Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/2848
2023/4387
25 Nisan 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/4771 E., 2022/2697 K.
KARAR: Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 32. İş Mahkemesi
SAYISI: 2017/133 E., 2020/352 K.
Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: müteveffa ...'m 16.12.2016 tarihinde geçirdiği iş kazası sonrası ... ve çocuksuz olarak vefat ettiğini, ücretinin net 2.500,00 TL olduğunu, annesi ..., babası ..., 17.02.2006 doğumlu kardeşi ..., kardeşi ... ve ...'m destekten yoksun kaldıklarını iddia ederek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla müteveffanın mirasçılarının manevi tazminat taleplerinin kaza tarihinden işleyecek en yüksek faiz oranı ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada davalı işverenin kusuru olmadığını, müteveffanın asgari ücretle çalıştığını savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2020
tarihli ve 2017/133 Esas, 2020/352 Karar sayılı kararıyla;
A Maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile;
1 Davacı baba ... yönünden hesaplanan 82.515,58 TL'ye %40 oranında karineye dayalı makul indirim uygulanarak bulunan 49.509,34 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2 Davacı anne ... yönünden hesaplanan 187.026,86 TL'ye %40 oranında karineye dayalı makul indirim uygulanarak bulunan 112.216,11 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3 Davacı kardeşler ..., ... ve ... yönünden maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine,
B Manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile;
1 Davacı baba ... yönünden 40.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2 Davacı anne ... yönünden 40.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3 Davacı kardeş ... yönünden 10.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4 Davacı kardeş ... yönünden 10.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
5 Davacı kardeş ... yönünden 10.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacıların murisi ...’ın iş kazasında vefatı nedeniyle Yerel Mahkemesinde mirasçı anne baba ve kardeşleri adına açılan davada, Yerel Mahkemesi hesap/aktüerya bilirkişisinin maddi (destekten yoksun kalma) tazminatı yönündeki raporunu kabul etmesine rağmen ve davacı taraf olarak iş bu rapor doğrultusunda maddi tazminat yönündeki müddeabihi arttırmamıza rağmen iş bu maddi tazminat kalemi alacaklara %40 oranında indirim uygulamasının hakkaniyete aykırı olduğunu, yine manevi tazminat taleplerimizin de çok altında meblağa hükmedilmiş olduğunu, iş bu alacak kalemlerinin maddi tazminat kısmının bilirkişi raporlarındaki hesaplamaya aykırı olduğunu, aktüerya hesabı yapılırken işçinin kusur oranı %20 olarak değerlendirilerek %20 oranında zaten indirim yapılarak hesaplama yapıldığını, üstüne %40 oranında daha indirim yapılması hakkaniyete uygun olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; işe giriş bildirgesi ve SGK tahkikat dosyasından da anlaşılacağı üzere kazazede işçi Yıldırım Mukavva ve Ambalaj San. Tic. A.Ş.’nin işçisi olduğunu, SGK tarafından ... 3. İş Mahkemesi’nin 2019/114 E. sayılı dosyasıyla açılan rücu davası da Yıldırım Mukavva ve Ambalaj San. Tic. A.Ş. ye karşı açıldığını, isim benzerliği sebebiyle durum bu aşamaya kadar taraflarının ve mahkemenin gözünden kaçtığını, her iki şirketin de faal ve yargılama sonucu çıkacak miktarı karşılamaya muktedir şirketler olduğunu, ancak ortaklık yapılarının farklı ve davanın ihbar edildiği sorumluluk sigortasının Yıldırım Mukavva ve Ambalaj San. Tic.A.Ş adına olduğunu, bu nedenle husumetin düzeltilmemesi halinde şirketler ve sigorta şirketleri yönünden çeşitli karışıklıklar çıkabileceğini, tarafların husumet ehliyeti bulunup bulunmadığının re’sen gözetilmesi gereken bir durum olup her aşamada ileri sürülebileceğini, bu nedenle Yıldırım Mukavva ve Ambalaj san. tic. A.Ş hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilip istinaf taleplerimiz değerlendirildikten sonra hükmün Yıldırım Mukavva ve Ambalaj San. Tic. A.Ş. aleyhine kurulmasını talep zorunluluğu doğduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın husumetten reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; müteveffa ...'ın Yıldırım Mukavva ve Ambalaj San. Tic. A.Ş.'de 12.10.2016 16.12.2016 tarihleri arasında çalıştığı, forklift ile çalıştığı sırada aracın devrilmesi suretiyle 16.12.2016 tarihinde geçirdiği iş kazası sonrası ... ve çocuksuz olarak vefat ettiği, davalı, kazazede işçinin Yıldırım Mukavva ve Ambalaj San. Tic. A.Ş.’nin işçisi olduğunu, SGK tarafından ... 3. İş Mahkemesi’nin 2019/114 E. sayılı dosyasıyla açılan rücu davasının da Yıldırım Mukavva ve Ambalaj San. Tic. A.Ş. ye karşı açıldığını, tarafların husumet ehliyeti bulunup bulunmadığının re’sen gözetilmesi gereken bir durum olduğunu istinaf aşamasında iddia ile kararının kaldırılmasına ve davanın husumetten reddini istediğini, yargılama aşamasında davalı tarafın husumet itirazını ileri sürmediği, istinaf aşamasında ileri sürdüğü görülmekle, dairemizce ... Ticaret Odasından gerek Yıldırım Mukavva ve Ambalaj San. Tic. A.Ş. ve gerekse Yıldırım Oluklu Mukavva ve Ambalaj San. Tic. A.Ş.'nin sicil kayıtları çıkartılarak incelendiğinde, her iki şirketin iş adresinin aynı adres olduğu, Yönetim Kurulu Başkanlarının Mehmet YIldırım olduğu, iştigal alanlarının da aynı olduğu hususları nazara alındığında, şirketler arasında organik bağ bulunduğu, davaya konu uyuşmazlık ile ilgili alacaktan dolayı davalı şirketin sorumlu tutulmasının yerinde olduğu, davalı tarafın husumet itirazı ile ilgili istinaf iddiasının ise yerinde olmadığı, davacı tarafın istinaf iddiaları incelendiğinde, davacıların manevi tazminat ile ilgili istinaf iddialarının kısmen yerinde olduğu anlaşılmakla, dosya kapsamı ve belirtilen kriterler nazara alındığında, müteveffanın anne ve babası için ayrı ayrı 75.000,00 TL, diğer davacılar kardeşleri için ise yine ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olması nedeniyle taleplerin bu miktarlardan kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacı tarafın müteveffanın anne ve babası yönünden hükmedilen maddi tazminata hakkaniyet indirimi yapılamayacağı yönünde istinaf iddiasında bulunduğu, dosya incelendiğinde müteveffa ...'ın annesi ... ve babası ...'ın başka bir gelirinin bulunmadığı, müteveffanın ölümü sebebiyle, SGK'dan ölüm geliri bağlandığı, Yargıtay 21. HD'nin 2017/4468 Esas, 2019/898 Karar sayılı ilamında gelir bağlanmayan anne/baba için makul tazminata hükmedilmesi gerektiğinin belirtildiği, mahkemece hesaplanan maddi tazminat miktarlarında %40 oranındaki indirimin hatalı yapıldığı, davacı tarafın bu yöndeki istinaf iddiasının ise yerinde olduğu, bu halde de denetime müsait şekilde hazırlanan hesap bilirkişisi raporunda tespit edilen maddi tazminat miktarından indirim yapılmaması gerektiği, davalı tarafın kusur oranına itiraz ettiğinin görüldüğü, iş kazasına ilişkin düzenlenen SGK inceleme raporunda davalı işverenin %30 müteveffanın %40 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, Büyükçekmece Başsavcılığınca taksirle ölüme sebebiyet verme eylemi sebebiyle yapılan tahkikat sırasında düzenlenen bilirkişi raporunda ise şüpheli işveren tarafın asli kusurlu, müteveffanın ise tali kusurlu olduğu yolunda görüş belirtildiği, mahkemece iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olan bilirkişi heyetinden mütalaa istenildiği, düzenlenen raporda davalı işverenin %80, müteveffanın ise %20 oranında kusurlu olduğu yolunda görüş belirtildiği, itiraz üzerine ek rapor alındığı, ek raporda da kök raporun desteklendiği, 2. Bilirkişi heyetinden alınan raporda da kusur durumlarının aynı oranda mütalaa edildiği, raporların birbirini teyit ettiği, rücu dosyasının görüldüğü ... 3. İş Mahkemesinden 2019/114 Esas sayılı dosya için inceleme izni istenildiği, verilen izin üzerine dosyadaki belgelerin ve bilirkişi raporlarının incelendiği, kusur raporları arasında farklılık bulunduğu görülmekte olup dosyamızda inceleme yapan bilirkişi heyetlerinin raporda diğer raporların değerlendirmesini yaptığı ve dosya kapsamına göre mahkemece birbirini teyit eden bilirkişi raporlarındaki kusur oranlarına göre değerlendirme yapmasının da isabetli olduğu, bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı, davalı tarafın hesaplamaya esas alınan ücrete itirazda bulunduğu, davacı tarafın maaşın 2.500 TL olduğunu, davalının ise asgari ücret olduğunu ileri sürdüğü, dinlenilen davacı tanığının davacının ücretini ortalama olarak belirttiği davalı tanıklarının maaşa ilişkin beyanda bulunmadıkları, yapılan emsal ücret araştırmasında davacının alabileceği ücretin 3000 3500 TL arasında olabileceği bildirilmiş olmakla ve işin niteliği öngörülerek, emsal ücretin altında kalan davacı talebine göre hesaplama yapılması isabetli olduğundan bu yöndeki istinaf itirazının yerinde görülmediği gerekçesiyle;
A Davalı vekilinin istinaf istinaf başvurusunun esastan reddine,
B Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne,
C İlk Derece Mahkemesi kararının, H.M.K.'nın 353/1 b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
D Davanın kısmen kabul, kısmen reddine,
E Maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile;
1 Davacı baba ... yönünden hesaplanan 82.515,58 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
2 Davacı anne ... yönünden hesaplanan 187.026,86 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
3 Davacı kardeşler ..., ... ve ... yönünden maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine,
F Manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile;
4 Davacı baba ... yönünden 75.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
5 Davacı anne ... yönünden 75.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
6 Davacı kardeş ... yönünden 20.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
7 Davacı kardeş ... yönünden 20.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
8 Davacı kardeş ... yönünden 20.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
9 Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; olay tarihinde ... olan müteveffanın anne babasına fiilin destek olduğu bile ispatlanamamışken, ömür boyu destek olacağı mülahazasıyla hüküm kurulması bile hatalıyken, fiili destek ispatlanamadığından destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulü yönündeki kararın tümden ortadan kaldırılması gerekirken, istinaf mercii tarafından bir de hakkaniyet indiriminin ortadan kaldırılmasının ortaya hukuki bir durumun çıkmasına sebep olduğunu, istinaf mahkemesi tarafından hükmedilen manevi tazminat bedelinin fahiş olduğunu, müteveffanın işe giriş bildirgesi ve SGK tahkikat dosyasından da anlaşılacağı üzere kazazede işçi Yıldırım Mukavva ve Ambalaj San. Tic. A.Ş.’nin işçisi olduğunu, kusur oranı ve hesaplamalara esas alınan ücretle ilgili istinaf taleplerinin reddine karar verilmiş olmasının da hatalı olduğunu beyanla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının geçirdiği iş kazası sonucu vefat etmesi nedeniyle yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 51, 52, 53, 55, 56, 74, 332 ve 417 nci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 ncü maddeleri, 5510 sayılı Kanunun 13, 16, 19, 20 ve 21 nci Maddeleri ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6 4 sayılı Kararı, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi
-
Değerlendirme
-
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
-
Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
-
Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21 102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).
-
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
-
Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
-
Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21 1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
-
İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
-
Borçlar Kanunu 74 üncü (818 sayılı Borçlar Kanunu 53 üncü) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45 61) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.
-
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; müteveffa ...'ın Yıldırım Mukavva ve Ambalaj San. Tic.A.Ş de forklift ile çalıştığı sırada aracın devrilmesi suretiyle 16/12/2016 tarihinde geçirdiği iş kazası sonrası vefat ettiği, SGK Başkanlığı inceleme Raporu'nda; olayın iş kazası olduğunun, davalı işverenin %60, müteveffanın %40 oranında kusurlu olduğu kanaatinin belirtildiği, aynı olaya ilişkin olarak Kurum tarafından açılan rücu dava dosyasında hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda davalı işverenin %60, müteveffa sigortalının %40 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, eldeki dosyada mahkemece farklı heyetlerden aldırılan iki kusur bilirkişi raporunda da, olayın meydana gelmesinde davalı işverenin %80 oranında, müteveffa sigortalının %20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, anılan raporların makina mühendisi ve iş müfettişi olmak üzere ikili heyet tarafından düzenlendiği, mahkemece işbu raporların hükme esas alındığı ancak raporların oluşa uygun olmadığı gibi dosyada eldeki dosya ile çelişir nitelikte raporlar bulunduğu, bu çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır.
10.Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalının mirasçıları tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporlarını düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; tarafların somut verilere dayalı iş güvenliği açısından alması gereken önlemlerin neler olduğu, hangi önlemlerin alınıp; hangi önlemlerin alınmadığı, iş kazası olayının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, belirlenecek kusur oranını mahkemece hükme esas alınan 17.05.2019 tarihli hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak suretiyle alınacak raporu hükme esas almaktan ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da (özellikle davacı tarafın temyiz yoluna başvurrmadığının) gözeterek karar vermekten ibarettir.
11.Öte yandan, gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir.
12.Gerçek ücretin ise; öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
13.Somut olayda, müteveffa sigortalının sevkiyat elemanı olarak çalışmaktayken davaya konu iş kazasına uğradığı, hesap raporunda tanık beyanı ve Tümka İş Sendikası tarafından bildirilen emsal ücret araştırması neticesi göre asgari ücretin 2,12 katı üzerinden ücret elde ettiği varsayımlarına göre hesap yapıldığı, mahkemece iş bu rapora itibarla karar verilmiş ise de dosya kapsamından sendikalı olmadığı anlaşılan işçi lehine tanıkların ve Tümka İş Sendikası tarafından bildirilen emsal ücretin esas alınmasıyla birlikte hesaplama yapılması dosya kapsamına ve oluşa uygun olmamıştır.
14.Bu yöne ilişkin temyiz itirazları yönünden mahkemece yapılacak iş, müteveffa sigortalının yaptığı iş, yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle ilgili meslek odalarından, TÜİK ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nden bilinen devrede alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle ve özellikle dava dilekçesindeki taleple birlikte değerlendirip talebi aşmayacak şekilde gerçek ücreti tereddütsüz olarak belirlemek, usulü kazanılmış hakların gözetilmesi suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
15.Diğer taraftan, her ne kadar davacılar tarafından dava dilekçesinde Yıldırım Oluklu Mukavva ve Ambalaj San. Tic. A.Ş. davalı taraf olarak gösterilmiş ise de müteveffa sigortalının işvereninin Yıldırım Mukavva ve Ambalaj San. Tic. A.Ş. olduğu dosya kapsamından anlaşılmakla, hasımda yanılma olduğu ortadadır.
16.Yapılacak iş; işverenin Yıldırım Mukavva ve Ambalaj San. Tic. A.Ş. olduğunun kabulü ile davanın yöntemince Yıldırım Mukavva ve Ambalaj San. Tic. A.Ş.ye yöneltilmesi için davacılara süre verilerek davalı sıfatı ile davaya dahil edilmesi sağlandıktan sonra davalı tarafın da göstereceği tüm deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
17.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
- O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, ... Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesinin kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR: **
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
- Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oyçokluğuyla
25.04.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
I. Temel Uyuşmazlık:
-
Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık “iş kazası nedeni ile maddi tazminata esas kusurun belirlenmesi" yönünde davalının temyizi üzerine bozma kararı verildiğinde bozmadan sonra hesaplanacak ve hüküm altına alınacak tazminatı, önceki raporun ücrete esas katsayının asgari ücret oranlarındaki artış dikkate alınarak değiştirmemesinin davalı yararına lehine usulü kazanılmış hak olup olmayacağı, buna göre yeniden değerlemenin son karar tarihine yakın tazminata esas değerlere taşınıp taşınmayacağı” noktasında toplanmaktadır.
-
Kararın davalı tarafından temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile kararın bozulmasına karar verilmiş, ancak davacının temyiz etmediği vurgulanarak bilinen devrenin ileri çekilmemesi ve asgari ücret farklarının yansıtılmaması ayrıca gerekçe yapılmıştır.
II. Karşı oy gerekçesi:
-
Belirtmek gerekir ki Sayın ...’inde değindiği gibi “Yargıtay tarafından neredeyse mutlak olarak, doktrinde de ağırlıklı olarak kabul edilen usuli müktesep hak kavramının kanuni bir kurum olmadığını, yargı kararları ile kabul edildiğini ortaya koymak gerekir. Usuli müktesep hak, bugün neredeyse usuli her sorunda, her derde deva bir kurum olarak gündeme gelmekte, sadece kanun yolunda değil, yargılamanın farklı kesitlerinde kullanılmaktadır. Bu kurumun kabul edilebilirliğinin tartışması bir yana, bu kadar geniş bir uygulama alanı bulması doğru değildir. Ayrıca usuli müktesep hak, usuli sorunları çözmeye gerçek anlamda da elverişli değildir. Nitekim, önceleri çok sınırlı kabul edilen usuli müktesep hakkında kapsamı genişlemiş, ancak bu genişlemenin sakıncaları ortaya çıktıkça Yargıtay, usuli müktesep hakka her geçen gün … birçok istisna da kabul etmiştir. En ilginç ve kendi içinde çelişkili durum ise kamu düzeninden kabul edilen usuli müktesep hakka, kamu düzenine ilişkin durumların istisna kabul edilmesidir. Bir şeyin kendisinin, kendisinin zıddı olması gibi garip, biraz da mantığı zorlayan bir durum ortaya çıkmaktadır(PEKCANITEZ, Hakan/ ATALAY, Oğuz/..., Muhammet, Medeni Usul Hukuku, ... 2013. s: 2190).”
-
Öncelikle usulü müktesep hak, yasal bir kurum olmadığı gibi mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları ile istisnalarına göre değerlendirilmesi gereken bir kavram olup, Yargıtay tarafından bozma kapsamında göre açıklayıcı ve yol gösterici şekilde kararda yer verilmesi beraberinde sakıncalara da yer verecektir. Zira mahkemenin eksik inceleme nedeni ile bozmaya uyması halinde usulü müktesep hakkı gözetme yönündeki bozmaya da uyduğu gibi bir sonuç çıkacaktır ki bu da mahkemenin bu yönde yapacağı değerlendirme ve tartışmanın önceden sınırlandırılması anlamına gelecektir.
-
Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesi üzerine usulü müktesep hakkın yeniden kavram olarak değerlendirilmesi gerekir. Zira kanunun kısmi dava başlığı taşıyan 109. Maddesinin son fıkrasında açıkça “Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.” düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü gibi kısmi miktar talep eden davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı ve açıkça da bakiye kısmından feragat etmedikçe geri kalan kısmını ek dava(veya ıslah) yolu ile edebilmektedir. O halde yargılama sırasında davacı tarafın kusur oranına, iş göremezlik oranına itiraz etmemesi, açıkça da feragat etmediği sürece kusur veya maluliyet oranının daha sonra lehine değişmesi halinde bakiyesini talep etme hakkı doğduğundan, usulü kazanılmış hak teşkil etmeyecektir.
-
Diğer taraftan Dairemizin 2021/6262 Esas, 2022/6811 Karar sayılı ilamında yazılı karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere özellikle maddi tazminatın karar tarihine yakın verilerle hesaplanması gerektiğinden ve bu durum usulü kazanılmış hakkın istisnası olması nedeni ile çoğunluğun usulü kazanılmış hak teşkil ettiği” görüşüne katılınmamıştır. Zira;
-
Maddi tazminat hesapları yapılırken, en son bilinen ücret unsurlarının hesaplamada gözetilmesi gerektiğinden, hüküm gününe en yakın güne kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerin uygulanması gerekir. Daha önce bir veya birkaç hesap raporu verilmiş olsa bile, dava bitinceye kadar yürürlüğe giren asgari ücretlerden dolayı yeniden değişen değerler nedeni ile ek rapor alınması zorunludur.
-
Maluliyet oranı gibi zararın hesaplanmasına ilişkin diğer bir unsur da ücrettir. Asgari ücretin artması halinde, karar tarihine yakın ücrette değişeceğinden, bu ücrete göre zararın hesaplanması gerekmektedir. Zira asgari ücret, kamu düzeni ile ilgili olduğundan, davanın her aşamasında uygulanması zorunludur. Bozmadan sonra dahi asgari ücretlerde artış olmuşsa, yeniden tazminat hesabı yapılması gerekir. Yargıç, bir istek olmasa dahi, yargılamanın her aşamasında asgari ücret artışlarını doğrudan dikkate almakla yükümlüdür. Davacı, bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olsa dahi, sonradan yürürlüğe giren asgari ücretlerin uygulanması kamu düzeni gereği ve zorunlu olduğundan, davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmaz.
-
Bozmadan sonra karar tarihine yakın veriler alındığında, hesabın unsurları değişeceğinden, tazminat miktarı da elbette değişecektir. Davacı taraf bozmadan önceki ilk kararda bilinen ücret üzerinden hesaplanan tazminata itiraz etmemiştir. Ancak bu bilinen ücret bozmadan sonra değişecektir. Bir tarafın ilerde değişecek diye kararı temyiz etmesi hayatın olağan akışına uygun olmayacaktır. Zira karar onanmış olsa idi hesaplama bilinen ücrete göre hesaplandığından sorun olmayacaktır. Ancak bozmadan sonra değişen durum nedeni ile daha önce doğmayan hesaba esas unsur olan ücrete itiraz etmeme usulü kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Kaldı ki gerçek belli iken varsayıma gidilmez ilkesinin gözetilmesi gerekir.
III. Sonuç:
- Yukarda açıklanan nedenlerle bozma sonrası kamu düzeninden olan asgari ücrete ilişkin değişiklikler nedeni ile tazminatın karar tarihine en yakın verilerle hesaplanması gerektiğinden ve bu husus usulü kazanılmış hak oluşturmadığından, usulü müktesep hakkın gözetilmesi ve işlemiş devrenin ileri çekilmemesi görüşüne katılınmamıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:14:38