Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/14520
2023/7
9 Ocak 2023
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2021/333 E., 2022/405 K.
DAVA TARİHİ: 17.04.2015
HÜKÜM/KARAR: Davanın reddi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilin yurt dışında geçen sürelerinden 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma talebinde bulunduğunu, tahakkuk eden borçlanma bedelinden 5375 gün karşılığı 56.115,00 TL yi kurumun ilgili bankasına ödediğini, 11.12.2013 tarihli dilekçe ile Türk Alman sosyal güvenlik sözleşmesinin 29/4 maddesi gereğince Alman sigorta giriş tarihinin Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edilerek 20 yıl, 42 yaş, 5075 gün şartlarını birlikte yerine getiren davacının yaşlılık aylığı talebinde bulunulmuş ise de, bu talebin davalı kurum tarafından 10.02.2014 tarihli yazı ile '' ödemiş olduğunuz 14 yıl 11 ay 5 gün geriye götürülerek işe girişiniz 12.06.1998 tarihi olarak tespit edilmiştir. '' denmek suretiyle reddedildiğini, 6552 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi 5 inci fıkrasında yapılan değişikliğe müteakip 30.09.2014 tarihli dilekçe ile davacının yaşlılık aylığının 11.12.2013 tarihli talebine binaen bağlanmasını talep ettiklerini, davalı kurumun davacının yaşlılık aylığını Alman sigortasına giriş tarihini Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul etmek suretiyle 11.12.2013 tarihli talebe göre değil, 30.09.2014 tarihli talebe göre bağladığını, davacının 01.01.2014 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı alması gerektiği gerekçesiyle 24.02.2015 tarihli dilekçe ile aylık bağlama kararına itiraz edilmiş ise de, davalı kurum tarafından itirazın reddedildiğini, davalı kurumun davacının yaşlılık aylığını 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinde yapılan değişikliği esas alarak bağladığını, oysa sözleşmede bahsi geçen hükmün uygulanması gerektiğinin açıkça belirtildiğini, açıklanan nedenlerle, davacının yaşlılık aylığının 11.12.2013 tarihli talebini takip eden aybaşı olan 01.01.2014 tarihinden geçerli olarak bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum vekili, davacının yurt dışında, gerçekleşen hizmetlerinden 14 yıl 11 ay 5 günlük süreyi borçlanmak suretiyle borçlanma tutarını 10.02.2014 tarihinde ödediğini, ödenen prim karşılığı sigorta başlangıcının 1998 tarihinden tayin edildiğini, Almanya hizmet girişinin dikkate alınmadığını ileri sürerek 11.12.2013 tarihli tahsis talebinin kabul edilmesini talep ettiğini, davacının taleplerinin hukuki mesnetten yoksun olduğunu, yapılan kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, bu nedenlerle yasa ve hukuka aykırı olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2015 tarihli ve 2015/317 E. 2015/1536 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
- Dairemizin 06.06.2017 tarihli ve 2016/3797 E. 2017/4840 K. sayılı ilamında; Almanya Federal Cumhuriyeti Sosyal Yasa (SGB) VI. Kitab’ın (Alman Sosyal Kanunu) konuya ilişkin Yasal Aylık Süreleri’ni düzenleyen beşinci başlık 55 inci maddesi “Prim ödeme süreleri, mecburi veya isteğe bağlı sigorta primlerinin ödendiği sürelerdir. Özel yasalara göre ödenmiş kabul edilen mecburi sigorta primlerine ilişkin süreler de, mecburi sigorta primlerinin ödendiği süreler olarak kabul edilir.” hükmünü içerirken, Analığın Korunmasına Dair Kanun ile ilgili özel yönetmeliklerde hamilelik/analık koruması sürelerinin, ödenmiş varsayılan prim süresi olarak kabul edildiğinin belirtilmesi karşısında, dava dosyası içerisinde yer alan Alman sigorta kurumuna ait sigorta hesabında, davaya konu yapılan ve rant sigortasına giriş tarihi olarak öngörülen 02.03.1990 tarihini de içeren dönemde “Mutterschutz/Schwangerschaft (hamilelik/analık koruması)” olarak adlandırılan sürenin, yukarıda bahsedilen Uluslararası Ek Sözleşme hükmü kapsamında, uzun vadeli sigorta kollarından olan malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından Alman rant sigortasına giriş niteliğinde bir sigortalılık girişi olarak kabul edilmesi ile 18.12.2013 tarihli tahsis talebine göre yaşlılık aylığı şartlarının irdelenmesi gereği dikkate alınmaksızın, yazılı şekilde kanun ve uluslararası sözleşme kapsamı dışına çıkılmak suretiyle yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin yerinde olmadığı yönünden karar bozulmuştur.
