Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/12830
2023/6452
6 Haziran 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/196 E., 2021/353 K.
KARAR: Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 4. İş Mahkemesi
SAYISI: 2020/23 E., 2020
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacıların istinaf başvurularının esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı kazalının davalı işverenliğin işçisi olarak dava dışı Ortahisar Belediyesi çöp toplama iş yerinde temizlik işçisi olarak çalışırken çalıştığı çöp kamyonunun çöplerinin bulunduğu alana ulaşmak için geriye doğru yaptığı ani kalkışa bağlı olarak ayağının kayarak iş kazası geçirdiğinden bahisle davacı kazalı için 230.735,54 TL maddi, 125.000,00 TL manevi, davacı eş için 50.000,00 TL, davacılar anne ve baba için 25.000,00’er TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların manevi tazminat taleplerinin son derece fahiş olduğunu, müvekkili şirket tarafından tüm personeline görev tanımı yapılarak görev tanımına giren hususlarda işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından uyulması ve dikkat edilmesi gereken konular, emniyetsiz hareketler ve iş riskleri konusunda gerek yazılı gerekse sözlü eğitim verildiğini, ayrıca görev esnasında kullanılacak koruyucu malzemelerin personele teslim edildiğini, müvekkili şirket tarafından tutulan ilgili işyeri kayıt ve tutanaklarında tüm çalışanlara gerekli eğitimlerin gereği gibi ve eksiksiz verildiğini, eğitim sürecinin kontrol edildiğini, davalı tarafından üzerine düşen tüm yükümlülüklerin eksiksiz olarak yerine getirildiğini, olayda tarafların kusuru, olayın özelliği, sosyal ekonomik durumları nazara alınması gerektiğini, mahkeme dosyasına ibraz edilen belgeler, eğitim evrakı ve alınan ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde ve resen dikkate alınacak sebeplerle karşı tarafın iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla istenen tazminat miktarının fahiş olduğunu ve bu nedenlerle müvekkili şirket adına davacı tarafın aleyhe yönelttiği davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazası nedeniyle davacı kazalı ...'de oluşan sürekli iş göremezlik oranının %32,20 olduğu, kazanın meydana gelişinde davacı kazalı...'ın %40, davalı işveren şirketin %60 oranında kusurlu olduğundan bahisle davacı kazalının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı kazalı lehine 85.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, diğer davacıların manevi tazminat taleplerinin ağır bedensel zararın söz konusu olmadığından bahisle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacı kazalının ücretinin günlük 55,69 TL olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, hesap raporunun hatalı düzenlendiğini, davacıya %40 oranında kusur verilmesinin olaya uygun olmadığını, peşin sermaye değerli ödemenin yarısının maddi tazminata eklenmesi gerektiğini ancak kusur oranında maddi tazminat miktarından düşüldüğünü, manevi tazminat miktarının az olduğunu, reddedilen manevi tazminat yönünden hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, davacılar ... yönünden manevi tazminat talebinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, ceza dava dosyasında davalının kusursuz, davacının tam kusurlu bulunduğunu, ihbar olunan sigorta şirketinin davaya dahil edilmesi gerektiğini, davalının olayda iş sağlığı ve güvenliğine aykırı davranmadığını, davacıya gerekli koruyucu ekipmanları verdiğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise davacı kazalı lehine hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının fazla olduğundan bahisle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı kazalının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı kazalı lehine 45.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, diğer davacıların manevi tazminat taleplerinin ağır bedensel zararın söz konusu olmadığından bahisle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilileri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, hesaba esas ücretin hatalı tespit edildiğini, progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, kazanç kaybı kavramının yalnızca haksız eylem öncesinde kazanılmakta olan paralarla sınırlı olmayıp yakın veya uzak gelecekte elde edilmesi beklenen kazançların da zarar hesabında gözetilmesi gerektiğini, kişinin mesleki ilerlemesi ve gelişmesi sonucu elde edeceği parasal değerlerin eğer beden gücü kaybı nedeniyle artık elde edilemeyecekse bunlar dahi “kazanç” kavramı çerçevesinde saptanıp zarar hesabına katılması gerektiğini, kusurun oran ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini, hesap raporunda Kurum ödemeleri tenzil edilirken hata edildiğini, davacı kazalı yönünden hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu, diğer davacıların manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, manevi tazminat red vekalet ücretinde hata bulunduğunu ileri sürmüştür.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, ceza dava dosyasında davacının tam kusurlu olduğunun kabul edildiğini, ihbar olunan işveren mali mesuliyet poliçe şirketi olan Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi'nin davaya dahili davalı olarak dahil edilmesi gerektiğini, davalının kusursuz olduğunu, davacıya eğitim ve koruyucu ekipman verildiğini, davacı kazalı lehine verilen maddi ve manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21'inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.
- Değerlendirme
Dosya kapsamından, davacı kazalının iş kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik oranının %32,20 olarak tespit edildiği, İlk Derece Mahkemesi'nce 29.11.2016 ve 09.05.2017 tarihli kök bilirkişi kusur raporları alındığı, raporlarda iş kazasının meydana gelişinde davacının %40, davalının ise %60 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, 29.11.2016 tarihli birinci kusur raporunun iki maden mühendisi iş güvenliği uzmanı ile bir iş güvenliği uzmanı olmayan makine mühendisi tarafından, 09.05.2017 tarihli ikinci kusur raporunun bir maden mühendisi iş güvenliği uzmanı ile iki iş güvenliği uzmanı olmayan maden mühendisi tarafından düzenlendiği, İlk Derece Mahkemesi'nce alınan 17.10.2017 tarihli üçüncü kusur raporu ile aynı heyet tarafından düzenlenen ek kusur raporunda da eldeki dosyada alınan diğer raporlar gibi davacının %40, davalının ise %60 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, 17.10.2017 tarihli bu üçüncü kök kusur raporunu ve 24.02.2018 tarihli ek kusur raporunu düzenleyen bilirkişi heyetinin Doç. Dr. Selman Bayoğlu (makine mühendisi iş güvenliği uzmanı), Prof. Dr. M. Turgut Özaktaş (makine mühendisi iş güvenliği uzmanı) ve Prof. Dr. Kerim Mehmet Murat Tunç (makine mühendisi iş güvenliği uzmanı)'tan teşekkül ettiği, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından aynı yöndeki bu bilirkişi kusur raporlarının hükme dayanak yapıldığı, aynı olaya ilişkin ... 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/384 Esas sayılı ceza dava dosyasında çöp kamyonunu kullanan dava dışı ...'in sanık olarak yargılandığı, İlk Derece Ceza Mahkemesi'nin 15.04.2015 tarihli kusur raporuna itibar ettiği, raporda kazalının tamamen kusurlu olduğunun belirtildiği ve mahkemece sanığın kusuru bulunmadığından bahisle 5271 sayılı Kanun'un 223/2 a maddesi gereğince beraatine karar verildiği, anılan İlk Derece Ceza Mahkemesi kararının kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği, temyiz incelemesine konu eldeki dava dosyasında alınan 29.11.2016 tarihli birinci kusur raporunda ceza dava dosyasında verilen beraat kararından bahsedilmiş ise de her iki dosyada kusurun oran ve aidiyeti noktasında ortaya çıkan çelişki konusunda bir değerlendirme yapılmadığı, 09.05.2017 tarihli ikinci kusur raporunda ceza dava dosyasının değerlendirildiği, bilirkişilerce işçiye eğitim verilmemiş olması ve çöp aracındaki donanım eksiklikleri nedeniyle ceza dava dosyasında alınan ve hükme dayanak kılınan kusur raporundaki nitelendirmelere katılmadıklarının açıklandığı, 17.10.2017 tarihli üçüncü kusur raporunda da ceza dava dosyası ve o dosyada hükme esas alınan kusur raporunun değerlendirilme konusu yapılmadığı, Kurum tarafından açılan ... 3. İş Mahkemesi’nin 2019/21 Esas sayılı rücuan tazminat dava dosyasının davalısının eldeki dosyadaki gibi Teknik Katı Atık Yönetimi Tic. A.Ş. olduğu, anılan dosyanın 03.11.2022 tarihinde karara çıktığı, rücuan tazminat dava dosyasında üç adet kusur raporu alındığı alınan raporların tamamında eldeki dosyadan farklı olarak kazalı sigortalının %30, davalı işverenin %70 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği, rücuan tazminat dava dosyasında alınan 15.03.2022 tarihli son bilirkişi kusur raporunu düzenleyen bilirkişi heyetinin de Doç. Dr. Selman Bayoğlu (makine mühendisi iş güvenliği uzmanı), Prof. Dr. M. Turgut Özaktaş (makine mühendisi iş güvenliği uzmanı) ve Prof. Dr. Kerim Mehmet Murat Tunç (makine mühendisi iş güvenliği uzmanı)'tan teşekkül ettiği, diğer bir deyişle aynı heyetin temyiz incelemesine konu eldeki dosyada alınan 17.10.2017 tarihli üçüncü kök kusur raporunda ve 24.02.2018 tarihli ek kusur raporunda davacının %40, davalının %60 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirmelerine karşın, rücuan tazminat dava dosyasında düzenledikleri 15.03.2022 tarihli bilirkişi kusur raporunda davacının %30, davalının %70 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirdikleri anlaşılmaktadır. Yine Kurum'un olayı bir iş kazası olarak kabul ettiği, davacı kazalının sürekli iş göremezlik oranını tespit edip, iş kazası sürekli iş göremezlik geliri bağladığı, ancak dosya kapsamında Kurum tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen iş kazası inceleme raporunun bulunmadığı, Dairemiz'in 13.09.2022 tarihli geri çevirme kararı sonrasında Kurum'un dosyaya giren 02.11.2022 tarihli cevabi yazısında aynen “… T.C. kimlik numaralı ...'in iş kazası sonrasında 7. İş Mahkemesi Hakimliği’nin bilirkişi raporuna istinaden kusur belirtilmediğinden 2016/21 sayılı genelge gereğince Kurumumuz Denetmenlerine yazılmamıştır.” hususlarının yer aldığı, cevabi yazıdan her ne kadar Kurum'ca bir inceleme raporu düzenlenmediği anlaşılıyor ise de yazıda bahsedilen 7. İş Mahkemesi Hakimliği’nin hangi 7. İş Mahkmesi olduğu, o mahkemenin hangi dosyası üzerinden Kurum’a bir yazı yazıldığı, mahkemece bildirildiğinden bahsedilen bilirkişi kusur raporundaki oranların ne olduğu yönünde başkaca bir bilgi bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılan diğer hususlardır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesi'nce alınan 29.11.2016 ve 09.05.2017 tarihli ilk iki bilirkişi kusur raporunun usulüne uygun olarak teşekkül ettirilmemiş bilirkişi heyetinden alınmış olması nedeniyle anılan raporlara itibar edilmeyeceği, üçüncü kusur raporunu ve ek kusur raporunu düzenleyen heyetin ise eldeki dosyada davacının %40, davalının %60 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirmelerine karşın, rücuan tazminat dava dosyasında düzenledikleri 15.03.2022 tarihli bilirkişi kusur raporunda kazalı sigortalının %30, davalı işverenin %70 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirmiş olmaları nedeniyle 17.10.2017 tarihli bu üçüncü kök kusur raporu ve 24.02.2018 tarihli ek kusur raporuna itibar edilemeyeceği açık olmasına karşın anılan raporlar hükme dayanak kılınmak suretiyle davacının %40, davalının ise %60 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce yapılacak iş, Dairemiz'in 13.09.2022 tarihli geri çevirme kararı sonrasında Kurum'un dosyaya giren 02.11.2022 tarihli cevabi yazısında bahsedilen 7. İş Mahkemesi dosyasını ve mahiyetini tespit etmek, gerektiği takdirde anılan dosyanın eksiksiz ve onaylı bir fotokopisini, rücuan tazminat dava dosyasında alınan bilirkişi kusur raporlarının onaylı birer örneğini, ceza dava dosyasında hükme dayanak kılınan bilirkişi kusur raporunun onaylı bir örneğini dosyaya celp etmek, sonrasında kazanın meydana geldiği iş kolunda yetkin iş güvenliği uzmanlarından oluşan farklı bir bilirkişi heyetinden eldeki dosyada daha önceden alınan raporlarla birlikte tüm diğer kusur raporlarını iredeleyip çelişkileri gideren yeni bir kusur raporu almak ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:54:28