Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/13373
2023/494
19 Ocak 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2020/69 E., 2022/148 K.
DAVALILAR: 1 ...
vekili Avukat ...
2 ... Otomotiv ... Turizm San. Ltd. Şti.
vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ: 11.10.2013
KARAR: Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın, davacı vekili tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde yeniden davanın reddine karar verilmiş; bu kararın da bozulması üzerine verilen direnme kararının davacı vekili tarafından temyizi neticesinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.11.2019 gün, E.2016/10 1508, K. 2019/1170 sayılı kararıyla davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen değişik nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429 uncu maddesi gereğince bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Mahkemesi kararı davacı ve davalı kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 01.05.2004 tarihinden 25.07.2009 tarihine kadar davalı işveren yanında sigortasız olarak muavin görevi ile çalıştığını, çalıştığı süre zarfında devamlı sigortalı yapılmasını talep ettiğini, ancak her defasında hallederiz diye oyaladıklarını, 25.07.2009 tarihinde ise işe gittiğinde işine son verildiğinin söylendiğini beyanla müvekkilinin davalı işveren yanında 01.05.2004 ila 25.07.2009 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı işveren vekili, davacı ile birlikte 4 arkadaşının aynı iddialarla müvekkili şirket aleyhine hizmet tesbiti davası açtıklarını, şirket ve yöneticilerinin davacıyı tanımadıklarını, davacının sefer dönüşü sigortasının yapılmak üzere 22.07.2009 ila 24.07.2009 tarihleri arasında 3 gün çalışmasının bulunduğunu, beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Kurum vekili, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerine herhangi bir giriş ve çıkışının bulunmadığını, çalışmasının da bulunmadığını, sigorta kaydının da bulunmadığını, kurum kayıtlarına aykırı hususları kabül etmediklerini beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.06.2012 tarihli ve 2009/133 E., 2012/330 K. sayılı kararı ile davacının vermiş olduğu beyan ve feragatnamede işyerinde sadece 22.07.2009 24.07.2009 tarihleri arasında 3 gün süre ile çalıştığını beyan etmiştir. Bu davaya konu ettiği dönem 01.05.2004 tarihinden 25.07.2009 tarihine kadar olan dönem olup mahkememezin 2011/290 sayılı dosyasında ise ... turizm karşı açtığı davada 01.06.2009 08.05.2011 tarihleri arasını dava etmiştir. Davacı her iki dosyada talepleri arasında arasında çelişki yaratmış olup bu husus davacının iddiaları konusunda mahkememizde şüphe uyandırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
- İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 12.09.2013 tarih ve E.2012/16483, K.2013/15977 sayılı kararında; re'sen araştırma ilkesi uyarınca, Mahkemece; davalı işyerinin şehirlerarası yolcu taşımacılığı üzerine kurulu olduğu da gözetilmek suretiyle, ihtilaf konusu dönemde davalı şirket adına kayıtlı araç sayısının ne kadar olduğu, plakalarına göre terminalden giriş–çıkış tarihleri ve sefer için gidilen iller, sefer sayısı ve gidilen mesafeye göre gerekli olan muavin ihtiyacı araştırılarak belirlenmeli, işyerinden başkaca muavin olarak çalışmaları bildirilmiş kişilerin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, davalı işyerinden muavin olarak bildirilmiş kişiler bulunmuyorsa, 06.09.2010 tarihli sosyal güvenlik kontrol memuru raporuna göre, davalı işyerinde sigortasız işçi çalıştırıldığının tespiti, yine aynı işverene karşı çok sayıda benzer davanın açıldığı da gözetildiğinde, bu işlerin kimler tarafından, ne şekilde yapıldığı üzerinde durulmalı; ilgili ticaret odasından kapasite raporu sorulmalı; kapasite, üretim adedi, ciro, benzin tüketimi ve makine parkına göre işyerinde çalışması gereken sigortalı sayısı gerektiğinde, şehirlerarası yolcu taşımacılığı işlerinde uzman mühendis, mali müşavir ve hukukçudan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınarak belirlenmeli; işverene karşı açtığı davası bulunmayan ve ihtilaflı dönemin tamamında bildirimi ve çalışması bulunan bordro tanıkları varsa re'sen tespit edilerek, beyanlarına başvurulmalı, bozma öncesi dinlenen tarafların gösterdikleri tanık beyanları arasındaki çalışma iddiasına ilişkin çelişkiler giderilmeli; bozmadan önce yeminli olarak dinlenen davacı–bordro tanığı ...'ın mahkemeye hitaben sonradan verdiği 28.06.2011 havale tarihli dilekçesinde, davacının yönlendirmesi ve işverene duyduğu husumet sonucu davacının lehinde beyanda bulunduğunu, ancak davacının çalışmalarına yönelik herhangi bir bilgisinin bulunmadığını beyan etmesi karşısında, ... yeniden mahkemeye çağrılarak, beyanının aksine dilekçe vermesinin nedeni sorularak, aradaki çelişki giderilmeli, anılan tanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 272 nci maddesi gereğince "Yalan Tanıklık" suçundan açılan herhangi bir ceza davasının bulunup bulunmadığı araştırılmalı; varsa, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyası celbedilmeli ve işçilik alacakları davasında dinlenen tanık anlatımları ile iş bu davada bilgi ve görgülerine başvurulan tanık beyanları karşılaştırılarak, varsa çelişkiler giderilmeli; ayrıntıları Hukuk Genel Kurulu'nun 29.06.2005 tarih ve 409/413 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, tanık beyanlarının inandırıcılığı üzerinde özellikle durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre isticvap olunmalı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli; davacının işverenin baskısı sonucu noter kanalıyla feragatname verdiği yönündeki iddiası araştırılarak, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Mevzuatının temel prensibi olan "işçinin korunması temel ilkesi" nden hareketle ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420 nci maddesi de gözetilerek feragatnamenin hukuki açıdan geçerliliği üzerinde durulmalı; ... 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/81 Esas sayılı dosyasına konu hırsızlık olayına ilişkin, olayın meydana geldiği tarihin tespitine yönelik belgeler getirtilmeli; ihtilaf konusu dönemde meydana gelen trafik kazalarında ilgili kolluk birimleri tarafından davacının tanık olarak beyanının alındığının belirtilmesi karşısında, kolluk tarafından istenen bilgilerin eksiksiz olarak verilerek, varsa alınan ifadelere ilişkin belgeler getirtilmeli; toplanan ve toplanacak delillerin sonucuna göre, çalışma iddiasının varlığı ispatlandığı takdirde, 01.01.1982 doğumlu olan davacı yönünden ihtilaf konusu dönemde askerlikte geçen sürelerin varlığı halinde bu süreler dışlanmalı; yine davacının dava dışı ... Turizm Oto A.Ş.'ye yönelik açtığı davada 01.06.2009–25.07.2009 tarihleri arasında geçen 55 günlük çakışan hizmet süresinin varlığı gözetilmeli; böylelikle, davacının fiili çalışmalarının varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, kesintili mi, sürekli mi olduğu, kısmi süreli mi (part time), yoksa tam süreli mi (full time) çalıştığı hiçbir kuşku ve duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenerek, davaya konu talep hakkında bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 16.06.2015 tarih ve E. 2013/522, K.2015/178 sayılı kararı ile bozma ilamında belirtilen tüm araştırmalar yapılmış olmakla bozma öncesinde ve sonrasında toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı işyerinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı yönünde her türlü şüpheden uzak, kesin ve net deliller elde edilemediğinden subut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
C. 2'nci Bozma Kararı
Dairenin 22.12.2015 tarih ve E.2015/20609, K.2015/22949 sayılı kararında; Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına rağmen, bozma ilamının belirtilen tüm hususlar yerine getirilmeksizin yazılı şekilde karar verildiği, bozma ilamında, ihtilaf konusu dönemde davalı şirket adına kayıtlı araç sayısının ne kadar olduğu, plakalarına göre terminalden giriş–çıkış tarihleri ve sefer için gidilen iller, sefer sayısı ve gidilen mesafeye göre gerekli olan muavin ihtiyacı araştırılarak belirlenmesi gerektiği belirtilmiş mahkemece bu husus sadece davalı şirketten sorulmuş olup, ... Şehirlerarası Otobüs Terminal işletmesinden sorularak araştırılması gerektiği ve buna göre davalı şirketin muavin ihtiyacı belirlenmesi gerektiği üzerinde durulmamıştır. İhtilaf konusu dönemde meydana gelen trafik kazalarında ilgili kolluk birimleri tarafından davacının tanık olarak beyanının alındığının belirtilmesi karşısında, kolluk tarafından istenen bilgilerin eksiksiz olarak verilerek, varsa alınan ifadelere ilişkin belgeler getirtilmeli; 06.09.2010 tarihli sosyal güvenlik kontrol memuru raporuna göre, davalı işyerinde sigortasız işçi çalıştırıldığının tespiti, yine aynı işverene karşı çok sayıda benzer davanın açıldığı da gözetildiğinde, bu işlerin kimler tarafından, ne şekilde yapıldığı üzerinde durulmalı; ilgili ticaret odasından kapasite raporu sorulmalı; kapasite, üretim adedi, ciro, benzin tüketimi ve makine parkına göre işyerinde çalışması gereken sigortalı sayısı gerektiğinde, şehirlerarası yolcu taşımacılığı işlerinde uzman mühendis, mali müşavir ve hukukçudan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınarak belirlenmeli; bilirkişi heyeti bulunamadığı takdirde bulunduğu yer mahkemesine talimat yazılmalı, bordo tanığı ...'ın adresinin yeniden araştırılarak beyanı alınmalı, toplanan ve toplanacak delillerin sonucuna göre, çalışma iddiasının varlığı ispatlandığı takdirde, yine davacının dava dışı ... Turizm Oto A.Ş.'ye yönelik açtığı davada 01.06.2009–25.07.2009 tarihleri arasında geçen 55 günlük çakışan hizmet süresinin varlığı gözetilmeli; böylelikle, davacının fiili çalışmalarının varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, kesintili mi, sürekli mi olduğu, kısmi süreli mi (part time), yoksa tam süreli mi (full time) çalıştığı hiçbir kuşku ve duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenerek, davaya konu talep hakkında bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 17.03.2016 tarih ve E. 2016/30, K.2016/93 sayılı kararı ile toplanan tüm deliller ve incelenen örnek dosyalardaki kararlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının dosyada bulunan noterden onaylı beyan ve feragatname başlıklı belgenin aksini ispatlar şekilde bildirim yapılan süreler dışında hizmet akti ile çalıştığına dair delil bulunmadığından ve ayrıca onaylanan kararlarda gözönüne alındığında hukuka duyulan güven ve özellikle kararlar arasındaki istikrar hususları birlikte değerlendirildiğinde davanın reddine ilişkin önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir.
E. 3'üncü Bozma Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.11.2019 gün, E.2016/10 1508, K. 2019/1170 sayılı kararıyla; "Somut olayda, davacı vekili, müvekkilinin davalı işverene ait iş yerinde 01.05.2004 25.07.2009 tarihleri arasında muavin olarak kesintisiz çalıştığını, buna rağmen davalı işveren tarafından hizmetlerinin bildirilmediğini ileri sürerek belirtilen tarihler arasında kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı işveren ise davacının 22.07.2009 24.07.2009 tarihleri arasında üç gün çalıştığını, bunun dışında çalışmasının olmadığını savunmuştur.
Yargılama aşamasında davacı vekilince mahkemeye sunulan muhtelif tarihli dilekçelerde, davacının muavinlik yaptığı sırada meydana gelen trafik kazalarında tanık olarak ifadesinin alındığı belirtilerek, bu hususta Tarsus İlçe Jandarma Komutanlığı, Ahiboz Jandarma Komutanlığı, Adana/Ceyhan İlçe Jandarma Komutanlığı ile ... Terminal Jandarma Komutanlıklarına müzekkere yazılarak ifade tutanaklarının istenilmesi talep etmiştir. Mahkemece bu yönde yazılan müzekkerelere karşı ... Terminal Jandarma Komutanlığınca cevabi yazı gönderildiği, Ceyhan İlçe Jandarma Komutanlığından Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma numarasına ihtiyaç duyulduğu şeklinde cevap verildiği, diğer Komutanlıkların yazı cevaplarına ise dosya kapsamında rastlanılmadığı gibi yazılan müzekkerelerin akıbetinin mahkemece araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, mahkemece uyuşmazlık konusu dönemde davalı şirket adına kayıtlı araç sayısı, plakalara göre terminalden giriş çıkış tarihleri, sefer için gidilen iller, sefer sayısı ve gidilen mesafeye göre gerekli olan muavin ihtiyacının araştırılması hususları sadece davalı şirketten sorulmuş, muavin ihtiyacının belirlenmesi noktasında ... Şehirlerarası Otobüs Terminal İşletmesinden gerekli araştırma yapılmamıştır.
Öte yandan, dosya içeriğine göre gerek iş yerinde çalışması gereken sigortalı sayısına yönelik, gerekse bordro tanığı ...’ın adresinin tespiti hususlarında da bozma kararında belirtildiği şekilde mahkemece yapılan araştırma yeterli görülmemiştir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında, uyuşmazlık konusu olan dönem yönünden bozma kararında açıklandığı şekilde araştırma yapılmalı, çalışma iddiasının varlığı ispatlandığı takdirde davacının dava dışı şirkette geçen çakışan hizmet süresinin varlığı gözetilmeli, çalışma süreleri ile şekli duraksamaya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmeli, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Diğer taraftan, bozma kararında yer alan ve “kapasite, üretim adedi, ciro, benzin tüketimi ve makine parkına göre işyerinde çalışması gereken sigortalı sayısı gerektiğinde, şehirlerarası yolcu taşımacılığı işlerinde uzman mühendis, mali müşavir ve hukukçudan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınarak belirlenmeli…” ifadesinde geçen “hukukçu” ibaresine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) bilirkişi incelemesine yönelik düzenlemesi karşısında hatalı olarak yer verilip verilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
6100 sayılı HMK’nın 266/1 nci maddesinde bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller düzenlenmiştir. Buna göre;
“Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.”
Bu durumda, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağına dair hüküm uyarınca, bozma kararında geçen “hukukçu” ifadesinin bozma kararından çıkarılmasına karar verilmiştir.
Şu hâlde direnme kararı yukarıda yazılı değişik gerekçe ile yerinde değildir." gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, tanık beyanlarında görüleceği üzere talep konusu dönemde tam süre ile çalıştığını, müvekkilin iradesinin sakatlanarak, yeniden işe alınıp geçmişe dönük sigorta bildirimlerinin yapılacağı vaadiyle kandırılarak alınan ... 3. Noterliği'nin 23984 yevmiye numaralı beyan ve feragatname başlıklı evrakta dahi müvekkilin son çalışma tarihinin 24.07.2009 olduğu ve iş bu beyan ve feragatname başlıklı evrakın davalılardan ... Otomotiv ... Turizm tarafından dosyaya ibraz edildiği, aynı davalının bu evrak üzerinden davanın reddini defalarca talep ettiğini, davalının da bir anlamda müvekkilin 24.07.2009 tarihine kadar çalıştığını ikrar ettiği, bu durumda zaten ilk derece mahkemesince tespit edilen son çalışma olan 01.09.2008 tarihinin hatalı olduğunu; ilk çalışma tarihinin 08.06.2007 olduğu yönündeki tespitinin de hatalı ve hatta varsayımsal olduğunu, dinlenen tanıkların hemen hepsinin müvekkilin farklı otobüslerde de olsa 2004 yılından 2009 yılına kadar davalılardan ... Otomotiv ... Turizm'de muavin olarak aralıksız çalıştığını beyan ettiklerini, gerek tanık beyanlarından gerek ise ilgili kurumlardan gelen yazı cevaplarında, davalı şirketin 50'ye yakın şehirler arası seyahate yönelik otobüsünün olduğu, her otobüste en az 2 şoför ve en az 1 muavinin görev yaptığı ancak davada konu ettiğimiz dönemde davalı şirketin sadece 50 tane sigortalı çalışanının olduğu, bunların bir kısmının ise terminal binasında ya da şirket içerisinde sefer çıkmayan çalışanlar olduğunun dosya içerisinde sabit olduğunu, tüm bu veriler ve tanık beyanları göz önünde bulundurulduğunda müvekkilin davalı şirkette ilk işe başlama tarihinin gerekçeli kararda belirtilen tarihten çok daha önce olduğu tereddüte mahal vermeyecek bir şekilde ispatlandığını, bozma gereklerinin yerine getirilmediğini beyanla davanın kabulünü ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
SGK Başkanlığı vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu (5510 sayılı Kanun’un m. 86/9.) maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
6100 sayılı HMK m. 119/1 e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.
HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1 e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.
Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
- Değerlendirme
1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, davacının 2007 tarihinden itibaren çalıştığına yönelik karar verilmiş ise de yapılan araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacının, trafik kazalarında beyanlarının alındığına yönelik araştırmanın sonuçlandırılmadığı, bordro tanıklarının tamamının dinlenilmediği görülmekle; Mahkemece davacıya davasını somutlaştırması yükümlülüğü kapsamında 2004 2009 döneminde çalıştığı otobüslerin plakaları ve şoförlerinin isimleri sorulmalı, çalışmalarına delil olarak gösterdiği ve beyanının olduğunu iddia ettiği trafik kazalarının hangi tarihlerde, hangi il/ilçe ve mevkiilerde meydana geldiği sorulmalı, bu bilgilere göre araç plakası, şoförü, kaza tarihi belirtilmek suretiyle bu trafik kazalarına yönelik tutanaklar ilgili Emniyet birimlerinden, dava açıldıysa Mahkemeden sorulmalı, iddia edildiği gibi davacının çalıştığı otobüs şoförleri kuruma bildirilmişse bordro tanığı olarak, bildirilmediyse resen tanık olarak dinlenilmeli, çalışmaları ile ilgili ayrıntılı beyanları alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
19.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:43:46