Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/7915
2023/4050
1 Ocak 2023
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2016/19 E., 2021/47 K.
HÜKÜM/KARAR: Kabul
Taraflar arasındaki sigortalının iş kazasından vefatı nedeniyle yakınlarının maddi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edildiği anlaşıldıktan; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi olan ...'in 11.09.2010 tarihi itibariyle davalı ... İnş. Tur. San. Mad. Tic. Ltd. Şti'de çalışmaya başladığını ve 08.04.2011 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasından dolayısıyla hayatını kaybedene kadar aynı işyerinde çalışmaya devam ettiğini, davalı işyerlerinden Yüksel İnşaattın asıl işveren, Yertaş İnş. Tur. San. ve Mad. Tic. Ltd. Şti'nin ise alt işveren sıfatındaki taşeron firma olduğunu, bilindiği üzere 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi uyarınca, işverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçlerini noksansız bulundurmak, işçilerin de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlü olduğunu, işverenlerin işyerinde anılan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermek zorunda olduğunu, müvekkilinin murisi ...'in müvekkillerinin hayattaki tek dayanakları olduğunu, müvekkillerinin murislerinden başka geçim kaynaklarının bulunmadığını belirterek, fazlaya ilişkin dava, hak ve alacaklarının saklı kalması kaydı ile iş kazası dolayısıyla 1.000,00 TL maddi destekten yoksun kalma tazminatının iş kazasının meydana geldiği tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek kanuni faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffanın müvekkil şirketin taşeronu olan diğer davalı ... İnş. Tur. San. ve Mad. Tic. Ltd. Şti.'nin çalışanı olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmede tüm güvenlik tedbirlerinin taşeron tarafından alınacağının belirtildiği, müvekkil şirkete kusur atfedilmesinin mümkün olmadığı, ifade edilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
2.Davalı ... İnş. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; ...’in eşi ...’in müvekkil şirkete gelerek toplam 115.000 TL alarak ibraname imzaladıkları, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, ifade edilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.03.2014 tarihli ve 2013/122 Esas, 2014/191 Karar sayılı kararı ile; tüm dosya kapsamı, alınan ibranın tam ibrada oluşu, ibranamedeki miktarın iki tarafın karşılıklı olarak hak ve borçlarını makul ve hayatın olağan icaplarına uygun düştüğü görülmekle, davacının davasının reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
- (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 06.10.2015 tarih ve 2015/13978 esas ve 2015/17809 karar sayılı ilamında özetle; dava konusu iş kazası nedeniyle, davacı eş ile davalı alt işveren Yertaş İnş. Tur. Ltd. Şti. arasında düzenlenen 28.06.2011 tarihli ibranamede; dava konusu zararlandırıcı olay nedeniyle 80.000,00 TL maddi, 35.000,00 TL manevi tazminata karşılık olmak üzere toplam 115.000,00 TL bedelli çekin elden alındığının belirtildiği, davacı eşin ibranameyi kendi adına asalaten davacı çocuk adına velayeten imzaladığı, yapılacak işin; 28.06.2011 tarihli belge ile maddi tazminata karşılık yapılan ödemenin ne kadarının davacı eş ne kadarının davacı çocuk yönünden olduğunun davacılara sorularak, tespit edilemediği takdirde davacılar arasında garameten paylaştırılarak, ödemenin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak davacı eş ve çocuğun gerçek zararlarını saptamak, böylece tazmin edilecek miktarlar ile buna karşılık davalı alt işveren tarafça maddi tazminata karşılık ödenen miktarlar arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda ödemeleri “kısmi ifayı içeren makbuz” niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemelerin davacıların ödeme tarihindeki gerçek zararlarını hangi oranda karşıladığını saptamak, son verilere göre hesaplanan tazminat miktarlarından, yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek gerçek zararlardan ibraname ile ödeme yapılan tarihe göre zararları karşılandığı oranda indirim yapılarak kalan zarar miktarlarını hüküm altına almak, açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde ise davacı eş ve çocuk yönünden maddi tazminat taleplerinin reddine karar vermekten ibaret olduğu belirtilerek mahkeme kararı bozulmuştur.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 15.01.2021 tarihli ve 2016/19 Esas, 2021/47 Karar sayılı kararı ile; dosya kapsamında aldırılan 30.11.2020 tarihli kusur raporunda davalı ... İnşaat Turizm San. ve Madencilik Ltd. Şti.nin kazanın oluşumunda birinci derecede etkili olduğu, müteveffa işçi ...'in ikinci derece etkili olduğu ve 31.05.2011 tarihli SGK inceleme raporunda yer alan, işveren Yertaş İnşaat Turizm San. Mad. Ltd. Şti.'nin %70 oranında sorumluluğunun bulunduğu , kazalının %30 oranında kusurlu bulunduğu, bu kusur oranları üzerinden hesap raporu alındığı, davacı vekilinin 08.02.2016 tarihli bozma ilamına karşı beyanlarını içerir dilekçe ile maddi tazminata karşılık yapılan 80.000,00TL'nin ayrım yapılmaksızın eş+çocuk için yapıldığını, meblağın garameten taraflarına ödendiğini bildirdiği, dosyada 05.08.2020 tarihli hesap raporu ile davacılara garamaten ödenen 80.000,00 TL'nin davacı ... ile davacı ...'in yoksun kaldığı destek tazminatını karşılamadığı, Yargıtay ilamı doğrultusunda yapılan hesap raporu neticesinde yapılan ıslah doğrultusunda davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle;
Davanın kabulü ile,
1 Davacı ... yönünden; 146.449,12 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 08.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2 Davacı ... yönünden; 21.721,71 TL Destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 08.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili Yüksel İnş. A.Ş. temyiz dilekçesinde özetle; 17.09.2020 tarihli ıslah dilekçesine karşı süresi içerisinde 19.09.220 tarihinde yaptıkları zaman aşımı itirazının gerekçeli kararda tartışılmamasının usulen hatalı olduğunu,18.09.2020 tarihli Bilirkişi Raporuna itiraz dilekçesi ve Yargıtay 21. HD.'nin 2015/18820 Esas, 2016/4907 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere olayın iş kazası kabul edilmesi halinde hak sahiplerinin gelir bağlanması için kuruma müracaatları sağlanarak hak sahiplerinin her biri için bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin kurumdan getirilmek sureti ile tazminattan indirilmesi gerektiğini, olayın iş kazası olduğunun tartışmasız olduğuna göre müracaatı halinde hak sahiplerine ölüm aylığından ayrı ölüm geliri de bağlanmasının muhakkak olduğunu, davacıların her zaman başvuru hakları olduğunu, dosyanın bu haliyle karar bağlanmasından sonra davacıların başvuruda bulunması halinde müvekkili şirket yönünden telafi edilemez zarar doğacağını, mükerrer ödeme yapılmış olacağını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... İnş. Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin tarih ve E.2015/13978, K.2015/17809 karar sayılı ilamında belirtilen bozma gerekçesine uyulmadığını, ilk derece mahkemesinin kararına esas aldığı 05.08.2020 tarihli bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, fazla çalışma ücretleri dahil edilerek yapılan hesabın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kazalının kızının köyde oturduğunu, köyde oturan kız çocukları için zarar hesabının 18 yaşına kadar yapılması gerektiğini, davacı eşe 28.06.2011 tarihinde 65.000,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemenin, eşin zararını karşılama oranının %95,5' olduğunu, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 17.12.1976 tarih ve E:1976/10791, K:1976/12751 sayılı kararında, oransızlıktan söz edilebilmesi için %50 oranında bir farkın bulunması gerektiğine karar verdiğini, hadisede farın sadece %4,5 olduğunu, ayrıca davacılara SGK (Sosyal Güvenlik Kurumunca) bağlanacak olan ölüm geliri olduğunu, ölüm gelirinin peşin değerinin ve peşin değerdeki artışlarının (kaza tarihi 08.04.2011 tarihi olduğundan, kaza tarihi itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu henüz yürürlüğe girmemiştir. Kaza tarihi itibariyle uygulama yalnızca bağlanan ölüm gelirinin peşin değeri değil, peşin değerde meydana gelen artışlarda zarardan indirilmesi şeklinde idi) tenzil edilmesinin zorunlu olduğunu, zira SGK'nun kısa vadeli sigorta kolundan iş kazasının sigorta priminin yalnızca işveren tarafından karşılandığını, SGK nın bağladığı bu ölüm gelirinden kazalının kusuruna isabet eden kısmını işverene rücu etme hakkının olmadığını, ölüm gelirinin eşe bağlanan peşin değeri ve artışları da nazara alındığında, davacı eşin de, ödeme tarihi itibarıyla zararı olmadığını, o nedenle bilirkişinin eş için de rapor tarihi itibarıyla hesap yapamaması gerektiğini, bilirkişinin oranlamaya esas aldığı 857,93 TL'nin de kazalının son ay net ücreti olmayıp, fazla çalışma ücreti dahil net ücreti olduğunu, raporun işlemiş dönem ile işleyecek dönem sürelerinde mükerrerlik bulunduğunu, bilirkişinin raporunda, hesaplamaya esas veriler" olarak, "Mahsubu gereken kısmi ödeme miktarı: 80.000,00 TL", "Mahsubu gereken kısmi ödeme tarihi: 28.06.2011" şeklinde daha hesap yapmadan önce 80.000,00 TL'lık ödemeyi, "kısmi ödeme" olarak nitelendirdiğini, halbuki Yargıtayın, ödeme tarihindeki verilere göre tespit edilecek gerçek zarar miktarı ile yapılan ödeme arasında açık bir oransızlığın bulunması durumunda ödemenin kısmi ödeme niteliğinde kabul edileceğini, aksi halde açık bir oransızlık yok ise ödemenin tam bir ödeme olduğunun kabulü gerekeceğini, hükme esas alınan raporda açık bir oransızlık halinin var olup olmadığını tespit etmediğini, açık oransızlık hali tespit edilmeden, ödemenin kısmi ödeme olarak nitelendirilmesi ve rapor tarihi itibarıyla hesap yapılmasının uyulan Yargıtay bozma kararına aykırı olduğunu, Yargıtay kararında, ödenen miktara, ödeme tarihinden itibaren yasal faiz hesaplamak suretiyle güncelleme yapılması şeklinde bir bozması olmadığını, kazalının 08.04.2011 tarihinde başlayıp, 60 yaşını dolduracağı 10.05.2031 tarihine kadar tam 19 yıl, 9 ay asgari ücretin 1,3619 katı daha fazla bir ücretle çalışacağını varsaymanın hukukla ve adaletle bağdaşır bir yanı olmadığını, kazalının vasıfsız işçi olduğunu, yerel mahkemenin kararının "Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe" kısmında "...maddi tazminata karşılık yapılan 80.000,00. TL'nın ayrım yapılmaksızın eş+çocuk için yapıldığını, meblağın garameten taraflara ödendiğini bildirdiği görüldü." dediğini, oysa 28.04.2017 tarihli dilekçelerinde 65.000,00. TL'nın ..., 15.000,00. TL'nın ... için ödendiğini bildirdiklerini, müteveffanın kızı ...'in dava sırasında evlendiği bilgisine ulaşmış olduklarından bu hususun da dikkate alınması gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının yakınlarının maddi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK Geçici 3 üncü maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 6100 sayılı HMK'nun 26 ncı ve 303 ncü maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 ve 98 inci maddeleri gereğince uygulanan aynı Kanunun 41, 42, 43, 44, 46 ve 47 nci maddeleri ile 53 ncü maddesi, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 nci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 nci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi, manevi tazminatın belirlenmesi yönünden 22.06.1996 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 5510 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi.
- Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; mahkemece Dairenin bozma ilamına uyma kararı verildiği, davacıların maddi tazminatlarının hesaplanması amacıyla 05.08.2020 tarihli hesap raporu alındığı, düzenlenen işbu hesap raporunda; 28.06.2011 tarihli ibranamede; dava konusu zararlandırıcı olay nedeniyle 80.000,00 TL maddi tazminatın 65.000,00. TL'sinin eş ..., 15.000,00. TL' sinin çocuk ... için ödendiğinin nazara alındığı, ödemenin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak davacı eş ve çocuğun gerçek zararlarının saptandığı, buna göre davacı eşin ödeme tarihindeki gerçek zararının 82.593,26 TL, davacı çocuğun ise 19.217,63 TL olduğunun tespit edildiği ancak anılan raporda tazmin edilecek miktarlar ile davalı alt işveren tarafça maddi tazminata karşılık ödenen bu miktarlar arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığının denetlenmediği, bunun yerine davalı alt işveren tarafından ödenen tutara hesap tarihi itibariyle % 9 faiz uygulanarak güncelleme yapıldığı ve davacıların gerçek zararından mahsup edildiği ve mahkemece işbu rapor esas alınarak hatalı şekilde sonuca gidildiği, şu haliyle bozma gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
3.Ödemenin tazminat alacağını karşılayıp karşılamadığı noktasında Yargıtay uygulamasının geliştirdiği "denkleştirme metodunun" kullanılması hakkaniyetli çözüme ulaşılması noktasında önem arz etmekte, ödemelere faiz işletilmek suretiyle tazminat alacağından mahsup yeterli görülmemektedir. Bu metoda göee ödemenin yapıldığı tarihteki verilere göre, davacıların hak ettikleri tazminat alacaklerı ile ödenen miktar birbirine oranlanarak tespit edilecek denkleştirme oranı mevcut hesap raporundaki verilere uygulanarak tazminat alacağının ne kadarının karşılandığı belirlenip, karşılanmayan kısım yönünden ise tazminata hükmetmek gerekmektir.
4.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra mahkemece yapılacak iş; 28.06.2011 tarihli belge ile maddi tazminata karşılık yapılan ödemenin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak davacı eş ve çocuğun gerçek zararlarının saptandığının anlaşılması karşısında, yapılan işbu ödemelerin davacıların tazminat alacaklarını karşılama oranına göre tespit edilecek denkleştirme oranını bularak, bu oranı 05.08.2020 tarihli hükme esas alınan hesap raporuna uygulayarak ve bu esnada usuli kazanılmış hakları gözeterek, davacı eş ve çocuğun karşılanmayan maddi tazminat alacağını hüküm altına almaktan ibarettir.
-
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
-
O halde, temyiz eden davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,11.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:47:50