Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/2820

Karar No

2023/6119

Karar Tarihi

30 Mayıs 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/240 E., 2020/85 K.

HÜKÜM/KARAR: Kısmen Kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 26. İş Mahkemesi

SAYISI: 2016/448 E., 2018/422 K.

Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın tam, birleşen davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurunun esastan reddine, davalı istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile asıl davanın tam birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle dosyada tespit edilen noksanların ikmali için dosya mahalline geri çevrilmiş, noksanlar ikmal edilerek dosya dairemize gönderilmekle ;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Asıl dava dosyasında davacı vekili; müvekkilinin 17.07.2014 tarihli iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığı iddiasıyla fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 2.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 29.776,06 TL'ye arttırmıştır.

  1. Birleşen ... 2. İş Mahkemesinin 2016/724 Esas sayılı dosyasında davacı vekili; müvekkilinin aynı iş kazasında uğradığı manevi zararın tazmini için 150.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine açılan davayı kabul etmediklerini, meydana gelen iş kazasının davacının çalışması esnasında kendi tedbirsiz ve dikkatsizliğinden ileri geldiğini, işe başlamadan önce gerekli iş güvenliği eğitimi verildiği gibi tüm iş güvenliği malzemelerenin teslim edildiğini, müvekkiline yüklenebilecek bir kusur bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; somut uyuşmazlıkta; davacının, davalı şirketin yükleminde Kuzey Irak'ta yapımına devam edilen tünel inşaatı şantiyesinde davacının arıza yapmış olan püskürtme makinasını tamir ettiği sırada makine kumandasını yağ deposunun üzerine koyması ve tamir esnasında kumandanın yere düşmesi ile birlikte start butonuna temas sağlanması sonucu makinenin çalışmaya başladığını, pistonun hareketi neticesinde davacının sol eli helezona kapılarak serçe ve yüzük parmaklarının kopması sonucu meydana gelen kazada yaralanmıştır. İş güvenliği ve işçi sağlığı uzmanı bilirkişilerden oluşturulan bilirkişi kurulundan rapor alınmış, düzenlenen 11.05.2016 tarihli raporda;davalı işveren şirketin %70, davacı ...'ın %30 oranında kusurlu oldukları belirtilmiş, rapora itiraz üzerine sunulan 07.10.2016 tarihli ek raporda da önceki raporda belirtilen kusur oranlarında bir değişiklik olmadığı bildirilmiş, rapor dosya kapsamına ve oluşa uygun olarak değerlendirilmiştir. Aktüerya uzmanı bilirkişi; davacının müterafik kusur oranını % 30 olmak suretiyle uğradığı zararı rapor etmiştir. Belirlenen miktar maddi tazminat olarak karar altına alınmıştır. SGK tarafından yapılan ödemeler mahsup edilmiştir. Davacı meydana gelen kaza sebebiyle yüzde % 14,30 oranında malul kalmıştır. Olay sırasında ve sonrasında yaşanan acı, şok ve yara izlerinin davacı işçide meydana getirdiği ruhsal bozukluk nedeniyle davacının uğradığı manevi zararın giderimi amacıyla yukarıda açıklanan ilkelere göre belirli bir meblağın ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutularak, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek; Asıl davanın kabulü ile 29.776,06TL maddi tazminatın, Birleşen manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 30.000,00TL manevi tazminatın 17.07.2014 olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ücretine ilişkin itirazların değerlendirilmediği ve bu nedenle maddi tazminatın eksik hesaplanmış olduğu, kaza sonrası birçok ameliyat ve komplikasyonlar oluştuğundan güncel maluliyet oranının hesaplanması gerektiğini ve bu konudaki itirazların değerlendirilmediğini, kusur raporuna yapılan itirazın dikkate alınmadığını kusurun daha yüksek olduğunu,manevi tazminatın çok düşük hesaplandığını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

  1. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıya % 30 kusur atfının hukuka aykırı olduğunu, davacının kolluğa verdiği ifadede tamire devam etmesinin kendi kararı olduğunu beyan ettiğini, tamir için operatör beklenmediğini, kusur raporuna itiraz edildiğini, raporun kendi içinde çeliştiğini, aktüerya bilirkişisinin raporuna itiraz edildiğini, pasif işgöremezlik dönemi iskontolu gelirin bilikişi tarafından hatalı hesaplandığını, ayrıca pasif dönem için agi hariç asgari ücret üzerinde hesap yapılması gerektiğini, yeniden hesap raporu alınması gerektiğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 05.05.2015 tarihli SGK Sağlık Kurulu Raporunda "sol el 4 ve 5 parmak travma, sol el 4 ve 5 parmak MTP eklem seviyesinden ampüte " şeklinde tarif edilen yaralanma nedeniyle maluliyet derecesinin %14.30 TL olarak tespit edildiği ve rapora karşı taraflarca herhangi bir somut itiraz ileri sürülmediği, kusura ilişkin bilirkişi heyetinin kök raporuna davalı vekilinin itirazı nedeniyle aynı heyetten ek rapor alındığı, her iki raporda da davalı işverenin kusurunun % 70, davalının kusurunun % 30 olarak belirlendiği, hesap bilirkişisinin 07.05.2018 tarihli raporunun taraflara tebliğinden sonra davacı vekilinin sunduğu 04.06.2018 tarihli rapora karşı beyan ve ıslah talebini içeren dilekçede herhangi bir somut itirazda bulunulmadığı, hesap raporunda pasif dönem gelirinin agi hariç asgari ücret üzerinden yapıldığı hususunun açıkça belirtildiği anlaşılmıştır; Akdin fesih tarihi olan 2014 Kasım ayında düzenlenen ve taraflarca imzalanmış olan belgede aylık ücretin brüt 2681,40 TL olarak belirtildiği gözetilerek bu miktar ve takip eden dönemler için ise belirlenen ücretin asgari ücrete oranı dikkate alınarak bilirkişi tarafından hesaplamaların yapıldığı, esas alınan ücretin yapılan işe, davacının kıdemine ve dosya kapsamındaki delillere uygun olduğu anlaşılmıştır. Manevi tazminat yönünden de her iki tarafça istinaf talebinde bulunulmuştur. Mahkemece manevi tazminat takdir edilirken ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özelliklerin gözönünde tutulması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması, zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde gözönünde bulundurulması gerekmekte olup, somut olayda davacının maluliyet oranı, tespit edildiği tarih, yaşı, kusur durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olayın oluş şekli ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde manevi tazminatın fazla takdir edildiği, 20.000,00 TL manevi tazminatın dosya kapsamına daha uygun olacağı kanaatine varılarak, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin sair istinaf taleplerinin reddiyle manevi tazminat miktarına yönelik istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK' nın 353/1 b 2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılarak;

a) Asıl dava yönünden; maddi tazminat davasının kabulü ile, 29.776,06TL maddi tazminatın 17/07/2014 olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

b)Birleşen dava yönünden; manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile,20.000,00 TL manevi tazminatın 17.07.2014 olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilin aldığı maaşın aylık 2.700 dolar iddiasına ilişkin Yerel Mahkeme tarafından müvekkilin banka hesap kayıtları istenmesine karşın bu kayıtlar getirilmeden ücretin tespit edildiğini, müvekkilinin kazadan sonra birçok defa ameliyat geçirdiğini, yine müvekkilin vücudunda işbu kazadan dolayı başka komplikasyonlar oluştuğunu ve bypass ameliyatı olduğunu, SGK müfettişi raporunun davalıya daha yüksek oranda kusur verdiğini çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın Bölge Adliye Mahkemesinde azaltılmasının hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

  1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazanın tamamen davacının kendi kusuruyla işyerinde tamirini yaptığı aletin kumandasını düşürmesinden kaynaklı olduğunu bu hususu davacının da kabul ettiğini, davacı tamiri tek başına yapmaması gerektiğini bildiği halde tek başına yapmaya çalışmıştır, kaldı ki kusur raporuna itiraz dilekçsinde de ayrıntısı ile belirttiği üzere ilgi kusur raporunda davacının makinenin enerji kaynağını kesmeksizin işe başlamış olduğunu, tüm eğitim ve uyarılara rağmen kendi hayatını tehlikeye atacak şekilde hareket ettiğini, pasif devre hesabının asgari geçim indirimi dikkate alınmadan tespit edilecek ücret üzerinden hesaplanmasını, Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, sigortalının iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle kurumca karşılanmayan maddi ve manevi zararlarının giderilmesine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri ile 110, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi ile 49, 50, 51, 52, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri ile 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

  1. Değerlendirme

A) Davacı ve davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne, davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

  1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

  2. Somut olayda; her bir tazminat talebinin ayrı ayrı bağımsız birer dava olduğu, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının 72.070,00 TL olup, temyiz edenlerin temyiz ettiği tazminat hükmünün birbirinden bağımsız olarak kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

B) Davacı vekilinin kısmen reddolan manevi tazminat istemine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

  1. Gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunun 47 ve gerekse iş kazasının gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür.

3.Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene veya ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.

  1. Manevi tazminat davalarında, gelişmiş ülkelerde artık eski kalıplardan çıkılarak caydırıcılık unsuruna da ağırlık verilmektedir. Gelişen hukukta bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde veya taksirli davranışlarda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini ortaya koymakta; kişi haklarının her şeyin önünde geldiğini önemle vurgulamaktadır.

  2. Bu ilkeler gözetildiğinde; aslolan insan yaşamıdır ve bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı derin ızdırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Burada amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; öte yandan da zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla, caydırıcı olabilmektir.(HGK 23.6.2004, 13/291 370)

  3. Somut olayda, davacı sigortalının 17.07.2014 tarihinde Irak ülkesinde davalı şirketin yüklendiği tünel inşaatı kapsamında iş makinesi tamircisi olarak çalışmaktayken, tamirini yaptığı iş makinesinin kumandasının yere düşüp makiney pistonunu harekete geçirmesi neticesinde, davacının sol elinin sıkışıp 4 ve 5. parmaklarının amputasyona uğraması sonucu kurum kayıtlarına göre %14,3 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, iş kazasının gerçekleşmesinde davalı işveren şirketin %70 ve davacının %30 oranında müterafik kusurunun bulunduğunun kabul edildiği, İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun kabul edilerek manevi tazminatın azaltılmak suretiyle 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmakla beraber, sürekli iş göremezlik oranının niteliği, davalının sorumlu olduğu kusurun ağırlığı, davacının iş kazasına uğramakla manevi varlığında meydana gelen kayıp gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminatın bir miktar az olduğu anlaşılmaktadır.

  4. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, davacının iş kazasına uğraması nedeniyle açıklanan sebeplerle, duyduğu şiddetli elem ve ızdırabı tazmin ile yeterli hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminata hükmetmekten ibarettir.

8.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

9.O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında karar veren Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır .

VI. KARAR: **

  1. Davacı vekilinin maddi tazminat hükmüne, davalı vekilinin ise maddi ve manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,

  2. Davacı vekilini sair temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

  3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı ve davalıya iadesine,

  4. Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinaftemyizkısmenkabulkararımahkemesireddinederecebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:57:59

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim