alınmalıdır.

  5. Dairemizin 2021/6264 Esas, 2022/6811 Karar sayılı ilamında yazılı karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere özellikle maddi tazminatın karar tarihine yakın verilerle hesaplanması gerektiğinden ve bu durum usulü kazanılmış hakkın istisnası olması nedeni ile çoğunluğun usulü kazanılmış hak teşkil ettiği” görüşüne katılınmamıştır. Zira;

  6. Maddi tazminat hesapları yapılırken, en son bilinen ücret unsurlarının hesaplamada gözetilmesi gerektiğinden, hüküm gününe en yakın güne kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerin uygulanması gerekir. Daha önce bir veya birkaç hesap raporu verilmiş olsa bile, dava bitinceye kadar yürürlüğe giren asgari ücretlerden dolayı yeniden değişen değerler nedeni ile ek rapor alınması zorunludur.

  7. Maluliyet oranı gibi zararın hesaplanmasına ilişkin diğer bir unsur da ücrettir. Asgari ücretin artması halinde, karar tarihine yakın ücrette değişeceğinden, bu ücrete göre zararın hesaplanması gerekmektedir. Zira asgari ücret, kamu düzeni ile ilgili olduğundan, davanın her aşamasında uygulanması zorunludur. Bozmadan sonra dahi asgari ücretlerde artış olmuşsa, yeniden tazminat hesabı yapılması gerekir. Yargıç, bir istek olmasa dahi, yargılamanın her aşamasında asgari ücret artışlarını doğrudan dikkate almakla yükümlüdür. Davacı, bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olsa dahi, sonradan yürürlüğe giren asgari ücretlerin uygulanması kamu düzeni gereği ve zorunlu olduğundan, davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmaz.

  8. Bozmadan sonra karar tarihine yakın veriler alındığında, hesabın unsurları değişeceğinden, tazminat miktarı da elbette değişecektir. Davacı taraf bozmadan önceki ilk kararda bilinen ücret üzerinden hesaplanan tazminata itiraz etmemiştir. Ancak bu bilinen ücret bozmadan sonra değişecektir. Bir tarafın ilerde değişecek diye kararı temyiz etmesi hayatın olağan akışına uygun olmayacaktır. Zira karar onanmış olsa idi hesaplama bilinen ücrete göre hesaplandığından sorun olmayacaktır. Ancak bozmadan sonra değişen durum nedeni ile daha önce doğmayan hesaba esas unsur olan ücrete itiraz etmeme usulü kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Kaldı ki gerçek belli iken varsayıma gidilmez ilkesinin gözetilmesi gerekir.

B. Bozmadan önce ıslahın yapılmamasının davalı lehine usulü kazanılmış hak olup olmayacağı konusu;

  1. Geriye etkili kanun değişikliği, görev kuralına aykırılık, sonradan ortaya çıkan içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK), hak düşürücü süre, kamu düzeni gibi hususlar kazanılmış hak kuralının istisnalarındandır. Bu durumda usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4 519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10 730 E., 2008/732 K.). Zira usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).

  2. Mahkemece, her ne kadar bozma ilamına uyulmuş ise de; 22.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK’nın 177/2 nci maddesi ile Yargıtay’ın bozma kararından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapılması halinde, tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılması mümkün hale getirilmiştir.

  3. Sonradan aynı hususta bir kanun çıkarılmış olmasının usuli kazanılmış hakkın istisnası olduğu, usule ilişkin kanun değişikliğinin geçmişe etkili olarak uygulanması gerektiği, mahkemece verilen nihai karardan sonra değişiklik yapılmış olsa dahi, bu değişikliğin uygulanmasında zorunluluk bulunduğu Yargıtay kararlarıyla açıklanmıştır (Yargıtay HGK 20.02.2008 gün, 2008/13 160 E., 2008/147 K.).

III. Sonuç:

  1. Yukarda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin değişen işlemiş devreyi ileri çekerek maddi tazminatı hesaplaması yerindedir. Keza bozmadan sonra ıslah yasal değişiklikle olanaklı hale gelmiş olup, bu usulü kazanılmış hakkın istisnasıdır. Çoğunluğun her iki konuda da usulü müktesep hakkın gözetilmesi şeklindeki gerekçesine katılınmamıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadancevapkararyargılamatemyizkısmenkabulmahkemekararıbozulmasınasonrakikarşıbozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:48:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim