Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/5543
2023/6173
31 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/2173 E., 2022/1712 K.
HÜKÜM/KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. İş Mahkemesi
SAYISI: 2017/240 E., 2019/190 K.
Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazancın tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalı şirkette 2015 yılı Temmuz ayı ile 20 Nisan 2016 tarihi arasında komisyon usulü ve daha çok serbest zamanlı olmak kaydıyla çalıştığını, 20.04.2016 tarihinden itibaren de 23.01.2017 tarihine kadar müdür olarak ve tam zamanlı olmak üzere 10.000 TL maaş + komisyon + prim usulü ile aralıksız ve layıkıyla çalıştığını, davacının, şirket içi personel ve yöneticilerle yazışmalarına ilişkin mail kayıtlarına ve davalı şirketin birçok yöneticisi ve personelin bulunduğu whatsapp grubu içerisindeki çalışmaya ilişkin yazışmalara ilişkin gerekli ekran görüntüleri ve mail çıktılarının ekte sunulduğunu, belirtilen tarihler arasından çalıştığının, bu süreler içerisinde yatırılmayan primlerin yatırılmasına, davacının söz konusu hizmetlerinin diğer hizmetler ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1 Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı şirkette çalıştığı ile ilgili ileri sürdüğü hususların tamamen haksız çıkar sağlamaya yönelik gerçek dışı iddialar olduğunu, taraflar arasında hizmet sözleşmesi kurulmadığını, dolayısıyla davada hukuki yarar bulunmadığını, davacı ile davalı şirket sahibinin uzun zaman öncesinden beri tanış ve arkadaş olduklarını, davacının uzun süre işsiz kalması üzerinde davalı şirket sahibinin davacıya sürekli borç para vererek yardımlarda bulunduğunu, ancak davacının bu süre zarfın içerisinde davalı şirket sahibinin arkadaşlığından faydalanarak şirket bilgilerini ele geçirmeye çalıştığını, davalı şirketin davacının kendisine kart vizit bastırdığını tespit edince irtibatı kestiğini, bunun üzerine davacının davalı şirket yetkilisi hakkında asılsız iddialar ile suç duyurusunda bulunmaya başladığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2 Fer'i Müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; kurum kayıtları incelendiğinde, davacının, davalı şirkete ait iş yerinde herhangi bir çalışmasının görülmediğini, kurum kayıtları arasında davacının davalı işyerinde çalışmaya başladığına ilişkin işe giriş bildirgesi de bulunmadığını, kurum kayıtlarının resmi belge olması nedeniyle davacının resmi kayıtlarda görülmeyen hizmetinin varlığını kanıtlaması ancak aynı güçte deliller ile mümkün olduğunu, bu iddianın tanık beyanları ile ispatının mümkün olmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı şirkete ait 1091596 sicil nolu işyerinde çalışma iddialarını ve sigorta primine esas kazanca yönelik ücret tutarı iddialarını ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1 Davacı vekili istinaf dilekçesinde; tanık beyanlarının iddiasını destekler nitelikte olduğunu, davacının kullanmış olduğu mail adresini şirket çalışanların tarafından kullanıldığı, yazışma içeriklerinin çalışma iddiasını desteklediğini, esnek çalışmanın bağımlılık unsurunu ortadan kaldırmayacağını beyanla istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının davalı şirkete ait iş yerinde ya da başkaca bir işyerinde herhangi bir çalışmasının bulunmadığı, davalı işyerinin kanun kapsamında ve faaliyet alanının tekstil ürünlerinin toptan ticareti olduğu, 2016/04 2017/01 dönemleri arası dönem bordrolarının dosya arası edildiği, davalı şirkete ait 1091596 sicil nolu işyerinde 20/04/2016 23/01/2017 tarihler arasında herhangi bir denetim yapılmadığı, davalı şirketin 04/2016 01/2017 dönemleri arası muhtasar beyannameleri incelendiğinde çalışan işçi sayısının yıl ve aylara göre değişkenlik gösterdiği anlaşılmıştır. Dosya arası edilen yazılı belgeler, tanık beyanları ve tüm deliller değerlendirildiğinde, mahkemece yeterli araştırma yapılarak verilen kararın yerinde olduğu" gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun 77 nci, 79 uncu, 80 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi hükümleridir.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2 Dava, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddenin 10 uncu fıkrası ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86 ncı maddenin 9 uncu fıkrası uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
3 Davanın Yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddenin 10 uncu fıkrası ve 5510 sayıl Kanun'un 86 ncı maddenin 9 uncu fıkralarına dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelerine göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10 480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10 481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10 482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10 608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10 1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgilisinden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:57:16