B. İkinci Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 31.05.2018 tarihli ve 2017/237 E. 2018/280 K. sayılı kararıyla; Yargıtay bozma ilamına Karşı direnilmesine, davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı davalı kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
- Dairemizin 09.10.2018 tarihli, 2018/5679 E. 2018/7684 K. sayılı ilamında; Direnme kararı Dairemizce yerinde görülmediğinden ve bu durumda kararın inceleme yeri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu olduğundan dava dosyasının Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna sunulmak üzere Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
3.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.11.2021 tarihli,2018/10 1075 Esas,2021/1364 Karar sayılı ilamında; Özel Dairenin de kabulünde olduğu üzere davacının sigortalılık başlangıç tarihinin Sözleşmenin 29/4. maddesine göre Alman Rant Sigortasına giriş tarihi olan 02.03.1990 olarak tespiti yerinde ise de, Sözleşme hükmü yanında 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uygulanarak Almanya'da ikamet ve ev hanımlığında geçen sürelerin borçlanıldığından bahisle bu tarihin 16.04.1986 tarihine kadar geri götürülmesi mümkün değildir.
Öte yandan Kurumun 29.09.2014 tarihli ve 2014/27 sayılı Genelgesinde "İşe giriş tarihinin tespitinde dikkate alınacak süreler" başlıklı 2.2.1. maddesinde verilen "Örnek 3"te Azerbaycan'da 01.02.1987 31.01.1989 tarihleri arasında geçen ev kadınlığı süresi ile 01.07.1991 31.12.2004 tarihleri arasındaki çalışma süresini borçlanan sigortalının çalışma başlangıç tarihinin 01.07.1991 olarak alınacağı ancak bu tarihten ev kadınlığında geçen 720 gün geriye götürülerek 01.07.1989 tarihinin ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınacağı belirtilmiş ise de, HGK'nın 25.02.2021 tarihli ve 2017/10 284 E., 2021/160 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere normlar hiyerarşisinin benimsendiği hukuk sistemimizde kanuna aykırı genelgelerin uygulanma alanı bulamayacağı açıktır.
Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Sözleşmenin 29/4 üncü maddesine göre Alman Rant Sigortasına giriş tarihi olan 02.03.1990 tarihinin sigortalılık girişi olarak kabul edilmesi ile 18.12.2013 tarihli tahsis talebine göre yaşlılık aylığı şartlarının irdelenmesi gerektiğine değinen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki hükümde direnilmesi doğru olmadığı belirtilerek, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429 uncu maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; Somut olayda davacının 16.04.1968 doğumlu olduğu, 18 yaşını 16.04.1986 tarihinde tamamladığı, 17.05.2013 05.06.2013 arası 20 gün; 16.04.1986 20.07.2001 arası 5375 gün yurtdışı borçlanması bedeli karşılığı 05.12.2013 tarihinde 56.115,00 TL ödemesi ile toplamda 5395 gün prim ödeme gün sayısına sahip olduğu, 3241 sayılı Kanun ile onaylanıp yürürlüğe giren Ek sözleşme ile eklenen 29 uncu maddenin 4 üncü bendinde bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman Rant Sigortasına girmiş bulunması halinde Alman Rant Sigortasına giriş tarihinin Türk Sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceği hükmüne istinaden 3201 sayılı Kanun göre uygulama önceliğine sahip bulunan sözleşmenin 29/4 üncü maddesine göre Alman Rant Sigortasına giriş tarihi esas alınarak, davacının 16.04.1985 tarihinden itibaren Almanya'da ikamet ettiği, Alman Rant Sigortasına giriş tarihi olan 02.03.1990 tarihin Türkiye'de sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edildiği, 23.05.2002 02.03.1990 12 yıl 2 ay 21 gün sigortalılık süresi ile (12 yıldan fazla 13 yıldan az) 506 sayılı Kanun geçici 81 inci maddesinin B/g bendine göre 46 yaş 5375 gün ve 20 yıllık sigortalılık süresine ilişkin şartları taşıması gerektiği (11.12.2013 tahsis talep tarihi itibariyle davacının 46 yaş olmadığı, 45 yaş 7 ay 25 günlük olduğu); 30.09.2014 tahsis başvuru tarihinde ise Alman Rant Sigortasına giriş tarihi olan 02.03.1990 tarihin Türkiye'de sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi nedeni ile 506 sayılı Kanun'un geçici 81.mg B/g uyarınca 46 yaş 5375 gün ve 20 yıllık sigortalılık süresine ilişkin şartları yerine geldiği ( 46 yaş 5 ay 14 günlük olduğu), 5395 gün toplam prim ödeme gün sayısına sahip olduğu, sigortalılık süresinin 20 yılı aştığı) 24 yıl 208 gün görülmekle, 3201 sayılı Kanun aylık tahsisi ve aylığın başlama tarihli 6 ıncı maddesi ile Yurt dışında geçen sürelerin borçlandırılması ve değerlendirilmesine ilişkin yönetmeliğin 13 üncü maddesi uyarınca, yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılmak üzere yaşlılık aylığı bağlanacağından 01.10.2014 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasının mevzuat ve içtihat HGK kararına uygun olduğu kanaatine varılmış, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı kurum vekili, eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 11.12.2013 tarihli tahsis talebine istinaden 01.01.2014 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin 2 inci fıkrası atıfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin 7, 8, 9 uncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin 2 inci fıkrası ve 3201 sayılı Kanun'un 5 inci, 506 sayılı Kanunu'nun geçici 81 inci maddesidir.
-
Değerlendirme
-
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:46:37