Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/1730

Karar No

2023/5303

Karar Tarihi

12 Mayıs 2023

MAHKEMESİ: İş Mahkemesi

SAYISI: 2020/230 E., 2022/413 K.

KARAR: Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen ödeme emirlerinin iptali ile kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine dair, karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekili ile davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.05.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına gelen olmadı. Davalı ... adına Av. .... geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

I. DAVA

Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; davalı idare tarafından sigorta primi konusunda müvekkili hakkında evrak düzenlendiğini kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde uygulanması gereken kanuna göre zaman aşımı süresinin dolduğunu bu nedenle prim borçlarının zaman aşımı nedeniyle istenilmeyeceğine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tebliğ edilen ödeme emrine karşı 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinde belirtilen 7 günlük yasal süre içinde takibin kesinleştiğini 5510 sayılı Kanun gereğince kurumun prim ve diğer alacaklarının ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak 10 yıllık zaman aşımına tabii olduğunu belirterek davanın reddi ile takip konusu alacağın %10 fazlası ile davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi, 04.12.2017 tarihli ve 2016/436 Esas, 2017/250 Karar sayılı kararı ile "...6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek davacı aleyhine takibe konu edilen ödeme emirlerinin tebliğ edildiği, takibe konu ödeme emrinin davacıya 09.03.2015 tarihinde tebliğ edildiği ancak davanın 13.07.2015 tarihinde 7 günlük yasal süre geçtikten sonra açıldığı görülmüştür.

Davalı kurum tarafından davacıya asgari işçilik hesabı sonucu doğan fark prim borçları tebliğ edilmişse de dava 7 günlük hak düşürücü süre içinde açılmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin 04.12.2017 tarihli ve 2016/436 Esas, 2017/250 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu esasen davacının sorumlu olduğu dönemler nedeniyle davanın kabulüne dair karar verilmesi gerektiğini belirterek, verilen kararın kaldırılması ile davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin, 20.06.2019 tarihli ve 2018/1033 Esas, 2019/1302 Karar sayılı kararı ile, "...Ödeme emrinin iptaline yönelik dava “menfi tespit” niteliğinde olup, maddede belirtilen; “böyle bir borcu olmadığı”, “kısmen ödendiği” veya “zamanaşımına uğradığı” yönündeki iddialar dışında yeni ve ayrı bir itiraz nedeni ileri sürülemeyecektir. İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine koşut bir düzenlemeye 6183 sayılı Kanunda yer verilmemiş olması karşısında, 7 günlük hak düşürücü süreyi geçiren borçlunun, aynı konuda yeni bir menfi tespit davası açma olanağı bulunmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.10.2007 gün ve 2007/21 623 717 ve 26.04.2006 gün ve 2006/21 198 249 sayılı Kararları).

Dosyadaki kayıt ve belgelere göre; davacının dava dışı Anapak Endüstriyel Tesisler A.Ş 'nin yönetim kurulu üyesi olduğu ve bu itibarla 3.kişi sayılması mümkün olmadığından yukarıda belirtilen biçimde eldeki davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmasının zorunlu olduğu, ödeme emirlerinin 01.08.2016 tarihinde davacıya bizzat tebliğ edilmesine karşın eldeki davanın hak düşürücü süreden çok sonra 16.10.2016 günü açıldığı, Dairemizin yazısı üzerine gönderilen ödeme emirleri asıllarının ön ve arka yüzlerinin incelenmesinde ödeme emrinin iptali için davanın açılması gereken mahkeme, süre ve yöntemin yazılı olduğu anlaşılmakla; istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri de gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1 b.1 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A.Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin 20.06.2019 tarihli ve 2018/1033 Esas, 2019/1302 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin, 30.09.2020 tarihli ve 2020/2554 Esas, 2020/5227 Karar sayılı kararında ;"...6183 sayılı Kanun'da menfi tespit davasına, "Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczini" düzenleyen 6183 sayılı Kanun'un 30.3.2006 tarihli ve 5479 sayılı Kanun ile değişik 79 uncu maddesinde "...Herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi hâlinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorunda..." olduğuna ilişkin düzenleme ile üçüncü şahıslar yönünden yer verilmiş ise de, bu olanak, kamu alacağı borçluları yönünden öngörülmemiştir. Salt 6183 sayılı Kanun'da açık bir düzenleme bulunmadığı gerekçesi ile hak düşürücü süreyi kaçıran 3. şahıs için menfi tespit davası imkânını kabul etmemek büyük hak kayıplarına neden olabilecektir.

Uyuşmazlığın çözümü yönünden üzerinde durulması gereken diğer bir nokta ise, hak arama hürriyetinin kısıtlanmamasıdır. Anayasa'nın 36 ıncı maddesinde hak arama hürriyeti düzenlenmiş olup kişilerin borçlu olmadığı bir miktarı sırf takip hukuku yönünden belli bir sürenin geçirilmesi sonucu kesinleşmesi nedeniyle ödemek zorunda bırakılması Anayasa'nın belirtilen hükmüne aykırılık teşkil eder. Kaldı ki, menfi tespit istemi hukuk sistemi içerisinde her zaman başvurulabilecek bir dava yolu olup kanunda açıkça bu hakkın tanınmadığı yönünde bir ifade yoksa menfi tespit davası açılabilmelidir (Özdemir, s. 101 102).

Hakkında takip konusu alacakla ilgili şahsi sorumluluğa dair yasal koşullar gerçekleşmeyen kimse, Kurumun işlemine rağmen hukuken borçlu değil, üçüncü kişi konumundadır ve salt hak düşürücü süreyi geçirmesi nedeniyle, Kanunda açık düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle borçlu olmadığını ispat yollarından mahrum bırakılması hukuka uygun kabul edilemez. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, 3. şahsın sorumlu olmadığı borcu sadece hak düşürücü süreyi geçirdiği için ödemek zorunda bırakılmaması, hukukun toplumsal yaşamı düzenleme ve ilişkilerden doğacak sorunları giderme görevine uygun bir çözüm anlayışı olduğu gibi, Anayasal hak arama özgürlüğü de zedelenmemiş olacaktır.

Yukarıda belirtilen esaslar dahilinde, borçlunun 7 günlük itiraz süresi zarfında dava açması halinde, davanın esası hakkında bir değerlendirme yapılacağı hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu sürenin geçirilmesi halinde ise, davacının kamu borçlusu olup olmadığı incelenecektir. Kamu borçluları açısından 7 günlük sürenin geçirilmesi halinde menfi tespit davası açma hakkı bulunmamaktadır; ancak 3. kişiler bakımından menfi tespit davası açma süresi 6183 sayılı Kanunu 79 uncu maddesi uyarınca 1 yıldır. Somut durumda, Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre, davacının, Yönetim Kurulu Başkanı olduğu ve tek başına temsil ilzama yetkili kılındığı 04.07.2006 tarihinden sonrasına ait prim borçlarından sorumlu olduğu; davacının 21.07.2005 tarihinde ise 3 yıl için Yönetim Kurulu üyesi seçildiği, Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Torun'un tek imza ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı anlaşılmakla; Mahkemece, 21.07.2005 – 04.07.2006 tarihleri arasında davacının kamu borçlusu olup olmadığı (temsil ilzam yetkisi bulunup bulunmadığı) araştırılmalı, davacının kamu borçlusu olmaması halinde itiraz süresiyle bağlı olmadığı gözetilerek, açılan dava menfi tespit davası olarak kabul edilip davanın esasına girilmeli ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir..." denilerek karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "....Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflarca yasal süre içerisinde bildirilen ve uyuşmazlığın esasına etkili olduğu değerlendirilen tüm delillerin celp edildiği, Ticaret Sicil Müdürlüğü ve Çatalca SGM'nin cevabi yazıları ile ilgili şirkete ait kayıtların dosya arasına sunulduğu, davacının, Yönetim Kurulu Başkanı olduğu ve tek başına temsil ilzama yetkili kılındığı 04.07.2006 tarihinden sonrasına ait prim borçlarından sorumlu olduğu; davacının 21.07.2005 tarihinde ise 3 yıl için Yönetim Kurulu üyesi seçildiği, Yönetim Kurulu Başkanı .....'un tek imza ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı, 21.07.2005 – 04.07.2006 tarihleri arasında davacının temsil ilzam yetkisi bulunmaması nedeniyle kamu borçlusu olmadığı, davacının kamu borçlusu olmaması halinde itiraz süresiyle bağlı olmadığı gözetilerek, açılan dava menfi tespit davası olarak kabul edilip davanın esasına girilmesi gerektiği, esas yönünden yapılan değerlendirmede, 01.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tespit ve değerlendirmelerin, dosyadaki bilgi ve belgeler ile uyumlu, hükme esas almak için yeterli ve denetime elverişli bulunduğu, davacının dava dışı Anapak Endüstriyel AŞ'de temsil ve ilzama yetkili olduğu 11.07.2006 tarihinden sonraki dönemler ile ilgili SGK ödeme emirlerindeki borçlardan sorumlu olduğu, bu tarihten önceki dönemi kapsayan borçlardan ise (yönetim kurulu üyesi olması, temsil ve ilzama yetkisinin olmaması ve kamu borçlusu olmaması nedeniyle) sorumluluğunun bulunmadığı, davacı vekilinin yargılama sürecinde ileri sürdüğü imzaya itiraz talebinin ise mahkememizde görülmekte olan uyuşmazlıkta değerlendirilemeyeceği, zira davalı kurumun, aleni olan ticaret sicil kayıtları ve kurumdaki belgeleri nazara alarak ödeme emri tanzim ettiği, mezkur talebin farklı uyuşmazlıkta ve görevli mahkemede ileri sürülmesi gerektiği, özetle, hükme esas alınan bilirkişi raporu gözetilerek davanın kısmen kabulüne 2006/019244 takip nolu ödeme emrinde bildirilen 2005/7, 8, 9, 10, 11, 12 ve 2006/1, 2, 3, 4, 5, 6, 2006/019245 takip nolu ödeme emrinde bildirilen 2005/6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ve 2006/1, 2, 3, 4, 5, 6, 2006/019246 takip nolu ödeme emrinde bildirilen 2005/7, 8, 9, 10, 11, 12 ve 2006/1, 2, 3, 4, 5, 6, dönemlerine ait borçtan sorumlu olmadığının tespitine, fazla istemin reddine, dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı temyiz dilekçesinde; hakkındaki davanın sorumlu olduğu tutarlar bakımından verilen red kararının hatalı olduğunu esasen dava dışı şirketteki konumuna göre davasının tamamen kabul edilmesi gerektiğini belirterek verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı Kurum vekili ise reddolunan tutar bakımından kendisi lehine haksız çıkma tazminatı verilmesi gerektiğini, kabul edilen kısmın ise esasen reddolması gerektiğini. Çünkü davacının sorumlu olduğunu belirterek, verilen kısmen kabul kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 80 inci maddeleri ile 6183 sayılı Kanun hükümleridir.

  1. Değerlendirme

  2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  3. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına,

12.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararistinafcevaptemyizyargılamavı.kararımahkemesionanmasınaderecesonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:05:40

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim