Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/2952

Karar No

2023/4386

Karar Tarihi

25 Nisan 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/916 E., 2023/43 K.

HÜKÜM/KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Kula Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2016/59 E., 2022/46 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı ...Ş. vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ...Ş vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davacı vekili dava dilekçesi ile; kazalı sigortalının 26.10.2013 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili yargılama sırasında 25.07.2017 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini toplam 160.297,91 TL'ye çıkarmış, 02.09.2021 tarihli birleşen dava dilekçesi ile de 67.561,44 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. CEVAP

1.Davalı Bayramoğlu Makina Yol Asf. Pet. Mad. Nak. Şirketi cevap dilekçesinde özetle; "davacı ... tarafından açılan davada dava dilekçesi ve tensip zaptı tarafımıza tebliğ edilmiştir. 6100 sayılı HMK”'ya göre ön inceleme aşamasına kadar tüm itirazlarımızı sunma hakkını kullanarak itirazlarımızı sunuyoruz. Yetki İtirazımız: Davacı davasını kendisinin ikametgahı olan Kula ilçesinde açmıştır. Dava iş kazasından kaynaklı iş davasıdır. HMK'nın “Haksız Fiilden Doğan Davalarda Yetki” başlıklı 16 ncı maddesine göre haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir İş kazası Muğla ili Menteşe ilçesi Yeniköy mahallesinde meydana geldiğinden ve davalı firmanın işyeri adresi Menteşe ilçesi olduğundan yetki itirazında bulunuyoruz. Dava yetkili mahkemede açılmamıştır. Esasa İlişkin İtirazlar: Davacı davasında geçirmiş olduğu iş kazasının Muğla Büyükşehir Belediyesi ile şirketimiz arasında yapılan ihale işi sırasında olduğunu beyan etmiştir. Beyan asılsızdır. İş kazası tarihinde şirketimizin devam eden Muğla Büyükşehir Belediyesi ile aramızda ihale bulunmamaktadır. Davacı kazada firmamızın kusurlu olduğunu ve kazadan dolayı meydana gelen zararının gidermemizi talep etmektedir. Meydana gelen olan şirketimizin kusuru bulunmamaktadır. Olayla ilgili Muğla Asliye Ceza Mahkemesi 2014/307 Esas 2015/656 Karar sayılı ilamında davalı sürücüye kusur verilmiştir. Şirket yetkilileri ceza davasında şüpheli olarak yargılanmamıştır. Ceza davasında davacıya verilen kusur oranı da tarafımızca kabul edilemez. Olay davacının dikkatsiz ve tedbirsiz davranması nedeniyle meydana gelmiştir. Şirketimiz işveren olarak kazanın meydana geldiği yerde tüm tedbirleri eksiksiz ve tam almıştır. Bu hususta tarafımıza yönlendirilebilecek kusur bulunmamaktadır. Davacı kazadan sonra 7 ay boyunca çalışamadığını işten ve güçten yoksun kaldığını beyan etmektedir. Davacının beyanları gerçeği yanıltmaktadır. Davacı mahkemeyi yanıltıcı beyanlar vermiştir. Davacının kaza geçirdiği tarih 26.10.2013 tarihtir. Davacı kazadan sonra tedavisini olup gelmiş ve şirketimizde çalışmaya devam etmiştir. Davacının kendisinin Muğla Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü'ne sunduğu dilekçede "20.05.2011 01.04.2014 tarihleri arasında” çalıştığını beyan etmiştir. Kendisinin SSK hizmet dökümünde de sigorta bildirimimin şirketimiz tarafından yapıldığı açıktır. 7 ay gibi uzun süre sonda ile gezen çalışamaz durumunda olan kişinin firmamızda fiilen çalışması mümkün değildir. Hatta davacı şirketimizde çalıştığı yıllar ait kıdem tazminatı talebi olmuş ve tazminatı şirketimizce ödenmiştir. Davacının iş göremez durumda olduğu iddiaları tamamen asılsızdır ki bu durum ekte sunulan belgelerle sabittir. Davacının şirketimizde çalışmasının bitiminden sonra başka bir işyerinde kaza geçirmiş olması yada başka sağlık sorunları yaşamış olma ihtimali var ise bu durum sayın mahkemece araştırılmalıdır. Çünkü şirketimizde kazadan sonra uzun zaman çalışması devam etmiştir. Davacı da kalıcı maluliyet bulunmamaktadır. Davacının başına gelen elim olayda her ne kadar işveren olarak kusurumuz bulunmasa dahi insani olarak duruma üzülmüş ve şirket yetkilileri olarak gereken tüm maddi manevi yardım kendisine sağlanmıştır. Bu imkanlar kendisine sunulmuştur ki kendisi kazadan sonrada çalışmaya devam etmiştir. Kazadan sonra işyerinde uzun süre çalışan ve hatta çalışmaya dair kıdem tazminatı alan kişinin kazadan sonra işverenin duyarsız olduğu ve hiç yardım etmediği iddiası tamamen çelişki olup hayatın olağan akışına da aykırıdır. Tarafımıza yöneltilen iddia kusur ve beyanları kabul etmemekle birlikte kazadan dolayı oluşmuş maddi zararların aracın sigortalarından alınması gerekeceğinden tarafımıza husumet yönetilmesini de kabul etmiyor husumet itirazında bulunuyoruz. Sayın mahkemece yetki ve husumet itirazları öncelikle incelenerek karar verilmesi esasa dair ekte sunduğumuz belgelerle tahkikat yapılması ve davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederiz" şeklinde beyanda bulunmuştur.

2.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; "davacı ... tarafından açılan davada dava dilekçesi ve tensip zaptı tarafımıza tebliğ edilmiştir. 6100 Sayılı HMK'ya göre ön inceleme aşamasına kadar tüm itirazlarımızı sunma hakkını kullanarak itirazlarımı sunuyorum. Yetki İtirazım: Davacı davasını kendisinin ikametgahı olan Kula ilçesinde açmıştır. Dava iş kazasından kaynaklı iş davasıdır. HMK'nın “Haksız Fiilden Doğan Davalarda Yetki” başlıklı 16 ncı maddesine göre haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.İş kazası Muğla ili Menteşe ilçesi Yeniköy mahallesinde meydana geldiğinden ve davalı firmanın işyeri adresi Menteşe ilçesi olduğundan yetki itirazında bulunuyorum. Dava yetkili mahkemede açılmamıştır. Esasa İlişkin İtirazlar: Davacı kazada şahsımın kusurlu olduğunu ve kazadan dolayı meydana gelen zararının gidermemizi talep etmektedir. Olayla ilgili Muğla Asliye Ceza Mahkemesi 2014/307 Esas 2015/656 Karar sayılı ilamında şahsıma kusur verilmiştir.Olay davacının dikkatsiz ve tedbirsiz davranması nedeniyle meydana gelmiştir. Şirketimiz kazanın meydana geldiği yerde tüm tedbirleri eksiksiz ve tam almıştır. Bu hususta şahsıma yönlendirilebilecek kusur bulunmamaktadır. Davacı kazadan sonra 7 ay boyunca çalışamadığını işten ve güçten yoksun kaldığını beyan etmektedir. Davacının beyanları gerçeği yanıltmaktadır. Davacı mahkemeyi yanıltıcı beyanlar vermiştir. Davacının kaza geçirdiği tarih 26.10.2013 tarihtir. Davacı kazadan sonra tedavisini olup daha sonra tekrar gelmiş ve şirketimizde çalışmaya devam etmiştir. Kendisinin SSK hizmet dökümünde de sigorta bildirimimi şirketimiz tarafından yapıldığına şahitlik ederim. Şirket yetkilileri tarafındanda her türlü yardım ve talepleri yerine getirilmiş maddi ve manevi tüm hakları şirket tarafından kendisine sağlanmıştır. Şahsıma yöneltilen iddia kusur ve beyanları kabul etmemekle birlikte kazadan dolayı oluşmuş maddi zararların aracın sigortalarından alınması gerekeceğinden şahsıma husumet yönetilmesini de kabul etmiyor husumet itirazında bulunuyorum. Sayın mahkemece yetki ve husumet itirazları öncelikle incelenerek davanın reddine karar verilmesini talep ediyorum. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederim" şeklinde beyanda bulunmuştur.

3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; "dava dilekçesinde bahsi geçen 26.10.2013 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, O1 JN 187 plakalı araç; müvekkili şirkete 21.01.2013 21.01.2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalıdır. Söz konusu poliçede teminat limitimiz kişi başı 250.000 TL'dir. Manevi tazminat poliçe teminatı kapsamında değildir. Trafik sigortacısı şirket; üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve İşletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabilir. Kusur Durumu; Sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusudur. Karayolları Trafik Kanunu'nun 91 ve 85 inci maddelerine göre trafik sigortaları, işletenlere düşen sorumlulukları karşılamak üzere yapılırlar. Sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa, işletene düşen bir sorumluluk da yoktur. Dosyada öncelikle kusur tespiti yapılmalıdır. Kusur tespitinin yapılabilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesini talep ediyoruz. Sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğuna kanaat getirilmesi halinde, aşağıda açıkladığımız hususlar dikkate alınarak talepler değerlendirilmelidir. Maluliyete İlişkin Maddi Tazminat Talebi; Davacının trafik kazası sebebi le meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının, ve varsa oranının belirlenmesi gerekmektedir. Bu amaçla davacının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'ne veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümlerine sevkine karar verilmesini, talep ediyoruz. Hazırlanacak bilirkişi raporunda maluliyet tespit edilmesi halinde; maluliyetin geçici nitelikte olup olmadığı, kaza He netice arasındaki illiyet bağı bulunup bulunmadığı ve maluliyetin sürekli olup olmadığı konuları belirlenmelidir. Ayrıca, malüliyetin tazminat gerektirip gerektirmediği konusu da açıklığa kavuşturulmalıdır. Bir tazminat ödemesinin söz konusu olabilmesi için; maluliyet oranının yanında, davacının çalışabilecek durumda olup olmadığı, mesleği, maluliyet sebebi ile mesleğini yerine getirip getiremediği konuları tespit edilmelidir. Davacı, maluliyetine rağmen maluliyet halinden etkilenmiyorsa, kazanç kaybına uğramadan hayatını sürdürebiliyorsa, maluliyet tazminatına hükmedilmemeli ya da somut durum tazminat hesabında dikkate alınmalıdır. Malüliyet sebebi Ile ortaya çıkan zararlar uzman bilirkişilerce ayrı ayrı hesap edilmelidir. (Yargıtay'ın 26.11.1990 gün ve 1989/7479 Esas ve 1990/7584 Karar) Yaralanmalarda geçerli olan ve müvekkili şirket tarafından sigorta edilen teminat tutarı; her halükarda verilecek bir teminat değildir ve yukarıda belirtilen konuların açıklığa kavuşturulması sonrada hesaplanacak tutar esas alınarak ödenecek bir tazminattır. Hesap raporunda asgari ücretin esas alınması gerekmektedir. Yapılacak hesaplamalarda; resmi evraklara göre belirlenen ya da belirlenebilir bir ücret olmaması durumunda, hesaplamaya esas alınacak gelir durumunun asgari ücret olarak esas alınacağı Yargıtay'ın yerleşik kararlarında hüküm altına alınmaktadır. (Yargıtay 17. H.D. 17.05.2010 tarihli 2010/3887 E. 2010/5654 K.) Meydana Gelen Kazanın Bir İş Kazasıdır. Meydana gelen trafik kazası, davacı bakımından bir Iş kazasıdır. İş kazası olması sebebi İle açılmış başka bir davanın olup olmadığı, İşveren poliçesinden maluliyet tazminatını kapsayan bir ödeme yapılıp yapılmadığı, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı ve aylık bağlanıp bağlanılmadığı tespit edilmelidir. Tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde, ödenen tutarlar hesaptan mahsup edilmelidir. Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre; SGK tarafından gelir bağlanması için gerekli koşullar oluşmadığının saptanması durumunda hak sahiplerine gelir bağlanmayacağı, bu nedenle hak sahiplerinin destekten yoksun kalma tazminatı Isteme hakkına sahip olamayacağı kabul edilmektedir. (Yargıtay 21. H.D. 26.05.2008, 2007/24225 E. 2008/7973 K.) Bilindiği gibi iş kazası sebebiyle açılan maddi tazminat davaları davacıların SGK gelirleri ile karşılanmamış bakiye maddi zararlarının tazmini İlkesine dayanmaktadır. Muhtemel SGK rücu davası (506 sayılı Kanun'un m.26) sonucunda oluşabilecek mükerrer ödemenin ve sebepsiz zenginleşmenin önlenebilmesi için, kazanın olay tarihinde yürürlükte bulunan Iş kanunu kapsamında SGK' ya başvuru yapılıp yapılmadığı, başvuru sonucu herhangi bir ödeme ve yahut gelir bağlanıp bağlanılmadığı sorularak, bağlanmadığının bildirilmesi durumunda böyle bir durumun mevcudiyeti durumunda SGK'ya başvurarak gelir bağlanması hususunda önel verilmesi, şayet bağlanmış ise bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerlerinin ve ödenen diğer tazminatların ilgili SGK müdürlüğünden sorulması gerekmektedir. Talep Edilen Faiz Açısından; söz konusu kazaya ilişkin olarak yukarıda adı geçen poliçe için şirketimize yapılmış bir başvuru bulunmamaktadır. Aleyhimize hüküm kurulmasına kanaat getirilmesi halinde, faiz başlangıç tarihi dava tarihi olarak dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 17. H.D. 2013/9895 E, 2014/10262 K.) Yukarıda açıkladığımız nedenlerden dolayı; Kusur tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesini, Maluliyet oranı tespiti Için davacının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'ne veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümü'ne sevkini, Kusurun ve maluliyet oranının tespiti halinde, alanında uzman bilirkişllerce azami poliçe ilmitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasını, Müvekkil şirket temerrüde düşmediğinden, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı ve aylık bağlanıp bağlanılmadığı tespitini, Kaza tespit tutanağının ve alkol raporunun tarafımıza tebliğini, Aleyhimize hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz" şeklinde beyanda bulunmuştur.

4.Davalı ... Büyükheşir Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; "dava dilekçesinde yer alan aleyhe hususları kabul elmiyor ve bu hususlara itiraz ediyoruz. Şöyle ki, davacının tazminat isteme hakkı zamanaşımına uğramıştır. Bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunuyoruz. Müvekkil İdare'nin kazanın meydana geldiği yolun yapımı ile ilgili hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Mülga Muğla Belediyesi zamanında da davalı Bayramoğlu Makine Yol Asfaltlama Petrol Maden Nak. San. Tic. Ltd. Şti. ile imzalanan sözleşme ya da ihale şartnamesi bulunmadığı gibi kaza tarihinde yolun yapımıyla ilgili herhangi bir iş ya da işlem de yoktur. Kaza tarihinde yol yapım çalışmasının bulunması durumunda bu çalışma mahalle sakinleri ile Davalı Bayramoğlu Şirketi arasında imzalanmış sözleşmeye istinaden de yapılmış olabilir. Kışacası Bayramoğlu Makine Yol Asfaltlama Petrol Maden Nak, San. Tic. Ltd, Şti.ile gerek müvekkil İdare gerekse mülga Muğla Belediyesi arasında aşıl işveren alt işveren ilişkisi söz konusu değildir. Davalı Bayramoğlu Makine Yol Asfaltlama Petrol Maden Nak. San. Tic. Ltd. Şti.nin kaza tarihinde yol yapım çalışması yapıyor olması durumunda bu çalışmayı hangi sebebe dayanarak yaptığının sorulması gerekmektedir. Bu amaçla ön inceleme duruşması beklenmeksizin davalı şirketten bu hususun sorulmasını talep ediyoruz. Yukarıda açıkladığımız üzere müvekkil İdare'nin kazanın meydana geldiği yolun yapımı ile ilgisi bulunmadığını tekrar etmekle birlikte müvekkil Muğla Büyükşehir Belediyesi, 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gereği 30/03/2014 tarihinde yapılan yerel seçimler ile birlikte tüzel kişilik kazanmıştır. Bu nedenle müvekkil İdare'nin henüz tüzel kişilik kazanmadığı 26.10.2013 tarihinde (kaza tarihi) meydana gelen kazadan sorumlu tutulması düşünülemez. Meydana gelen kazanın mülga Muğla Belediyesi zamanında gerçekleştiği düşünüldüğünde de davacının uğramış olduğu zarardan müvekkil İdare'yi sorumlu tutmak olanaksızdır. Zira 6360 sayılı Kanun ile mülga Muğla Belediyesi'nin tüm hak, alacak ve borçları müvekkil İdare'ye geçmiş değildir. Zira 6360 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesinin 7 nci fıkrasında “Bu Kanunla büyükşehir belediyesine dönüşen il belediyesinin sahip olduğu her türlü taşınır, taşınmaz malları ve personeli, komisyon kararıyla ilgisine göre büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyeleri ile bağlı kuruluşlar arasında paylaştırılır.” denilmektedir. Bu madde hükmü de mülga Muğla Belediyesi'nin tüm hak, alacak ve borçlarının hiçbir işleme gerek kalmaksızın müvekkil İdare'ye geçtiğine ilişkin genel kuralın olmadığını göstermektedir. Kabul etmemekle birlikte yolun yapım ve bakımından sorumlu idarenin meydana gelen zarardan sorumlu tutulmasının gündeme gelecek olması durumunda da müvekkil İdare'nin herhangi bir sorumluluğu doğmayacaktır. Şöyle ki; Davacı, dava dilekçesinde kazanın meydana geldiği yol ile ilgili bilgi vermemiş ise de Muğla 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/307 E.sayılı dosyasından yapılan incelemede yolun Merkez/MUĞLA, Yeniköy, Havuzlu Konaklar önünde meydana geldiği tespit edilmiştir. 6360 sayılı Kanun'un 2/23 üncü maddesindeki “Muğla ilinde, Muğla Belediyesinin mahalleleri merkez olmak üzere, Muğla Merkez ilçe sınırları içerisindeki köyler ile belediyelerden oluşan Menteşe ilçesi ve aynı adla belediye kurulmuştur.” hükmü gereği Menteşe Belediyesi kurulmuş olup davaya konu kazanın meydana geldiği yol şu an Menteşe Belediyesi sınırları içerisindedir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 27/2 nci maddesinde; “büyükşehir belediyelerinde meydan, bulvar, cadde, yol, sokak, park, spor ve kültürel tesislerin büyükşehir belediyesi ile büyükşehir kapsamındaki diğer belediyeler arasında dağılımına ilişkin esaslar büyükşehir belediye meclisi tarafından belirlenir." denilmektedir. Bu doğrultuda Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 10.03.2015 tarih ve 64 sayılı kararıyla müvekkil İdare'nin yetki alanındaki yollar belirlenmiştir. Karar ekte sunulmuş olup kazanın meydana geldiği yol müvekkil İdare'ye devredilen yollardan değildir. Yolun bakım ve sorumluluğu Menteşe Belediyesi'ne bırakılmış olduğundan davanın Menteşe Belediyesi'ne yöneltilmesi gerekmektedir. Müvekkil İdare'nin kazanın gerçekleştiği yolun yapımı ile ilgili davalı Bayramoğlu Makine Yol Asfaltlama Petrol Maden Nak. San. Tic. Ltd. Şti.ile imzalamış olduğu sözleşme ya da ihale şartnamesi olmadığını bir kez daha tekrar etmekle birlikte davacının tazminat taleplerinin esastan reddini talep ediyoruz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74 üncü maddesinde; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz. “düzenlemesi mevcuttur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05.11.2015 tarih, 2015/15013 E.ve 2015/17280 K.sayılı kararında; “Ceza mahkemesinin, kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararı, yani, fiilin işlendiği sabit olduğu halde, kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptaması, hukuk hakimini bağlamaz. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesiyle ve buna etkili tespit edilen olgularla bağlı kalmaksızın, taraflarca ileri sürülen delilleri toplayıp, tümünü birlikte değerlendirerek bir sonuca varmalıdır. Başka bir deyişle maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Ancak bu bağlayıcılık ve kesin delil niteliği ceza davasında yargılanan kişi yönünden söz konusudur. Ceza mahkemesinde sanık olarak yargılanan kişi dışında başkaları hakkında açılan hukuk davasında bu kurallar uygulanamaz. "açıklamasına yer verilmiştir. Bu doğrultuda kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunup bulunmadığının yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava dilekçesinde davacının davalılardan ...'na “Kamyonunu durdur, senin kamyonunun asfalt/zift püskürtme barlarında sorun var, 5 10 dakika bekle de düzelteyim” dediği belirtilmektedir. Davacının asıl görevinin ne olduğunun, kamyonun bakım ve onarımından sorumlu olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Zira göreviyle ilgili olmayan ve konu hakkında da yetkili olmayan davacının bahsedilen işe kalkışması, davacının da kusurlu olduğunu göstermektedir. Ayrıca davacının kaza anında başkaca kusurunun bulunup bulunmaması yönünden araştırma yapılarak konu hakkında yeniden bilirkişi raporu alınmasını talep ediyoruz. Davacının tazminat taleplerinin reddini talep etmekle birlikte bu taleplere dayanak hususların doğruluğunun araştırılması gerekmektedir. Bu nedenle davacının olay nedeniyle gerçekten kazanç kaybının ve kalıcı iş görmezlik durumunun olup olmadığının araştırılmasını, bu doğrultuda davacının kaza tarihinden sonra çalışıp çalışmadığını gösterir sigortalı hizmet dökümlerinin Muğla Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden istenmesini talep ediyoruz. Yine davacının varsa maluliyetinin kaza nedeniyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti noktasında yeniden rapor alınmasını talep ediyoruz. Tazminat talepleri konusunda önem arz eden bir başka husus da davacının sigorta şirketinden tazminat alıp almadığıdır. Bu konunun sigorta şirketinden sorulmasını talep ediyoruz. Davacının sigorta şirketinden tazminat almış olması durumunda, almış olduğu tazminat miktarının Mahkemenizce takdir edilecek miktardan düşülmesi gerekmektedir. Davacının gerek maddi gerekse manevi tazminat taleplerinin öncelikle tamamen reddini, Mahkemenizin aksi kanaatte olması durumunda istenen tazminat miktarlarının fahiş olması nedeniyle kısmen reddini talep ediyoruz. Muğla'dan gelecek olmamız nedeniyle ön inceleme duruşma saatinin 11:30 12:00 saatleri arasında belirlenmesini talep ediyoruz. Tensip zaptının 15 nolu maddesi gereği, masraf ve gider avansından artan kısmın Ziraat Bankası Menteşe/Muğla Şubesi'ne ait müvekkil İdare'nin TR74 0001 0002 0135 7582 195002 nolu hesabına yatırılmasını talep ediyoruz. Gerek yukarıda açıklamış olduğumuz gerekse Mahkemenizce tespit edilecek sair nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle; Davacının uğramış olduğu kazanın meydana geldiği yolun yapımıyla ilgili müvekkil İdare'nin herhangi bir ilgisinin olmaması nedeniyle verilecek ara kararla taraf sıfatımızın kaldırılmasına, Yukarıdaki talebimizin kabul edilmemesi durumunda davanın müvekkil İdare yönünden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini müvekkil İdare adına saygılarımla arz ve talep ederim" şeklinde beyanda bulunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle;

Asıl ve birleşen dava yönünden maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile,

1 227.859,35 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 26.10.2013 tarihinden itibaren (Davalı ...Ş. yönünden poliçe teminatıyla sınırlı olmak ve dava tarihi olan 16.02.2016 tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Bayramoğlu Makine Kimya Yol Asfaltlama Pet. İnş. Mad. Tur. Nak. ve Taah. İhr. Tic. ve San. Ltd. Şti.'den, ...'ndan, Axa Sigorta A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,

2 Davalı ... aleyhine açılan maddi tazminat davasının işbu davalının pasif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine,

Asıl dava yönünden manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile,

1 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Bayramoğlu Makine Kimya Yol Asfaltlama Pet. İnş. Mad. Tur. Nak. ve Taah. İhr. Tic. ve San. Ltd. Şti.'den, ...'ndan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

2 Davalı ...Ş. aleyhine açılan manevi tazminat davasının reddine,

3 Davalı ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının işbu davalının pasif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ...Ş. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Muğla Belediyesi açısından açmış oldukları davanın husumet açısından reddi kararına itiraz ettiklerini, iş sahibinin Muğla Belediyesi olduğunu, olay sebebiyle takdir edilen manevi tazminat bedeli yaşanılan acı ve ızdırap niteliğine göre az olduğunu, olay sebebiyle davada takdir edilen yasal faiz uygulamasına da katılmadıklarını, davalılardan bir kısmının ticari tüzel kişiliğe sahip olduğunu, ticari faiz uygulamasıyla birlikte yapılması gerektiğini, müvekkiline ait olan maluliyet raporu düzenlenirken mağdur lehine uygulanması gereken yasal cetvel bilirkişiler ve yerel mahkeme tarafından uygulanmadığını, takdir edilen tazminat oranının az çıktığını ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.

2.Davalı ...Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; meydana gelen olay trafik kazası olmadığından müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde kabul anlamına gelmemek üzere yerel mahkemece maluliyet oranındaki çelişkilerin giderilmesi için ATK 2. İhtisas Dairesinden yeni bir rapor alınması gerekirken bu hususun göz ardı edildiğini, çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, yerel mahkemece kusur oranları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm tesis edilmesinin yerinde olmadığını, kusur oranını kabul etmemekle birlikte müvekkili sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, bilirkişi raporunda tespit edilen tazminat miktarı sebepsiz zenginleşmeye yol açacak şekilde fahiş olduğunu, ıslahtan önceki tazminat talepleri için dava tarihinden, ıslahtan sonraki tazminat talepleri için ise ıslah tarihinden faiz yürütülmesi gerekirken dava tarihinden faiz yürütülmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı, dosyadaki yazı, bilgi ve belgeler, kanuni gerektirici sebepler, dosyadaki raporlar, delil durumu, İlk Derece Mahkemesi yargılamasındaki taraf beyanları, HMK 357 nci maddesi hükümleri, yine olayın oluş biçimi, İş Sağlığı ve Güvenliğine yönelik hükümler, olay, kaza tarihi, paranın satın alma gücü, tüm dosya içeriği, yine Yargıtay kararları kapsamında uygulanan faiz ve başlangıcına yönelik itirazların da yerinde olmadığı gibi sigorta şirketine poliçe limitiyle sınırlı değerlendirilmesi ve dosyadaki tüm delil durumu ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf itirazlarının istinaf sebepleriyle yapılan inceleme ile esastan reddi gerekçesiyle;

Davacının ve davalılardan Axa Sigorta A.Ş'nin istinaf başvurularının HMK. 353/b 1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalın Axa Sigorta A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, sigortalının sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74 üncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleri.

  1. Değerlendirme

  2. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.

  3. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde:

"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;

a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.

ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.

d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.

Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:

a)Risklerden kaçınmak,

b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,

c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,

ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,

d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,

e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,

f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,

g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,

ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.

  1. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21 102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).

  2. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.

  3. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.

  4. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21 1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.

  5. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.

  6. Borçlar Kanunu 74 üncü (818 sayılı Borçlar Kanunu 53 üncü) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45 61) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.

  7. Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı sigortalı ...'ın, Bayramoğlu .. Ltd. Şti. 'nin çalışanı olduğu, 26.10.2013 tarihinde asfalt püskürtme kamyonunun asfalt/zift püskürtme barlarında meydana gelen arızayı gidermek için kamyonun arka kısmında çalışmakta olduğu sırada bahsi geçen kamyonun geri hareketi neticesinde yine kamyonun arkasında durmakta olan mıcır kamyonu ile bahis konusu kamyon arasında sıkışması sonucu yaralandığı, bu olay nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığı, SGK Başkanlığı inceleme Raporu'nda; olayın iş kazası olduğunun, davalı Bayramoğlu şirketinin % 50 oranında, kazalının % 15 oranında, davalı ...' nun % 35 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece aldırılan 06.09.2018 tarihli kusur bilirkişi raporunda, olayın meydana gelmesinde davalı Bayramoğlu şirketinin % 45, davalı ...' nun % 10, davalı Belediyenin % 45 oranında kusurlu, kazalının kusursuz olduğunun belirtildiği, itiraz üzerine mahkemece aldırılan 15.03.2019 tarihli kusur bilirkişi raporunda ise olayın meydana gelmesinde davalı Bayramoğlu şirketinin %70, davalı ...' nun % 30, davalı Belediyenin ve kazalının kusursuz olduğunun belirtildiği, mahkemece işbu rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu, böylelikle eldeki dosya ile çelişir nitelikle raporlar bulunduğu ancak bu çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır.

  8. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, yukarıda bahsedilen kusur raporlarını düzenleyen heyetlerden farklı, A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak farklı bir bilirkişi heyetine; dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi gidertmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, belirlenecek kusur oranını mahkemece hükme esas alınan 11.02.2020 tarihli hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek (özellikle davacı tarafın temyiz yoluna başvurmadığının) bir karar vermekten ibarettir.

  9. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

  10. O halde, davalı ...Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz eden davalı ...Ş. vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin istinaf başvurulsunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesidereceortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:14:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim