Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/2646

Karar No

2023/4398

Karar Tarihi

25 Nisan 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2019/1778 E., 2019/1246 K.

HÜKÜM/KARAR: Davanın kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ: Uşak 2. İş Mahkemesi

SAYISI: 2015/28 E., 2017/46 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya direnilerek; davalıların istinaf başvurularının esastan reddine, davacıların istinaf başvurularının kabulü ile yeniden esas hakkında verilen karar neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca direnme kararı uygun bulunmakla davalılar vekillerinin Dairece incelenmeyen temyiz itirazlarının kamu düzenine yönelik olarak incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmekle, dosyadaki noksanların ikmali için dosya mahalline geri çevrildikten ve noksanların ikmali ile dosya Dairemize gönderilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin murisi ...'un 19.05.2008 tarihinde davalılardan ... ve Traverten San. Tic. Ltd. Şti. tarafından işletilen mermer ocağında çalışırken mermer bloğun üzerine devrilmesiyle iki mermer blok arasında kalarak yaşamını yitirdiğini, meydana gelen kazada murisin kusurunun bulunmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla murisin eşi davacı ... için 2.000 TL, çocukları ... ve ... için 500'er TL ile kaza tarihinde cenin olup 16.06.2008 tarihinde dünyaya gelen... için 500,00TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsilini talep etmiştir.

  1. Davacılar vekili 23.02.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini davacılardan ... için 175.209,55TL, Berivan Durğut için 45.319,53TL, ... için 19.039,41TL, ... için 2.405,28TL’ye yükseltmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkillerinin iş güvenliği mevzuatına aykırı davranışı bulunmadığını, kazanın meydana gelmesine kazazede işçinin dikkatsizliği ve kusurunun neden olduğunu, zararlandırıcı sigorta olayıyla ilgili Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Uşak İş Mahkemesinde açılan rücuen tazminat davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, kaza nedeniyle davacılara bağlanan gelirin peşin sermaye değeri ile müvekkili tarafından yapılan ödemenin maddi tazminat miktarından mahsubu ile maddi zarar tespit edildiği takdirde bundan hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 25.05.2017 tarihli ve 2015/28 E., 2017/46 K. sayılı kararı ile; kusur ve tazminat hesabına ilişkin bilirkişi raporları esas alınarak, meydana gelen kazada müteveffa ...'un %25, davalı işveren şirketin % 70, davalı şantiye şefi ...'nın %5 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ... için 175.209,55 TL, davacı Berivan için 45.319,53 TL, davacı ... için 19.039,41 TL, davacı ... için 2.405,28 TL maddi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından gerekçeli istinaf dilekçesi verildiği, davalılar vekili tarafından ise süresi içerisinde istinaf süre tutum dilekçesi verilmekle beraber, kararın tebliğinden itibaren süresi geçtikten sonra ise gerekçeli istinaf dilekçesi verilerek istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2018 tarihli ve 2017/1505 E., 2018/873 K. sayılı kararı ile; davalılar vekilinin başvurusu yönünden ilk derece mahkemesinin kısa kararını 25.05.2017 tarihinde taraf vekillerinin katıldığı duruşmada açıkladığı, davalılar vekilince 29.05.2017 tarihinde verilen süre tutum dilekçesinde kararın eksik inceleme sonucu verildiği, gerekçeli kararın tebliği sonrasında ayrıntılı istinaf dilekçesi verileceğinin belirtildiği, gerekçeli kararın 09.06.2017 tarihinde tebliğ edildiği ancak 20.07.2017 tarihinde yasal süre geçtikten sonra gerekçeli istinaf dilekçesi sunulduğu, kaldı ki eksik inceleme ile karar verilmediği, bu nedenle davalılar vekili tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 352.maddesi gereğince gerekçeli istinaf dilekçesi yasal süresinde sunulmadığından, süre tutum dilekçesinde de istinaf kanun yoluna başvuru sebepleri ile gerekçeleri gösterilmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine; davacılar vekilinin başvurusu yönünden ise dava konusu iş kazasının 19.05.2008 tarihinde meydana geldiği, dava ve ıslah dilekçelerinde maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilinin talep edildiği, mahkemece maddi tazminat isteminin tamamı için olay tarihi olan 19.05.2008 tarihinden itibaren ... hükmedilmesi gerekirken yanılgı ile dava ve ıslah edilen miktar ile ıslah tarihi gözetilerek faiz başlangıç tarihleri ile faiz türünün belirlenmesinin hatalı olduğu, bu yöndeki davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak faiz yönünden hüküm düzeltilerek yeniden karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 20.05.2019 tarihli ve 2018/6514 E., 2019/3874 K. sayılı ilamında özetle; “Somut olayda, davacı ve davalı vekillerinin süre tutum dilekçeleri ile süresi içerisinde yasa yoluna başvurdukları, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf incemesini yaptığı 31/05/2018 tarihi itibariyle dosya içerisinde bulunan ve davalılar veriline yerel mahkeme kararının tebliğinden itibaren makul süre içerisinde dosyaya sunulduğu anlaşılan, davalıların istinaf başvursunun gerekçelerini içeren 20/07/2017 tarihli dilekçesinin “hukuki dinlenilme hakkı” kapsamında incelenmek suretiyle, davalıların gerekçeli istinaf dilekçesindeki sebepler yönünden de bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalılar yönünden süre tutum dilekçesindeki sebeplerle bağlı olarak karar verilmesi hatalı olmuştur. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile 6100 sayılı HMK’nun 371/1 ç maddesi gereğince Karara etki eden yargılama eksiklikleri gözetilerek, bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır..” gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Direnilerek Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca istinaf incelemesinin kapsamının istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olduğu, re'sen gözetilecek hususların ise kamu düzenine aykırılık hallerinde söz konusu olacağı, istinafa konu karar tarihinde yürürlükte olan 5521 sayılı İş Mahkemleri Kanunu'nun (5521 sayılı Kanun) 8 inci maddesi uyarınca istinaf yoluna başvurma süresinin, karar yüze karşı verilmişse nihai kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmişse tebliği tarihinden itibaren sekiz gün olarak belirlendiği, HMK'nın 321 inci maddesi uyarınca kararın tefhiminde hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması gerektiği, hükmün tefhim edildiği kısa kararda hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanmamış olması durumunda istinaf süresinin gerekçeli kararın tebliği ile başlayacağı, yasal düzenlemeler dikkate alındığında istinaf sebeplerinin belirtildiği dilekçenin istinaf başvuru süresi içinde verilmesi gerektiği, süresinden sonra verilen dilekçelerde belirtilen sebeplerin dikkate alınamayacağı, somut olayda davalılar vekilinin yüzüne karşı tefhim edilen 25.05.2017 tarihli kısa karardan sonra 29.05.2017 tarihinde istinaf dilekçesinin süre tutum şeklinde verildiği, açık bir istinaf sebebi belirtilmediği öte yandan gerekçeli kararın 09.06.2017 tarihinde tebliğine rağmen sekiz günlük istinaf başvuru süresi içinde gerekçeli istinaf dilekçesi sunulmadığı, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama ve karar ile ilgili kamu düzenine aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek önceki kararda direnilmiştir.

C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

1.Direnme kararının davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 16.12.2019 tarih 2019/6607 E 2019/7818 K ilamıyla: 05.07.2012 gün ve 6352 sayılı Kanun ile 5521 sayılı Kanuna eklenen geçici 2 inci maddesi uyarınca yapılan incelemeye ve Dairemiz bozma ilamı gerekçesindeki açıklamalar gözetildiğinde Bölge Adliye mahkemesinin direnme kararı yerinde görülmediğinden talebin Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna iletilmesi gerektiğine karar verildiği anlaşılmıştır.

2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.03.2021 tarih ve 2020/(21)10 21 E 2021/300 K sayılı ilamında özetle; "İlk derece mahkemesi kararında hükme ilişkin tüm hususların gerekçeli karar ile birlikte açıklanmış olduğu, istinaf yoluna başvuru süresinin gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren başladığı, davalılar vekilinin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5521 sayılı Kanun’daki gerekçeli kararın tebliğinden itibaren sekiz günlük sürede istinaf nedenlerini belirtir dilekçe vermediği dikkate alındığında; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalılar vekilinin süresinden sonra sunduğu gerekçeli istinaf dilekçesine değer verilmeyerek HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı yönünden incelenmesi gerektiği belirtilerek verilen direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Ne var ki, Özel Daire Bölge Adliye Mahkemesi kararını istinaf yoluna başvuru süresi yönünden incelemiş, ancak davalılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2018 tarihli kararına yönelik temyiz itirazları ile temyiz aşamasında Özel dairece incelenmeyen temyiz itirazları kamu düzeni yönünden incelenmemiştir. Bu nedenle dosyanın bu hususlara yönelik inceleme yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesi gerekir." gerekçesiyle temyiz itirazlarının kamu düzenine yönelik olarak incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi kararı doğrultusunda gerekçeli istnaf dilekçelerinin değerlendirilmesi gerektiğini, SGK tarafından açılan Rücu Dava dosyasında müvekkili şirkete %50, diğer müvekkili gerçek kişiye %10 kusur verilmişken, bu dosyada esas alınan kusur raporuyla müvekkili şirkete %70, müvekkili gerçek kişiye %5 kusur verilmesi nedeniyle raporlar arasında çelişki oluştuğunu, ceza dosyasında müvekkili şirket yetkililerinin beraat ettiğini ve davacıların desteği sigortalının bağışlanamaz kusurlu olduğunu kabul edildiğini, davacı sigortalının eşine yapılan ödemenin dikkate alınması gerektiğini, bu ödemenin manevi tazminat davasında da tenzil edilmediği dikkate alınarak iş bu maddi tazminat isteminden tenzili gerektiğini, Kurum tarafından davacılara bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin eksik tenzil edilmiş olması nedeniyle 41.413,57 TL daha fazla hesap yapıldığını, ıslah ile arttırılan değerlere ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve 110 uncu maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 inci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55 inci maddesi ve iş kazası tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alındığında 818 sayılı Borçlar Kanun'un 332 ve 98 inci maddeleri ile uygulanma imkanı bulunan aynı Kanun'un 41, 42, 43, 44, 45 ve 47 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun'un 77 inci maddesidir.

  1. Değerlendirme

A) Davalılar vekilinin davacılardan..., ... ve ... lehine hükmedilen tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

  1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

  2. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 inci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ıncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

  3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

  4. Dosya içeriğine göre temyize konu Bölge Adliye Mahkemesinin 23.10.2019 tarihli kararında davacılardan Berivan Durğut lehine 45.319,53 TL, ... lehine 19.039,41 TL ve ... lehine 2.405,28 TL maddi tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır.

5.Bu açıklamalar doğrultusunda her bir tazminat isteminin Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

B) Davalılar vekilinin davacılardan ... lehine hükmedilen tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle istinaf başvurusunun gerekçelerini içeren dilekçenin süresinde ibraz edilmemesi nedeniyle kamu düzeni kapsamında yapılan temyiz incelemesi kapsamında davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir

  1. 6100 sayılı HMK’nun 297 inci maddesinde düzenlenen “Hükmün Kapsamı” içerisinde “1/b” bendinde “Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin” hükümde yer alması gerektiği belirtilmiştir.

  2. Somut olayda, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen "... ve Traverten San. Tic. Ltd. Şti.'nin" 25.10.2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesince yayımlanan ilana göre 08.10.2019 tarihinde ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil edilen 30.09.2019 tarihli genel kurul kararıyla nevi değiştirerek Anonim Şirkete dönüştüğü ve unvanını da "... Sanayi ve Ticaret A.Ş." olarak değiştirdiğinin anlaşılmasına göre anılan şirketin yen, unvanının karar başlığında belirtilmesi gerekirken, yanılgıya düşülerek eski unvanı belirtilmek suretiyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

  3. 6100 sayılı HMK'nun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323 üncü maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, bu madde içerisinde “Başvurma, karar ve ilam harçları yargılama gideri” kapsamında belirtilmiş, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326 ıncı maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerinin, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebileceği”, “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332 inci maddesinde ise; “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır.

  4. 492 sayılı Harçlar Kanun'un 15 inci maddesinde “Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.” 16/1 1.cümlesinde “Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır.” 28/1 a maddesinde “Karar ve İlam Harcı” düzenlenmiş olup “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.” Hükümleri yer almaktadır.

  5. Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 tarihli ve E. 2009/27, K. 2010/9 sayılı Kararında da belirtildiği üzere “Harç, idarece yapılan bir hizmetten yararlananlardan bu hizmet dolayısıyla alınan para, diğer bir deyimle verginin özel ve ayrık bir türüdür. Bu nedenle diğer harçlarda olduğu gibi, yargı harçlarında da kural; harcın, davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişi tarafından ödenmesidir. Ancak yargı yoluna başvurmak, başvuran kişiye bir harç yükümlülüğü yüklediği gibi, başvuranın haklı çıkması halinde bu yükümlülük yer değiştirmekte ve davada haksız çıkan tarafa yükletilmektedir. Bu nedenle nispi harca tabi davalarda, yargılama sonunda ödenecek harç miktarıyla birlikte, harcın gerçek sorumlusu da mahkeme kararıyla belirlenmektedir.”

  6. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, davacının davalılardan tazminat istemi hususunda teselsül hükümlerine dayanarak tahsil talebinde bulunduğu, mahkemece verilen kararda da bu husus gözetilerek davalıların tazminat alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına hükmedildiği, bu cümleden olarak hüküm ferileri hakkında da kararın niteliğine uygun olarak davalıların müteselsil sorumluluğuna hükmedildiği, böylece Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda da istinaf başvurusu reddolan davalıların tek bir karar ve ilam harcından müteselsilen sorumluluklarına hükmedilmesi gerekirken; davalıların aynı miktardaki karar ve ilam harcından ayrı ayrı sorumluluklarına hükmedilmesi hatalı olmuştur.

  7. O halde, davalılar vekilinin kamu düzeni kapsamında incelenme imkanı bulunan temyiz itirazları gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.

  8. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu kısımları düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR

  1. Davalılar vekilinin davacılardan..., ... ve ... lehine hükmedilen tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,

  2. Davalılar vekilinin davacılardan ... lehine hükmedilen tazminata yönelik sair temyiz itirazlarının reddi ile; ... Bölge Adliye Mahkemesinin 23/10/2019 tarih ve 2019/1778 E 2019/1246 K sayılı ilamının

a) Karar başlık ve içeriğinde yer alan "... ve Traverten San. Tic. Ltd. Şti." unvanlarının silinerek yerlerine " ... Sanayi ve Ticaret A.Ş." unvanı yazılmak,

b) Hüküm fıkrasının C bendinin 2 ve 3 nolu alt bentlerinin silinerek yerlerine

"2 Davalılar yönünden 16.529,22 TL istinaf karar harcı tayini ile davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den peşin alınan 4.133 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.396,22 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen, istinaf yoluna başvuru sırasında tahsil edilmediği anlaşılan 85,70 TL stinaf kanun yoluna başvurma harcının ise davalı ...'dan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına," ibareleri yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

  1. İstek hâlinde peşin alınan temyiz harçlarının davalılara iadesine,

  2. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadancevapistinafdüzeltilerekkararyargılamatemyizvı.kararımahkemesionanmasınareddinederecesonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:14:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim