Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6885
2023/683
25 Ocak 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2013/722 E., 2016/1205 K.
vekilleri Avukat ...
DAHİLİ DAVALILAR: 1 ... 2 ... 3 ...
DAVA TARİHİ: 24.01.2006
KARAR: Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vasi ... dava dilekçesinde; vasisi olduğu...'in hafıza kaybı yaşadığını, aldığı yaşlılık aylığının iptal edildiğini ve faizi ile birlikte geri istendiğini, davalı kurumun yaşlılık aylığını iptal eden ve geri isteyen işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek, davacının borçlanma işlemini iptal eden davalı kurum işleminin iptaline, borçlanma işleminin geçerli olduğu ve yaşlılık aylığına müstehak olduğunun tespitine, aylığın kesildiği tarihten itibaren ait oldukları tarihlere ilişkin yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yurda kesin dönüşünü beyan ettiği 02.04.1994 tarihinde yurt dışında bulunduğu ve işsizlik yardımı aldığının tespit edilmiş olması nedeni ile yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin işleminin iptal edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04/03/2009 tarihli ve 2006/27 E. 2009/62 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
- Dairemizin 23.11.2009 tarihli ve 2009/9527 E. 2018/17727 K. sayılı ilamında, davalı Kurumun davacılar murisi tarafından 3201 sayılı yasa kapsamında yapılan borçlanmanın iptal edilmediğini bu nedenle mahkemece borçlanma işlemini iptal eden kurum işleminin iptaline borçlanmanın geçerli sayılmasına ilişkin karar vermesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İkinci Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 01.06.2011 tarihli ve 2010/163 E. 2011/301 K. sayılı kararıyla; davalı kurumun yaşlılık aylığının iptali ve yersiz ödemelerin borç kaydedilmesine ilişkin işleminin iptaline, karar verilmiş karara karşı davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2.Dairemizin 13.02.2012 tarihli 2011/19176 E. 2012/1907 K. sayılı ilamında; Davaya konu alacak, mirasbırakanın sebepsiz zenginleşmesinden kaynaklanmakta olduğu, ölümünden sonra mirasçılarına karşı ileri sürülmesinde yasaca bir engel bulunmadığı, mirasbırakanın malvarlığına ve terekesine dahil olduğu, davacı murisinin, ilk bozma ilamında açıklandığı üzere 5510 sayılı Kanunun 96. maddesi çerçevesinde, yersiz aldığı aylıklar nedeniyle davalı kuruma borçlu bulunduğu ve bu borcun terekeye dahil olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olmasının, usul ve yasaya aykırı olduğu, gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C.Üçüncü Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 21.11.2012 tarihli 2012/205 E. 2012/796 K. sayılı ilamında, bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili (vasisi) muris öldükten sonra mirasçılar adına davayı takip ettiğini dava devam ederken sigortanın kendiliğinden mirasçılara maaş bağladığını ve yatırılmayan aylıkların toplu olarak yatırıldığını ve bu şekilde davanın konusuz kaldığını beyan ettiği, bozma ilamı doğrultusunda davacının SGK'ya borçlu olduğu ve bunun terekeye dahil edilmesi gerektiği hususunun belirlendiği bu ilama uyulduktan sonra aksi bir düşünce ile davalı kurumun kendiliğinden maaş bağlamış olması nedeni ile ücreti vekalet ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiğinden bahisle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakmak suretiyle dava konusuz kaldığından davanın reddine karar verilmiştir.
2.Dairemizin 29.04.2013 tarihli 2013/1671 E. 2013/8577 K. sayılı ilamıyla davacı tarafa bağlanan ölüm aylığının hangi tarihten başlatıldığı, hangi tarihten itibaren biriken (yaşlılık/ölüm) aylık olduğu, davacı tarafın murisi...'in borçlarının mahsubunun yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa hangi dönem borçların mahsubunun yapıldığı araştırılıp, uyulmasına karar verilen Daire bozma kararı gerekleri de gözetilerek, dava konusu çekişmenin ortadan kalkıp/kalkmadığı irdelenmek suretiyle yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, ayrıca yargılama giderlerinin haklılık paylarına göre taraflar arasında paylaştırılması zorunlu olduğundan bahisle bu ilkeye aykırı yargılama giderlerinin belirlenmiş olması gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
2Dairemizin.29.04.2013
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "... Muris... 'in yurda dönmesinin takip eden aybaşı olan 01.01.1998 tarihinden ölüm tarihi olan 26.02.2006 tarihine kadar aylık almaya hak kazandığı, kurum tarafından 19.01.2006 tarihine kadar ödeme yapılmış olup, bu tarih itibariyle aylıkların kesildiği, davacının kurumda 20.01.2006 26.02.2006 tarihleri arasındaki süre için tahakkuk eden miktarda alacağının bulunduğu, kurumun da bu hususu kabul ettiği, buna göre yapılan hesapta zaman aşımına uğramadığı, yargıtayca tespit edilen 14.06.1995 31.12.1997 dönemine ilişkin murisin davalı kuruma faiz hariç olmak üzere, 783,11 TL borcunun bulunduğu, muris...'in 20.01.2006 26.02.2006 tarih aralığında haksız olarak kesilen faiz hariç 817,75 TL lik alacağının bulunduğu, davalı kurumun murise ödemesi gerekli bu miktarda alacağını mahsup etme hakkının olduğu, dosya içinde bulunun veraset belgesi doğrultusunda, davayı takip ederek talepte bulunan (Mahkememiz taleple bağlı olduğundan) ... ve ... 'ye veraset payları oranında mahsuplaşma işlemi yapıldıktan sonra kalan faiz hariç 34,64 TL nin bu davacılara miras payları oranında ödenmesi gerektiği, davacı ... 'e ölüm aylığı bağlanmakla, bu kısım konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığı ancak kurumun eylemi ile davaya sebebiyet verdiğinden ücreti vekalet ve yargılama giderlerinden kurumun sorumlu tutulması gerektiği tespitleri doğrultusunda..." davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı SGK vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili, kurum alacağının 10 yıllık değil 5 yıllık zamanaşına tabi olduğunu,kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin haksız olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı SGK vekili, davacılar murisi...’in yurda kesin dönüşünü beyan ettiği 2.4.1994 tarihinde yurtdışında bulunduğu ve işsizlik yardımı aldığı tespit edildiğinden ilgiliye bağlanan yaşlılık aylığının 3201 Sayılı Yasaya istinaden bağlanış tarihi itibariyle iptal edildiğini, mahkemenin Kuruma fuzuli ödediği aylakların zamanaşımı nedeniyle istenemeyeceğine dair yaptığı tesbit usule ve yasaya aykırı olduğunu, muris...’in Alman Mercilerinden işsizlik yardımı aldığının 2005 yılında öğrenildiğini, zamanaşımının bu tarihten itibaren başlatılması gerektiğinden bahisle kararın temyizen bozulmasını talep etmişlerdir.
Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kurum işleminin iptaline istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
-
3201 sayılı Kanun, 506 sayılı Kanun'un 121 nci maddesi hükümleridir.
-
Değerlendirme
Dava arkadaşlığının hangi hallerde zorunlu (mecburi) olduğu, maddi hukuka göre belirlenir. Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hallerde mecburi dava arkadaşlığı olacaktır.
Davacılar arasında (aktif) mecburi dava arkadaşlığı bulunması halinde, bütün davacılar davayı birlikte açmak zorundadırlar. Dava mecburi dava arkadaşları tarafından biri veya bazıları tarafından açılmış ise, dava sıfat yokluğundan dolayı hemen reddedilmez. Mahkeme, diğer mecburi dava arkadaşlarının davaya katılmasını vefa muvafakat etmelerini sağlaması için davacıya veya davacılara süre verir. Diğer dava arkadaşları davaya katılır veya muvafakat ederse davaya devam edilir. Davayı açan davacı kendisine verilen süre içinde diğer mecburi dava arkadaşlarının katılmasını veya muvafakat etmelerini sağlayamaz ise, dava sıfat yokluğundan reddedilir.
Davalılar arasında (pasif) mecburi dava arkadaşlığı var ise, davacı bütün davalılara karşı birlikte dava açmak zorundadır. Dava, bütün dava arkadaşlarına karşı değilde, bunlardan birine veya birkaçına karşı açılmış ise, bu halde davalı durumundaki kişinin yada kişilerin, bu davada yalnız başına taraf sıfatı (pasif husumet ehliyeti) yoktur; davalı sıfatı mecburi dava arkadaşlarının tümüne aittir. Ancak bu halde dava sıfat yokluğundan reddedilmez. Mahkemenin, davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil etmesi için davacıya süre vermesi, davacı bu süre içinde davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına teşmil ederse davaya devam etmesi gerekir. Davacı kendisine verilen kesin süre içinde davasını diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil etmez ise o zaman dava sıfat yokluğundan reddedilir.
Mecburi dava arkadaşlığı halleri dışında dava arkadaşlığı ihtiyaridir. Birlikte dava açma hakkına sahip olanlar birlikte dava açmak zorunda değildir. Bunlardan her biri ayrı ayrı dava açabilecekleri gibi dilerlerse birlikte de dava açabilirler. Davalılar arasındaki ihtiyari dava arkadaşlığı bakımından da örneğin alacaklı müteselsil borçlulardan her birine karşı ayrı ayrı dava açabileceği gibi, isterse, müteselsil borçluların bir kaçına veya tümüne karşı birlikte dava açabilir. İşte bu iki halde de ihtiyari dava arkadaşlığı doğar.
Davada taraf değişikliği ıslah yoluyla yapılamaz.
HMK.'nın 61 (HUMK 49) ve devamı maddelerinde düzenlendiği gibi, kendisine dava ihbar edilen veya yargılama sırasında davaya dahil edilen kişi hakkında usulüne uygun dava açılmadığı için davada taraf sıfatını kazanamaz. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14/12/2005 2005/17 736 Esas, 2005/722 Kararı).
Somut olayda; davanın muris... adına o dönemde vesayet altında bulunması nedeniyle vasisi ... tarafından kurum işleminin iptali ile kesilen yaşlılık aylıklarının faiziyle tahsili istemiyle açıldığı, ...'in vefatıyla eşi ...'in davaya davacı olarak katılım talebinde bulunduğu, öte yandan...'in mirasçısı konumundaki kardeşlerinin ise davalı taraf olarak gösterildikleri, bunlardan sadece...'in kardeşlerinden ölü ... 'in mirasçısı ... 'nin davacı olarak gösterildiği, davacı ...'in ise 14.02.2019 da vefat ettiği anlaşılmakla, Mahkemece evveliyatla davada aktif ve pasif husumet ehliyeti belirlenmek ve taraf teşkili sağlanmak suretiyle bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:42:48