Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/3315
2023/4549
27 Nisan 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR: Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 14. İş Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülenKurum işleminin ve ödeme emrinin iptali ile itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye verilen direnme kararının Hukuk Genel Kurulu Kararı ile bozulması ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkiline vefat eden anne ve babasından dolayı talebine istinaden davalı Kurumca ölüm aylığı bağlandığını ancak boşandığı eşi ile birlikte yaşadığından bahisle aylıklarının kesilerek 22.10.2008 21.09.2013 tarihleri arasında ödenen aylıkların ve yapılan sağlık harcamalarının borç çıkarıldığını, borç bildirim belgesinin tebliği sonrasında davalı Kurum nezdinde yaptığı itirazın reddedildiğini, Kurum işleminin iptali için ... 3. İdare Mahkemesinde açılan davada mahkemece 06.06.2014 tarihli ve 2014/576 E., 2014/876 K. sayılı kararı ile 506 sayılı Kanun kapsamında bağlanan ölüm aylıkları ile ilgili uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin adli yargı olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi üzerine bu davanın açıldığını, müvekkilinin eşinden çekişmeli olarak boşandığını, eski eşin boşanmadan sonra Kemalpaşa’da bulunan yakınlarının yanına gittiğini, ikametgahını da oraya aldırdığını, müşterek çocukları görmek için zaman zaman müvekkilinin konutuna gelen eski eş ile birlikte yaşama durumunun söz konusu olmadığını, tarafların 02.10.2013 tarihinde yeniden evlendiğini, müvekkilinin Kuruma başvurarak aylığının kesilmesini talep ettiğini, ödeme emrinden de görüleceği üzere iadesi talep edilen ödemelerin bu tarihten önceki döneme ilişkin olduğunu ileri sürerek ölüm aylıklarının kesilmesine ve ödenen miktarların iadesine ilişkin Kurum işlemlerinin ve ödeme emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı Kurum vekili dava dilekçesinde; sosyal güvenlik denetmeni tarafından düzenlenen raporda davalının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının tespit edilmesi üzerine anne ve babasından dolayı aldığı ölüm aylıklarının kesilerek borç kaydedilen 22.10.2008 21.09.2013 tarihleri arasında ödenen 58.127,66TL aylık tutarı ile 2.895,78TL tedavi giderinin ve 18.119,59TL işlemiş faizin ödenmesi için davalıya tebligat yapıldığını, borç ödenmeyince ... 6. İcra Müdürlüğünün 2014/13674 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının da Kurum işleminin iptali istemiyle açtığı davanın hâlen derdest olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine ayrıca davanın davalının açtığı ... 14. İş Mahkemesindeki dava ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Birleşen dava davalısı ... vekili cevap dilekçesi sunmamış, yargılama sırasında davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi 11.04.2017 tarihli ve 2014/134 E., 2017/103 K. sayılı kararı ile; sosyal güvenlik denetmeninin yaptığı tespit ve değerlendirmelerin birbiriyle uyumlu olmadığı, kolluk araştırmasının dikkate alınmadığı, davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığına ilişkin tutanağın tek yanlı olarak hazırlandığı, medula kayıtlarının birlikte yaşama olgusunu gösteren tespit niteliğinde olmadığı, bu itibarla toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi 8.07.2018 tarihli ve 2017/1625 E., 2018/1307 K. sayılı kararı ile; sosyal güvenlik denetmeni tarafından düzenlenen araştırma ve inceleme raporunun, içeriğine yer verilen Hukuk Genel Kurulunun 11.09.2013 tarihli ve 2013/10 175 E., 2013/1075 K. sayılı kararında belirtilen niteliklere sahip olmadığı vurgulandıktan sonra ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi tekrar edilmiş ve sonuç olarak ilk derece mahkemesinin asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine; ayrıca asıl davada maktu vekâlet ücreti takdirine ilişkin kararının yerinde olduğu, öte yandan 5510 sayılı Kanun’un 88/18 inci maddesindeki hüküm nedeniyle Kurum aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığı ancak birleşen dava yönünden birleşen dava davalısı lehine istinaf dilekçesinde belirtilen miktar ve taleple bağlı kalınarak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilerek Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilip davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 20.12.2018 tarihli ve 2018/6335 E., 2018/9526 K. sayılı kararı ile;" Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 1999 yılında eşi...’den boşandığı, 02.10.2013 tarihinde yeniden eski eşiyle evlendiği, 1991 yılında vefat eden babası ...'ten ve annesi ...'ten dolayı 01.09.1999 tarihli talebine istinaden 14.12.1999 tarihli karar ile ölüm aylığı bağlandığı, Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından düzenlenen 29.07.2013 tarih 2013/BSÖ 014 Sayılı rapora göre davacı ve boşandığı eşinin birlikte yaşadıklarının tespit edildiği, bu rapora dayanılarak Kurumca 22.10.2008 21.09.2013 tarihleri arası ödenen aylık ve sağlık giderleri ve işleyen faizinin borç çıkarıldığı, denetmen raporunda davacının mernis adreslerinde yapılan denetimde komşuların birlikte yaşadıklarını ifade ettikleri ancak Mahkemede beyanlarını değiştirdikleri, seçim kayıtlarında davacının ve boşandığı eşinin adreslerinin 25.12.2008 tarihi öncesi aynı adres “...Mah. 2/9 Sok. Kapı:2 Da:l ...” olduğu, 26.12.2008 tarihinden sonra davacının adresinin “... Mah. 5219 Sok. Kapı:4 ... ...” ve boşandığı eşinin adresinin ise “... Mah. 1766 Sok. No:5 İç Kapı No:l ... ...”(kızının adresi) ve “... Paşa Mah. ... Reis Cad. No.159 /C ... ...”(burası anne babasının adresi) olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda; denetmen raporunun içeriği, tarafların denetimden hemen sonra yeniden evlenmiş olmaları, seçim kayıtlarında 2008 öncesi aynı adreste bulunmaları, bu tarihten sonra eşe ait adreslerin aslında akrabalara ait olması denetim sırasında dinlenen tanıkların haklı bir sebep olmadan mahkemede ifadelerini değiştirmeleri hususları birlikte değerlendirildiğinde davacı ve eşinin, boşandıkları süreçte de birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup, 5510 sayılı Kanun'un 59/2 inci maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksi ispat edilemediğinden, asıl davanın reddine , birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin27.03.2019 tarihli ve 2019/253 E., 2019/461 K. sayılı ilamı ile bozma ilamına ilamına uyulmayarak, önceki kararda direnilmesine dair verilen kararın davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine,
Hukuk Genel Kurulu'nun 18.05.2022 tarihli, 2019/(21)10 407 Esas, 2022/692 Karar sayılı kararı ile "...Somut olayda davacının eşinden ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.06.1999 tarihli ve 1999/253 E., 1999/538 K. sayılı kararı ile boşandığı, tarafların 1984, 1986, 1988 ve 1989 doğum tarihli üç kız ve bir erkek çocuklarının bulunduğu, davacının annesi ...'in 02.10.1986, babası ...'in 08.10.1991 tarihinde vefat ettiği, davacıya Kurum kayıtlarına 03.09.1999 tarihinde giren tahsis talebine istinaden annesinden dolayı 14.12.1999 tarihli karar ile 01.08.1999 tarihinden; 15.12.1999 tarihli karar ile de babasından dolayı 07.08.1999 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, Kurum kayıtlarına 2009 yılında giren isimsiz ve imzasız dilekçede davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı yönünde yapılan ihbar üzerine başlatılan denetim sonucu düzenlenen 29.07.2013 tarihli ve 2013/BZÖ/014 sayılı araştırma/soruşturma raporunda davacının ikamet adresi olan 5219 Sk. No:4 .../... adresinde boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı yönünde tespit yapıldığı, bu rapor kapsamında davacıya bağlanan ölüm aylıklarının kesilerek 22.10.2008 21.09.2013 tarihleri arasında yapılan aylık ödemeleri ile sağlık harcamalarının ayrıca 02.04.2014 tarihi itibariyle işlemiş faiz dahil olmak üzere borç kaydedilen 79.448,06TL'yi ödemesi için borç bildirim belgesi gönderildiği, davacının 05.02.2014 kayıt tarihli itirazının Kurumun 19.02.2014 tarihli yazısı ile reddedildiği, 25.09.2014 tarihinde ... 6. İcra Müdürlüğünün 2014/13674 sayılı dosyası ile hakkında ilamsız icra takibi başlatılan davacının itirazı nedeniyle takibin durduğu, bunun üzerine asıl ve birleşen davaların açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada getirtilen seçim kayıtlarına göre davacı ve boşandığı eşinin 25.12.2008 tarihine kadar adreslerinin aynı olduğu, eşin adresinin 26.12.2008 16.07.2011 tarihleri arasındaki dönemde ..., 17.07.2011 tarihinden sonraki dönemde ise ... Mah. 1776 Sk. Kapı No:5 Da:1 ...olarak kayıtlarda yer aldığı, davacının mernis adresinin 19.03.2007 tarihinden itibaren... , ..., eşin adresinin ise 23.03.2007 tarihinden itibaren anne ve babasına ait adres olduğu tespit edilen...Mah. ... Cad. No:159 İç Kapı No: C ...; 13.04.2011 tarihinden itibaren ise kızı ...'a ait olduğu belirlenen ...Mah. 1766 Sok. No:5 İç Kapı No: 1 ...olarak kayıtlı bulunduğu, taraflar adına kayıtlı elektrik ve su aboneliği bulunmadığı, ... İlçe Emniyet Müdürlüğünün 05.01.2015 tarihli üst yazısı ekindeki 30.12.2014 tarihli kolluk araştırma tutanağında 5219 Sok. No:4 ... adresinde davacının ikamet ettiği, eşinden 1999 yılında ayrıldığı, eşin özel günlerde çocuklarını ziyaret ettiği, Kemalpaşa İlçesinde yakınlarının yanında yaşadığı, tarafların 03.10.2014 tarihinde yeniden evlendikleri ve birlikte ikamet ettiklerinin belirtildiği, Kordon Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 08.08.2016 tarihli yazısı ekinde davacıya ait ilaçların alındığı eczanelerin adlarının ve kod numaralarının da yer aldığı ilaç reçete listelerinin gönderildiği, celbedilen hastane evrakında tarafların kayıtlı adreslerinin aynı olmadığı, medula kayıtlarının ise adres bilgisi içermediği, mahkemece bilgisine başvurulan davacı tanıklarından ...'nın boşandıktan sonra eşin kendilerine ait Kemalpaşa'daki çiftlikte yaşamaya başladığını ve bir araya gelmediklerini; ...'un eşin alkol problemi nedeniyle tarafların boşandığını, boşanmadan sonra eşin bazen kızının yanında bazen de Kemalpaşa'daki çiftlikte kaldığını beyan ettiği; sosyal güvenlik denetmenine verdiği ifadede 10 yıldır oturduğu adreste babasının sürekli yanında kaldığını, babasına ait evde ise annesinin yaşadığını, annesinin babasından nafaka talebinde bulunmadığını, babasının 1 yıldır yanında kaldığını, öncesinde Yeşilova'da dayısında ve bir süre de kirada kaldığını beyan eden tarafların kızı ...'ın mahkemedeki tanıklığında babasının uzun yıllar kendisinin yanında; bazen de Kemalpaşa'da bir arkadaşının yanına gittiğini, haftada 2 3 gün kendisinin evine geldiğini ve çamaşırlarını yıkadığını, geri kalan günler Kemalpaşa'ya gittiğini, annesinin oturduğu evin babasının üzerine olduğunu söylediği; yine denetmene verdiği ifadede 4 yıldır oturduğu apartmanda tarafların kızı ...'ı şahsen tanıdığını, 1766 Sk. No:4 D:1'de kendisi, eşi ve 2 çocuğuyla birlikte kaldığını, apartmanda eşinin ailesinin ikamet ettiğini, belirtilen adreste babasının ikamet etmediğini, babasının sürekli ikamet etmesi ve kalması durumunda bunu mutlaka bileceğini belirten tanık ...'ın mahkemede "....Ben 6 yıldan beri 1766 sokak no: 11 daire:1 de ikamet etmekteyim. Davacının kızı ile komşuyuz. Davacı ile aramızda 2 ev vardır. Davacının oturduğu apartmandası kayınvalidesi, eltisi ve görümcesi oturuyor. Davacı ile fazla samimiyetimiz yoktu. 1 yıldan beri samimiyiz. Denetmenler geldiğinde ve ... 'ın kaç kişi olarak evde oturduğunu sorduklarında eşi ve çocuğuyla olmak üzere 4 kişi oturduklarını söyledim. Birkaç gün sonra durumu ...'ye anlattığımda bana babasının da yanında oturduğunu, anne ve babasının ayrı olduklarını söyledi. Ben bu konuda tam bir bilgi sahibi olmadığım için babasının oturmadığını söylemiştim. Ben babasını ara sıra apartmana girerken görüyordum. Ancak hangi daireye girdiğini bilmiyorum. Bazen annesi de gelip gidiyordu. Ancak anne ve babasının birlikte apartmana giderken görmedim" şeklinde beyanda bulunduğu, denetmence alınan imzasız ifadesinde davacının eşi ile sürekli birlikte oturduğunu beyan eden ...'ın ise mahkemede davacının özel hayatı ile ilgili bilgisinin bulunmadığını, evli mi dul mu olduğunu bilmediğini, denetmene verdiği ifadeyi kesinlikle kabul etmediğini, böyle bir ifade vermediğini belirttiği, 04.11.2009 tarihli kolluk tutanağında ... sayılı adrese gidildiğinde kapıyı davacının açtığı, evde tek olduğunun görüldüğü,...'in kendisinin eski eşi olduğunu, 10 yıldır ayrı olduklarını ve bu adreste kendisinin ikamet ettiğini söylediği, ...sayılı adrese gidildiğinde ise adreste eşin anne ve babasının oturduğunun tespit edildiği hususlarına yer verildiği, davacının boşandığı eşi ile 02.10.2013 tarihinde yeniden evlendiği tespit edilmiştir. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının denetmen raporunun düzenlenmesinden hemen sonra eski eşi ile yeniden evlenmesi, 1999 yılında boşanan tarafların seçim kayıtlarındaki adreslerinin 25.12.2008 tarihine kadar aynı adres olması, bu tarihten sonraki eşe ait kayıtlı adreslerin esasında kızına ve anne babasına ait adresler olması, davacının ikamet ettiği evin eşi üzerine kayıtlı bulunması ve tanık ... ile ...'ın denetmene verdikleri imzalı beyanlar ile mahkemedeki beyanlarının birbirinden farklı ve çelişkili olması hususları karşısında davacı ile eşinin boşandıkları süreçte fiilen birlikte yaşamaya devam ettikleri, sosyal güvenlik denetmeni tarafından düzenlenen ve davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı yönünde tespit içeren tutanağın aksinin ispat edilemediği, bu nedenle asıl davanın reddi, birleşen davanın kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. " denilerek davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekilinin temyiz isteminin hukukî yarar yokluğundan reddine, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/2 nci maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararı üzerine,
Bölge Adliye Mahkemesi 02.11.2022 tarihli, 2022/2369 Esas, 2022/2215 Karar sayılı kararı ile "...Bozma ilamı içeriğindeki önerme ışığında yapılması gereken başkaca işlem bulunmadığından, bozma ilamı gereğince yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmesi gerekmiştir . " belirtilmiştir
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili, Kurum raporunun somut bir veriye dayanmadığını, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı yönünde tespit içeren denetmen raporunun aksinin toplanan deliller ile ispatlanıp ispatlanamadığı; buradan varılacak sonuca göre asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine mi yoksa asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne mi karar verilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 56 ıncı maddesinin 2 inci fıkrasıdır.
-
Değerlendirme
-
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle davacı birleşen dosya davalısı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıdaki yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan Vekili ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,27.04.2023 gününde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
-
Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın 1999 yılında eşinden boşanmıştır. Davacı kadına boşanma kararı verildikten sonra ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2013 yılında yapılan denetim sonrası fiili birliktelik nedeni ile 2008 2013 yılları için 5510 sayılı Kanun'un 56 ıncı maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır.
-
Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı Kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanun'un 5754 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik geçici 1 inci maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.
-
Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır.
-
Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken, onanması görüşüne katılınmamıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:13:25