Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/5107

Karar No

2023/4396

Karar Tarihi

1 Ocak 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/2835 E., 2022/236 K.

KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 8. İş Mahkemesi

SAYISI: 2017/129 E., 2021/460 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından süresi içerisinde murafaalı olarak temyiz edilmiş, davacılar vekili temyize cevap süresi içerisinde katılma yoluyla temyiz başvurusu talep etmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşıldığından duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra murafaa yapılmak üzere tayin olunan 14.02.2023 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ........geldi. Duruşmaya başlanarak, hazır olan avukatın beyanları alındıktan sonra 120 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile buna dayalı olarak Yargıtay Başkanlar Kurulu tarafından alınan 13.02.2023 tarihli karar gereğince duruşmanın 25.04.2023 Salı gününe talik edilmesine karar verilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ...... geldi. Davacılar adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır olan avukatın beyanı alındıktan sonra duruşmaya son verilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...’un davalı işyerinde çalışmaktayken 20.05.2009 tarihinde başına metal parça çarpması suretiyle meydana gelen iş kazasında yaralandığını, %100 malul ve başka birisinin sürekli bakımına muhtaç hale geldiğini, iş kazasında davalının kusurlu olduğunu, işyerinde sendikalı olarak çalıştığını, bordro ücretine ek olarak yılda 4 maaş ikramiye, bayram harçlığı, erzak yardımı, ayakkabı, yazlık kışlık elbise, ayda 2100 150 TL ek ücret ödenmekte olduğunu, işyerinde yemek ve servis bulunduğunu, davacının yaralanması nedeni ile diğer davacı eş ... ve kız ...’un büyük manevi zarara uğradığını belirterek davacı sigortalı Mehmet için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve kesin talep sonucu ilerinde belirlenmek üzere şimdilik 10.000 TL maddi (geçici iş göremezlik 1.000 TL, sürekli iş göremezlik 5.000 TL ve bakıcı gideri 4.000 TL) 1.200.000 TL manevi tazminatın, davacı eş için 200.000 TL davacı kız için 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, yargılamanın devamında sigortalı Mehmet lehine maddi tazminat istemi 1.170.626,26 TL'ye arttırılmıştır.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde davalının kusurunun bulunmadığını, iş kaza sontrasında kazalının tedavi masraflarının ödendiğini, maddi yardımda bulunulduğunu, iş sözleşmesi gereğince halen iş kazalıya ücretinin ödenmeye devam edildiğini, iş kazalının Toplu İş Sözleşmesinden yararlandığını, saatlik ücret ile çalıştığını, ... 2. İş Mahkemesi 2011/258 Esas sayılı dava sonucunda verilen karar gereğince 9.945,53 TL tedavi mastafları ile 23.788,16 TL. geçici iş göremezlik ödeneğinin SGK’ya ödenmesine karar verildiğini, iş kazalının iş kaza tarihi itibariyle saatlik ücretinin 9,22 TL olduğunu, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri talep hakkı bulunmadığını, maluliyet oranının belirlenmesi gerektiğini, talep olunan manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini ve davanın işveren mali mesuliyet sigorta poliçesi gereğince Axa Sigorta A.Ş.’ne ihbarını istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle;

1.Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu ile Adli Tıp Genel Kurulu raporlarının birbirini teyit etmesi nedeniyle davacının 20.05.2009 tarihli iş kazasına bağlı sürekli iş göremezliğinin %85 olduğu kabul edilmiştir.

  1. Dosya işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda da uzman bilirkişi heyetine tevdi edilerek, tarafların iddia ve savunmaları, itirazları ile dosya kapsamı değerlendirilerek, dava konusu olayda iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere kazalı işçinin uyup uymadığı hususlarının denetime elverir biçimde irdelenip maddi olgunun nasıl gerçekleştiğinin duraksama ve tereddüte meydan vermeyecek şekilde açıklanarak varsa taraflara izafe edilebilecek kusur ve oranlarının belirlenmesi ve yine kaçınılmazlığa dair bir tespitin yapılması halinde nedeni objektif kriterlere göre yeterince açıklanarak bilimsel ve teknik anlamda ayrıntılı ve gerekçeli kusur raporu düzenlenmesi istenilmiş, bilirkişi heyeti mahkememize sunduğu 10.08.2018 tarihli kök ve 18.12.2018 tarihli ek raporlarında (rapor içeriğinde yapılan açıklama ve gerekçelendirmeye göre) söz konusu kazanın gerçekleşmesinde davalı işverenin %100 davacının kusurunun bulunmadığı bildirilmiştir.

3.Davacının makine operatörü olduğu, dilme makinesinin arıza verdiği sırada makineden davacının kafasına metal parça isabet ederek yaralanarak iş kazası geçirdiği, davalının iş bu kaza nedeniyle %100 oranında kusurlu olduğu, dolayısıyla davacının geçirdiği iş kazasından sorumlu olduğu, davacının kaza tarihinde davacının net asgari ücretin 4,19208 katı üzerinden çalıştığı, davacının faydalandığı anlaşılan sosyal haklar olan yemek, yol vasıta, bayram harçlığı, yakacak, ücretli izin yardımı, çocuk yardımı, ikramiye (75 saat), sendika aidatı tenzil ilave edildiğinde aylık brüt ücretinin 2.990,00TL (aylık net 2.142,34TL) olduğu, asgari geçim indirimi ilave edildiğinde giydirilmiş net aylık ücretinin agi dahil 2.209,77TL olduğu, bu ücretin aynı dönem asgari ücretin 4,19208 katı olduğu anlaşılmakla, davacının kaza tarihinde aylık gelirinin asgari ücretin 4,19208 olduğunun kabulüne göre düzenlenen 18.02.2021 tarihli ek bilirkişi raporuna göre davacının sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağı 1.174,845,51 TL olarak tespit edilmiş taleple bağlı 1.170.626,26TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

  1. Rücu davası kapsamında geçici iş göremezlik ödemeleri toplamının 23.788,16 TL olarak belirlendiği hesap raporunda toplam geçici iş göremezlik zararları 22.059,07 TL olarak tespit edilmiş olmakla geçici iş göremezlik zararının olmadığı tespit edilmiştir.

  2. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile davacının geçirdiği iş kazası nedeniyle 4.000 TL bakıcı gideri talebinde bulunmuş ise de, bakıcı gideri talebi ispatlanamadığından iş bu talebin reddi cihetine gidilmiştir.

  3. İş kazası tarihi, iş kazasının gerçekleşme biçimi, iş kazasının meydana gelmesinde davacı kazalının müterafik kusuru, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, olayın oluş şekli, iş kazası tarihi, iş kazası nedeni ile meydana gelen maluliyet oranı, davacının işbu maluliyeti nedeni ile çektiği ve çekeceği üzüntü, ülkenin ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, 26.06.1966 gün 7/7 sayılı YİBK'da belirtilen ilkeler ve hak nesafet kuralları gözönünde tutularak kaza geçiren davacı ... için 180.000,00 TL; davacının eşi ... için 60.000,00 TL, davacının kızı ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın davacılarda bir tatmin duygusu yaratabileceği, olayı arzu edilen hale getirmeyeceği ve karşı tarafın mahvına yol açmayacağı sonuç ve inancına varılarak manevi tazminat talebinin de kabulü cihetine gidilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacılar vekili istinaf sebeplerinde özetle: maddi tazminat hesabında belli ya da ileride ortaya çıkacak olan hesap hataları, hesap tarzındaki değişiklik (TRH 2010 Ulusal Moralite Tablosuna göre hesaplama yapılacağına dair, Yüksek Mahkeme Kararlarındaki görüş değişikliği gibi), varsayım yanlışlıkları ve her türlü noksanlıklardan ötürü mahalli mahkemenin maddi tazminat ile ilgili kararına itiraz ettiklerini, tazminata esas alınan ücret unsurunda ve diğer unsurlarda meydana gelecek artış (zam, vergi düşürülmesi, tavan katsayısı değişikliği vs.) gibi değişiklikler nedeniyle zararın yeniden hesaplanmasını, bakıcı gideri talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili sigortalının çok genç yaşta geçirdiği işbu kaza sonucunda çok ağır bir maluliyete duçar olması; tedavi süresi boyunca çok büyük acılar çektiği, arka arkaya yüksek riskli ameliyatlar geçirdiği ve bu sürede tümüyle eşi ... tarafından bakıldığı, kazanın meydana gelmesinde ...'un kusursuz olduğu düşünüldüğünde, her ikisi bakımından hükmedilen manevi tazminat ile aynı acı ve travmaya duçar olan kızı ... için hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğundan kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

  1. Davalı vekili istinaf sebeplerinde özetle; SGK tarafından davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değeri konusunda hatalı değerlendirme yapıldığını, SGK' nın bildirdiği değerden daha düşük bir tutarın tenzil edildiğini, rücu dava dosyasının bekletici mesele yapılmadığını, kusur oranına itirazlarının karşılanmadığını, Maddi tazminat hesaplamalarında da (işlemiş dönem / pasif dönem vb) hatalar bulunduğunu, zamanaşımı def'inin hiç bir şekilde dikkate alınmadığını, davacı sigortalı, eş ve çocuk lehine hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle;

  1. Mahkemece hükme esas alınan 10.08.2018 tarihli kök ve 18.12.2018 tarihli ek kusur raporlarının, iş kazasının meydana geldiği alandan seçilen ve aynı zamanda işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı olan bilirkişiler tarafından ve kaza tarihi itibarıyla uygulanması gerekli 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ile ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlendikleri, gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli oldukları, kusur oranlarının dayanakları belirtilmek suretiyle tespit edildiği anlaşıldığından mahkemece “kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin % 100 oranında kusurlu bulunduklarının kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.

2.Somut olayda, maddi tazminat miktarının tespiti için alınan 17.01.2020 ve 18.02.2021 tarihli bilirkişi raporlarının, yasal düzenlemeler ile yerleşik yargısal kararlara uygun, gerekçeli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşıldığından davalının maddi tazminatın hesaplanmasına yönelik istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.

3.Somut olayda, dava konusu iş kazasının meydana geldiği tarihi ve maluliyetin kesinleştiği tarihler dikkate alındığında, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava ve ıslah tarihi itibariyle dolmamış olduğu, davalının istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

4.Tarafların kabul edilen kusur oranı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın oluş şekli, işgöremezlik oranı, olay tarihi dikkate alındığında yerel mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı dosya kapsamına uygun olduğundan tarafların buna ilişkin istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.

  1. Somut olayda, davacılar bakıcı giderine hükmedilmemesini istinafa taşımış iseler de, Adli Tıp Kurulu raporuna göre, davacı işçinin başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda bulunmadığının belirtilmesi karşısında, ilk derece mahkemesinin bu talebe ilişkin ret kararı yerindedir.

  2. Anılan sebeplerle tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1 b 1 inci maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; SGK tarafından davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değeri konusunda hatalı değerlendirme yapmış SGK'nın bildirdiği peşin sermaye değeri değil daha düşük bir tutarın mahsup edildiğini, maluliyete itirazlarımız neticesinde, davacının değişen malüliyet durumu nedeniyle, peşin sermaye değeri tespiti için müvekkil şirket tarafından, SGK ve davacı aleyhine ... 6.iş mahkemesi nezdinde açılan 2021/142 Esas sayılı dosyanın bekletici mesele yapılmamış olmasının hatalı olduğunu, davacının kıdemli ve işinin ehli olan deneyimli, bilgili bir çalışan olarak elektrik arızası meydana geldiğinde kendisi makineyi durdurmuş, bakım ekibini çağırmış ve makinayı onlara teslim ederek oradan uzaklaşmış ise de sonrasında bakım ekibinin "arıza giderildi" çağrısı olmaksızın kendi başına arızanın giderilip giderilmediğini öğrenmek makinanın bulunduğu bölgeye geldiği, bu esnada da makinadaki arıza ile ilgili test yapıldığından makinadan kopan parçanın davacıya isabet etmesi nedeniyle kusurlu olduğunu, maddi tazminat hesaplamalarında da (işlemiş dönem / pasif dönem vb) hatalar, usul ve yasaya aykırılıklar yapıldığını davacıya bilinen dönem boyunca ücretinin eksiksiz ödendiği dikkate alınmadığını, bilinen dönem bakımından gerçek ücretler değil asgari ücrete oranlama yapılmasının hatalı olduğunu, bilirkişinin pasif dönem hesabını yaparken, 10 yıllık dönem yerine 11 yıllık dönem üzerinden hesaplama yaptığını, zamanaşımı def'ininin hiç bir şekilde dikkate alınmadığını, manevi tazminat tutarları yüksek olduğunu eş ve çocuk, sigortalının maluliyet oranı %100 olmadığından doğrudan veya yansıma yolu ile manevi tazminat talep edemeyeceğinden bu davacılar yönünden istemin reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davacılar vekili katılma yoluyla temyiz başvurusunda özetle; İlk derece mahkemesince 18.02.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda ülkemize özgü ve güncel verileri içeren “TRH 2010” bakiye ömür tablosunun iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklı maddi tazminat davalarında da nazara alınması gerektiği halde, PMF 1931 bakiye ömür tablosunun uygulanmış olmasının hatalı olduğunu, olası hesap değişikliklerinin ve asgari ücret değişikliklerinin rapora yantısılması gerektiğini, bakıcı gideri bakımından; davacı ... genç yaşta çok ağır sonuçları olan kaza geçirmiş, SGK’ca %100 oranında sürekli iş göremezlik ve bakıma muhtaç olduğu belirlenmiş, dava sürecinde Adli Tıp Raporları (3.İhtisas ve ikinci Üst Kurul) sonucu maluliyet oranı %85’e indirilmiş olmakla beraber, uzun süre boyunca kendisine hastane içinde ve dışında karısı ... baktığı halde, baktığı bu süre boyunca bakıcı giderine (ATK İkinci Üst Kurul Raporunda iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği,bu süre içinde 2 (iki ay) ay süreyle başka birisinin bakımına gereksinim duyacağı belirtilmiş olmasına göre) hükmedilmemiş olması usul ve yasaya uygun değildir. Bu haklı talebimiz ile ilgili yargılama kademelerinde gerekli itirazlarımızı yapmamıza karşın, lehe karar verilmemiş olmasının usul ve yasaya, hakkaniyet ilkelerine aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatların az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemleri ile yakınlarının yansıma suretiyle manevi tazminata hak kazanıp kazanamadığına ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, ile aynı kanunun 110, 281 ve 366 delaletiyle uygulanma imkanı olan 348 inci maddeleri, kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri gözetilerek; 818 sayılı Borçlar Kanun'un 332 ve 98 inci maddeleri gereğince aynı kanunun 41, 42, 43, 44, 46 ve 47 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 18, 19, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi, manevi tazminat yönünden 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

  1. Değerlendirme

A. Davalı vekili ile davacılar vekilinin (katılma yoluyla) eş ... ve çocuk ... lehlerine hükmedilen manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

  1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Aynı Kanun'un HMK'nın 366 ncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 348/1 inci madde uyarınca, İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile iki haftalık süre içerisinde vereceği cevap dilekçesi ile temyiz yoluna başvurabilir. 348/2 nci maddesi uyarınca İstinaf yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir.

3.Dosya içeriğine göre davacı eş lehine 200.000,00 TL çocuk lehine 100.000 TL manevi tazminat talep edildiği, İlk Derece Mahkemesinin 18.03.2021 tarihli kararında eş lehine 60.000,00 TL çocuk lehine 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 14.02.2022 tarihli kararında davacılar ve davalı vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

  1. Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile davacı eş ve çocuk lehine hükmedilen manevi tazminatların kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalının bu kısma yönelik temyiz itirazlarının reddi gerektiği aynı zamanda davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazlarının da reddi gerektiğine karar vermek gerekmiştir.

B. Davalı vekili ile davacı vekilinin (katılma yoluyla) sigortalı ... lehine hükmedilen manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen sigortalı ... lehine manevi tazminat kararı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili ile katılma yoluyla temyiz başvurusunda bulunan davacı vekili tarafından ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

C. Davalı vekili ile davacı vekilinin (katılma yoluyla) sigortalı ... lehine hükmedilen maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ;

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle sürekli iş göremezlik oranı, kusur oranı ve bakıcı giderine ilişkin tespitlerin dosya kapsamı ile Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olması karşısında davalı ve katılma yoluyla temyiz başvurusunda bulunan davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

  1. Bilindiği üzere maddi tazminat alacağının saptanmasında, zarar ve tazminata doğrudan etkili olan sigortalının bakiye ömrü önem arz etmektedir. Bu kapsamda bakiye ömrün tespitinde (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin kabulüne göre; 1931 tarihli “PMF (Population Masculine et Feminine)” Fransız yaşam tablosundan yararlanılmakta ise de; Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin ortak çalışmalarıyla “TRH2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumunun 2012/32 sayılı Genelgesiyle de ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir.

  2. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda, Dairemizin kurum tarafından açılan rücu davalarında da istikrarlı bir şekilde uyguladığı üzere, ülkemize özgü ve güncel verileri içeren, “TRH 2010” tablosunun iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklı maddi tazminat davalarında da bakiye ömrün belirlenmesinde nazara alınması gerektiği açıktır. (Dairemizin 23.02.2021 tarih ve 2020/9717 E 2021/2003 K sayılı ilamı da bu yöndedir)

  3. Somut olayda hükme esas alınan hesap raporunda davacı itirazlarına karşın "TRH 2010" bakiye ömür tablosu yerine "PMF 1931" tablosunun esas alınması, aynı zamanda hesaba esas alınan bakiye ömür tablosuna göre davacının bakiye ömür süresinin 27 yıl 11 ay 17 gün olduğu kaza tarihinden itibaren bu süre işletildiğinde bakiye ömür sonunun 07.05.2037 tarihi olarak esas alınması gerekirken 31.12.2037 tarihine kadar hesap yapılması da hatalı olmuştur.

  4. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, davacı ...'un geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat alacağının tespitinde TRH 2010 bakiye ömür tablosunu esas almak, bakiye ömür tablosunda tespit edilecek süreyi kaza tarihine ekleyerek hesap yapmaktan ibarettir.

  5. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

  6. O halde, davacılar ve davalı vekilerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf istemlerinin esastan reddine ilişkin kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalı ve katılma yoluyla davacılar vekilinin davacılardan ... ve ... lehine hükmedilen manevi tazminata ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

2.a)Davalı ve katılma yoluyla davacılar vekilinin davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminata ilişkin hükme yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

b) Aşağıda dökümü yapılan harcın davacı ve davalının yatırdığı peşin harçlardan mahsubu ile fazla tahsil edilen harcın istem halinde ilgilisine iadesine,

  1. a) Davalı ve katılma yoluyla davacılar vekilinin davacı ... lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminata ilişin hükme yönelik temyiz istemi nedeniyle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

b) İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Davalı murafaada kendisini vekille temsil ettirmiş olması nedeniyle 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'tan tahsili ile davalıya verilmesine,

25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesionanmasınareddine“trh”derecebozulmasınaortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:47:50

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim