Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/8287

Karar No

2023/4644

Karar Tarihi

2 Mayıs 2023

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI: 2021/146 E., 2021/235 K.

KARAR: Ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davacı vekili dava dilekçesi ile; kazalı sigortalının 09.11.2014 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili 31.10.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 166.252,40 TL ye çıkarmıştır.

3.Davacı vekili ek dava ile 27.266,92 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. CEVAP

1.Davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı iş kazası geçirdiğini iddia ederek maddi manevi tazminat davası açtığını, ancak iş davalarına bakmakla görevli olan mahkeme kanun gereği Asliye Hukuk Mahkemeleri değil, İş Mahkemeleri olduğunu her ne kadar mahkemenin bulunduğu Şebinkarahisar ilçesinde iş mahkemesi bulunmasa da davanın iş mahkemesi sıfatıyla açılması gerektiğini, Asliye Hukuk Mahkemeleri ile İş Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olduğundan iş bu davanın öncelikle görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini, davacı geçirdiği kaza dolayısıyla uğramış olduğu zarardan asıl işveren olduğu gerekçesi ile müvekkil şirketlerinde sorumlu olduğunu düşündüğünü, ancak iş kazası geçirdiği iddia edilen davacı, ... Elektrik Ltd. Şti. nin çalışanı olduğunu, ... Elektrik Ltd. Şti. ile müvekkil şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, asıl işveren alt işveren ilişkisinden bahsedilebilmek için belirli işin bir bölümün başkasına verilip diğer bölümünü kendi çalıştırdığı işçilerle bizzat yapılması gerektiğini, oysa müvekkil şirketleri sayaç okuma ve bildirim/fatura tebliğ işlemlerini diğer davalı ... Ltd. Şti.'ne işin bölünmesi sureti ile ihale ettiğini, iş devrini ihale yoluyla işe bölerek yaptıran müvekkili şirketin işin bu bölümünde bizzat işçi çalıştırmadığını, bu bakımdan müvekkil şirketlerinin asıl işveren sıfatı bulunmadığını, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1995 tarih ve 1995/9 273 esas, 1995/548 karar sayılı kararında diğer bir ifade ile belirli işin bir bölümünü başkasına verip, diğer bölümü kendi çalıştırdığı işçilerle, bizzat yapan bir kişi asıl işveren durumunda olduğunu, kendisi işin bir bölümünde bizzat işçi çalıştırmayıp işi bölerek ihale suretiyle muhtelif kişilere veren iş sahibi ihale makamı İş Kanunu 1/son anlamında asıl işveren olmadığı, diyerek işi bütünü ile ihale yoluyla devreden işverene husumet yöneltilmeyeceğini hüküm altına aldığını, buna göre müvekkil şirketleri il ediğer davalı ... Elektrik Ltd. Şti. arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi mevcut olmayıp, müvekkil şirketin sorumluluğu düşünülmeyeceğini, bir an olsun müvekkil şirketi ile diğer davalı ... Elektrik Ltd. Şti. arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin varolduğunu düşünerek bile asıl işverenin iş kazası dolayısıyla sorumluluğu 4587 sayılı İş Kanunun'da kaldırılmış, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda ise asıl işveren sorumlu tutulmadığını, 4857 sayılı İş Kanunu'nda iş güvenliği ile ilgili hükümleri 30.12.2012 tarihinde yürürlükten kaldırıldığından ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda asıl işveren alt işveren ilişkisi düzenlenmediğinden artık iş güvenliği ile ilgili asıl işveren alt işveren ilişkisinden bahsedilemediğini ve asıl işveren alt işverenin personelinden sorumlu tutulamayacağı, asıl işveren alt işveren ilişkisi ve asıl işverenin alt işverenin işçilerine karşı sorumluluğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci maddesinde şu şekilde tanımlandığını, "bir iş verenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur" ancak iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili hükümler 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda yeniden düzenlendiğinden, 4857 sayılı İş Kanunu'nun iş güvenliği ile ilgili hükümleri 30.12.2012 tarihinde yürürlükten kaldırılmış dolayısıyla artık 4857 sayılı İş Kanunu'nun içinde iş güvenliği ile ilgili hüküm kalmadığını, bu yüzden 30.12.2012 tarihinden sonra iş güvenliği ile ilgili konularda asıl işveren alt işveren ilişkisini korumanın yasal dayanağı olmadığını, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda asıl işveren alt işveren ilişkisi düzenlemediğini, kendi çalışanı ile ilgili olarak her işverenin kendisini sorumlu tuttuğunu, kaldı ki ... Elektrik Ltd. Şti. ile müvekkili şirket arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinin yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları başlıklı 23 üncü maddesinde "Yüklenicinin çalışanları ile ilgili bildirimde bulunma, prim yatırma, iş yasasından ve ilgili mevzuattan kaynaklanan işçi haklarını hak sahibine teslim etme, iş güvenliği mevzuatına uyma bu konuda riskleri önleyecek gerekli tüm tedbirleri alma vb. yükümlülükleri yerine getirmek aslen kendi sorumluluğudur" şeklindeki düzenleme ile bu konudaki tüm sorumluluğu yüklenici diğer davalı ... Elektirik Ltd. Şti.de olduğu düzenlendiği, yine yüklenici ... Elktrik Ltd. Şti. ile imzalanan Teknik Şartnamenin 6.6 maddesinde "Yüklenici, elemanlarının çalışma esnasında can ve mal güvenliği açısından her türlü emniyet tedbirini alacaktır. Bu gibi hallerde doğabilecek kaza, zarar, ziyan ve kusurlu durumlardan yüklenici sorumludur" şeklindedir. Buna diğer davalı (yüklenici) ile imzalanan sözleşmeler kapsamında iş kazası dolayısıyla meydana gelecek her türlü zarar, ziyandan müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığı kararlaştırıldığı bu bakımdan da müvekili şirketin herhangi bir sorumluluk atfedilemeyeceği, ayrıca davacı sayaç okuma işi yapmakta olduğunu, davacının işi tehlike arz ettiği ve bu iş için herhangi bir yüksekliğe çıkmasına da gerek olmadığını davacının işi kapı kapı dolaşıp evlerin sayaçlarını okumak olduğunu davaya konu kaza, işçinin yolda düşmesi sonucu gerçekleştiğini, buna ne müvekkili, ne de diğer davalı ... Elktrik Ltd. Şti. nin tedbir alma, müdahale etme şansı olmadığını, söz konusu kaza tamamen davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, davacının kendi kusurundan dolayı kaza geçirmiş olması sebebiyle de müvekkili şirketin sorumlu tutulması mümkün olmadığını, bu olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi, işverenin her durumda bu kazadan sorumlu tutulması gerektirmekte olduğunu, Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında bir iş kazasından işverenin sorumlu olması için işverenin iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı veya ihtimal göstermesi sonucu kaza meydana gelmiş olacağını, diğer bir değişle oluşan kazadan sorumlu olabilmesi için işverenin kusurunun kanıtlanmış olması gerektiğini, nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 03.02.2010 tarih 2010/2136 esas, 2010/671 sayılı kararında iş bu davaya konu olaya benzer bir davada su taşımacılığı yapan davacı işçi, fark edemeyip asansör boşluğuna düşerek ölmüş ve sonrasında açılan maddi manevi tazminat davasında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kazadan sorumlu olabilmesi için işverenin kusurunun kanıtlanmış olması gerektiğini belirterek davalı işveren açısından davanın reddedilmesi gerektiğini hükmettiğini, davacı geçirmiş olduğu kaza dolayısıyla eğer herhangi bir zararı var ise SGK ya başvurusu üzerine 5510 sayılı Kanun kapsamında kendisine "sürekli iş göremezlik geliri" bağlandığını, davacının zararı SGK tarafından karşılanmakta olduğunu bu bakımdan da davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını bu haliyle de davanın reddi gerektiğini, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını bu bakımdan zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davanın zamanaşımı yönüyle reddini talep ettiğini, müvekkil şirkete ait işyeri kaza tarihi itibariyle ekte örneği sunulan 75642671 numaralı poliçe ile Axa Sigorta A.Ş.ne ihbarını talep ettiğini, yukarıda izah edilen nedenlerle usulsüz ve hukuki dayanaktan yoksun açılan mezkur davanın reddine karar verilmesini müvekkil şirket adına arz ve talep ettiğini, yukarıda açıklanan ve mahkemece resen gözetilecek nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın davaya bakmakla görevli mahkeme Ticaret Mahkemesi olduğundan görevsizlik nedeniyle reddini, bu mümkün görülmediği takdirde delillerin toplanması ile müvekkil şirketin sorumluluğu olmadığından esas bakımından reddini, ileride müvekkil şirket aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde rücu imkanının ileride müvekkil şirket aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde rücu imkanının olduğu Axa Sigorta Şirketine ihbarına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkili şirket adına talep etmiştir.

2.Davalı ... Elektrik İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; 18.03.2015 tarihli dava dilekçesi "... 09.11.2014 tarihinde izinli olduğu günde Şebinkarahisar İlçesi Gökçetaş Köyü'ne elektirik sayacı okumaya gittiği esnada sayaç okurken düştüğü iş kazası geçirmiş ve beli kırıldığını, bu kazadan sonra beline platin takıldığını, müvekki 90 gün istirahat almıştır" Kanun maddesi uyarınca işverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler işverenler iş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar" şeklinde aynen aktarılan beyanlardan da anlaşılacağı üzere davacı vekili, müvekkil ... Elektrik İnş.Taah. San. Tic. Ltd. Şti.'nin güvenlik tedbirlerini almadığı sebebiyle kusurlu olduğunu, olayın iş kazası olduğu beyanla tazminat talep ettiği, beyan ve talepler gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkil ... Elektrik İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti. ... İli, İlçe, Belde ve Köylerinin endeksörle endeks okuma işlerini yaptığını, yapılan iş özü itibariyle çalışanın elektrik sayacındaki verilerini el bilgisayarına aktarmasından ibaret olduğunu, yani işin özünde düşme veya benzeri riskler olmadığını, 09.11.2014 tarihinde meydana gelen olayda, davacının dikkatsiz ve tedbirsiz davranışları sonucu düşme olduğunu, daha açık bir ifadeyle davacı endeks okuma işini ifa için sayaç mahalline giderken bir duvardan atlamış ve düştüğünü olaya davacının olağan hayatına akışına duvardan atlamak aykırı davranışı sebep olduğunu, bu kapsamda müvekkilin kusurundan bahsedilemeyeceğini, müvekkili temel iş sağlığı ve iş güvenliği eğitimi çalışması, davacı bu eğitime katıldığını, bu durum eğitim katılım formu ve eğitimi veren mevlana OSGSB tarafından düzenlenen 01.02.2014 tarihli katılım belgesi ile sabit olduğunu, sözü edilen eğitim kapsamında genel konularda sağlık ve teknik konularda davacı eğitime tabi tutulduğunu dava dilekçesinde belirtilen iş sağlığı ve eğitiminin verilmediği şeklindeki iddia gerçeğe aykırı bir iddia olduğunu, ekte sunulan 01.02.2014 tarihli periyodik muayene formundan da anlaşılacağı üzere, davacının bedenen ve ruhen çalışmaya elverişli olduğu belli olduğunu bu haliyle davacının maddi tazminat talebinde bulunması yersiz olduğunu, davacı istirahatinin bitimi üzere işine devam etmeye başladığı, halen de çalıştığını, kazanın oluşumu akabinde de her tür giderler müvekkil ve Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılandığını, davacının maddi tazminat talebi ile neyi niçin istediği belli olmadığını, davacı, her ne kadar manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de manevi tazminatın kişinin eylem ve üzüntüsünü gidermek için hüküm altına alınabileceği bilinen bir husus olduğunu, bu haliyle normal yoldan yurümek yerine bilerek ve isteyerek yüksek bir yerden atlayıp düşen davacının manevi tazminat talebi traji komik bir talep olduğunu, keza davacı zenginleşme sayılabilecek miktarda manevi tazminat talebinde bulunduğunu, manevi tazminatın zenginleşme sebebi olamayacağı dikkate alındığında talebin yersiz olduğu görüldüğünü, arz edilen nedenlerden dolayı davanın reddi ile yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli ve 2015/54 Esas, 2020/61 Karar sayılı kararıyla;

A 2015/54 Esas sayılı asıl dava yönünden;

1 Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile; 166.252,40 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 09.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

2 Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile, 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 09.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

B Birleşen 2020/27 2020/41 E K sayılı dava yönünden;

3 Birleşen davanın kabulüne, 27.266,92 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 09.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Elektrik İnş. Taah. San ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 16.09.2020 tarihli ve 2020/627 E 2020/791 K

sayılı kararıyla; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzeni dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesi kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... Elektrik İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine

karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Elektrik İnş. Taah. San ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Dairemizin 29.06.2021 tarih ve 2020/11765 E. 2021/9131 K. sayılı ilamıyla; kazalı sigortalının, davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin elektrik abonelerinin sayaçlarını okumak ve fatura yazmak üzere diğer davalı ... Elektrik İnş. Taah. San. Tic. Ltd. şirketinin endeks okuma işçisi olarak görev yaptığı, bir aboneye ait olan, bahçe kapısı kapalı olan, evin sayacını okuyabilmek için odundan yapılmış bahçe çitinin üzerinden geçmek isterken, çitin kırılması sonucu düşerek belinden yaralandığı, bu olay nedeniyle % 35 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, SGK Başkanlığınca düzenlenen müfettiş raporunda olayın iş kazası olarak kabul edildiği, olayın meydana gelmesinde kazalının % 50 oranında, işverenin % 50 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece kusur bilirkişi raporu aldırıldığı, hükme esas alınan 20.11.2017 tarihli kusur bilirkişi raporunda olayın meydana gelmesinde davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş.nin kusursuz, kazalının % 40 oranında, davalı ... Elektrik İnş. Taah. San. Tic.Ltd.Şti.’nin % 60 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği ve ancak kusur oranlarında oluşan bu çelişkinin mahkemece giderilmediği gibi bahse konu raporlarda kusurun aidiyeti ve oranı hususlarının duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmadığı, bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak işin, hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporunun dosya kapsamına getirtilmesi verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilmesi suretiyle, tarafların kusurunun aidiyeti ve oranının hiç kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya konulması açısından olay tarihindeki iş güvenliği mevzuatı gözetilerek dosya kapsamında yer alan ve kusurun ağırlığının aidiyetini birbirinden farklı şekilde yorumlayan, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca düzenlenen müfettiş raporu ile dosyadaki kusur bilirkişi heyet raporu arasındaki çelişkiyi gidermek için, A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi heyetine dosyayı tevdi etmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek, maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında bir karar vermekten ibaret olduğu belirtilerek ilk derece mahkemesi bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekili tarafından 03.09.2021 tarihli dilekçe ile mahkeme dışında sulh olduklarını bu nedenle davadan feragat ettiklerini beyan eder dilekçe sunulduğu bu sebeple tüm alacak haklarından feragat ettikleri gereğinin yapılmasını arz ve talep ettikleri, davacı vekili tarafından imzalı olanak sunulan feragat dilekçesinin yasanın aradığı koşulları taşıdığı, feragat iradesini içerdiği, dilekçeyi sunan davacının kimlik tespitinin usulüne uygun şekilde yapıldığı görülmekle açılan davanın feragat nedeniyle reddine dair karar vermek gerektiği gerekçesiyle;

Davacı tarafın dosyamız arasına sulh anlaşması ve tüm alacaklarından feragat ettiğine dair 03.09.2021 havale tarihli dilekçe sunmuş oldukları görülmekle açılan davanın feragat nedeniyle reddine, karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B .Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz sebepleri olarak özetle; istinaf aşamasında davalılar ile yapılmış olan harici görüşmeye göre sulh olunduğunu, sulh neticesinde davayı sonuçlandırmış bulunduklarını, davacı müvekkili ve davalılar tarafından istinaf ve yargıtay aşamasında iş bu sulh sözleşmesinin dosyaya ibraz edilmediğini, dosyanın, yargıtay kararıyla bozulduktan sonra tarafınca sulh sözleşmesi ibraz edildiğini ve sulh sözleşmesine göre davadan feragat ettiklerini beyan etmiş bulunduklarını, yerel mahkemece sulh çerçevesinde davanın açılmamış sayılmasına karar verecekken davanın reddine karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, her ne kadar sulh çerçevesinde dava sonuçlanmışsa da yerel mahkeme tarafından davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalıların davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden dolayı davacı lehine vekalet ücreti hükmetmesi gerektiğini, ayrıca davacı müvekkil ve davalılar arasında görülen davanın ihtiyari dava arkadaşlığı olduğunu, lehilerine vekalet ücretine hükmedilecekse de ihtiyari dava arkadaşlığı dikkate alınarak her bir davalı aleyhine hükmedilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, sigortalının sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307 nci, 309 uncu, 310 uncu, 313 üncü, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

1.Davadan feragat, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307 ve devamı maddeleri uyarınca davayı sonuçlandıran usulü bir işlem olup, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğu belirtilmiştir. Davadan feragat davacının açmış olduğu davadaki sonucundan kısmen veya tamemen vazgeçmesidir. Feragat hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada yapılabilir. Feragat kayıtsız şartsız olmalıdır. Şarta bağlı feragat geçerli değildir.

2.Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 313 üncü madde ve devamındaki hükümlere göre; sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir. Yine 314 üncü maddeye göre sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Sulhun etkisine gelince; sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar vermektedir.

3.Somut olayda, davacı vekilince dosyaya ibraz edilen 01.09.2021 tarihli dilekçede taraflar arasında münakit ve sulh sözleşmesi niteliğindeki “ibraname” başlıklı protokole atıf yapılmak suretiyle davadan feragat edildiği beyan edilmiştir. Söz konusu 16.04.2020 tarihli protokol hükümlerinde ise davalı tarafından hakkın ödeneceği taahhüt edilmiş olup, davacı vekili de sulhe bağlı feragat etmiştir.

4.Mahkemece davacı vekilinin sulhe bağlı feragat ettiğinin anlaşılması karşısında; davacının işbu talebinin taraflar arasında yapılan sulh sözleşmesi kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

  1. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra mahkemece yapılacak iş, taraflar arasında yapılan ve sulh sözleşmesi niteliğindeki protokol hükümleri bir değerlendirmeye tabi tutularak bu kapsamda karar vermekten ibarettir.

6.Bozma nedenine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

  1. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararistinafcevaptemyizyargılamavı.kararımahkemesiosgsbderecebozulmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:12:07

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim