Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/12995

Karar No

2023/6000

Karar Tarihi

26 Mayıs 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/72 E., 2021/1456 K.

KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 37. İş Mahkemesi

SAYISI: 2018/183 E., 2020/236 K.

Taraflar arasındaki 06.05.1993 01.01.2008 tarihleri arasında kalan dönemde geçen çalışmalarının 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında çalıştığının ve bu süreler nedeniyle itibari hizmet süresinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine dair karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili, davacının 06.05.1993 07.05.2017 döneminde aralıksız davalıya ait iş yerinde foto muhabiri ve gazeteci olarak çalıştığını, emekli oluncaya kadar çalışmasının sürdüğünü ancak 01.01.2008'e kadar geçen dönem için normal işçi olarak bildirildiğini oysa çalışmanın 5953 sayılı Kanun kapsamında olması sebebiyle bildirimin buna göre yapılması gerektiğini belirterek bu dönemin basın sigorta kolundan yapılması gerektiğinin tespitini istemiştir.

II. CEVAP

1.Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hizmetleri nedeniyle yaşlılık aylığının bağlandığını, buna göre, davacı hakkında kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı yönün bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili, davadan önce kuruma başvuru zorunluluğu bulunduğunu zaman aşımı itirazları olduğunu dava döneminde davacının gazeteci değil teknisyen olduğunu 2008'den sonra muhabir olduğunu, teknik elemanların 5953 sayılı Kanun'a tabi olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dava 06.05.1993 07.05.2012 dönemi davalıda çalışan davacı için basın iş kolunda çalışması sebebiyle itibari hizmet süresinden yararlandırılmasına ilişkindir. Bilindiği üzere 2098 sayılı Kanun ile 506 sayılı Kanun'a yapılan ekleme ile basında çalışan işçilerin bir kısmına itibari hizmet süresi hakkı tanınmış olup bu durum her yıl için belli bir miktarda sigortalılığın ilave olarak davacı prim gün sayısına eklenmesi, bunun sonucunda da prim gün sayısının artması aylık hesabında prim gün sayısı ve yaş koşulunda avantajlı hale getirilmesi sonucunu doğurmaktadır. Normal işçiler kuruma 1 kodu ile düzenlenecek APHB ile bildirilir. Sigorta primleri genel müdürlüğünün 06.03.2013 tarihli yazısı gereği itibari hizmetten yararlandırılanlar için 506 sayılı Kanun döneminde 01.05.2004'ten önce 2 kodu ile APHB düzenlenmekte iken bu tarihten 30.09.2008'e kadar geçen dönemde kod numarası 3 olarak değiştirilmiştir. 5510 sayılı Kanun döneminde ise itibari hizmetten yararlanma hakkı ortadan kalkmıştır. Hizmet cetveli incelendiğinde davacı için dava döneminde tıpkı bahsi geçen yazıda açıklandığı üzere davalının bildirimleri bu kapsamda itibari hizmet kodu ile bildirildiği anlaşılmaktadır.

Hukuki yarar her davada dava şartı olarak bulunması gereken koşullardandır. Bir dava ile elde edilecek sonucun davacı için hak alanında bir değişiklik yapması gerekir ki davada hukuki yarar bulunduğu kabul edilsin, açılacak dava ile elde edilecek sonuç davacının durumunda herhangi bir değişiklik yaratmıyor ise hukuki yararın olmadığı kabul edilir. Eldeki davada davacı çalışmaları bakımından 01.01.2008'e kadar geçen dönem itibari hizmetten yararlanma talebinde bulunmuş ise de zaten bildirimlerin bu yönde yapıldığı anlaşılmış olup dava açmakta hukuki yararı yoktur. Davacının 19.04.2002 ye kadar geçen dönemde bağkur sigortalısı olduğu, aylık bağlanırken daha önce başlayan sigortalılık bağkurluluk üzerine olduğundan davalı tarafından yapılan bildirimler bulunsa da kurumun bu döneme kadar yapılmış 4/1 a maddesi kapsamındaki hizmetleri aylık hesabında dikkate almadığı, bu durumda anılan tarihe kadar geçen dönemde de itibari hizmetten de sonuç olarak faydalanmamış olduğu, ancak bu tarihten 01.10.2008'e kadar geçen dönem yararlandığı anlaşılmaktadır. Eldeki davada kurumun aylık bağlama sırasında bağkurluluk hizmetinin değil 4/1 a maddesindeki hizmeti dikkate almasına dair bir iddia bulunmamaktadır. Bu sebeple bu işlemin doğruluğu yanlışlığı davanın konusu olmadığından değerlendirilmemiştir. Daha önce mahkememizce davadan önce başvurusu olmayanlar bakımından usulden red kararları bam ve yargıtay dairelerince HMK'nın 115 inci maddeye göre başvuru yoksa bu dava şartının sonradan tamamlanabilir dava şartlarından olduğu gerekçesi ile kaldırılmış ya da bozulmuş ise de son dönemde 10. Hukuk dairesinin bu karardan döndüğü, kanun koyucunun her olayın yargıya intikal etmesini önlemek, gereksiz dava açılmasını önlemek, kurumun boş yere yargılama ve vekalet ücreti ödemesini engellemek amacıyla getirdiği düzenlemeye uygun olarak davadan önce başvuru yoksa sonradan tamamlanamayacağı davanın hukuki yarar yokluğundan red edilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Daha önceki kararlar tamamlanabilirlik kıstası sebebiyle bozulmuş ve kaldırılmış olduğundan mahkememiz sonradan açılan davalarda davacılara başvuru var ise belge sunmak yoksa kuruma başvuru var ise süreler vermeye başlamış, eldeki dosyada da bu amaçla davacıya süre verilmiş, yukarıda açıklandığı üzere davacı hizmet tespit davalarında başvuru koşulu olmadığını belirterek süresinde başvuruda bulunmamış süre geçtikten sonra kuruma başvurmuştur. Bu nedenle davacının davasının hukuki yarar yokluğundan reddine dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, kurumca kendisine hatalı olarak aylık bağlandığını ve 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında geçen sürelerin dikkate alınmadığını buna göre davasına devam edilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılması talebiyle, istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının davalı işyerinde 15.09.1985 30.04.1986, 01.05.1993 08.05.2012 tarihleri arasındaki çalışmalarının bildirildiği, bildirimlerin 01.05.2004 tarihine kadar 2 kodu ile 01.05.2004 30.09.2008 tarihleri arasında ise 3 kodu ile yapıldığı, yapılan bu bildirimlerin 2098 sayılı Kanun ile eklenen 506 sayılı Kanun'un ek 5 inci maddesi kapsamında bulunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim kurumun 11.10.2018 tarihli yazı ile davacının 15.09.1985 30.04.1986, 01.05.1993 08.05.2012 tarihleri arasında davalı ... Ajansındaki çalışmalarının 2098 sayılı Kanuna tabi olarak bildirildiğini ancak davacının 01.05.1993 19.04.2002 tarihlere arasında zorunlu Bağ Kur sigortalı kapsamında olması nedeni ile bu tarihler arasındaki 4/a çalışmalarının aylık bağlamada dikkate alınmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/10 642 E., 2012/38 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Bu çıkarında karar verilene kadar sürmesi gerekir. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır.(Arslan, Ramazan; aktaran: Hanağası, Emel: Davada Menfaat, ... 2009, önsöz VII).

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda öğreti ve yargısal kararların bu uygulaması aynen benimsenerek, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması “Dava Şartları” başlıklı 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde açıkça dava şartları arasında sayılmıştır.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının talebinin 06.05.1993 01.01.2008 tarihleri arasındaki çalışmasının Basın sigorta koluna tabi olduğunun tespiti istemi olduğu, davalı işveren tarafından yapılan bildirimlerin bu kapsamda olduğu, kurumca da bu konuda herhangi bir uyuşmazlık çıkarılmadığı, bu nedenle davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine, dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekil, temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesi ile, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, kurumca kendisine hatalı olarak aylık bağlandığını ve 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında geçen sürelerin dikkate alınmadığını buna göre davasına devam edilmesi gerektiğini belirterek, verilen kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacı bakımından sigortalılık sürelerinin tam olarak belirlenerek, 06.05.1993 01.01.2008 tarihleri arasında kalan dönemde geçen çalışmalarının 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında ve itibari hizmeti gerektirir şekilde, sigortalılık süresinin tespitinin gerekip gerekmediği, hususuna ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri hükümleridir.

  1. Değerlendirme

1.Dava hakkı hukuki yarar ile sınırlıdır. Davacının dava açma hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Davacının mahkemeden hukuki korunma istemesinde korunmaya değer bir yararı olmalıdır. Hukuki yarar bir dava şartı olup, mahkeme dava şartlarını re’sen incelemekle görevlidir. Dava açılmasında korunmaya değer bir hukuki yarar yok ise, davanın bu yönden esasa girilmeden reddi gerekir.

2.01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda öğreti ve yargısal kararların bu uygulaması aynen benimsenerek, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması “Dava Şartları” başlıklı 114 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (h) bendinde açıkça dava şartları arasında sayılmıştır.

3.Bir davada hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı her türlü duraksamadan uzaktır.

4.Bu ilkeden hareketle, dava şartı olarak hukuki yararın varlığının mahkemece taraflarca dava dosyasına sunulmuş deliller, olay veya olgular çerçevesinde, kural olarak davanın açıldığı tarihe göre, kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerekir. Bu sayede iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6 ncı maddesi ve 1982 Anayasasının 36 ncı maddesinde düzenlenen "hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır.

5.Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (Pekcanıtez, H., Atalay, O., Özekes, M.; Medeni Usul Hukuku, ... 2011, s.297).

6.Anayasa'nın 36 ncı maddesinin 1 inci fıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip oldugu belirtilmistir. Dolayısıyla mahkemeye erisim hakkı, Anayasa’nın 36 ncı maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur.

  1. Anayasa'nın 36 ncı maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlügü, bir temel hak olmanın yanında diger temel hak ve özgürlüklerden gereken sekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını saglayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kisinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kisiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diger bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz.

  2. Avrupa Insan Hakları Sözlesmesi’nin (Sözlesme) 6. maddesinin 1. Fıkrasında; 1Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyusmazlıklar ...konusunda karar verecek olan.. bir mahkeme tarafından davasının ...görülmesini istemek hakkına sahiptir..." yönünde düzenleme bulundugu görülmektedir.

  3. Anayasa Mahkemesinin bir kararında da "...Mahkemeye erisim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne tasıyabilmek ve uyusmazlıgın etkili bir sekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kisinin mahkemeye basvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir baska ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizlestiren sınırlamalar mahkemeye erisim hakkını ihlâl edebilir (Özkan Sen B. No:2012/791, 07/11/2013, § 52)" seklinde tespitlere yer verilmistir.

10.Eldeki davada ise, davacının 06.05.1993 01.01.2008 tarihleri arasında kalan dönemde geçen sürelerinin 5953 Sayılı Basın İş Kanunu kapsamında olduğunun tespitini talep ettiği, davalı Kurumca yargılama aşamasında, davacı hakkında 12.01.1990 19.04.2002 tarihleri arasında kalan dönemde bağkur sigortalısı olduğu gerekçesi ile 01.05.1993 19.04.2002 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı sayıldığının belirtildiği anlaşılmakta olup, dava konusu ihtilafın, esasen 506 sayılı Kanun kapsamında yapılan bildirimlerin iptali ile şirket ortaklığına dayalı olarak 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılmasından kaynaklandığı anlaşılmakla olup, davacının eldeki davasını açmakta hukuki yararının varlığı açık olup, işin esasına girilmesi ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hukuki yarar yokluğu gerekçesi ile davanın reddine dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesiderecebozulmasınaortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:59:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim