Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/12475
2023/6451
6 Haziran 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1689 E., 2022/1379 K.
KARAR: Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. İş Mahkemesi
SAYISI: 2020/5 E., 2020/155 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacıların ve davalı Astaş Elektronik Elektrik Mak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin istinaf istemlerinin esastan reddine, davalı ... İnş. Taah. Tic. ve San. A.Ş.'nin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı, ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili özetle; davacının 23.12.2009 günü saat 09.30 sıralarında çalışmış olduğu firmanın üslendiği işi yapmak için Arkas Spor Salonu yanı olan inşaat şantiyesine mermer işlerini ve pencere podyeleri olarak tabir edilen yerlerin mermer montajlarını yapmak üzere ekip olarak gittiği, inşaatın dış kısmında bulunan yük asansörüne, asansörün servis ekibinde çalışan kişi ile beraber bindiği, kişinin asansörü çalıştırması üzerine hareket haline geçen asansörün 13 üncü kata yükseldiğinde birden aşağıya doğru düşmesi nedeniyle iş kazası geçirdiğinden bahisle davacı kazalı için 184.506,40 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, davacı eş için 15.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı ... İnş. Taah. Tic. ve San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; görevsiz mahkemede dava açıldığını, taraflarla aralarında hizmet akdi mevcut olmadığı gibi, uyuşmazlığın iş sözleşmesinden veya İş Kanunu'ndan da kaynaklanmadığını, davacı kazalının kazanın meydana geldiği tarihte, dava dışı ... ...'ın işçisi olduğunu, işvereni tarafından müvekkili davalıya ait iş sahasına mermer işlerini yapmak üzere gönderildiğini ve bu sahada bindiği asansörün aşağıya düşmesi sonucu yaralandığını, dava için haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatlara taleplerine ilişkin olarak 1 yıllık zamanaşımı süresi öngörüldüğünü, dava konusu kazanın 23.12.2009 tarihinde meydana gelmesi nedeniyle 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, kendi faaliyet alanının dışında kalan "mermer işleri" ile "asansör kurulum ve montajı" işlerini eser/istisna akdi ile uzman üçüncü kişilere anahtar teslimi olarak vermiş olan müvekkili davalı şirketin, anılan kazada hiçbir şekilde sorumluluğundan ve kusurundan bahsedilemeyeceğini, davacının işgöremezliğine ve oranına itiraz ettiklerini, davacı tarafın dava dilekçesinde anılan kaza nedeniyle %37,00 işgöremezlik tespit edildiğini ve buna itiraz ettiğini beyan ettiğini, davacının belirttiği maluliyetin ve maluliyet oranının kabulünün mümkün olmadığını, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının anılan kaza sonrasında tedavisinin gerek özel hastaneler gerekse SGK hastanelerinde sürdürüldüğünü ve davacının özel hastane masraflarının müvekkii davalı tarafından, diğer tüm tedavi masraflarının ise Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılandığını, davacının sadece Sosyal Sigortalar Kurumunca karşılanmayan zararlarını talep edebileceğini, davacı eş ...'ın manevi tazminat talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, kazalının yakınlarının manevi tazminat isteyemeceklerini, davacının tazminat tutarlarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiğini, bunun kabulünün mümkün olmadığını, işbu davada, müvekkili davalı ile diğer davalı arasında müştereken ve müteselsilen sorumluluk yaratan bir ilişki, hukuki bağ bulunmadığını, böyle bir olayla ilgili sorumluluğun ancak kusur oranında taraflara paylaştırılabileceğinden davacı tarafın bu yöndeki talebinin de reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı Astaş Elektronik Elektrik Mak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu iş kazası ile müvekkilinin hiçbir ilgisi ve bu kazaya sebebiyet verici hiçbir kusuru bulunmadığını, davacı vekilinin diğer davalı ... AŞ'ye işlevi olmayan ve arızalı asansörün verildiği yönündeki iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu, iş kazasının meydana geldiği gün, diğer davalı şirketin müvvekili firma yetkilisi ...'a telefon ederek, müvekkili tarafından satılmış asansörün yük kaçırdığını bildirdiğini, müvekkili şirket yetkilisinin de zaman kaybetmeksizin ... isimli çalışanını gönderdiğini, ...'ın inşaata gidip asansörü kontrol ettiğinde, iki modülün birbiriyle uyumlu olmadığını gördüğünü ve durumu müvekili şirket müdürüne bildirdiğini, davaya konu iş kazasının meydana geldiği asansörün müvekki tarafından diğer davalı firmaya 03.11.2009 tarihinde satıldığını, satım sonrasında 30 metrelik asansörün kurulumunun müvekkili firma tarafından gerçekleştirdiğini, ancak daha sonrasında kazanın meydana geldiği gün inşaat mahalline giden ...tarafından verilen bilgi neticesinde, diğer davalı şirket tarafından, asansör işleri ile ilgilenen bir başka firmanın çağrılarak müvekkili tarafından kurumulu gerçekleştirilen asansörün söküldüğünü ve asansör hattının, ekleme yapmak sureityle 55 60 metreye yükseltildiğinin öğrenildiğini, ancak bu daha sonradan eklenen kısımdaki dişliler ile müvekkil tarafından satılan dişlilerin birbiriyle uyumlu olmadığını, asansörün müvekkili tarafından satılıp, arızasız ve bakımları yapılmış bir halde teslim edilmesinden sonra, bir başka asansör servisine söktürülmesi, yükseltmek amacıyla asansör ile uyumsuz dişliler taşıyan eklemeler yapılmak suretiyle yükseltilmesi dolayısıyla müvekkili şirkete yüklenebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, davanın kusuru bulunmayan müvekkili açısından reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazası neticesinde davacı kazalı...'de oluşan sürekli iş göremezlik oranının %37,20 olduğu, kazanın meydana gelişinde davacı kazalının %5, davalı ... şirketinin %35, davalı Astaş şirketinin %20, dava dışı işveren ...'ın %10, davalı ... şirketinin şantiye şefi dava dışı ...'nun %10, davalı Astaş şirketinin dava dışı ortağı ve yetkilisi ...'ın %10, davalı Astaş şirketinin dava dışı işçisi ...'ın %10 oranında kusurlu olduklarından bahisle her ne kadar davacı kazalının maddi zararı 206.158,65 TL olarak tespit edilmiş ise de maddi tazminat isteminin taleple bağlı kalınmak suretiyle kabulüne, davacı kazalı lehine 7.500,00 TL manevi, davacı eş lehine 5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacı kazalı lehine hükmedilen maddi tazminat miktarını istinaf ettiklerini, davacılar için takdir edilen manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı ... İnş. Taah. Tic. ve San. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle, taraflar arasında iş akdine dayalı bir ilişki bulunmadığını, davanın haksız fiil hükümlerine göre genel mahkemede görülmesi gerektiğini, 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalı müvekkilinin mermer işleri ve asansör kurulum montaj işlerini anahtar teslimi olarak eser istisna akdi ile 3. kişilere yaptırdığını, iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi bulunmadığından, yüklenicinin eyleminden doğan zarar ile iş sahibinin sorumlu tutulamayacağını, davacı ...'in dava dışı ... Mermercilik işçisi olduğunu ve kendilerinin sorumlu olmadıklarını, meydana gelen olayda davalı Astaş'ın birinci derecede sorumlu olduğunu, asansörün fren arızasının tespiti üzerine asansörün kilitlendiğini ve kullanılamadığını, günler sonra Astaş'tan bir kişi geldiğini ve asansörün onarım için ona teslim edildiğini, asansörün test kullanımı yapılırken 400 kilo mermer ile birlikte hareket ettirildiği sırada kazanın meydana geldiğini, olayın asıl sebebinin asansörün motorunun kabin içine yerleştirilmesi olduğunu, arızalı asansöre kontrol amaçlı ''Ağır yük ve insan'' alındığını, davacının kendisinin ve asıl işvereni olan ... Mermer firmasının asli kusurlu olduğunu, SGK tarafından açılan rücu davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini çünkü rücu davası kesinleştikten sonra rücu edilebilecek kesin miktarın ortaya çıkacağını, davalı ... şirketinin sorumluluğu oranında hüküm kurulmadığını, takdir edilen manevi tazminat miktarlarının fazla olduğunu, davacı eş lehine manevi tazminat verilmesinin hatalı olduğunu, maddi tazminat için takdir edilen vekalet ücretinde hataya düşüldüğünü, davalı lehine her bir davacının manevi tazminat istemi yönünden iki ayrı vekalet ücreti verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı Astaş Elektronik Elektrik Mak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle, diğer davalı ... şirketi ile asansör bakım sözleşmesi yapılmadığını, sadece satış faturası olduğunu, kazanın gerçekleştiği işyeri bakımından Astaş'ın işveren olmadığını, sadece kazanın gerçekleştiği asansörü ... şirketine satan konumunda olduğunu, sorumluluğunun da sadece alıcıya karşı olduğunu, işçiye karşı sorumluluğunun olmadığını, kazanın gerçekleştiği asansörün sattıkları asansör olmadığını, satılan asansör üzerine sonradan başka bir firma tarafından 55 60 metreye çıkarılıncaya kadar ekleme yapıldığını ve asansörün değiştirildiğini, davalının asansörü sattığını, kurulumunu yaptığını, ayrıca asansörün bakımını üstlenmediğini; asansörün kullanımından sorumlu olanın ve kusurlu olanın satın alan ... şirketi olduğunu, asansörün kurulumundan kazanın meydana geldiği tarihe kadar herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, sorumluluğun TBK'nın 208 nci maddesine göre satın alana ait olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların ve davalı Astaş Elektronik Elektrik Mak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.‘nin istinaf istemlerinin esastan reddine, davalı ... İnş. Taah. Tic. ve San. A.Ş.‘nin istinaf başvurusunun maddi tazminat vekalet ücreti yönünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, iş kazası neticesinde davacı kazalı...'de oluşan sürekli iş göremezlik oranının %37,20 olduğu, kazanın meydana gelişinde davacı kazalının %5, davalı ... şirketinin %35, davalı Astaş şirketinin %20, dava dışı işveren ...'ın %10, davalı ... şirketinin şantiye şefi dava dışı ...'nun %10, davalı Astaş şirketinin dava dışı ortağı ve yetkilisi ...'ın %10, davalı Astaş şirketinin dava dışı işçisi ...'ın %10 oranında kusurlu olduklarından bahisle her ne kadar davacı kazalının maddi zararı 206.158,65 TL olarak tespit edilmiş ise de maddi tazminat isteminin taleple bağlı kalınmak suretiyle kabulüne, davacı kazalı lehine 7.500,00 TL manevi, davacı eş lehine 5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalılar aleyhine hükmedilen maddi tazminat miktarının kendilerince artırımı mümkün bulunmadığından, bu miktar yönünden davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşturmaması adına davacı kazalı ... lehine hükmedilen maddi tazminat miktarını temyiz ettiklerini, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu,
Davalı ... İnş. Taah. Tic. ve San. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, yargılamanın görevli mahkeme tarafından yapılmadığını, davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, kendi faaliyet alanının dışında kalan “mermer işleri” ile “asansör kurulum ve montajı” işlerini eser/istisna akdi ile uzman üçüncü kişilere anahtar teslimi olarak vermiş olan davalı müvekkili şirketin, anılan kazada hiç bir şekilde sorumluluğundan ve kusurundan bahsedilemeyeceğini, olayda müvekkili şirkete atfedilebilecek bir kusur, hata veya ihmalin bulunmadığını, aksine dava konusu olayda diğer Davalı Astaş firmasının birinci derecede kusurlu ve sorumlu olduğunu, buna rağmen müvekkili şirketin esasen kendi üzerine düşen yükümlülüklerin tamamını yerine getirmek üzere hareket ettiği ve asansör firmasının kontrolüne kadar bu konuda her türlü güvenlik tedbirini aldığı hususunun bilirkişiler ve mahkeme tarafından hiç nazara alınmadığını, diğer yandan kilit altında tutulan asansörün, asansör firması adına gelen yetkili Seçkin Arslan'a teslim edilmesi ile birlikte müvekkilinin asansör üzerindeki tüm zilyetliğini kaybettiği ve asansör üzerindeki gerek işleyişi, gerekse güvenliğine ilişkin olarak tüm illiyet bağının kesilmiş olduğu hususunun açık olduğunu, olayda birinci derecede sorumluluğun, diğer davalı firmaya ve bu firma çalışanına ait olduğunu, uzman yetkili Astaş ve çalışanlarının, arızalı olan asansöre kontrol amaçlı olarak “ağır yük ve insan alması” şeklindeki davranışı karşısında müvekkil ve yetkilisinin ne yaparsa yapsın bu olayı engellemesinin mümkün olmadığını, bu hususun bilirkişi kurulu ve mahkemece nazara alınmadığını, kazanın meydana geldigi inşaatın 10 katın üzerinde ve çok büyük bir yapı olduğunu, kazanın meydana geldigi tarihte inşaat faaliyetinin çok aktif bir şekilde sürdürüldüğünü, bu esnada müvekkilinin sürekli yukarı aşağı giderek kontrolleri yapan uzman kişiyi her katta, her daim kontrol etmesinin, onu sürekli kontrol altında tutmasının hiçbir şekilde mümkün olmadığını, ayrıca uzman kişinin asansöre bu kadar ağır bir yük ve insan alması ve kontrollerin bu surette yapması yönündeki davranışta bulunmasının öngörülmesi mümkün bir davranış olmadığını, diğer davalı Astaş şirketine verilen kusurun az, müvekkili davalıya verilen kusurun fazla olduğunu, üstelik anılan olay sonrasında iş müfettişleri tarafından yapılan incelemede Astaş firmasının olayda %100 oranında kusurlu bulunduğunu, ceza dava dosyasında yapılan yargılamada yine Astaş firmasının birinci derece asli kusurlu bulunduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında teknik inceleme yapılmadığını, olayın gerçek sebebinin tespit edilemediğini ve sadece varsayımlardan hareketle kusur tespiti yapıldığını, dava konusu kazanın asansörün fren sisteminin çalışmamasından mı, asansöre ağır yük yüklenmesinden mi, yoksa asansörün yükseltilmiş olmasından mı kaynaklandığının belirlenmediğini, davacı kazalıya ve onun işverenine verilen kusurların az olduğunu, dosyada üç adet kusur raporu alındığını, raporlar arasında bir tutarlılık bulunmadığını ve bu anlamda çelişkinin giderilmediğini, davacının tazminat hesabında kusur indirimi yapılmadığını, bu itibarla dosyada sonuca bağlanması gereken kusur ve maluliyet oranlarının hiçbir kuşku ve tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edilmiş olması zorunlu olmasına rağmen bu yönde bir tespit yapılmaksızın alınan hesap raporlarına itibar edilerek hüküm kurulmasını hatalı olduğunu, her ne kadar hükme esas alınan ek bilirkişi hesap raporunda tespit edilen peşin sermaye değerinden Sosyal Güvenlik Kurumu'nca yapılan yardım ve ödemeler indirilmişse de, hesaplanan maddi zarar tutarından hakkaniyet indirimi yapılmadığını, kurum tarafından açılan rücu davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin kusuru %35 olarak tespit edilmesine karşın hüküm altına alınan tazminatlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarının hatalı olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu, davacı eş lehine manevi tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını, maddi tazminat için takdir edilen vekalet ücretinin davacılara değil sadece davacı kazalı...'e verilmesi gerektiğini, her bir davacının reddedilen manevi tazminat istemi yönünden müvekkili lehine ayrı ayrı red vekalet ücreti verilmesi gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının adil yargılanma ve bu kapsamda etkin ve etkili hak arama hakkını ihlal edici nitelikte olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı Astaş Elektronik Elektrik Mak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle, meydana gelen kazada müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, illiyet bağının kesildiğini, bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
a.Davalı Astaş Elektronik Elektrik Mak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin asıl temyiz dilekçesinin incelenmesinde
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar davalı Astaş Elektronik Elektrik Mak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekiline 07.08.2022 tarihinde e tebliğ yoluyla tebliğ edilmiş; adı geçen davalının vekili tarafından ibraz edilen temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 05.09.2022 tarihinde verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle davalı Astaş Elektronik Elektrik Mak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin asıl temyiz dilekçesinin süreden reddine karar vermek gerekmiştir.
b.Davacılar vekilinin temyiz istemleri ile davalı ... İnş. Taah. Tic. ve San. A.Ş. vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacılar vekilinin davacı kazalı için 184.506,40 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, davacı eş için 15.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava ettiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin temyiz incelemesine konu yeniden esas hakkında verdiği kararında her ne kadar davacı kazalının maddi zararı 206.158,65 TL olarak tespit edilmiş ise de maddi tazminat isteminin taleple bağlı kalınmak suretiyle kabulüne, davacı kazalı lehine 7.500,00 TL manevi, davacı eş lehine 5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının 107.090,00 TL olduğu gözetildiğinde davacılar vekilinin temyiz istemi ile davalı ... İnş. Taah. Tic. ve San. A.Ş. vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin miktardan reddine karar verilmiştir.
c.Davalı Astaş Elektronik Elektrik Mak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazlarının incelenmesinde
6100 sayılı Kanun'un 366 ncı maddesinin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan aynı Kanun'un 348/1 nci maddesi, 347'nci maddesi ile 362/2 nci maddelerinin yol göstermesi ile katılma yoluyla temyiz, temyiz yoluna başvurma hakkı bulunmayan veya başvuru süresini geçirmiş olan tarafa sınırlı olarak kararı temyiz etme imkanı sağlayan bir müessese olup, bu usule göre katılma yoluyla temyiz hakkının kullanılabilmesi için kararı temyiz eden asıl tarafın temyizinin usulüne uygun olması gerekir. Başka bir deyişle kararın asıl temyiz eden taraf yönünden temyiz edilebilir olması ve temyizin süresinde yapılması şarttır.
Somut olayda; davacılar vekilinin gerekçeli temyiz dilekçesinin kendilerine 17.09.2022 tarihinde tebliğ edilmesinden sonra davalı Astaş Elektronik Elektrik Mak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından 27.09.2022 tarihinde katılma yoluyla temyiz dilekçesi verildiği ne var ki davacılar vekilinin temyizinin tümden miktardan reddine karar verildiği hep birlikte değerlendirildiğinde davalı Astaş Elektronik Elektrik Mak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
ç.Davalı ... İnş. Taah. Tic. ve San. A.Ş. vekilinin davacı kazalının maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.
- Değerlendirme
Dosya kapsamından, aynı olaydan dolayı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan tahkikat sonucunda düzenlenen inceleme raporunda Astaş şirketinin %100 oranında kusurlu olduğunun berlirtildiği, temyiz incelemesine konu eldeki dava dosyasında hükme dayanak kılınan 10.06.2016 bilirkişi kusur raporunda kazanın tam olarak hangi nedenden kaynaklandığı konusunda bir belirleme yapılmaksızın davacı kazalının %5, davalı ... şirketinin %35, davalı Astaş şirketinin %20, dava dışı işveren ...'ın %10, davalı ... şirketinin şantiye şefi dava dışı ...'nun %10, davalı Astaş şirketinin dava dışı ortağı ve yetkilisi ...'ın %10, davalı Astaş şirketinin dava dışı işçisi ...'ın %10 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği, İlk Derece Mahkemesi'nce alınan kusur raporlarında, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında davalıların kendi aralarındaki ve dava dışı ilgililerle aralarındaki ilişkilerin hukuki nitelendirmesinin yapılmadığı, asıl/alt işveren ilişkileri bulunup bulunmadığı, varsa kimin üçüncü kişi olduğu konusunda herhangi bir nitelendirme yapılmadığı, aynı kaza olayına ilişkin rücuan tazminat dava dosyasında verilen kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi'nin 27.04.2021 tarih ve 2019/342 Esas, 2021/735 Karar sayılı kararı ile kesinleştiği, davalılarının ... şirketi, Astaş şirketi ve davacının işvereni olan ... olduğu, anılan dosyada hükme dayanak kılınan kusur oranlarının davacı kazalı %5, davalı ... şirketi %40, davalı Astaş şirketi %25, davalı işveren ... %10, davalı ... şirketinin şantiye şefi dava dışı ... %5, davalı Astaş şirketinin dava dışı ortağı ve yetkilisi ... %5, davalı davalı Astaş şirketinin dava dışı işçisi ... %10 şeklinde olduğu, rücuan tazminat dava dosyasında Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen kararda ... şirketi ve ...'ın işveren diğer davalıların üçüncü kişi olarak kabulünün gerektiğinin belirtildiği, kaza olayından dolayı açılan ceza dava dosyalarında (... 1. Sulh Ceza Mahkemesi 2010/137 Esas, ... 1. Sulh Ceza Mahkemesi 2011/277 Esas) hükümlere dayanak kılınan bilirkişi kusur raporunun aynı olduğu, 20.12.2010 tarihli bu kusur raporunda kurallara uygun olmayacak şekilde çalışan ve denemesi yapılan asansöre kazalıyı bindirmesi nedeniyle asansörün bakım ve onarımını yapan ...'ın kusurlu olduğu, ayrıca gerekli güvenlik tedbirlerini almayan, işçilere eğitim vermeyen, asansörü kontrol ettirmeyen, asansörün mevzuat hükümlerine uygun olarak kurdurmayan ve işçisini kontrol etmeyen Astaş şirketinin sorumlusu ... ile ... şirketinin şantiye şefi ...'nun da kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
Somut olayda yargılamaya konu iş kazasının tam olarak hangi nedenden dolayı gerçekleştiği noktasında bir belirleme, sorumlular arasındaki hukuki ilişkiler konusunda bir nitelendirme yapılmaksızın, rücuan tazminat dava dosyası ile eldeki dava dosyasında alınan kusur raporları arasında mevcut çelişki giderilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce yapılacak iş, sorumlular arasındaki hukuki ilişkileri belirlemek, değerlendirmek ve kuşkuya yer bırakmayacak şekilde nitelendirmek, iş kazasının meydana geldiği iş kolunda yetkin iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden kazanın tam olarak hangi nedenden dolayı meydana geldiğini açıklayan, eldeki temyiz incelemesine konu dosyada, rücuan tazminat dava dosyasında ve ceza dava dosyasında alınan bilirkişi kusur raporlarını sorumluların tespit edilen sıfatları kapsamında irdeleyip mevcut çelişkileri gideren yeni bir kusur raporu almak, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde 22.03.2019 tarihli bilirkişi hesap raporunun bilinen (iskontosuz) / bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değişmemesi gerektiğini dikkate almak ve usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Davalı Astaş Elektronik Elektrik Mak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin asıl temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE,
2.Davacılar vekilinin temyiz istemlerinin miktardan REDDİNE,
3.Davacılar vekilinin temyiz istemlerinin miktardan reddine karar verilmiş olmasından dolayı esas yönünden bir değerlendirme yapılmadığından davalı Astaş Elektronik Elektrik Mak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin anılan temyize katılma yoluyla temyiz isteminin REDDİNE,
4.Davalı ... İnş. Taah. Tic. ve San. A.Ş. vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
5.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalı ... İnş. Taah. Tic. ve San. A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililerine iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:54:28