Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3636
2023/4052
11 Nisan 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI: 2020/194 E., 2021/136 K.
KARAR: Kısmen kabul
Taraflar arasında Mahkemece görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının 14.03.2007 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 1000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili yargılama sırasında 14.06.2013 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini toplam 91.786,00 TL'ye çıkarmış ve 3.000,00 TL tedavi gideri talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasının hukuksal ve olgusal koşullardan yoksun olduğunu ve reddinin gerektiğini, davacı yanın, davalı müvekkilinin %100 kusurlu olduğunu iddia ettiğini beyan ettiğini, meydana gelen kazada müvekkilinin kusurlu olmadığını, kazanın oluşumunda tüm kusurun davacı ...'da olduğunu, davacının iş kazanın akabinde hazırlık dosyasında alınan ifadesinde "kazanın kendisinin bir anlık dalgınlığı neticesinde meydana geldiğini, kimsenin kendisini itmediğini, benim iş kazası nedeniyle ilgili diyeceklerim bundan ibarettir, ben kimseden davacı ve şikayetçi değilim " dediğini, 14.03.2007 olay yeri görgü ve tespit tutanağında olayın meydana geldiği makine yanında işyeri kuzey ve batı duvar cephelerinde 8 adet 25*35 cm ebatlarında işyerinde uyulması gereken kurallarla ilgili uyarıcı dikkat levhalarının aralıklarla duvara asılı olduklarının görüldüğünü, davacının işçi sağlığı ve iş güvenliği eğitimi aldığını, bu nedenlerle davacı tarafından açılan davanın gerek dayandırılan maddi olgular bağlamında hukuksal ve olgusal dayanaktan yoksun bir dava olduğunu reddine karar verilmesini, 15 ES 683 plaka sayılı taşıt üzerindeki tedbirin HMUK'nun 111 maddesi uyarınca 15 PD 225 plaka sayılı araç üzerine aktarılmasını, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.04.2016 tarihli ve 2007/378 Esas, 2016/199 Karar sayılı kararı ile; Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile;
91.786,00 TL maddi tazminatın 14.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
25.000,00 TL manevi tazminatın 14.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
- (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 26.09.2018 tarih ve 2016/16312 esas ve 2018/6727 karar sayılı ilamında özetle; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından belirlenen % 39,2 oranındaki sürekli işgöremezlik derecesine davalı tarafın itirazı üzerine son aşamada Adli Tıp Genel Kurul'u tarafından belirlenen % 43,2 oranındaki sürekli işgöremezlik derecesinin hükme esas alınmasının davalı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olduğunu, yapılacak işin, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturan % 39,2 sürekli iş göremezlik derecesinin hükme esas alınarak ve diğer kazanılmış haklar da göz önünde bulundurularak maddi tazminat hesabı sonucunda karar vermek ve manevi tazminat miktarını da yine bu oran üzerinden takdir etme olduğu belirtilerek mahkeme kararı bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 17.04.2019 tarihli ve 2019/8 Esas, 2019/172 Karar sayılı kararı ile;
Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile,
1 Maddi tazminat yönünden davanın kabulü ile; geçici ve sürekli işgöremezlikten oluşan 91.786,00 TL ve 3.500,00 TL tedavi giderlerinden oluşan toplam 95.286,00 TL maddi tazminatın 14.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2 Manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile; 24.000,00 TL manevi tazminatın 14.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalından tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
C. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
- (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 02.06.2020 tarih ve 2019/4201 esas ve 2020/1841 karar sayılı ilamında özetle; Somut olayda Mahkemece, Daire bozma ilamına uyulduğunu ve yargılamaya devam edildiği, bozma ilamı dışında kalan hususlar yönünden yeniden yeni verilerle hesap raporu alındığı, usulü müktesep haklara riayet edilmeden karar verildiği, yapılacak işin; 29.03.2016 tarihli hesap raporundaki verilerin göz önünde bulundurulması, işlemiş devrenin bu raporda kabul edilen tarihten ileri çekilmemesi ve bu rapordan sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkların rapora yansıtılmaması suretiyle % 39,2 sürekli iş göremezlik derecesinin esas alınması suretiyle zararın belirlenerek sonucuna göre karar vermekten ibaret olduğu, öte yandan; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 10 uncu maddesinde, manevi tazminat davalarında avukatlık ücretinin, hüküm altına alınan miktar üzerinden nispi olarak hesaplanacağı, davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına hükmedilecek nispi vekalet ücretinin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğinin düzenlendiği, bu düzenleme karşısında davalı vekili lehine manevi tazminatın reddedilen kısmı üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedildiği ancak bu ücretin davacı vekili yararına hükmedilen nispi vekalet ücretini geçtiğinin anlaşıldığı, bu durumun bozma nedeni olduğu belirtilerek mahkeme kararı bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile: bozma ilamı doğrultusunda yeniden bir bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, bilirkişi ... tarafından tanzim edilen raporun bozma ilamı doğrultusunda daha önceden alınmış olan 29.03.2016 tarihli bilirkişi raporunda kabul edilen verilere göre hazırlanmış olduğu, ancak mahkememizin 17.04.2019 tarihli kararında ayrı bir kalem olarak hükmedilen tedavi giderleri bozma ilamı dışında bırakılarak usuli kazanılmış hak oluşturduğu, bu nedenle 3.500,00 TL tedavi gideri kalemi yönünden herhangi bir değişiklik yapılmaksızın söz konusu bilirkişi raporunda tespit edilen net tedavi masrafı toplam maddi tazminat miktarından düşülerek geçici ve sürekli iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik nedeniyle oluşan 82.275,44 TL ve 3.500,00 TL tedavi giderleri olmak üzere toplam 85.775,44 TL maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, manevi tazminat yönünden ise Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2019/4201 Esas ve 2020/1841 Karar sayılı bozma ilamında herhangi bir bozma sebebine yer verilmeyerek yine davacı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşmuş olduğundan 17.04.2019 tarihli kararındaki manevi tazminat miktarı bakımından hüküm fıkrası tekrar edilmekle yetinilmiş ise de yine bozma ilamında davalı vekili lehine verilen vekalet ücreti miktarı bakımından da bozma ilamı doğrultusunda karar verildiği gerekçesiyle;
Açılan Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile ,
1 )Maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile; geçici ve sürekli işgöremezlikten oluşan 82.275,44 TL ve 3.500,00 TL tedavi giderlerinden oluşan toplam 85.775,44 TL maddi tazminatın 14.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2 )Manevi tazminat yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan bu kısmın aynen tekrarı ile neticeten davanın kısmen kabulü ile; 24.000,00 TL manevi tazminatın 14.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalından tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur durumu netleştirilmeden dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan aktüerya bilirkişisi raporlarının aktüeryal hesaplama ilkeleri ile Yargıtay'ın içtihatlarına uygun olarak düzenlenmediğini, bu nedenle davacı lehine olacak fahiş ve yüksek tazminat alacağı kalemleri hesap edildiğini, Yerel Mahkeme tarafından hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporlarını tanzim eden bilirkişinin bu konuda ehil ve yetkin olmadığını, bilirkişi raporunda hesaplama yapılırken davacıya 14.03.2007 20.08.2010 dönemlerine ilişkin olarak 21.08.2010 tarihinde yapılan 21.247,89 TL. birikmiş aylık ödemenin dikkate alınmadığını, söz konusu ücretin davalı tarafından davacıya yapılan geçici iş görmezlik ödeneği olduğunu, davacıya iş kazası sonrasında SGK Başkanlığı tarafından maluliyet aylığı bağlanmış olmakla davacıya yapılan aylık irat şeklindeki ödemelerin peşin sermaye değerinin tespit edilerek ortaya çıkan tazminat miktarından mahsup edilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 nci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 5 inci maddesi ve iş kazasının tespit tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alındığında 818 sayılı Borçlar Kanunun 41,42,43,44,46 ve 47 nci maddeleri ile 332 nci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi, 5510 sayılı Kanunun 21 nci maddesi.
-
Değerlendirme
-
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
1.Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
-
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
-
Dosyanın kararı verene Mahkemeye gönderilmesine,
11.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:17:17