Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/5330

Karar No

2023/6816

Karar Tarihi

13 Haziran 2023

MAHKEMESİ: İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/275 E., 2023/57 K.

KARAR: Karar verilmesine yer olmadığı

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik hükümlerinden faydalandırılma hakkının varlığı nedeniyle fazladan ödenen primlerin davalı Kurumdan yasal faizi ile birlikte iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin, karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin Türkiye'nin muhtelif illerinde kamu idarelerinde hizmet işi yaptığını, 01.03.2010 30.09.2010 tarihleri arasında Van Ağız ve Diş Sağlı Merkezinin yemek hizmeti işini 1014363 sicil numarası ile yaptığını, müvekkili şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (ı) bendi hükmüne göre hazine teşvikinden yararlanmak için yasanın aradığı tüm şartlara sahip olduğunu, SGK'nın bu konudaki 13.11.2008 tarihli ve 2008/93 sayılı Genelgesi gereğince 23.12.2014 tarihli dilekçe ile başvurarak ekte sunduğu düzeltilmiş bildirgelerinin kabulü ile genelgenin "Fazladan ödenmiş sigorta primleri, takip eden aya ilişkin düzenlenen sigorta primlerine mahsup edilir" hükmü uyarınca dava konusu tutarın sigorta prim borcundan mahsubunun SGK Van Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünden talep edildiğini, ancak bu dilekçeye cevap verilmemek suretiyle taleplerinin reddedildiğini ve herhangi bir mahsup işlemi de yapılmadığını ileri sürerek, davalı Kurum tarafından müvekkili şirketin talebine rağmen haksız olarak ödenmeyen tutarlardan fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin, alacağın tamamına kesilme tarihlerinden itibaren kademeli uygulanacak avans faizinin davalı kurumdan geri alınarak müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında yapılan işlemlerin doğru ve yerinde olduğunu kamu zararına neden olacak şekilde uygulama yapılmasının önüne geçilmek amacıyla davacı şirketin taleplerinin reddedildiğini buna göre davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu belirterek, yersiz ve haksız açılmış olan davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi, 13.07.2016 tarihli ve 2016/629 Esas, 2016/354 Karar sayılı kararı ile ;...5510 sayılı Kanun'un 81/I (ı) bendi hükmündeki işverenler için getirilen teşvik de yasa koyucu tarafından işçi çıkarılmasının önlenmesi, istihdamın artın iması, primlerin süresinde ödenmesinin sağlanması ve sigortasız işçi çalıştırılmasının önlenmesi amaçlanmış olup, bu nedenle bu haktan yararlanma belirli şartlara bağlanmıştır. Söz konusu hükme göre işveren hissesine ait primlerin %5'inin Hazinece karşılanabilmesi işverenin özel sektör işvereni olması, çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermiş olmaları, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutan de Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresi içinde ödemiş olmaları, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması gerekmektedir. Teşvik uygulaması her işveren için geçerli olan genel bir uygulama olmayıp prim borçlarım süresinde ödeyen aylık prim ve hizmet belgelerini süresinde kuruma veren,kuruma prim ve gecikme zammı bulunmaması için gereken dikkat ve özeni gösteren, sigortasız işçi çalıştırmayan özel sektör işverenlerine tanınmış bir haktır. Hak edişlerin Hazinece karşılanan prim tutarının düşünmeden ödenmesi halinde kurum tarafından ihale makamınca hak edişlerinin sigorta primi işveren hissesinin %5'lik kısmına isabet eden tutar kadar kesinti yapılmadan ödendiği gerekçesiyle 5510 sayılı Kanun'un 81/l (ı) bendi hükmünü uygulanmaması yasaya getirilen haktan yararlanılmasını engellemiş olacağından hukuka aykırı koyucunun amacına aykırıdır. Nitekim benzer bir uyuşmazlıkla ilgili Yargıtay 15.03.2012 tarihli 2012/977 6452 Esas Karar saydı damında da bu şekilde kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Mahkememize ibraz edilen bilirkişi raporu esas alındığı ve Van Ağız ve Diş Sağlığı Merkez Baştabipliği Malzemeli Yemek Pişirme Öncesi ve Sonrası Hizmetleri Alım İşi İhalesi 01.03.2010 30.09.2010 tarihleri arasında iş veren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden prim miktarı 780,90 TL olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle davacının kuruma prim idari para ceza ve buna ilişkin gecikme cezası borcu bulunmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. İlk Bozma Kararı

1.Mahkemenin 13.07.2016 tarihli ve 2016/629 Esas, 2016/354 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

  1. Dairemizin, 25.06.2018 tarihli ve 2016/15907 Esas, 2018/5830 Karar sayılı kararında "27.03.2018 günlü 30373 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7103 sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun’a eklenen Ek 17 nci maddesi ile prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanabileceği halde yararlanmayan işverenlere belirlenen şartlarda prim teşviki, destek ve indiriminden istifade etme imkanı tanınmıştır. Ek 17 nci maddede aynen; “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.

Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.

Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır." şeklinde düzenleme getirilmiştir.

Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m.17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesi'ne ait olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir." denilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2020 tarihli ve 2018/250 Esas, 2020/252 Karar sayılı kararı ile;"...Her ne kadar Yargıtay 10. HD' nin 2016/15907 2018/5830 E K sayılı ilamıyla 5510 sayılı Kanun’un ek 17 nci maddesi uyarınca bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkememiz kararı bozulmuş ise de 05.05.2020 tarihli resmi gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 2018/139 E, 2020/12 K, 19.02.2020 tarihli kararı ile 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun’un Ek 17 nci maddesinin dördüncü fıkrası iptal edildiğinden işin esasına girilerek yargılamaya devam edilmiştir.

Dosyamız arasına alınan kayıt ve belgelerin incelenmesiyle, davacı şirket ile Van Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi arasında 01.03.2010 30.09.2010 tarihleri arasında "güvenlik hizmeti" işinin yürütülmesine ilişkin imzalanan hizmet alımı söyleşmesinin bulunduğu, davacının 23.12.2014 tarihli dilekçesiyle davalı kurumdan fazladan ödenmiş sigorta primlerini takip eden aya ilişkin düzenlenecek sigorta primlerine mahsup edilerek iadesini talep etmiştir. Kurum tarafından davacının talebinin reddedildiği görülmüştür.

Tüm dosya kapsamı incelenip değerlendirildiğinde; davacı şirketin %5'lik teşvikten yararlandırılması gerektiği halde kurum tarafından yararlandırılmadığı, davacı şirketin iş yerleri sebebiyle kuruma 780,90 TL yersiz prim ödemesinde bulunduğu, davacı şirketin kurumdan bu prim ödemelerini geri isteyebileceği anlaşılmakla hüküm kurmaya ve denetime elverişli 06.06.2016 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne" ilişkin karar verilmiştir.

C.2 nci Bozma Kararı

1.İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2020 tarihli ve 2018/250 Esas, 2020/252 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin verdiği 24.05.2022 tarihli ve 2021/138 Esas, 2022/7747 Karar sayılı bozma kararı ile; "...Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de, kurumca 01.04.2018 tarihine kadar yapılan bütün teşvikleri bünyesinde topladığı anlaşılan Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun gözetilmesi ve maddenin 4 üncü fıkrasındaki hükmün iptal edildiği dikkate alınarak, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin olmak üzere teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından, ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvurusu üzerine, işlem yapıp yapmadığı, yapmış ise anılan ek 17 nci madde hükümleri dışında, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususları araştırılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir." denilerek karar 2 nci kez bozulmuştur.

D. İlk Derece Mahkemesince 2nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Öte yandan dava açıldıktan sonra, meydana gelen bir olay nedeniyle, dava konusunun ortadan kalkması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve mahkemenin davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararının verilmesi gerekmektedir.

Bununla birlikte, 6100 sayılı HMK’nun “Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri” başlıklı 331 inci maddesinin 1 inci fıkrasında; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi halinde yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin olarak dava tarihindeki tarafların haklılık durumu gözetilerek bir karar verilmesi gerekir.

Tüm dosya kapsamı incelenip değerlendirildiğinde; Yargıtay ilamında belirtildiği üzere davacının Ek 17 nci madde hükmüne göre başvurusunun bulunup bulunmadığının kurumdan sorulduğu, Van Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 05.12.2022 tarihli yazısı ile davacı şirkete ait 1014163.65 sicil numaralı iş yerinin 01.03.2010 30.09.2010 tarihleri arasına ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun’un 81 ı bendinde yer alan 5 puanlık prim indiriminden yararlandırılmak suretiyle işverenin emanet hesabına 780,90 TL asıl alacak ve 714,05 TL faiz toplamı 1.494,95 TL tutarın aktarıldığı, ancak davacıya ait 1081623.67 sicil numaralı iş yerine ait 10.728,22 TL idari para cezasının bulunduğu anlaşıldığından emanet hesabına aktarılan 1.494,95 TL'nin davacının borcundan mahsup edildiği, yargılama devam ederken davacının isteminin davalı kurumca karşılandığı, davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı temyiz dilekçesinde; kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma hakkının varlığı ile birlikte davacı şirketin yersiz ödenen primler nedeniyle alacağının tahsilinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81 inci maddeleri hükümleridir.

  1. Değerlendirme

1.5510 sayılı Kanun’un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, bu aşamadan sonra da anayasaya aykırılığı tespit ile iptal edilen bu fıkraya dayalı olarak verilmiş olan kararlar da dairemizce Anayasa Mahkemesi kararı ile birlikte oluşan bu yeni durum ve maddenin tüm hükümleri ile birlikte yeniden değerlendirilmesi için bir kez daha bozulmuş, böylece 4. Fıkrada yer alan “görülmekte olan davalar” yönünden yapılan bu yeni düzenleme ve aynı maddenin 3 fıkraya yaptığı yollama nedeniyle 3. fıkra içerisinde getirilen davalı Kuruma yönelik ödeme yükümlülüğü karşısında, bu hükümlerin uyuşmazlığın çözümünde uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Gelinen son aşamada, eldeki dava bakımından irdeleme yapılacak olursa, ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrasında yer alan kuralın, “mahsup veya iade edilme yönünden üçüncü fıkra hükümlerine yaptığı atıftan dolayı ödemelerin üç yıla yayılacağını öngörmesinin, faizin başlama tarihi ve ödeme için öngörülen süre göz önünde bulundurulduğunda kuralın mülkiyet hakkını sınırladığı ve yapılan bu sınırlamanın orantısız ve aşırı olduğu, hak arama hürriyeti çerçevesinde dava açan kişilerin mahkemelerden adil yargılanma hakları gereği uyuşmazlığı bitirecek şekilde gerekçeli karar elde etme haklarının bulunduğu, yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçte, taraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya da davanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına engel olan düzenlemelerin kişilerin karar elde etme hakkı ile birlikte sonuçları bakımından da kişilerin mülkiyet haklarının ölçüsüz şekilde sınırlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan maddeye dayalı olarak verilen kararlar da hukuka aykırı nitelikte olup, özellikle ek 17 nci maddenin 3 üncü fıkrasında yer alan düzenlemenin de mevcut bir dava olmaksızın prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılmasını düzenlemesi, başka bir deyişle davasız başvuru halinde, kuruma getirilen ödeme yükümlülüğünün çerçevesinin düzenlendiği hususu ile Anayasa Mahkemesi kararının 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girmesinden sonra, mahkemelerce iptal edilmiş olan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası kapsamında uygulama yapılarak karar verilmesi olanağının ortadan kalktığı ve bu fıkranın içeriğinde yer alan atıf nedeniyle 3 üncü fıkrasının da uygulanabilir hüküm olmaktan çıkarıldığı hususu birlikte düşünüldüğünde, eldeki dava bakımından teşvik indirimine ilişkin uyuşmazlığın kaynağı olan temel yasa maddesi, yani 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesi hükümlerinin davanın yasal dayanağı olarak kabul edilmesi ve bu maddedeki koşulların irdelenmesi ile bu madde çerçevesinde uygulama yapılması gereklidir.

2.Diğer taraftan, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir.

3.Eldeki davada ise, bozma sonrası yapılan yargılamada, mahkemece yazılı şekilde dava konusunun kalmadığı gerekçesi ile karar verildiği anlaşılmakta ise de, karara esas teşkil eden davalı kurumun 05.12.2022 tarih ve 57349137 sayılı cevabi yazı içeriğinde, davacı şirket hakkında icra edilmesi için kesinleşmesi gerekmeyen ve aşamalarda bozma ilamına konu edinen 2018/250 Esas, 2020/252 Karar sayılı ilamı üzerine davalı kurumca işlem yapılarak mahkeme kararlarının icrası gereğince ve bu kapsamda ödeme yapıldığının belirtildiği, uyuşmazlığın bu şekilde henüz ortadan kalktığından bahsedilemeyeceğinin anlaşılması karşısında işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gereğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararcevapyargılamatemyizvı.kararımahkemesiderecesonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:51:34

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim