Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/2402
2023/6941
15 Haziran 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/2557 E., 2022/3787 K.
KARAR: Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ: Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI: 2021/202 E., 2022/272 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 01.06.1976 30.06.1976 tarihleri arasında Denizli Orman İşletme Müdürlüğünün orman ağaçlandırma fidan işyerinde çalıştığını, müvekkilinin bu çalışmasının işveren kurum tarafından çalışmasının bildirilmediği ve sigortalılık tescilinin yapılmadığını öğrendiğini, Denizli 4. İş Mahkemesinin 2021/47 Esas Sayılı dosyasının ... adına açılmış hizmet tespiti davası olduğu, müvekkilinin SGK'ya bildirilmeyen çalışmasının tespiti ve tescili için dava açma zarureti hasıl olduğunu ve özetle açıklanan nedenlerden dolayı, müvekkilinin 01.06.1976 30.06.1976 tarihleri arasındaki çalışmasının tespitine ve çalışma süresinin davalı kuruma tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ..., davacı ...'ın, idareleri bünyesindeki Denizli Orman İşletme Müdürlüğünde fidan dikim işi kapsamında 18.06.1976 tarihi itibariyle 9 gün fiili çalışması bulunmakla sigortası yapılmış ve tescili gerçekleştiği, buna ilişkin sigorta giriş bildirgesi ve tescil kaydının iş bu yazının ekinde sunulduğunu, davacı asilin fidan dikim işinde yevmiyeci olarak 9 gün çalıştığı ve sigortasının da bu gün üzerinden bildirilerek prime esas kazançlarının usule ve kanuna uygun olarak Kuruma yatırıldığını, davacı tarafın 01.06.1976 30.06.1976 tarihleri arasında çalışma iddiasını kabul etmediklerini, davanın zamanaşımına uğradığından zamanaşımı itirazında bulunduklarını ve ayrıca talebin hak düşürücü süreye uğradığını, davacının iddiaları 1976 yılına dayanmakta olduğu ve davacının iddia ettiği olayların üzerinden 45 yıl geçtiği ve davanın zamanaşımına uğradığı, öncelikle kamu tüzel kişiliği bulunan ve özel bir bütçesi bulunan bir Devlet kurumunun sigortasız, kaçak işçi çalıştırmasının düşünülemeyeceği, bu durumun hayatın olağan akışına ve mantığa aykırı olduğu, idarelerinin ülke çapında milyon liralar ile ifade edilen yatırımları gerçekleştirmekte olduğu, bütçe imkanlarının işçi sigorta primlerini ödemek için yeterli olduğu, davacı tarafın 1976 yılında gerçekleştiğini iddia ettiği sigortasız olarak çalıştırılma olayı hakkında sonradan öğrendiğini belirterek; neredeyse bir insan ömrü yarısı kadar süre geçtikten sonra 45 yıl sonra dava ikame etmesinin hayatın olağan akışına ve mantığa aykırı olduğu, yine; 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerektiği, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu, bu Kanun ile değişen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7 nci maddesi hükmü uyarınca 11.09.2014 tarihinden sonra davacı taraf Kuruma müracaat etmeden doğrudan dava yoluna gidemeyecek olduğu ve davacı tarafça bu yola başvurulmaksızın dava yoluna başvurulmuş olması sebebiyle davanın usul ve yasaya uygun olmadığından usul bakımından da reddedilmesi gerektiği ve özetle anlatılan tüm bu nedenlerle davanın reddine yargılama giderinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil ... vekili, 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesi ile 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7 nci maddesine ek bir fıkra eklenmiş olup bu fıkra ile ile artık müvekkili Kurumun açılacak davalarda, davalı olarak taraf gösterilmesinin ortadan kaldırıldığını, söz konusu fıkra; "Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dâhi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür.” şeklinde olduğu, 6552 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile artık doğrudan, sigortasız çalıştıran işverenin davalı taraf olarak gösterilecek olup, bu sebeple kendilerine husumet yönlendirilebilmesinin mümkün olmadığı, bu sebeple husumet yönünden davanın reddine karar verilmesini, davacının 01.06.1976 30.06.1976 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitini istediği, bu davalar için kanunen 5 yıllık hak düşürücü süre belirlenmiş olup davacının davasının hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle zamanaşımına uğradığı, öncelikle bu yönüyle davanın reddine karar verilmesini, davacıya ait sigorta sicil ve tahsis dosyasının incelenmesinde; davacının 27.05.2021 tarihi itibarıyla 9 gün 4/a sigortalısı olarak prim ödeme gün sayısı bulunduğu, davacı, diğer davalıya ait işyerinde dava konusu tarihleri de kapsar nitelikte yani 18.06.1976 ile 30.06.1976 tarihleri arasında çalıştığı, Kuruma intikal eden 09.07.1976 tarihli işe giriş bildirgesinde de davacının işe giriş tarihinin 18.06.1976 olarak bildirildiği ve özetle haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığı irdelendiğinde; davacının davalının işyerinden 18.06.1976 tarihinden başlayarak 30.06.1976 tarihine kadar hizmetlerinin bildirildiği ve tespiti istenen süreler hizmetlerin bildirildiği tarihlerin öncesine denk geldiği, bu suretle davacının çalışmalarının blok çalışma olarak nitelendirildiği, blok çalışmaya ilişkin içtihatlar incelendiğinde hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağına dair içtihatlar görüş ayrılıkları olduğu, güncel Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2021/8224 Esas 2022/1491 Karar sayılı ilamında işe giriş bildirgesinden öncesine denk gelen hizmetlerin tespiti talebinin bildirilen çalışmaların bittiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde dava yoluyla ileri sürülmesi gerektiği içtihatından hareketle davacının 31.12.1981 tarihine kadar hizmet tespiti davasını açması gerektiği ancak eldeki davanın 28.04.2021 tarihinde açılması sebebiyle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı anlaşılmakla davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında somut olayda; davacının 31.12.1981 tarihine kadar hizmet tespiti davasını açması gerektiği ancak, davanın 28.04.2021 tarihinde açılması nedeniyle davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesi usul ve yasaya uygun olup, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci ve mülga 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:49:35