Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/142
2023/523
23 Ocak 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1540 E., 2022/1875 K.
FER'Î MÜDAHİL: ... vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ: 14.03.2017
HÜKÜM/KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 12. İş Mahkemesi
SAYISI: 2017/115 E., 2022/45 K.
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali, tespit ve hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davacıya ait işyerinde 01.09.1990 01.06.1991 tarihleri arasında çalıştığının ve bu çalışmalarının uzun vade sigorta kollarına tabi sigortalılık olduğunun tespitini, bu talep kabul edilmediği takdirde, 09.01.1991 01.06.1991 tarihleri arasındaki çalışmalarının uzun vade sigorta kollarına tabi olduğunun tespitini, aksine kurum işleminin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ve fer'i müdahil Kurum davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"Davacının davasının kısmen kabulüne;
Davacı ...’un Kurumda ... sicil sayılı dosyada işlem gören ... unvanlı işyerinde 09.01.1991 01.06.1991 tarihleri arasında uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak hizmet akdine istinaden, kesintisiz ve asgari ücretle toplam 144 gün çalıştığı, bu sürede işverence Kuruma bildirilen ancak Kurumca sonradan iptal edilen 111 günlük hizmet süresinin uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak bildirildiğinin, 33 günlük çalışmasının ise Kuruma bildirilmediğinin tespitine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tüm taraflar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf kanun yolunu başvuran davacı vekili; dinlenen tanık beyanları ile davacının 1990 yılından itibaren çalıştığının sabit olduğunu, işverenin çalışmaları Kuruma eksik bildirdiği sabit olmasına rağmen işveren lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, işverenin kamuyu zarara uğrattığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; davacının yurt dışı giriş çıkışlarının istenmesi taleplerinin yerine getirilmediğini, emniyet müdürlüğü’ne yazılan yazının cevabı bulunmadığını, davacının, kabul edilen dönemlerde çalışma izin belgesinin olmadığını, Göç İdaresi’ne müzekkere yazılması talebinin yerine getirilmediğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İstinaf kanun yoluna başvuran fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekili; Kurum kayıtlarının aksinin eş değer yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini, Yargıtay içtihatları kapsamında, kamu düzenine ilişkin davada çalışma olgusunun re’sen araştırılması gerektiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"... 12. İş Mahkemesi'nin, 17.02.2022 tarihli, 2017/115 E, 2022/45 K. sayılı kararına yönelik davacı, davalı ve fer'i Müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1 b.1 maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tüm taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf sebeplerini tekrarla, davacının 1990 da çalışmaya başladığını tanıkların da doğruladığı, davacı aleyhine yargılama gideri verilmemesi gerektiği,
Davalı vekili istinaf sebeplerini tekrarla, davalının Amerika Birleşik Devletlerinde yaşamakta olup davadan tesadüfen haberi olduğu, taraf teşkilinin usulsüz olduğu, yokluğunda yapılan usul işlemlerinin geçersiz olduğu, eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiği,
Feri Müdahil Kurum vekili istinaf sebeplerini tekrarla, bilirkişi raporunun haksız ve hatalı olduğu, eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiği gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı yanında geçen ve kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin tespiti noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 79, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı madde hükümleridir.
- Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
- Davacı adına ilk defa 09.01.1991 tarihli işe giriş bildirgesi verilerek bu tarihten itibaren hizmet bildirimi yapıldığı anlaşılmakla; çalışmanın son bulduğu tarihten sonra 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığından, 09.01.1991 tarihi öncesitalepler yönünden hak düşürücü süreden ret verilmesi gerekirken yazılı şekilde esastan reddi isabetsizdir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine,
-
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasındaki "Fazlaya ilişkin istemin reddine" sözcüklerinin silinerek yerine "01.09.1990 08.01.1991 tarihleri arasındaki hizmet tespitine ilişkin talebin, 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açılması sebebiyle, hak düşürücü süreden usulden reddine" sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Üye ... ve ...'ın muhalefetlerine karşı, Başkan ... ile Üyeler ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla,
23.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
...
KARŞI OY
Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmaların tespitine ilişkin dava şartları, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesinde belirtilmiştir. Bunlar; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte belirtilen belgelerin işveren tarafından kuruma verilmemiş olması ya da çalışmaların Kurum tarafından saptanmaması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması şeklinde ifade edilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktasından kaynaklanmaktadır.
Bildirimsiz kalan sigortalı çalışmaların tespiti davalarının, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılabileceği öngörülmüştür. Bu sürenin hak düşürücü bir süre olduğu Yargıtay'ın yerleşmiş, oturmuş görüşlerindendir.
506 sayılı Kanunun 79/1 inci maddesinde açıkça, işveren tarafından sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiğinin yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nde, işveren tarafından Kuruma verilmesi gereken belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vs. olarak belirtilmiştir. Bu belgelerden herhangi birinin Kuruma verilmesi veya Kurum tarafından fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.
Kesintili çalışma halinde de, yukarıda açıklanan hususlar her bir çalışma dönemi açısından geçerli olacaktır.
Yönetmelikte belirtilen işe giriş bildirgesinin, sigortalı işe alınır alınmaz düzenlenerek Kuruma verilmesi gerekirken, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, çalışmaya başlandıktan bir süre sonra verildiği sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle işe giriş bildirgesinden önceki çalışmalar, işe giriş bildirgesi sonrasında da kesintisiz olarak devam etmiş ise; başka bir anlatımla blok bir çalışma dönemi varsa bu dönem içerisinde işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi halinde hak düşürücü süreden söz edilmeyecektir. Zira işe giriş bildirgesi verilmekle sigortalının çalışmasından Kurum haberdar olduğundan, artık gerekli denetimleri yapmak sigortalının sigortalı hizmetlerinin eksiksiz bildirilmesini sağlamak Kurum sorumluluğundadır. Denetim görevini yapmayan Kurum'un kendi kusurundan yaralaması düşünülemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.2.2003 gün ve 2003/21 44 98, 23.4.2004/21 369 371 27.2.2008 gün ve 2008/21 163 207, 14.11.2012 gün ve 2012/21 735 795 ve 2017/21 2177 2019/ 836 Esas ve Karar sayılı ilamlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Somut olayda da, davacının terditli olarak dava açtığı 01.09.1990 01.06.1991 tarihleri arasındaki hizmetlerinin uzun vadeli sigorta kollarından tespitini; bu talebi kabul görmez ise kuruma bildirilen 9.1.1991 1.6.1991 tarihleri arasındaki sigortalı hizmetlerinin uzun vadeli sigorta kollarından geçtiğinin tespitini talep ettiği anlaşılmıştır. İlk talebi sübut bulmadığın davacının ikinci talebi hüküm altına alınmış ise de; sayın çoğunluk tarafından işe giriş bildirgesi öncesindeki hizmetlerin hak düşürücü süreden reddi gerektiği gerekçesi ile düzeltilerek kararın onanmasına yönelik gerekçesine katılınmamıştır. Mahkemenin ikinci talebinin sübutuna yönelik kabulü yerinde olup işe giriş tarihinden önce davacının çalıştığı sübut bulmadığından hak düşürücü sürede söz konusu olmayacaktır. Kararın onanması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, Sayın çoğunluğun kararına bu nedenle katılmıyoruz.
Üye Üye ... ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:43:46