Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/5151

Karar No

2023/5860

Karar Tarihi

1 Ocak 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/1126 E., 2022/246 K.

KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 3. İş Mahkemesi

SAYISI: 2019/156 E., 2020/99 K.

Taraflar arasındaki iş kazası olmadığının tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılardan SGK, ..., ... ile dahili davalı ... Demir ve Asli Müdahil S.S. Akcami Konut Yapı Koop. vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan SGK, ..., ... ile dahili davalı ... Demir ve Asli Müdahil S.S. Akcami Konut Yapı Koop. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14.12.2013 tarihinde meydana gelen kazada hayatını kaybeden ... ile müvekkili şirket arasında hizmet ilişkisi bulunmadığını, dava dışı Akcamii Yapı Kooperatifinin 7 nci blok inşaatının kapılarının ihalesinin alt iş vereni olarak müvekkili şirketin işi aldığını, müvekkilinin kapı takma işini müteveffa ... ve ...isimli kendi adlarına bağımsız iş yapan kişilerle anlaşarak verdiğini, bu hususun ...'in ortağı ...tarafından Ceza mahkemesinde doğrulandığını, ölen ile müvekkili arasında eser sözleşmesinden doğan ilişki bulunduğunu belirterek, bahsi geçen mütevaffa ... ile müvekkili şirket arasında kazanın meydana geldiği 14.12.2013 tarihinde hizmet akdine dayalı iş ilişkisi olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

1.Davılalar Keziban ve ... vekilleri cevap dilekçesinde; husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, davanın SGK aleyhinde açılması gerektiğini, davacınını iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sorumluluktan kurtulmaya yönelik olduğunu, tarafların arasında bağımlılık ve ücret koşullarını ihtiva eden hizmet akdinin söz konusu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

  1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı yönünden davanın reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak kurum işleminin yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

3.Asli müdahil S.S. Akcami Konut Yapı Kooperatifi vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı şirket ile imzalanan sözleşme gereği yapılan bir iş sırasında meydana gelen kaza sebebi ile vefat eden kişinin davacı şirket ile hangi akid ile çalıştığını müvekkilini ilgilendirmediğini, sözleşme gereği davacı şirket tarafından gönderilen çalışana sözleşme ile belirlenen işi yaparken vefat etmesi nedeniyle vefat eden kişiye yine sözleşme ile belirlenen şekilde yapmış olduğu ödemeyi, yine sözleşmede belirlendiği şekilde davacı şirketten tahsil etmek istediklerini, müteveffanın sözleşme ile belirlenen işin yapılması için davacı şirket tarafından gönderilen bir kişi olduğunu, tüm tanık ifadeleri dikkate alındığında aralarındaki ilişkinin hizmet akdine dayalı olduğunu, iş bu tespit davasının hiçbir hukuki sebebinin bulunmadığını, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/880 Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporlarında, SGK tarafından düzenlenen kayıt tetkit tutanağında ve SGK'nın 15.04.2015 tarihli inceleme raporunda ...'in davacı taraf ile iş ilişkisi içinde olduğu, gerek resmi kurumlarca gerek uzmanlarca ve hatta davacı şirket sahiplerinin kendi beyanları ile kabul edilmesi karşısında davacı tarafından açılan iş bu tespit davasının hiçbir hukuki mesnedinin bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile, davacı şirket ile müteveffa ... arasında kazanın meydana geldiği 14.12.2013 tarihi itibari ile hizmet ilişkisi bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan SGK, ..., ... ile dahili davalı ... Demir ve Asli Müdahil S.S. Akcami Konut Yapı Koop. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece istinaf bozma ilamında yazılı hususların araştırılamadan önceki hükmün aynısı şeklinde hüküm tesis edildiğini, deliller toplanmadan tek başına tanık beyanına dayanılarak hüküm kurulamayacağını, davacı tarafın idari para cezasına bir itirazı olmadığını bu hususun bile davayı açmakta haksız olduğunun göstergesi olduğunu, davacı tarafın kooperatifin kapı imalat ve montaj işini aldığını, dinlenen tanıkların da müteveffanın sürekli davacı işyerinde çalıştığını beyan ettiklerini, nitekim önceki dönemlerde davacı yanında dönemsel SSK kaydı olmasının bu hususu ispatladığını, davacı yanın sadece işe ait malzemelerin davacıya ait olduğunun tespit edilmesinin bağımsız çalıştığının göstergesi olmadığını, davacı tarafın müteveffayı sigortasız çalıştırdığını, kurumlarınca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu müvekkilinin bu davada yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama gidirlerine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalılar ..., ..., ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece delillerin hatalı yorumlandığını, dosya kapsamındaki hizmet cetvellerinden müteveffanın davacı yanında sigortalı çalışma kaydı olduğunun anlaşılmasına rağmen davacı tarafça bu hususta açıklama yapılamadığını, müteveffanın vergi kaydı olmadığı, davacı şirketin idari para cezasına karşı dava açmadığı, davacı şirket ile müteveffa arasında yapılan bir taşeron sözleşmesi bulunmadığını, incelenen diğer dosyalar arasında bulunan bilirkişi raporlarından da müteveffa ile davacı şirket arasında işçi işveren ilişkisi oluğunun ortaya çıktığını, davacının iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve yasal sorumluluktan kurtulmaya yönelik olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

  1. Asli Müdahil S.S. Akcami Konut Yapı Koop. Vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece tanık beyanlarının hatalı yorumlandığını, dinlenen tanık beyyanlarına göre müteveffanın davacı şirkete bağlı olarak çalıştığı ve ondan izin almadan başka bir işyerinde çalışamadığının sabit olduğunu, incelenen ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/880 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarında da müteveffa ile davacı şirket arasında işçi işveren ilişkisi oluğunun belirtildiğini, resmi belgelerin yok sayılarak 3 tanık beyanına göre karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin davalı SS Akcami Konut Yapı Kooperatifinden inşaatın kapı yapımlarının ihalesini aldığı, davacı şirketin müteveffa ... ile kapıların montajı için anlaştığı, tanık ...'ın müteveffa ile birlikte seyyar marangoz olarak serbest çalıştıklarını, kapı sayısına göre ücretin hesaplandığı ve montaj için kendi aletlerini temin edip kullandıklarını beyan etmiş olması nazara alındığında müteveffa ile işveren arasında zaman ve bağımlılık ilişkisi olmadığı ve aralarındaki ilişkinin istisna akdi kapsamında kaldığı dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla istinaf başvurularının esastan reddine karar karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan SGK, ..., ... ile dahili davalı ... Demir ve Asli Müdahil S.S. Akcami Konut Yapı Koop. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalılardan SGK, ..., ... ile dahili davalı ... Demir ve Asli Müdahil S.S. Akcami Yapı Koop. Vekilleri istinaf gerekçeleri ile kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık 14.12.2013 tarihinde gerçekleşen kazanın davalılar açısından iş kazası olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. Kazalanan davacı ile davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin saptanması gereklidir.

1.1. 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre; hizmet akti ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı sayılırlar. Söz konusu Kanunda “hizmet akdi” tarifine yer verilmemiş, yalnızca Borçlar Kanununda tanımlanan hizmet akdi ve iş mevzuatında tanımlanan iş sözleşmesine atıfla yetinilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8 inci maddesinde iş sözleşmesi (hizmet akdi) tanımlanmış, olay tarihinde yürürlükte bulunan yürürlükte olan ve uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda bu konuda düzenlemeler yapmıştır.

1.2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 393 üncü maddesi ile "Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmış, aksine hüküm bulunmadıkça, hizmet akdinin özel şekle tabi olmadığı belirtilmiş, ücretin, zaman itibarıyla olmayıp yapılan işe göre verilmesi durumunda da işçinin belirli veya belirsiz bir zaman için alınmış veya çalışmış olduğu sürece akdin “parça üzerine hizmet” veya “götürü hizmet altında varlığını koruduğu açıklanmıştır. Belirtilmelidir ki, “ücret” unsuruna her ne kadar tanımda ve iş sahibinin borçları belirtilirken yer verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'un 82/2 nci maddesindeki “...ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden” ibaresi nazara alındığında bu unsurun sigortalı niteliğini kazanabilmek için zorunlu olmadığının kabulü gerekir. Baskın olan bilimsel ve yargısal görüşlere göre, hizmet akdinin ayırt edici ve belirleyici özelliği, “zaman” ile “bağımlılık” unsurlarıdır. Zaman unsuru, çalışanın iş gücünü belirli veya belirsiz bir süre içinde işveren veya vekilinin buyruğunda bulundurmasını kapsamaktadır ve anılan sürede buyruk ve denetim altında (bağımlılık) edim yerine getirilmektedir. Bağımlılık ise, her an ve durumda çalışanı denetleme veya buyruğuna göre edimini yaptırma olanağını işverene tanıyan, çalışanın edimi ile ilgili buyruklar dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte bir bağımlılıktır. 5510 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin birinci fıkrasında işveren aynı Kanun'un 4 üncü maddesini birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında sigortalı sayılan kimseleri çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar olarak tanımlanmış olup, hizmet akdi tanımı ile hizmet akdine tabi olarak çalıştıran kimse içiçe geçerek belirlenecek hususlardır.

1.3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 inci maddesinde eser sözleşmesi; “Yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir. Bir sözleşme ilişkisinin kurulabilmesi için sözleşme yapmaya ehil (ehliyet) olanlar arasında, öneri ve kabulün gerçekleşmesi, yani tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları (tarafların anlaşması), sözleşme içeriği ve amacının kanunda kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi tutulmamış yani yasaklanmamış (meşru içerik) ve sözleşmenin kanunda öngörülen biçimi varsa buna uyularak (şekil) yapılması, sözleşmenin genel unsurlarıdır. Sözleşmeye ilişkin bu temel unsurlar yanında her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikle sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi (bedel) üstlenmektedir. Eser sözleşmesinde tarafların edimleri birbirinin karşılığını oluşturmakta olduğundan tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Ayrıca niteliği itibariyle sürekli bir sözleşme olmayıp ani edimli bir sözleşmedir. Bu sözleşmenin unsuru olan meydana getirilecek eser, aynı zamanda sözleşmenin konusunu oluşturur. Ayırt edici diğer bir temel unsuru ise bedeldir. Meydana getirilecek bir sonuç bulunmasına rağmen bedel ödenmeyeceği kararlaştırılmış ise eser sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Bedel, eser sözleşmesinin unsuru ise de tarafların anlaşırken bedeli kararlaştırmamış olmaları sözleşmenin kurulmasına etki etmez. Taraflar kararlaştırmamış olsa da bedel ödeneceğini taraflar biliyor veya bilmesi gerekiyor ise eser sözleşmesinin bulunduğu yine kabul edilecektir. Eser sözleşmesinin konusu, meydana getirilmesi istenen sonuçtur. İstenen sonuç, bir şeyin yapılmasına ilişkin olabileceği gibi, ortadan kaldırılmasına, iyileştirilmesine veya montajına ilişkin de olabilecektir. Diğer bir ifadeyle baştan yeni bir eser meydana getirilmesine ilişkin olabileceği gibi mevcut bir eserde yapılacak değişiklik veya ilavelerle farklı bir hale getirilmesine de ilişkin olabilir. Eser sözleşmesi tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları ile kurulur ve sözleşmenin geçerliliği kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir.

1.4. Bir sözleşme ilişkisinin eser sözleşmesi mi yoksa hizmet sözleşmesi mi olduğunun belirlenmesine gelince; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 393 ncü maddesinde hizmet sözleşmesi emek ağırlıklı iken, eser sözleşmesi beceriye dayalı sonuç ağırlıklıdır. Hizmet sözleşmesinde ortaya konan emek nedeniyle ücrete hak kazanılır. Eser sözleşmesinde ise ortaya konan beceri ile oluşturulan eser nedeniyle ücret alınır. Hizmet sözleşmesinde; zamana bağlı süreç ağırlıklı çalışma söz konusu iken, eser sözleşmesinde sonuca bağlı çalışma esastır. Eser sözleşmesinde yüklenici, iş sahibinin istemi üzerine kural olarak bir şey meydana getirmeyi ve bedel karşılığında teslim etmeyi üstlenmektedir. Sözleşmede beceriye dayalı sonuç unsuru yerine emek verilmesi üstün ise eser sözleşmesi değil, hizmet sözleşmesi söz konusu olacaktır.

1.5. Öte yandan 5510 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi hükmüne göre aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişidir. Asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı için öncelikle, işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına devredilen iş dolayısıyla sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.

1.6. İşin belirli bir bölümünde değil de, tamamının bir bütün halinde, ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.

1.7. Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise, asıl işverenden istenilen işin, asıl iş, ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.

1.8. Asıl işveren ile alt işveren arasında yapılan sözleşme ile iş kazası veya meslek hastalığına bağlı sorumluluğun alt işverene ait olduğunun kararlaştırılması ya da anahtar teslim iş olduğu ibaresinin konulmuş olması; bu sözleşmenin tarafı olmayan Kurumu bağlamaz.

1.9. İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, madde anlamında bir alt işverenlik, dolayısıyla dayanışmalı sorumluluk söz konusu olmayacaktır. Benzer şekilde, işveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek, ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı), asıl işveren olmayacağından, alt asıl işveren ilişkisi de bulunmayacaktır. Burada önemli olan yön “devir” olgusudur. Devirden amaçlanan, yapılmakta olan işin, bölüm ve eklentilerinden tamamen bağımsız bir sonuç elde etmeye yönelik, işi alana bağımsız bir işveren kimliği kazandıracak bir işin devridir. Diğer iş yerlerinde sigortalı çalıştırması nedeniyle “işveren” sıfatına sahip olan kişi, devredilen iş dolayısıyla işverenlik sıfatına sahip olmadığı için asıl işveren olarak sorumlu tutulamayacaktır. Aynı şekilde, işi alan kişinin de işverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Alınan işte sigortalı çalıştırmayıp, tek başına işi yürüten kişi alt işveren olarak nitelendirilemeyecektir. Bu kimsenin diğer bir takım iş yerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi ise bulunmamaktadır.

1.10. Alınan iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi veya yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Diğer bir anlatımla, bir işverene ait iş yerindeki üretim sürecine, başka bir işverenin dahil olması durumunda “aracıdan” söz edilebilecektir. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi durumunda aracıdan söz etme olanağı kalmayacak ve ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır.

1.11. İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Kanunun tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.

2.Davaya konu olan ve iş kazası "iş kazası" mevzuatımızda 506 sayılı Kanun'un 11 a ve 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, her iki kanunda da iş kazası tanımlanmamış, kazanın hangi hal ve durumlarda iş kazası sayılacağı yer ve zaman koşulları ile sınırlandırılarak belirlenmiştir.

Eldeki davaya konu olayın meydana geldiği tarih itibari ile davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu olup, Kanunun 13 üncü maddesinde İş Kazası;

"a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

b)İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır." şeklinde belirlenmiştir.

Olayın, işkazası olarak kabul edilebilmesi için olaya maruz kalan kişinin 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi anlamında sigortalı olması, olayın, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, olayın, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur.

Bu yönde, 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi anlamında sigortalı niteliğini kazanmanın koşulları başlıca üç başlık altında toplanmaktadır. Bunlar:

a) Çalışma ilişkisinin kural olarak hizmet akdine dayanması,

b) İşin işverene ait yerde yapılması,

c)Kanunda açıkça belirtilen sigortalı sayılmayacak kişilerden olunmaması şeklinde sıralanabilir.

Sigortalı olabilmek için bu koşulların bir arada bulunması zorunludur. Bu nedenle dava konusu olayda öncelikle "hizmet aktinin varlığı" araştırılmalıdır;

Sigortalı olabilmek için bu koşulların bir arada bulunması zorunludur. Bu nedenle dava konusu olayda öncelikle "hizmet aktinin varlığı" araştırılmalıdır;

  1. Değerlendirme

Eldeki davada, davanın niteliği iş kazasının olmadığının tespiti niteliğinde olup, mahkemece kurulan hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalı kooperatif ile davacı ... İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında kapı imalatı ve montajı konusunda sözleşme yapıldığı, davacı ... İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. bu işin sadece montaj kısmını ifa için davalılar murisi ... ve ... ile sözlü olarak anlaştığı, davaya konu olay ise bu işin yapımı sırasında meydana geldiği anlaşımıştır.

Yukarıda açıklanan ilkelere göre bir işin karşılığında ücret ödemesinin parça başı şeklinde olması, eser sözleşmesi kapsamında olduğuna delil olmaz. Çalışanın kendi aletleri ile çalışması veya götürü hizmet sözleşmelerinde ücretin, yapılacak işe göre toptan kararlaştırılması imkan dahilinde bulunduğundan, tarafların belli bir fiyat üzerinden anlaşmaları istisna akdinin varlığını göstermediği gibi, götürü sözleşmelerde, bir süre için hizmet etme borcunun mu, yoksa önceden belirlenmiş bir sonucun meydana getirilmesi borcunun mu yüklenildiğinin şüpheli bulunduğu durumlarda, araştırma yapılarak tarafların amacı, durumu ve yaşam deneyimleri gözetilip hukuki ilişki saptanmalıdır. Somut olayda dava dışı ... ile ekip olarak çalışmaları işin Hüseyinoğulları Doğrama İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. alınıp planlama yapmasına rağmen gözetim ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi karşısında, mahkemece ceza yargılaması sırasında dinlenen tanık beyanları ile bu davada dinlenen tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeksizin, ceza yargılamasında tespit edilen hususlar değerlendirilmeksizin ve yukarıda açıklanan hizmet akdi unsurlarının irdelenip tartışılmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.

Ayrıca yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu olup, Kanun'un 13 üncü maddesinin b bendine göre işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle meydana gelen kazanın iş kazası sayılacağı gözetilerek iş kazasının hangi sigortalılık niteliğinde geçtiği usulünce belirlenip sonucuna göre karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Peşin yatırılan temyiz giderinin istek halinde ilgililere iadesine,

24.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesiderecebozulmasınaortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:47:50

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim