Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3875
2023/7001
20 Haziran 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1514 E., 2020/2519 K.
HÜKÜM/KARAR: Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 5. İş Mahkemesi
SAYISI: 2018/15 E., 2019/922 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın, davacı ve davalılardan ...vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalılardan ...vekilleri tarafından temyiz edilmiş, dosyada tespit edilen noksanların ikmali için dosya mahalline geri çevrildikten ve noksanlar ikmal edilerek dosya dairemize gönderilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacının davalı tarafça inşa edilen inşaatta çalışırken 20/08/2016 tarihinde iş kazası geçirdiğini, iş göremezlik derecesinin %23,2 olduğunun tespit edildiğini, yapılan müfettiş incelemesinde işverenin asli kusurlu bulunduğunun bildirildiğini beyanla fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi ve 60.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'un müteahhit olduğunu, inşaatın 15.06.2016 tarihinde mühürlendiğini ve bunun sonucunda tüm çalışmaların durduğunu, inşaatın mühürlenmesi üzerine davacının kurduğu iskeleyi almak istediğini, davalı ...'un davacıya inşaata girmenin yasak olduğunu ve iskeleyi alamayacağını söylediğini, inşaatta her türlü güvenlik önleminin ve etrafını çevreleyen bariyerlerde de inşaata girmenin yasak olduğu ibarelerinin bulunduğunu, davalının ve davalı şirketin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını beyanla davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Somut olayda davacının davalı şirkete ait inşaatta çalışırken kaza geçirdiği hususu sabit olup ...'nın somut olayda işçi mi aracı/taşeron mu olduğu hususunun değerlendirilmesi gerektiği, yapılan yargılama, SGK müfettiş raporu, tanık beyanı, bilirkişi heyeti (kusur) raporu, ceza dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirket tarafından yaptırılmakta olan bina kaba inşaatının demir ve kalıp işlerinin işçiliğinin davalı şirket tarafından dava dışı ...'ya verildiği, bu hususun tahkikat raporu ve ceza dosyası kapsamındaki beyanlar ile sabit olduğu, dosyada bulunan 04.09.2015 tarihli taşeron sözleşmesi başlıklı 6 sayfalık sözleşmede ...'nın taşeron olduğu, davalı şirketin ise işveren olduğu, sözleşmenin konusunun 8805 ada 01 parsel ve 8882 ada 2 parsel üzerinde yapılacak olan bina kaba inşaatı ile ilgili olarak demir bağlama işi, betonarme kalıbı yapılması, beton dökülmesi olduğu, sözleşmenin 6 ay süreli olduğu, ...'nın iş karşılığında davalı şirketten bağımsız bölüm(daire) alacağı, dairenin satış tutarının 150.000 TL olduğu hususunda anlaştıkları, işçiliğin m2 başına 25 TL olduğu, tüm işlerin bitirilmesinden sonra tutarın 150.000 TL'yi aşması halinde aşan kısmın(işçilik bedelinin) taşerona ödeneceği, tutarın 150.000 TL'yi aşmaması halinde ise fark tutarı taşeronun işverene 1 ay içinde ödeyeceğinni kararlaştırıldığı, sözleşmede taşeronun çalıştıracağı işçilerin ücretlerinin taşeron tarafından ödeneceğinin de kararlaştırıldığı, bu halde yukarıda ayrıntısı verilen yasal düzenlemeler uyarınca davalı şirket ile dava dışı ... arasında asıl alt işverenlik ilişkisinin bulunduğu, muvazaalı olarak taşeron işçilerinin ve taşeronun SGK'ya davalı şirketin işçisi olarak bildirilmesinin davalı şirket ile dava dışı ... arasında asıl alt işverenlik ilişkisi bulunduğu gerçeğini değiştirmeyeceği, davacının da olay günü mühürlü olan bina inşaatında alt işveren ... tarafından kalıp söküm işçisi olarak çalıştırılırken yaralandığı, kazanın iş kazası olduğu, alt işverenin kaza tarihinde bina inşaatının mühürlü olduğunu bilmesine rağmen inşaattaki kalıp malzemelerini sökmek için uygun koşulları sağlamadan, kalıbın üzerinde asmolen ve bağlanmış durumdaki demirlerin bulunduğunu bile bile söküm işine alttan iskele direklerinden başlaması nedeniyle kazanın meydana gelmesinde %60 oranında kusurlu olduğu, dava dışı Sercan Aynacı'nın da alt işverenin oğlu olduğu ve babası ile birlikte kalıp, demir işinde çalıştığı açık olup hem Sercan Aynacı hem davacının kalıp işinde çalışanlar olarak söküm işine alttan, iskeleden başlanmaması gerektiğini bilmelerine rağmen dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak kazanın meydana gelmesinde %20'şer oranında kusurlu oldukları, davalı şirket sahibi ...'un yasal olarak yapımı durdurulmuş bir inşaat işyerinde işçi çalıştırması, çalışma yapması mevzuata aykırı olduğundan kalıp içinde bulunan asmolen ve demir malzemeleri boşaltmasının ve iş güvenliği tedbiri almasının kendisinden beklenemeyeceği, inşaatın çevresinin bariyerlerle çevrili olduğu, inşaata girilmesinin yasak olduğuna dair uyarı levhalarının bulunduğu görülmekle asıl işveren vekili sıfatına sahip ...'a atfı kabil bir kusurun bulunmadığı, işveren vekillerinin sorumluluklarının kusur sorumluluğu olduğu, bu nedenle davalı ... 'a karşı açılan hem maddi hem manevi tazminat davasının reddine karar vermek gerektiği, bilirkişi raporunda her ne kadar davalı şirketin de kusurunun bulunmadığı belirtilmiş ve şirketin iş güvenliğine aykırı herhangi bir davranışı tespit edilmemiş ise de asıl işverenin alt işverenle birlikte sorumluluğu yasa gereği olduğundan ve asıl işveren davalı şirket ile alt işveren ... arasında düzenlenen taşeron sözleşmesinde iş kazası meydana geldiğinde sorumluluğun ...'da olduğuna dair ifadenin taraflar arasında hüküm ifade edeceği, davacıya karşı sözleşmenin ileri sürülemeyeceğinden asıl işveren davalı şirketin alt işverenin ve dava dışı üçüncü kişilerin kusurları toplamı ile (%80) davacıya karşı sorumlu olduğu, bu nedenle davalı şirkete hiç kusur vermeyen bilirkişi raporunun bu kısmının mahkemece yerinde bulunmadığı, davacının maluliyet oranının %23,2 olarak tespitlendiği, taraflarca bu orana verilen kesin süre içinde itiraz edilmediği, bu nedenle her iki taraf için de bu oranın kesinleştiğinin mahkemece kabul edildiği, davacıya SGK'nca 9.046,00 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı, ayrıca sürekli iş göremezlik geliri de bağlandığı, ilk peşin sermaye değerinin 58.934,75 TL olduğu, ilk peşin sermaye değeri miktarının aktüer rapordan sonra dosyaya celp edilmesi nedeniyle rapor üzerinde mahkemece resen düzeltme yapılmak suretiyle davacının SGK tarafından karşılanmayan gerçek zararının 131.408,86 TL olduğu anlaşılmakla davalı şirkete karşı açılan maddi tazminat davasının kabulüne karar verildiği, davacı lehine manevi tazminata hükmedilirken olayın özellikleri, davacının sosyal ve ekonomik durumlarının göz önünde bulundurulması gerektiği, manevi tazminatın ne bir ceza ne de bir zenginleşme aracı olduğu, davacının duyduğu manevi acının bir dereceye kadar yumuşatılıp manevi dengenin onarılması aracı olduğu bu sebeple de kişilerin haksız zenginleşebileceği miktarı bulmaması gerektiği, haksız eylem ve tazminat arasında hak ve adalete uygun düşecek şekilde makul bir orantı kurmak gerektiği, davacının %23,2 sürekli iş göremezlik oranı, mevcut %20 kusuru ve kaza tarihinin de göz önüne alınması gerektiği anlaşılmakla çekilen acının telafisi amacıyla davalı şirkete karşı açılan manevi tazminat davasının Kısmen Kabulü ile 27.500,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alınması ve fazlaya ilişkin talebin reddi gerektiği ve ayrıca olay tarihinden itibaren işleyen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi ve dava değeri artırım dilekçesinin harcının yatırıldığı tarih itibariyle dolmaması nedeniyle zamanaşımı def'inin reddedilerek karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan ...vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf başvurusunda özetle; hükme esas alınan sürekli iş göremezlik oranının hatalı ve hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu bveyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı ...vekili istinaf başvurusunda özetle; Davaya konu iş kazasının şantiyenin mühürlenmesinden sonraki süreçte gerçekleştiğini, müvekkili şirketin inşaattaki kalıp işleri için dava harici ... ile anlaşmış olduğunu, ...'nın inşaatın durması nedeniyle izinsiz olarak kazadan önce de inşaat alanına girme girişimlerinde bulunduğunu, olay günü ... çalışanı olarak inşaata habersiz gelen davacının asmolen malzemeyi kaldırmadan kalıp sökümü yaptığından kazanın gerçekleştiğini, ... ile müvekkili arasında asıl alt işveren ilişkisi bulunmadığını, tüm iş ilişkilerinin inşaatın mühürlenmesi ile beraber sona erdiği gözetilmeksizin müvekkilinin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; 09.12.2016 tarihli denetmen raporu ile iş kazası sayılan olayın 20.08.2016 tarihinde meydana geldiği, ... SGK Sağlık Kurulunun 04.05.2017 tarihli kararına göre hükme esas alındığı anlaşılan %23,2 sürekli iş göremezlik oranına yönelik somut olmayan istinaf başvurusunun yerinde olmadığını, davacının inşaatın çökmesiyle yaralanması sonucu meydana gelen kazada hükme esas alının kusur durumunun yerinde bulunduğu, tarafların kazadaki kusur durumları ve meydana gelen sonuç dikkate alındığında, tayin edilin manevi tazminat yerinde bulunduğu, davacının kapsamında çalıştığı hizmet alım sözleşmesi itibariyle asıl işveren olduğu anlaşılan davalının 4857 sayılı Kanun'un 2/6 maddesi uyarınca davacı isteklerinden sorumlu tutulmasının yerinde bulunduğu gözetildiğinde dosyadaki yazılara, hükmün Dairelerince de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davacı ve davalı ... Turizm İnş. Taah. ve Emlak Tic. Ltd. Ştivekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanununun 353/1 b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan ...vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece sürekli iş göremezlik oranına itiraz edilmediğinin kabulünün hatalı olduğunu oranın az belirlendiğini, iş kazasına bağlı olarak başkaca rahatsızlıkların ortaya çıktığını, söz konusu durumun tespit tedavi ve teşhis aşamasının devam ettiğini, kusur oran ve aidiyetinin tespitinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu, davalı ... yönünden ıslah talebi olmamasına karşın varmış gibi aleyhine ret vekâlet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulması talep edilmiştir.
2.Davalı ...vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin işveren sıfatının olmadığını, inşaatın 15.06.2016 tarihinde mühürlendiğini,iş bu davaya konu olayın ise 20.08.2016 tarihinde 2 ay sonra geçrekleştiğini, Mührün kırıldığının 22.08.2016 tarihinde Konyaaltı Belediyesi kontrolünde tespit edildiği, ...’nın daha öncesinde de iskele malzemelerini almak için inşaata girmeye çalıştığını, ancak müvekkili Hasan tarafından engellediğini, ... ve çalışanların iskele üzerinde bulunan asmolen malzemeleri kaldırmadan söküm yaptıklarını, bu durumun ceza dosyası içeriğiyle tespit edildiğin, Davalı ...’ın müvekkili nezdinde çalışması olmadığını, Ceza Dosyası içeriklerinden anlaşılacağı üzere müvekkilinin kalıp iskelesini sökmelerine dair davacı ve Sami Aynacıya bir talimat veya izni olmadığını, Davacının müvekkili çalışanı olmadığını, ... 2. Sulh Ceza Hak. 2018/2368 Esaslı İPC itiraz dosyasında da davacının müvekkili şirket çalışanı olmadığını tespit edildiğini, müvekkili ile dava harici ... arasındaki asıl alt işveren ilişkinin bulunmadığını, aralarındaki ilişkinin de İnşaatın mühürlenmesi ile sona erdiğinden olay tarihi itibariyle asıl alt işveren ilişksidinden bahsedilemeyeceğini, SGK kayıtlarında da Sami Aynacının alt işveren kaydı olmadığını beyanla haklarındaki davanın reddi yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığı, davalı şirketin asıl işveren sıfatının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun temyize ilişki 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, olayın iş kazası olarak kabulü ve gelirin ve rücuya kabil kısmın belirlenmesi noktasında 5510 sayılı Kanunun 13, 16, 20 ve 21 maddeleri, tazminatın hesabı noktasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417, 49, 50, 51, 52, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, asıl alt işverenlik ilişkisine dair 4857 sayılı İş Kanunun 2/7, 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ve 27.09.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Alt İşverenlik Yönetmeliği maddeleri, manevi tazminatın tespitine ilişkin 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
-
Değerlendirme
-
4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
-
İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
-
5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur.
-
4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu.
-
Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2.maddesinin 6.fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
-
Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. Bu unsular:
a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.
b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.
c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.
e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9 273 548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
-
Somut olayda, davalı ...nin müteahhidi olduğu bina inşaatının grobeton, klasik kalıp işçiliği, demir bağlama ve duvar örme işlerini 14.09.2015 tarihli ve 6 ay süreli sözleşme ile dava harici ...'ya verdiği, inşaatın devamı sırasında dava harici arsa sahibi ile yapı denetim firması arasındaki sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle Belediye tarafından inşaatın 15/06/2016 tarihinde mühürlendiği, bu esnada sözleşme süresi dolan ...'nın olay tarihi olan 20/08/2016 tarihinde kendisine ait kalıp malzemelerini (inşaat işini devam ettirmek amacı olmaksızın) inşaattan izinsiz olarak almak istediği sırada bu işe yardım için ... işçisi olarak işyerinde bulunan davacının, diğer kişilerle beraber usulüne uygun olmayan şekilde kalıp malzemesini sökmesi nedeniyle meydana gelen göçük altında kalarak davaya konu iş kazasına uğradığı, dosya kapsamında alınan kusur raporunda davalı ... Şirketi ve ... kusursuz, dava harici ... %60, dava harici Sami oğlu inşaat izinsiz giren Sercan Aynacı'nın %20 ve davacının %20 oranında kusurlu olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır.
-
Bu açıklamalar doğrultusunda olay tarihi itibariyle, davalı şirket ile dava harici ... arasında geçerli 6 aylık sözleşme süresinin dolduğu ve bu sözleşmenin hukuken ve fiilen devam ettiğini gösteren kayıt veya belgenin dosya kapsamında bulunmadığı gibi, mühürlenmiş olan inşaata dava harici ...'nın yanında bulunan davacı ile beraber izinsiz olarak girdiğinin (taksirle yaralamaya sebep olma suçundan sanık sıfatıyla hakkında kamu davası açılan ... hakkında; ... 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/466 Esas 2018/810 Karar ile verilen beraat kararı ve mühür bozma suçundan sanık sıfatıyla hakkında kamu davası açılan ... hakkında; ... 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/706 Esas 2018/787 Kararı ile verilen beraat kararında tespit edilen maddi olgularla) tespit edilmiş olması karşısında asıl ve alt işveren ilişkisi olaydan önce fiilen sona erdiği gözetilmeden, yazılı şekilde davalı ...nin tazminat alacaklarından asıl işveren sıfatıyla sorumluluğuna hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
-
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
-
O halde, davalı ...nin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli bozma sebebine göre bu aşamada davacı vekilinin temyiz itirazları incelenmeksizin istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Davalı ...vekilinin emyiz itirazlarının kabulüyle (bozma sebebine göre davacı vekilinin bu aşamada temyiz itirazları incelenmeksizin); İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
-
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı ve davalı ...ne iadesine,
-
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:48:19