Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/11951
2023/6793
13 Haziran 2023
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2016/525 E., 2021/203 K.
KARAR: Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... San. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçelerinde özetle; davalı Sea Pioner Denizcilik ve Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı olan ve davalı ...’nın sahibi olduğu K. Nicolas adlı geminin boya ve temizlik işinin yapılması için SNR Gemi İnşa San.Tic.A.Ş. (Eski ünvanı Yıldırım Gemi San.ve Tic.A.Ş.)’nin tersanesine çekildiğini, davacının eşi olan ...'ın geminin boya ve temizlik işinde davalılardan ...’un işçisi olarak çalışmakta iken 10.02.2004 tarihinde ambar kısmına 10 metre yükseklikten düşmek suretiyle vefat ettiğinden bahisle 15.000,00 TL maddi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 16.04.2014 tarihli dilekçesi ile davalılardan ... hakkındaki davayı takip etmediklerini belirtmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... İnşaat San. Tic. A.Ş. (eski unvanı Yıldırım Gemi San. ve Tic. A.Ş.) vekili cevap dilekçesinde özetle; Müteveffanın müvekkili şirketin ve taşeronlarının işçisi olmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin işyerinde gerekli tüm iş güvenliği tedbirlerini aldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir
Davalı Sea Pioner Denizcilik ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; K. Nicolas adlı geminin Fantasia Shipping Ltd. Şti. ünvanlı yabancı bir işveren/donatana ait olduğunu, şirketlerinin geminin acentalık işlerini yapmaktan başka hukuki sorumluluklarının bulunmadığını, sorumluluğun işveren/donatana ait olduğunu, davanın zamanaşıma uğradığını, taşeronların çalıştırdıkları işçilerin güvenliğinden sorumlu olmaları gerektiğini, olayda hiç bir kusur ve ihmallerinin bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Gemide aynı anda farklı taşeronların çalışma yaptıklarını, olay sonrasında müteveffanın kaptan köşkünde raspa ve boya yapılacak kısımların kaynak işlerinin bitmesini beklediğini, müteveffanın kaptan köşkünden ayrılarak düştüğü kısımda herhangi bir çalışma olmadığını, çalışma alanı dışındaki iş güvenliği tedbirlerinin gemi sahipleri tarafından alınması gerektiğini, olayda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, müvekkili tarafından müteveffanın eşine 05.03.2004 tarihinde "sulh ve ibraname " başlıklı belgeye istinaden 12.500.00 TL. ödeme yapıldığını, buna karşıık müteveffanın eşinin tüm dava haklarından vazgeçtiğini belirterek açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.02.2015 tarih ve 2013/206 Esas, 2015/106 Karar sayılı kararıyla; iş kazasının meydana gelmesinde davalı asıl işveren SNR gemi ve 1. alt işveren Sea Pioner'in %40 oranında, 2. alt işveren ...'un %40 oranında, kazalı işçinin ise %20 oranında kusurlu oldukları, davalı ...'nın kusurunun bulunmadığından bahisle davalı ... hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, davacının maddi zararının 22.06.2014 tarihli ek hesap raporunda belirlendiğinden bahisle taleple bağlı kalınarak davacı lehine 15.000,00 TL maddi tazminat ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesi'nin 25.02.2015 tarih ve 2013/206 Esas, 2015/106 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... San. A.Ş. vekili, davalı ... vekili, davalı Sea Pioneer Den. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 21.06.2016 tarih ve 2015/15931 Esas, 2016/10403 Karar sayılı kararı ile davalı Sea Pioneer Denizcilik ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin davaya konu olayın meydana geldiği K.Nikolas isimli geminin donatanının Fantasia Shipping Ltd. unvanlı yabancı bir şirket olduğunu, davalı müvekkilinin ise acente olduğunu, husumetin acenteye yöneltilemeyeceğini savunduğu, ibraz edilen kayıt sertifikasında da geminin sahibi olarak Fantasia Shipping Ltd.'nin gözüktüğü, mahkemece dava konusu olayın meydana geldiği geminin acentesinin ve donatanının kim olduğu şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmeden eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, kabul ve uygulamaya göre de dosyada kazalının yaptığı iş kapsamında sendika üyesi olduğuna dair bilgi ya da belge olmadığı halde emsal ücretin ilgili meslek odasından araştırılması gerekirken Limter İş Sendikasından araştırılarak bildirilen ücretin esas alınması suretiyle sonuca gidilmesi ve davacı tarafın tavan zarar miktarının kararda belirtilmemesinin yerinde bulunmadığından bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra verilen 01.04.2021 tarih, 2016/525 Esas, 2021/203 Karar sayılı karar ile davalı ... hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, davalı Sea Pioneer şirketinin geminin giriş çıkış işlemlerinde acentalık yapmış olduğu, acentanın doğrudan kendisine husumet yöneltilemeyeceği gibi gemi donatanına izafeten açılmış bir davada bulunmadığından Sea Pioneer şirketine yönelik açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer iki davalı ... ve SNR Gemi şirketi yönünden ise davacının maddi zararının 19.10.2020 tarihli hesap raporunda belirlendiğinden bahisle taleple bağlı kalınarak davacı lehine 15.000,00 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesi'nin 01.04.2021 tarih, 2016/525 Esas, 2021/203 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... San. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, ıslah yoluyla belirsiz alacak niteliğinde davaya dönüştürülen işbu davanın 30.10.2020 tarihli dilekçe ile artırıldığının kabulü ile bu doğrultuda hüküm kurulması gerekirken artırım dilekçelerinin kabul edilmediğini, davalı Sea Pioneer Den. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden de davanın kabulü gerekirken, adı geçen davalı yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, olası bozma kararından dolayı doğabilecek artışlardan yararlanma ve diğer hakları saklı kalmak üzere temyiz başvurularının kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... San. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesi'nin davalı Sea Pioneer şirketini acente olarak kabul edip sorumlu tutmamasına göre kazaya ilişkin asıl işveren alt işveren ilişkisi ile kusur oranlarının tereddütsüz belirleyecek yeni bir bilirkişi raporu alması gerekirken bu kabulden farklı tespitler içeren bilirkişi kusur raporunu revize edirek hükme esas almasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin asıl işveren olmadığını, müvekkili şirketin kuru yük gemisinin acentesi ile ekipman kira sözleşmesi imzalayarak gemiye iskelede elektrik ve vinç kullandırdığını, işbu sözleşme dışında müvekkili şirket ile davalılar arasında hiçbir bağlantı ve/veya hizmetin söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin yalnızca gemi acentesine tersanesini tahsis etmiş olduğunu, işbu gemide müvekkil, şirketin tek bir işçisinin dahi çalışmadığını, Yargıtay'ın bozma kararı sonrasında yürütülen tahkikat neticesinde Sea Pioneer Denizcilik ve Tic. Ltd. Şti.'nin alt işveren olmasının mümkün olmadığının ortaya çıktığını, bu durumda 17.12.2013 tarihli bilirkişi raporunun da ne derece hatalı olduğunun tescillendiğini, tüm bunlara rağmen, İlk Derece Mahkemesi tarafından asıl işveren alt işveren ilişkisini tereddütsüz olarak belirleyecek bilirkişi raporu aldırılmadığını; hatalı ve hukuka aykırı 17.12.2013 tarihli bilirkişi raporuna istinaden müvekkili şirketin asıl işveren olduğuna kanaat getirildiğini, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişliği tarafından ŞÖ/13 numarası ile düzenlenen raporda müvekkili şirkete hiçbir kusur yüklenemeyeceğinin açıkça ortaya konulduğunu, emsal ücret araştırmasının hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
T.C. Anayasası'nın 141'inci maddesi, 6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunun 332 ve 98 inci maddeleri gereğince uygulanma imkanı olan aynı kanunun 41, 42, 43, 44, 45 ve 47 maddeleri ile 179 uncu maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 6 ve 77 nci maddeleri
- Değerlendirme
Dosya kapsamından, İlk Derece Mahkemesi'nin temyiz incelemesine konu kararının gerekçesinde davacının murisi ...'ın davalı ...'un işçisi olduğu, davalı Sea Pioner'in acentası olduğu geminin diğer davalı ... şirketine ait tersanede bakım ve onarımının yapıldığı, davacının yüklenici ... işçisi olarak bu gemide çalıştığı, davalı Sea Pioner şirketinin asıl işveren, ...'un ise Alt işveren olduğu, 10.02.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası neticesi kazalı işçinin yaşamını yitirdiği, davacıya hak sahibi sıfatıyla kurum tarafından gelir bağlandığı, işveren sıfatını taşıyan davalıların iş kazasından kaynaklanan zararlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının anlaşıldığı, alınan kusur heyet raporlarına göre iş kazasının meydana gelmesinde davalı asıl işveren SNR gemi ve 1. alt işveren Sea Pioner'in %40 oranında, 2. alt işveren ...'un %40 oranında, kazalı işçinin ise %20 oranında kusurlu oldukları, davalı ...'nın kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, söz konusu raporlarda müteveffaya %20 oranında kusur yüklendiği, raporlar arasında bu yönde çelişki bulunmadığı, raporlarda davalı SEA Pioner şirketinin asıl işveren gemi sahibi olarak değerlendirildiği ve kendisine kusur yüklenmiş ise de iş bu davalı şirketin acenta olduğundan kendisine kusur yüklenmesinin mümkün olmadığı, davalılar ... ve SNR Gemi şirketi arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu ve davacı tarafından müşterek müteselsil sorumluluğa dayanıldığı anlaşıldığından iş bu davalıların % 80 kusur oranından sorumlu oldukları, kusur iç dağılımının kendi aralarında daha sonradan açılabilecek bir davada tartışılabileceğinden iç kusur dağılımının eldeki davada tartışılmasında hukuki yarar olmadığından bu konuda ek rapor alınmadığının açıklandığı anlaşılmaktadır.
Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bu kapsamda yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılamanın sonunda verilen kararın da açıkça belirtilmesi esastır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 28 inci maddesinde de bu husus belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 üncü maddesinde hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi; "(1) Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. (2) Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. (3) Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. (4) Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. (5) Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler. (6) Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır." şeklinde açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde de, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği "(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar. a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde açıklanmıştır.
Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, ... 2011, s.472).
Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararının üçüncü sayfasının üçüncü paragrafında davalı Sea Pioneer şirketinin acente olduğu belirtildikten sonra devam eden açıklamalarda davalı Sea Pioner şirketinin asıl işveren, davalı ...'un ise alt işveren olduğunun; aynı paragrafın son cümlesinde işveren sıfatını taşıyan davalıların iş kazasından kaynaklanan zararlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının belirtildiği, takip eden paragrafta ise alınan kusur raporlarında davalı Sea Pioner şirketi her ne kadar asıl işveren gemi sahibi olarak değerlendirilmiş ve kendisine kusur yüklenmiş ise de, iş bu davalı şirketin acenta olması nedeniyle kendisine kusur yüklenmesinin mümkün olmadığının açıklandığı, hüküm fıkrasında da adı geçen davalı yönünden davanın reddine karar verildiği belirgin olmakla mahkemece davalı Sea Pioneer şirketinin gerekçede hem asıl işveren hem de acente olarak nitelendirilmesi, yine hem işveren sıfatı olan davalıların iş kazasından kaynaklanan zararlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları belirtilip hem de Sea Pioneer şirketi yönünden davanın reddine karar verilmiş olması gerekçenin kendi içerisinde çelişki meydana getirdiği gibi gerekçe ile hüküm arasında da çelişki oluşturmuştur. Açıklanan çelişkilerin yanında davalı ... San. A.Ş. ile davalı Sea Pioneer Den. ve Tic. Ltd. Şti. arasında kazanın meydana geldiği gemiye ilişkin olarak akdedilmiş olduğu anlaşılan sözleşme celp edilmeksizin, yine karar gerekçesinde müteveffanın işvereni davalı ... ile davalı ... San. A.Ş. arasındaki sözleşmesel ilişki tereddüte yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmadan hangi sebeplerle davalı ... San. A.Ş.'nin asıl işveren, müteveffanın işvereni davalı ...'un ise alt işveren olarak kabul edildiğine ilişkin herhangi bir gerekçe yazılmaksızın karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre temyiz eden tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:51:34