Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/9406

Karar No

2023/5078

Karar Tarihi

9 Mayıs 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/209 E., 2022/1131 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: Uşak 1. İş Mahkemesi

SAYISI: 2021/161 E., 2021/415 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davalılardan Payteks Deri Tekstil İnş Turz. Tan. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan Payteks Deri Tekstil İnş. Turz. Tan. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili tarafından murafaa istemli temyiz edilmiş, murafaa yapılmak üzere tayin olunan 09.05.2023 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine murafaalı temyiz eden davalılardan Payteks Deri Tekstil İnş.Turz. Tanıtım San. ve Tic.Ltd.Şti. ve ... adlarına Av. ... ile davacı adına Av. .... ....'ın geldiği, diğer davalı adına gelen olmadığı gelenlerin yüzlerine karşı murafaaya başlanarak sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra murafaaya son verilerek, aynı gün öğleden sonra yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin davalılardan ...’in ortağı olduğu Payteks Deri Tekstil İnş Turz. Tan. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nde 20.11.2013 tarihinden itibaren çalışmakta iken 28.12.2013 tarihinde iş kazası geçirdiği ve sağ elini tarak makinasına kaptırdığı, kaza sebebinin tarak makinasının korumasının olmadığı, müvekkilin bakım usta yardımcısı olarak işe girdiği, eleman eksikliğinden işyeri patronu ve sorumlusu ...’in talimatı üzerine makinanın kullanımının müvekkil tarafından yapıldığı, makinanın kapanmamasının istendiği, müvekkilin makine arkasında oluşan pislik nedeniyle malzemenin yırtık geldiğini fark ettiği ve diğer işçiler gibi makinanın arkasına geçerek temizlemek maksadıyla hava hortumu ile hava tutmaya başladığı, bir anda kaza meydana geldiği ve sağ kolu makina içinde kalarak dirsek seviyesinden koptuğu, makinada önceden de aynı şekilde kaza meydana geldiği, kazanın en önemli sebebinin tarak makinası etrafında herhangi bir koruma tedbirinin olmaması olduğu, kazaya zemin hazırlayan hava hortumu ile hava tutma işleminin işyerinde rutin hale geldiği, işlem yapılırken makinanın kapatılmasına işverenin izin vermediği, tarak makinası ile ilgili müvekkile herhangi bir eğitim ve iş güvenliği kursunun verilmediği, kullanma ve bakım talimatı imzalatılmadığı, iş kazasında müvekkilin herhangi bir kusuru bulunmamakta olup kusurun tamamının işverende olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000 TL maddi, 250.000 TL manevi tazminatın 28.12.2013 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte (davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 366.379,80 TL'ye artırmıştır.

II. CEVAP

1.Davalı ... İnş Turz. Tan. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda müvekkili şirketin ortağı olan müvekkili ...’in işveren olmadığı gibi iş kazasının oluşumunda kişisel bir kusurunun bulunmadığı, işverenin diğer müvekkili Payteks Deri Tekstil İnş Tur. Tan. San. ve Tic. Ltd. Şti. olduğunu, iş kazasının kazazedenin emir ve talimatlara aykırı olarak koruyucu kapaklarla kapatılmış, switch sistemine de haiz olan çalışır durumdaki tarak makinasının girilmesi yasak olan bölümüne girerek, motor üzerine çıkarak hareket halindeki silindirlere hava hortumuyla hava tutmaya kalkması sırasında sağ kolunu/elini dönen silindirlere kaptırması şeklinde meydana geldiği, somut olayda iş kazasının oluş şekli gözetildiğinde işverene kusur izafe edilmemesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

  1. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu talebin iş kazasından kaynaklandığının kesin biçimde ispatlanması ve davacının hizmet akdi ile sigortalıya bağlı ve SGK'ya tabi işçi olması gerektiği, müvekkil şirketin ancak davacının zararını ispatlayabildiği miktarda ve sigortalısının kusuru oranında sorumlu olabileceği, manevi tazminat talebi fahiş olup kabulünün mümkün olmadığı, haksız zenginleşmeye neden olmaksızın değerlendirilmesini talep etmiştir.

III. KALDIRMA KARARI VE İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI

1.İlk Derece Mahkemesinin 08.09.2020 tarih, 2014/81 Esas ve 2020/242 Karar sayılı ilk kararında özetle; davanın maddi tazminat istemi yönünden kabulüne, manevi tazminat istemi yönünden ise kısmen kabulü ile 150.000,00 TL manevi tazminata karar verilmiştir.

2.Davalılar ... ve Payteks Deri Tekstil İnş Tur. Tan. San ve Tic Ltd. Şti. vekilinin istinafı üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 05.05.2021 tarih, 2020/1688 Esas ve 2021/779 Karar sayılı ilamında özetle; "Somut olayda, Mahkeme gerekçesine bakıldığında sadece tarafların iddia ve cevaplarının, tanık beyanlarının, yargılama aşamasında yapılan işlemlerin, toplanan delillerin, bu kapsamda bilirkişi raporlarının bulunduğunun yazılı olduğu ve sonuç olarak yazılı şekilde hüküm verildiği görülmektedir. Bu hali ile Mahkemenin gerekçe olarak yazdığı metinde tarafların iddia ve savunmalarının hukuki nitelendirilmesinin, hangi hukuki kuralların uygulanacağının tespitinin yapılmadığı, delillerin ve hangi delile ne sebeple üstünlük tanındığının tartışılmadığı, kabulüne karar verilen alacakların ulaşılan hangi kanuni ve hukuki sonuca dayandırıldığının yazılı olmadığı açıktır. Soyut, dayanağı belirlenmeyen ve her hükmün gerekçesiymiş gibi yazılabilecek ifadelerin, sadece bilirkişi raporuna atıfta bulunmanın, gerekçede bulunması gereken özellikleri taşısa dahi, gerçek anlamda gerekçe olarak kabulü mümkün değildir. Özelikle; davacının malûliyet oranının tespiti bakımından açılan davada Uşak 2. İş Mahkemesi'nin 19.09.2019 tarih 2017/37 2019/149 sayılı kararının taraflar vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.02.2020 tarih 2020/100 220 sayılı kararının temyiz incelemesi için Yargıta'ya gönderildiği ve derdest olduğu anlaşılmakla bu davanın sonucu beklenmeden hesap bilirkişisi marifetiyle maddi tazminat belirlenerek karar verilmesi hatalıdır. Tüm bu nedenlerle gerekçeli kararda iddia ve savunmanın hukuki nitelendirilmesinin, uygulanacak kanuni ve hukuki kuralların, toplanan delillerin, hangi delile ne sebeple üstünlük tanınıp hangi hukuki sonuca varıldığının tartışılmaması, kabulüne karar verilen alacakların fiili ve hukuki gerekçelerinin yazılmaması, HMK'nun 297/1 c ve 355 inci maddesi kapsamında gerekçesinin bulunmaması nedeniyle kamu düzenine aykırılık oluşturduğu HMK'nun 353/1 a 6 maddesi kapsamında taraflarca sunulan delillerin hiç değerlendirilmemesi anlamına geldiği kanaatine varılmış hükmün kaldırılarak Mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

  1. İlk Derece Mahkemesinin kaldırma kararından sonra verdiği yukarıda tarih ve numarası yazılı kararda özetle; dava konusu uyuşmazlıkla ilgili sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkin kesinleşen Uşak 2.İş Mahkemesi'nin 2017/37 Esas ve 2019/149 Karar sayılı ilamı uyarınca davacının iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının %79 olarak belirlendiğini, rücu dava dosyasında davalı işveren Payteks şirketinin % 50, kazazede sigortalının % 50 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, bu dosyanın kesinleşmesinin beklenilmesi talep edilmiş ise de; bahse konu dosyanın tarafları ile eldeki dosyanın taraflarının farklı olması da dikkate alınarak davalılar tarafın aksi yöndeki savunmasına itibar edilmediği, bu dosya kapsamında çelişkiyi giderir nitelikteki 21.01.2020 tarihli raporun olaya ve dosya kapsamına uygun olması, uyuşmazlık ile ilgili daha önce alınan kusur raporlarının ayrıntılı olarak değerlendirilerek somut veri ve gerekçelere dayalı rapor tanzim edilmesi nedeniyle yeniden kusur raporu alınmasına ilişkin talebin reddine karar verilerek 21.01.2020 tarihli kusur raporu oluşa uygun, yargısal denetime elverişli, somut veri ve gerekçelere dayalı ve yöntemince düzenlendiği görülmekle Mahkememizce hükme dayanak yapılmış olup bu kasamda dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı işveren şirket Payteks Deri Teks. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile işveren/işveren vekili konumunda olan işyeri ortağı davalı ..., işyeri işletme kısmında işvereni temsil eden yönetici konumundaki dava dışı işletme müdürü ... ve dava dışı ustabaşı ...'un müştereken % 70, kazalı sigortalının % 30 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği, 15.05.2020 tarihli kök ve 13.07.2020 tarihli ek raporun olaya ve dosya kapsamına uygun olması, somut veri ve gerekçelere dayalı olarak tanzim edilmesi nedeniyle yeniden hesap raporu alınmasına ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup 15.05.2020 tarihli kök ve 13.07.2020 tarihli ek raporu oluşa uygun, yargısal denetime elverişli, somut veri ve gerekçelere dayalı ve yöntemince düzenlendiği görülmekle hükme dayanak yapılmış olup bu kapsamda meydana gelen iş kazası nedeniyle davalının sorumlu olduğu miktarın 366.379,80 TL olduğu kabul edilerek bu maddi tazminatın olay tarihi olan 28.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (davalı ... şirketi yönünden dava tarihi olan 07.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ve poliçe kapsam ve limiti ile sınırlı olmak üzere ve uyuşmazlık ile ilgili Uşak 2. İcra Müdürlüğü'nün 2020/2994 Esas sayılı icra dosyasında yapılan ödemeler dikkate alınarak tahsilde tekerrür olmamak şartı ile) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Manevi tazminat talebi yönünden ise dava konusu olayın meydana geliş şekli, davacıda meydana gelen yaralanmanın derecesi, tarafların kusur durumu, olay tarihi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay nedeniyle duyulan acı ve elemin derecesi ve B.K.nun 47 nci (6098 sayılı TBK’nın 56 ncı) maddesindeki özel haller dikkate alınarak davacı için 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 28.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (davalı ... şirketi yönünden dava tarihi olan 07.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ve poliçe kapsam ve limiti ile sınırlı olmak üzere ve uyuşmazlık ile ilgili Uşak 2. İcra Müdürlüğü'nün 2020/2994 Esas sayılı icra dosyasında yapılan ödemeler dikkate alınarak tahsilde tekerrür olmamak şartı ile) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan Payteks Deri Tekstil İnş. Tur. Tanıtım San. Ltd. Şti. ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davalılar Payteks Deri Tekstil İnş. Tur. Tanıtım San. Ltd. Şti. ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ...'in bu davada taraf sıfatının bulunmadığını, somut olayda davacının, sadece davalı işveren şirketin kusuru ile sınırlı olarak tazminat talebinde bulunduğunu, dava dışı kişilerin kusuruna dayanmadığı gibi davalı gerçek kişi olan ve işveren sıfatı bulunmayan ...'in kusuruna da dayanmadığını, hükme esas alınan 21.01.2020 tarihli kusur raporunun kabul etmediklerini, aynı iş kazasından ötürü SGK tarafından Uşak 2. İş Mahkemesi'nin 2017/347 Esas sayılı dosyasında alınan rücuen tazminat davasındaki kusur raporu ile çeliştiğini, hukuk güvenliği ilkesine aykırı olduğu halde çelişkinin giderilmediğini, aynı iş kazası nedeniyle Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/531 Esas sayılı kamu davasının yargılaması sonucunda verilen kararın Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/779 Karar sayılı ilamı ile kusur raporu yönünden iş güvenliği uzmanından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği, eksik inceleme ile karar verildiği belirtilerek hükmün bozulduğunu, ceza davası sonucunun beklenmediğini, dosya içeriğinde bulunan kusur raporlarının birbiri ile çelişkili olduğunu, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, mahkemenin taleple bağlılık ilkesine aykırı hüküm kurduğunu, müvekkilinin iş kazasının oluşumunda kusurunun bulunmadığını bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiğini, hesap raporunda davacının günlük brüt ücretinin 40,15 TL olarak hatalı tespit edildiğini, indirimin yanlış yapıldığını zira hesaplanan miktar üzerinden değil talep edilen 10.000,00 TL'lik maddi tazminat üzerinden yapılması gerektiğini, %10 iskonto oranının hatalı olduğunu, sosyal güvenlik kurumu ilk peşin sermaye değeri hesaplamalarına paralel olarak %5 uygulanması gerektiğini, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının zenginleşmeye yol açacak kadar yüksek olduğunu, manevi tazminatın bölünmezliği ilkesine aykırı karar verildiğini bildirerek kararı istinaf etmiştir.

2.Davalı ... Şirketi istinaf maktu harcını yatırmış ise de 10.02.2022 tarihli dilekçesi ile karar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurmadıklarını bildirerek sehven yatırılan harcın iadesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dosya kapsamındaki yazı, bilgi ve belgelere göre; davacı işçinin davalıya ait iş yerinde 28.12.2013 tarihinde tarak makinesinin merdane temizliğini yaptığı sırada sağ kolunu döner silindirine kaptırdığı, sağ kolunun dirsek üzerinden koptuğu, meydana gelen kazanın iş kazası olduğu, iş göremezlik oranının kesinleşen yargı kararına göre %79 olarak belirlendiği, hükme esas alınan 21.01.2020 tarihli kusur raporunun İş Kanunu ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'ne göre uygun düzenlendiği, SGK tarafından açılan rücuen tazminat dosyasında işçinin taraf olmadığı, ceza davasındaki kusur raporunun hukuk hakimini bağlamayacağı, yerel mahkemece rücu dosyası, ceza dosyası ve eldeki dava dosyasında alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünden alınan 21.01.2020 tarihli kusur raporuna göre iş kazasının meydana gelmesinde davacı işçinin %30, davalı işverenin %70 oranına kusurlu bulunduğu, davalı işveren Payteks Deri Tekstil İnş. Tur. San. Ltd. Şti.'nin işveren vekili konumunda bulunan diğer davalı şirket ortağı ...'in ve işvereni temsil eden dava dışı usta başı ... ve işletme müdürü ...'ın kusurundan da sorumlu olduğu, bu kişilerin kusur dağılımının iç ilişkide görülecek rücu davasında değerlendirilebileceği hükme esas alınan hesap raporunda hata bulunmadığı, davacı işçinin ücretinin işverence ibraz edilen ücret bordrolarına göre belirlendiği, yapılan indirimin belirlenen gerçek zarar üzerinden yapılması gerektiği, %10 iskonto uygulamasında hata bulunmadığı, 22.06.1966 gün 1966/7 7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirlenen ilkeler uyarınca kusur oranı ve maluliyet oranına göre hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet ilkelerine uygun olduğu, manevi tazminatın bölünmezliği ilkesine aykırılık bulunmadığı, tahsilde tekerrüre yer vermeyecek şekilde hüküm kurulduğu, yerel mahkeme kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından HMK'nın 359 uncu maddesine 28.07.2020 tarihli 31199 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun'un 38 inci maddesiyle eklenen fıkra ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca

davalılar vekillerince yapılan istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan Payteks Deri Tekstil İnş Turz. Tan. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı ... İnş Turz. Tan. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu olayla ilgili ceza dosyasında verilen karar üzerine Yargıtay bozma kararında müvekkillerinden şirket müdürü ...'e kusur verilmeyeceğine dair karar verildiğini, bu tespitin hukuk mahkemesini bağlayacağını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, müvekkili Ayhan'ın şirket ortağı olmaktan öte kişisel kusuru olmadığını, işverenin şirket olduğunu, davacının teselsüle dayanmadığını, dava dilekçesinde şirket kusuruna tekabül eden kusuru talep ettiğini, davacının tam kusurlu olduğunu, çalışır durumdaki makineye müdahale etmesi nedeniyle kusurlu olduğunu, sviç tertibatıyla korunan makineye yasak olan bölgeden girerek kazaya davacının sebep olduğunu, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verildiğini, SGK Müfettişi Raporunda ve Rücu Davasında müvekkili şirkete %50 sigortalıya %50 kusur verildiği halde bu dosyadaki tespitlerin bu durumla çeliştiğini, dosyamız kapsamında alınan 06.06.2015 tarihli raporda ...’e kusur verilmediği davacıya %60 kusur verildiği sabit olmasına karşın bu rapora itibar edilmemesini gerekçesi gösterilmediğini, ceza dosyasında bozma kapsamında mahkemeye İş Güvenliği uzmanının ... ve İş Güvenliği denetimi bakımından ...’un yetkili olduğu bildirilmesine karşın bu kişilerin sorumluluğu yönünden değerlendirme yapılmadığını, itibar edilen kusur raporu kapsamında ... ve ... kusurları kapsamında davacının teselsüle dayanmaması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, kusur indiriminin dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL’lik maddi tazminattan yapılması gerektiğini, ücretin hatalı tespit edildiğini, bordrolara göre günlük ücret 39,57 ilen 40,15 TL esas alınmasının hatalı olduğunu, bilinmeyen dönem iskontolamanın %5 alınması gerekirken %10 alınmasının hatalı olduğunu, davalı ... şirketinin icra dosyasına ödeme yaptığı dikkate alınmadığını, hükmedilen manevi tazminatın işleyen faizle beraber fazla olduğunu hükmedilen manevi tazminatın icra dosyasına ödenmiş olduğunun gözetilmediğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 281 ve 282 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417, 49,50,51,52,54,55, 56 ncı maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u maddeleri, 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

  1. Değerlendirme

1.Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir.

2.İşçi ve işverenin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sıkı iş ilişkisi, işçi yönünden işverene içten bağlılık (sadakat borcu), işveren yönünden işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. Gerçekten işçi, işverenin işi ve iş yeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşı işveren de, işçinin kişiliğine saygı göstermek, işçiyi korumak, iş yeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür.

3.Sanayi ve teknolojideki gelişmeler, yeni işletmelerin açılması, fabrikaların kurulması iş yerlerindeki makinalaşmanın artmasına yol açmış, bu durum iş kazaları ile meslek hastalıklarında artışlara neden olmuştur. Bu gelişme, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin daha etkili şekilde alınması gereğini ortaya çıkarmıştır.

4.İşveren, gözetme borcu gereği, çalıştırdığı işçileri, iş yerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için iş yerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır.

5.Anayasanın 17 nci maddesinde; "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz." hükmü getirilerek yaşama hakkı güvence altına alınmış, bu yasal güvencenin yaşama geçirilmesinde İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatında da işçilerin korunması, işin düzenlenmesi, iş güvenliği, sosyal düzen ve adaletin sağlanması düşüncesi ile koruyucu bir takım hükümler getirilmiştir.

6.818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinde; "İş sahibi, aktin özel halleri ve işin mahiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenilebileceği derecede çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icap eden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile, işçi birlikte ikamet etmekte ise sıhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur.

7.İş sahibinin yukarıdaki fıkra hükmüne aykırı hareketi neticesinde işçinin ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalanların bu yüzden uğradıkları zararlara karşı isteyebilecekleri tazminat dahi akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olur." hükmü düzenlenmiştir.

8.Kanun koyucu 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinin karşılığını 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesinin 2 nci fıkrasında düzenlemiştir.

9.Anılan fıkrada "İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli olan her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür." hükmü yer almaktadır. Bu fıkraya göre, işverenin, işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü öngörülmektedir. Burada işverenin özellikle iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü söz konusudur. Buna göre işveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen; deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve iş yerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür.

10.Aynı maddelere paralel olarak, 4857 sayılı İş Kanunu'nun "İşverenlerin ve İşçilerin Yükümlülükleri" kenar başlıklı 77 nci maddesinin 1 inci fıkrasında da benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu fıkraya göre "İşverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler."

11.Bundan başka işveren, mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer.

12.Bu önlemler konusunda işveren iş yerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer iş yerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten, çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. Işverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında, kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir.

13.Nitekim, günümüzde gelişen sanayi ve teknoloji karşısında yukarıda açıklanan hükümler yeterli görülmemiş, insan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, İş Kanununun 77 ve devamı bir kısım maddeler 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümlülüğünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.

14.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesine göre;

(1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup, bu çerçevede;

a) Mesleki risklerin önlenmesi eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b) İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c) Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.

ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğu göz önüne alır.

d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.

(2) İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.

(3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez.

(4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.

Aynı kanunun "Risklerden Korunma İlkeleri" kenar başlıklı 5 inci maddesine göre;

(1) İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler gözönünde bulundurulur.

a)Risklerden kaçınmak.

b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek.

c) Risklerde kaynağında mücadele etmek.

ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı çalışma şekli ve üretim metodlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek.

d) Teknik gelişmelere uyum sağlamak.

e) Tehlikeli olanı tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek.

f) Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek.

g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek.

ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek.

15.Yine 6331 sayılı Kanun "Risk Değerlendirmesi; Kontrol, Ölçüm ve Araştırma" karar başlıklı 10 uncu maddesinde şu hüküm düzenlenmiştir.

(1) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür. Risk değerlendirmesi yapılırken aşağıdaki hususlar dikkate alınır.

a) Belirli risklerden etkilenecek çalışanların durumu,

b) Kullanılacak iş ekipmanı ile kimyasal madde ve müstahzarların seçimi,

c) İşyerinin tertip ve düzeni,

ç) Genç, yaşlı, engelli, gebe veya emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren gruplar ile kadın çalışanların durumu,

  1. İşveren, yapılacak risk değerlendirmesi sonucu alınacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri ile kullanılması gereken koruyucu donanım veya ekipmanı belirler.

(3) İşyerinde uygulanacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, çalışma şekilleri ve üretim yöntemleri, çalışanların sağlık ve güvenlik yönünden korunma düzeyini yükseltecek ve işyerinin idari yapılanmasının her kademesinde uygulanabilir nitelikte olmalıdır.

(4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların yapılmasını sağlar.

16.Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümlülüğünün çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, "Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı bir takım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede işverenin anılan yükümlülüklerle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir. (HGK. 09/10/2013 tarih, 2013/21 102 Esas, 2013/1456 Karar)

17.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu işverenlerin yükümlülüklerini belirlerken aynı zamanda çalışanların da yükümlülüklerini belirlemiştir. Kanun'un 19 uncu maddesine göre;

(1) Çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşünmemekle yükümlüdür.

(2) Çalışanların, işveren tarafından verilen eğitim talimatları doğrultusunda yükümlülükleri şunlardır.

a) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek.

b) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak.

c) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek,

ç) Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile işbirliği yapmak.

d) Kendi görev alanında iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile işbirliği yapmak.

  1. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 63 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 69 uncu maddesinin dördüncü, beşinci ve altınca fıkraları, 77,78,79,80,81,83,84,85,86,87,88,89,95,105 ve geçici 2 nci maddeleri yürürlükten kaldırılmış, 4857 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan "İş Sağlığı ve güvenliği hükümleri saklı kalmak üzere" ifadesi ile 98 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan" 85 inci madde kapsamındaki işyerlerinde ise çalıştırılan her işçi için bin Yeni Türk Lirası" ifadesi metinden çıkartılmıştır.

19.Yine 6331 sayılı Kanun'un "Atıflar" kenar başlığını taşıyan geçici 1 inci maddesinde "(1) Diğer mevzuatta iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak 4857 sayılı Kanun'a yapılan atıflar bu kanuna yapılmış sayılır" hükmü düzenlenmiştir.

20.Yukarıda yapılan bu açıklamalardan sonra 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinin karşılığı olarak çağdaş yaklaşımla düzenlenen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesinin 2 nci fıkrasında; "İşveren, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlü" olacağı belirtilerek, İş Kanununun 77/1 inci maddesiyle bütünlük sağlandığı gibi 3 üncü fıkrasında; "İşverenin yukarıdaki hükümler dahil kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi" olduğu hükme bağlanmak suretiyle, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğun hukuki niteliği konusunda tartışmalar sona erdirilmiş, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan ölüme ve vücut bütünlüğünün zedelenmesine veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmininde sözleşmeden doğan sorumluluk hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.

21.4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci ve devamı maddelerini yürürlükten kaldıran 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u 4 ve 5 inci maddelerinde işverenin yükümlülüklerini, 19 uncu maddede de çalışanların yükümlülüklerinin çağdaş anlaşıyla daha ayrıntılı ve somut olarak ortaya koymuş ve kusur sorumluluğunun sınırlarını kusursuz sorumluluğun sınırlarına yaklaştırmıştır.

22.6331 sayılı Kanun'un 4 ve 5 inci maddeleri ile buna uygun olarak çıkarılan iş sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri hükümleri işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.

23.Öte yandan objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştüremez. Çünkü, bazı istisnalar dışında işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Ancak Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesi, Anayasa ve 6331 sayılı Kanun hükümleri objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu ilkesi gereğince işverenin sorumluluğunu oldukça genişletmiştir.

24.Öte yandan işvereni, zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluktan kurtaracak olan durum, eylem ile meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet rabıtasının kesilmesidir. Kusursuz sorumlulukta olduğu gibi kusur sorumluluğunda da illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebilir. Uygun illiyet bağının kesildiğinin ispatı halinde, işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. (HGK, 20/03/2013 tarih, 2012/21 1121 Esas, 2013/386 Karar)

25.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; davacının olay günü tarak makinesinin temizliği için makineye basınçlı hava tutarken gözünün kararması üzerine sağ kolunu makineye uzatması üzerine makinenin sağ kolunu kapması neticesinde sağ kolundan yaralanarak iş kazası geçirdiği anlaşılmıştır. İş bu dava dosyası kapsamında üç farklı heyetten kusur raporu alındığı, 06.05.2015 tarihli ilk kusur raporunda davalı işveren şirketin %30, davalı ...'in kusursuz, dava harici şirket ustabaşı ...'un %10, davacının %60 kusurlu olduğunun belirtildiği, 03.04.2016 tarihli ikinci kusur raporunda davalı işveren şirketin %35, davalı ...'in %30, dava harici şirket ustabaşı ...'un % 5, davacının %30 kusurlu olduğunun belirtildiği, 21.01.2020 tarihli üçüncü kusur raporunda davalı işveren şirketin, davalı ...'in, dava harici şirket ustabaşı ...'un ve işletme müdürü ...'ın müştereken % 70, davacının %30 kusurlu olduğunun belirtildiği mahkemece üçüncü kusur raporuna itibar edilerek karar verildiği anlaşılmıştır.

  1. Aynı olayla ilgili Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/174 esasında görülen ceza dava dosyasında mahkemece verilen karara göre sanık ...'in doğrudan, sanık ...'ın dolaylı, katılan'ın tali kusurlu olduğu kabul edilerek sabık Ayhan ve İbrahim'in cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.

  2. SGK müfettişi tarafından düzenlenen raporda davalı işveren şirketin %50, sigortalının %50 oranında kusurlu olduğu, SGK tarafından açılan Uşak 2. İş Mahkemesinin 2017/347 esasında görülen dava dosyasında hükme esas alınan ve birbirini doğrulayan her iki kusur raporunda da davalı işverenin %50 ve sigortalının %50 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir.

  3. Bu açıklamalar doğrultusunda; SGK müfettiş raporu ile SGK tarafından açılan rücu dava dosyasında aynı iş kazası olayıyla ilgili davalı işveren şirketin %50 ve davacı işçinin %50 kusurlu olduğunun tespit edilmiş olmasına karşın, iş bu temyize konu dava dosyasında davalıların ve dava harici sorumluların müştereken %70, davacı işçinin ise %30 oranında kusurlu olduğunun kabul edilmiş olması nedeniyle oluşan çelişkiyi gidermek, öte yandan davalı işveren şirketin işveren vekili olarak sorumlu olduğu iddia edilen davalı ... ile dava harici işletme müdürü ... ve dava harici şirket ustabaşı ...'un şahsi kusurlarının bulunup bulunmadıklarının tespiti açısından ceza dava dosyasında tespit edilen olguları gözetmek, bu kapsamda rücu ve ceza dava dosyasında belirlenen ve kesinleşen olgularla beraber iş bu dava dosyası kapsamında toplanan bilgi ve belgelere göre, işverenin yukarıdaki mevzuat hükümleriyle teknoloji kapsamında alması gereken tüm iş güvenliği tedbirlerini alıp almadığı, işçinin de alınan bu tedbirlere uygun davranıp davranmadığı hususunda kusur oran ve aidiyetlerinin tespiti açısından iş kazasının gerçekleştiği tekstil işyeri alanında uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak heyetten rapor almak, sonucuna göre davacı tarafça kararın temyiz edilmemiş olması nedeniyle temyiz eden davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözeterek (özellikle maddi tazminatın hesabında dikkate alınan hesap raporunda işlemiş/bilinen devre sonu tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerini rapora yansıtmadan belirlenecek) davacının maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında bir karar vermekten ibarettir.

29.Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

30.O hâlde, davalılar Payteks Deri Tekstil İnş Turz. Tan. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozma sebebine göre bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin hükmü kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Davalılardan Payteks Deri Tekstil İnş Turz. Tan. San ve Tic Ltd Şti ve ... vekilinin sair temyiz itiraları bu aşamada incelenmeksizin, temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

  3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

  4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davalılardan Payteks Deri Tekstil İnş. Turz. Tan. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... lehine takdir edilen 8.400 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsiline,

  5. Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesiderecebozulmasınakaldırmaortadankararları

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:07:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim