Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/5063

Karar No

2023/5379

Karar Tarihi

15 Mayıs 2023

MAHKEMESİ: İş Mahkemesi

SAYISI: 2018/347 E., 2022/13 K.

HÜKÜM/KARAR: Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen maluliyet aylığına hak kazandığının tespiti davasında davanın kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, İlk Derece Mahkemesi kararının yeniden bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar murisi vekili, davacı ...'ün maluliyet oranının tespiti ile SGK'ya yapılan başvuru tarihi itibariyle maluliyeti nedeniyle maaş bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 20.04.2016 tarihli ve 2014/155 2016/125 sayılı kararı ile "davanın kabulüne, davacının çalışma gücünün en az %60 (yüzdealtmış)'ını kaybettiği ve maluliyet başlangıç tarihinin 21.07.2015 tarihi olduğunun tespitine" karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairemizin 13.12.2016 tarih ve 2016/11109 2016/14924 sayılı kararında; " davacı maluliyet tespiti ile devamında aylık bağlanmasını talep ettiği, mahkemece sadece maluliyet tespitine karar verilerek davanın kabulüne dair hüküm kurulması, tahsis talebi hakkında hüküm kurulmayarak kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşması"" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 22.05.2018 tarihli ve 2017/36 2018/63 sayılı kararı "davanın kabulüne, davacının çalışma gücünün en az %60(yüzdealtmış)'ını kaybettiği ve maluliyet başlangıç tarihinin 21.07.2015 tarihi olduğunun tespitine, 16.11.2017 tarihinden itibaren maluliyet aylığına hak kazandığının tespitine" karar verilmiştir.

C. 2'nci Bozma Kararı

  1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (Kapatılan) 17.10.2018 tarih ve 2018/4926 2018/8154 sayılı kararında;

"Mahkemece, söz konusu maluliyet hususunda, Adli Tıp Üst Kurulundan varsa maluliyet başlangıç tarihide belirtilmek üzere rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması yerine, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. " gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.

D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 09.02.2022 tarihli ve 2018/347 2022/13 sayılı kararı ile "davanın kabulüne, davacının çalışma gücünü en az %60 (yüzde altmış) oranında kaybettiği ve maluliyet başlangıç tarihinin 21.07.2015 tarihi olduğunun tespitine, 16.11.2017 tarihinden itibaren davacılar murisi ...'ün maluliyet aylığı almaya hak kazandığının tespitine" karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 2018/347 E., 2022/13 K. sayılı ilamının hüküm fıkrasında yer alan, "16.11.2017 tarihinden itibaren davacılar murisi ...'ün maluliyet aylığı almaya hak kazandığının tespitine" cümlesinin silinerek; yerine, "08.10.2020 tarihini izleyen ay başı olan 01.11.2020 tarihinden itibaren davacılar murisi ...'ün maluliyet aylığı almaya hak kazandığının tespitine" cümlesinin yazılarak, hükmün bu şekilde tahsisine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı Kurum vekili; Kurum işleminin mevzuata uygun olduğu, herhangi bir hata mevcut olmadığından davanın reddi gerektiğini, davacının dava açmadan önce tahsis talebinde bulunmadığını, eksik araştırma neticesinde karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, maluliyet aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un ve 5510 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri.

  1. Değerlendirme

İlk Derece Mahkemesinin 2018/347 E. sayılı ilamı ile "davanın kabulüne, ... TC. Kimlik numaralı davacılar murisi ...'ün çalışma gücünü en az %60 (yüzde altmış) oranında kaybettiği ve maluliyet başlangıç tarihinin 21.07.2015 tarihi olduğunun tespitine, 16/11/2017 tarihinden itibaren davacılar murisi ...'ün maluliyet aylığı almaya hak kazandığının tespitine" karar verilmiş; sonrasında tahsis şerhi ile "16.11.2017 tarihinden itibaren davacılar murisi ...'ün maluliyet aylığı almaya hak kazandığının tespitine" cümlesinin silinerek; yerine, "08.10.2020 tarihini izleyen ay başı olan 01.11.2020 tarihinden itibaren davacılar murisi ...'ün maluliyet aylığı almaya hak kazandığının tespitine" cümlesinin yazılarak, hükmün bu şekilde tahsisine" karar verilmiştir.

Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 149 uncu (HMK’nun 28 inci) maddesinde de bu husus belirtilmiştir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 üncü maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafları iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az aynı Kanunun 297 nci maddesinde belirtilen hüküm sonucunun tutanağa geçirilerek okunması suretiyle olur.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1 c. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır.

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde ise:

“(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.

b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.

c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.

ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.

d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.

e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.

(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.

Yine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298 inci maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı gibi, mahkeme hükmünü gerekçesi ile birlikte tam olarak yazmış olsa bile, bunu duruşma tutanağına tamamen yazdırması ve okunması gerekir. Bir başka ifade ile mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi, verilen kararla, ne şekilde tefhim edildiğinin duruşma tutanağına yazılması zorunludur. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür.

Kısa karar, bir davayı sona erdiren (Nihai) temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır. Bu gibi hallerde de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararında buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. (10.04.1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/21 23 E., 268 K., 2012/6–97 E., 203 K., 2012/10–149 E., 291 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hükmün Tashihi” başlığını taşıyan 304 üncü maddesinde, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların, mahkemece kendiliğinden veya taraflardan birinin istemi üzerine düzeltilebileceği belirtilmiş, “Hükmün Tavzihi” başlıklı 305 inci maddesinde, hüküm yeterince açık değilse veya yerine getirilmesinde duraksama uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, yerine getirilmesi tamamlanıncaya kadar taraflardan her birinin hükmün açıklanmasını veya duraksama ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği açıklanmıştır.

Yukarıda yer alan yasal düzenlemeler uyarınca, “tashih” ile hüküm fıkrası değiştirilemeyeceği gibi, eldeki dava dosyasına göre mahkemece yapılan işlem “tavzih” niteliğinde olup, mahkemece, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 305 inci maddesi 2 nci fıkrası gereği, tavzihle hüküm fıkrasının değiştirilemeyeceği ilkesi de ihlal edilmiştir.

Kabule göre de, davacıların murisi ..., 01.07.2020 tarihinde vefat etmiş olduğundan tashih şerhi ile değiştirilen haliyle hüküm infaza elverişli bulunmamıştır.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,15.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadankararcevaptemyizyargılamavı.kararımahkemesiderecebozulmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:05:40

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim