Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/3838
2023/5930
25 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/868 E., 2023/49 K.
KARAR: Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Turgutlu İş Mahkemesi
SAYISI: 2020/115 E., 2021/320 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ..., davalı müteveffa ... tereke temsilcisi ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı müteveffa işveren ...'a ait ticari işletmede 15.10.2001 – 26.11.2012 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, ancak çalışmalarının Kuruma eksik bildirildiğini belirterek eksik bildirilen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili, Kurum kayıtları resmi belge niteliğine olup, aksinin aynı nitelikte belgelerle ispatlanması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davanın kısmen kabulü ile 4501200110439 sigorta sicil ve 58789199286 T.C numaralı davacı ...’ın;
1 Davalı müteveffa işveren ...'a ait; ... sicil sayılı işyerinde; 15.10.2001 31.12.2004 tarihleri arasında toplam 528 gün çalıştığı ve bu çalışmalarının 239 günün Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği, 289 günün bildirilmediği,
Davalı ...'a ait; ... sicil sayılı işyerinde; 01.01.2005 31.12.2007 tarihleri arasında toplam 450 gün çalıştığı ve bu çalışmalarının 10 günün Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği, 440 günün bildirilmediği,
Davalı müteveffa işveren ... 'a ait; ... sicil sayılı işyerinde; 01.01.2008 26.11.2012 tarihleri arasında toplam 671 gün çalıştığı ve bu çalışmalarının 192 günün Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği, 479 günün bildirilmediği,
Bildirimi yapılmayan dönemlerde ilgili dönemin asgari ücretinin aldığının tespitine,
2 Davacının hizmet tespiti yapılan; 15.10.2001 15.08.2011, 01.06.2012 26.11.2012 tarihleri arası dönemde 1479 sayılı Kanun hizmeti ile çakışan dönemlerde 1479 sayılı Kanun hizmetinin iptalinin tespitine,..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ..., davalı müteveffa ... tereke temsilcisi ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davalı ..., davaya konu işyerinin sezonluk iş yapan bir işyeri olduğunu, davacının çalışmaları sezonluk olup, çağrıldığında çalıştığını ve çalıştığını gün ve dönemlerin SGK'ya bildirildiğini, talep edilen dönemdeki hizmetlerinin zamanaşımına uğradığını, Kurum kayıtlarının aksinin aynı nitelikte belgelerle ispat edilmesi gerektiğini, karara delil teşkil eden tanık beyanlarıyla bile çalışmanın devamlı olmadığının teyit edildiğini belirterek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı müteveffa ... tereke temsilcisi, hak düşürücü sürenin gözetilmediğini, davacının çalışmasının tamamen tanık beyanlarına göre tespit edildiğini, davacının çalışması düzenli sezonluk bir çalışma olmayıp, sadece yaz aylarında ve soba dağıtımı gerektiğinde çağrı usulü olduğunu, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünü belirterek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Fer'i müdahil Kurum vekili, davacının hizmet cetvelinde belirlenen gün kadar çalışması olduğunu, Kurum kayıtları yasa ve yerleşmiş Yargıtay kararları gereği yazılı delil niteliğinde olup aksinin eşdeğer yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "...Dava, hizmet tespiti talebinden ibarettir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli ve dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde çalışan işyerinde kayıtlı bordro tanıkları yada komşu ve yakın işyerlerinde çalışan kayıtlı tanıklar olması sağlanarak çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21 510 527, 30.6.1999 gün 1999/21 549 555, 5.2.2003 gün 2003/21 35 64, 15.10.2003 gün 2003/21 634 532, 3.11.2004 gün 2004/21 480 579, 2004/21 479 578 ve 1.12.2004 gün 2004/21 629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgeler incelendiğinde, davacının bildiriminin kesintili olarak yapıldığı görülmektedir. Dinlenen hiçbir tanık davacının kesintisiz çalıştığını söylememiştir. Aksine davacının üretilen sobaların esnafa dağıtımını yaptığını, aynı zamanda da kahvehane işlettiğini belirtmişlerdir.
Davacının 1986 2005 arası şoförlük mesleği ile ilgili oda kaydının bulunduğu, 1479 sayılı Kanun kapsamında 01.01.1983 tarihinde, kahvehanecilik faaliyetinden kaynaklı sigortalılık girişinin bulunduğu, 1995 2009 arası nakliyecilik faaliyetinde kaynaklı vergi kaydının bulunduğu görülmektedir.
Davacının çekişmeli dönem içinde 16.08.2011 31.01.2012 tarihleri arasında, ... ilinde faaliyet gösterdiği anlaşılan, 1422059 sicil sayılı, Mehmet Tunca işyerinden yapılan bildiriminin bulunduğu, ilk derece mahkemesi tarafından iş bu bildirimin dışlanarak hüküm oluşturulduğu, davacının söz konusu hükme karşı kanun yoluna başvurmadığı görülmekle kesintili çalışmaya dair iş bu olgu davacı aleyhine kesinleşmiş bulunmaktadır.
Dinlenen hiçbir tanığın davacının çekişmeli dönemde kesintisiz çalıştığını söylememiş olması karşısında davacının iddiasının ispat edilemediğinin kabulü daha isabetli olacaktır. Davacının kendi ad ve hesabına ekonomik faaliyetinin bulunduğuna dair tanık beyanları vergi kayıtları, kurum kayıtları, oda kayıtları ve sicil kayıtları ile doğrulanmış olmakla ve de yukarıda ortaya konulduğu üzere kesintili çalışmaya dair olgunun davacı aleyhine kesinleştiği göz önünde bulundurulduğunda davacının bildirimden daha fazla çalıştığının sübuta ermediğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü isabetli olmamıştır.
Davacı tarafça sunulu 25.10.2010 19.11.2010 tarih aralığındaki sipariş fişlerinin fotokopilerinde davacı imzasının bulunduğu izlenmektedir. Öncelikle söz konusu belgelerin fotokopi olmasından dolayı tek başlarına delil değeri yoktur. Hiçbir tanık söz konusu belgelerin gerçekliğini doğrulamış değildir. Buna ek olarak davacının kesintili çalıştığı tanık beyanları ile sübuta ermiş bulunmaktadır.
16.08.2011 31.01.2012 tarihleri arasındaki kesinti kabulü aleyhine davacı taraf istinaf yasa yoluna başvurmamış olmakla bu durum da kesinleşmiş bulunmaktadır.
Şu halde son bildirimi yapılan 26.07.2007 tarihinden itibaren kesintinin bulunduğunun kabulü dosya kapsamındaki delil durumuna daha uygun düşmektedir. Hatta 01.05.2008 31.12.2009 arasında davacının 4/1 b kapsamındaki bildirimleri yine kesintiye delalet etmektedir. 26.07.2007 tarihindeki kesinti ve tekrar bildirimin başladığı 20.11.2010 tarihindeki bildirim dönemleri ayrı ayrı değerledirilmelidir. 05.12.2010 tarihindeki çıkıştan sonra üçüncü kişi işyerinden yapılan bildirim yine kesintili çalışmaya işaret olmakla 25.10.2010 19.11.2010 tarih aralığındaki sipariş fişlerinin fotokopileri ile ispat var sayılsa bile bu dönemdeki bildirim öncesi çalışma iddiası, son bildirim tarihi göz önünde bulundurulduğunda dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğramış olacaktır. Yani kesinti öncesi son bildirim tarihi olan 05.12.2010 tarihini takip eden takvim yılı başından dava tarihine kadar 5 yıllık hak düşürücü süre dolmuş olacaktır. Bu nedenle yine sipariş fişi dönemi yönünden davanın kabulü mümkün değildir. Tekrar vurgulamakta fayda görüldüğü üzere 26.07.2007 tarihli çıkış ile birlikte kesinti başlamıştır.
Yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf talebi yerinde bulunmuş olmakla kararın düzeltilerek esas hakkında karar verilmesi gerektiği kabul görmüştür. 6100 sayılı HMK'nun 353/1 b.2 hükmü gereğince davanın esası hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, "...1 Davalı ..., davalı müteveffa ... tereke temsilcisi ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; Turgutlu İş Mahkemesi'nden verilen 08/10/2021 tarih, 2020/115 Esas ve 2021/320 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1 b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına,
Davacının davasının reddine, ..." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, "...Yerel mahkeme tarafından müvekkilimin davalılar yanında, davalı müteveffa işveren ... 'a ait; ... sicil sayılı işyerinde; 15.10.2001 31.12.2004 tarihleri arasında toplam 528 gün çalıştığı ve bu çalışmalarının 239 günün Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği,289 günün bildirilmediği,
Davalı ...'a ait; ... sicil sayılı işyerinde; 01.01.2005 31.12.2007 tarihleri arasında toplam 450 gün çalıştığı ve bu çalışmalarının 10 günün Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği, 440 günün bildirilmediği,
Davalı müteveffa işveren ... 'a ait; ... sicil sayılı işyerinde; 01.01.2008 26.11.2012 tarihleri arasında toplam 671 gün çalıştığı ve bu çalışmalarının 192 günün Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği, 479 günün bildirilmediği,
Bildirimi yapılmayan dönemlerde ilgili dönemin asgari ücretinin aldığının tespitine,
Davacının hizmet tespiti yapılan; 15.10.2001 15.08.2011, 01.06.2012 26.11.2012 tarihleri arası dönemde 1479 sayılı Kanun hizmeti ile çakışan dönemlerde 1479 sayılı Kanun hizmetinin iptalinin tespitine" karar verilmiştir. Bu verilen karar hakkında müvekkilim acısından çalıştığı günleri tespiti yeterli olduğu düşüncesi ile karara itiraz etmemiştir. Müvekkilim bu günler kadar davalılar yanında çalışmıştır. Yerel mahkeme dinlene tanıklar ve yapılan işin mahiyeti itibari ile bu sürelerde müvekkilimin çalıştığı sabittir. Yerel mahkeme bu düşünce ve gerekçe ile davamızın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Yerel mahkeme gerekçesinde, tanık beyanlarının, bilirkişi raporu, celp edilen cevabi yazılar, davacının, talep konusu dönemde davalı iş yerinden başka bir iş yerinde çalıştığını ve hastalık ile tutukluluk gibi iş yerlerinde fiilen çalışmasını engelleyen herhangi bir delilin dosya kapsamında mevcut olmaması, davacının yaptığı şoför olarak tabir edilen işin her yıl temmuz ve kasım ayları arasında devamlı olarak çalıştığı, tüm dosya muhteviyatındaki delil ile beyanların tetkiki neticesinde; davacının davalı işveren Davalı müteveffa işveren ... 'a ait; ... sicil sayılı işyerinde; 15.10.2001 31.12.2004 tarihleri arasında toplam 528 gün çalıştığı ve bu çalışmalarının 239 günün Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği, 289 günün bildirilmediği, davalı ...'a ait; ... sicil sayılı işyerinde; 01.01.2005 31.12.2007 tarihleri arasında toplam 450 gün çalıştığı ve bu çalışmalarının 10 günün Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği, 440 günün bildirilmediği, davalı müteveffa işveren ... 'a ait; ...sicil sayılı işyerinde; 01.01.2008 26.11.2012 tarihleri arasında toplam 671 gün çalıştığı ve bu çalışmalarının 192 günün Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği, 479 günün bildirilmediği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İsitnaf mahkemesi ise müvekkilimizin kesintili çalıştığını düşünerek davanın reddine karar vermiştir. Tüm dinlenen tanıklar açık bir şekilde müvekkilimin beyan edilen dönemler içinde içinde çalıştığını ve gerekli belge ve bilgilerin ise dosyada olduğu sabittir. Yine davalı kabulünde olan ve itiraz edilmeyen süreler varken kesinti tarihinden sonra davanın reddine karar verilmesini düşünmek zorlayıcı bir yaklaşım olacaktır. Müvekkilim tespit edilen sürelerde burada çalışmıştır. Davalılar müvekkilimin sigorta prim günlerini yatırmamışlardır.
Tüm bilirkişi raporları dahi bu durumu belirtirken ve bu deliler ortada iken kanı ile karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu kararın bozulmasını talep ediyoruz. Müvekkilim belirtilen dönemler içinde davalıların yanında çalışmış ve sigortalı olarak gösterilmemiştir. Tüm tanıklar bu yönde beyanda bulunmuş olup belirlenen günlerde müvekkilimin davalıların yanında çalıştığı ispatlanmıştır. Yerel mahkeme kararının aksine bir karar vermek hatalı olmuştur. Müvekkilim davalıların yanında çalışmış ve sigorta primleri yatırılmamıştır. Sipariş fişlerinde müvekkilin açık bir şekilde çalıştığı bellidir. Sipariş fişlerinin aksi davalılar tarafından da beyan edilmemiş olup bu durum onlarında kabulündedir..." gerekçeleri ile temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile,
-
506 sayılı Kanun'un 79 uncu, 5510 sayılı Kanun'un 86 ıncı maddesi.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:00:05