Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/1976
2023/3814
6 Nisan 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/290 E., 2022/2531 K.
KARAR: Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ: Aydın 1. İş Mahkemesi
SAYISI: 2020/167 E., 2020/329 K.
Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davalı Kurum tarafından 2017/12135, 2017/12136, 2017/12137, 2017/12138, 2017/12139, 2017/12140, 2017/12141 takip nolu ödeme emirlerinin 08.09.2020 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, davacının, asıl borçlu ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ortaklarından olduğunu, söz konusu şirketin 2008 yılında feshedildiğini, ticaret sicilden terkini yapıldığını, ödeme emirlerine konu borcun zamanaşımına uğramış olduğunu, 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi “ Limited Şirket ortakları, şirketten tahsil imkânı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar” hükmünü içerdiğini, maddenin 4369 sayılı Kanun ile değişmeden önceki hali “ Limited ortaklıkların ödenmeyen ve tahsil imkânı bulunmayan amme borçlarından dolayı ortaklar vazettikleri veya vaz’ını taahhüt eyledikleri sermaye miktarında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar." şeklinde olduğunu, kamu alacağı için şirketin malvarlığına yönelik tüm yolların tüketilmesinden sonra davacının şirketteki sermayesi oranında sorumluluğu söz konusu olabileceğini beyanla, 2017/12135, 2017/12136, 2017/12137, 2017/12138, 2017/12139, 2017/12140, 2017/12141 takip nolu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, yasal dayanağı 6183 sayılı A....U.H.K’nun 58 inci maddesi olan bu tür davalarda, dava açma süresi ödeme emrinin tebliğinden itibaren 15 gün olduğunu, ödeme emirlerinin tebliğ tarihleri dikkate alınarak dava süresinde açılmadıysa, hak düşürücü süre yönünden esasa girilmeden reddedilmesi gerektiğini, davaya konu 2017/12135,12136,12137,12138,12139,12140 ve 12141 takip numaralı dosyaların 14.11.2017 tarihi itibariyle icraya intikalini takiben, Kurum tarafından, 14.11.2017 tarihi itibariyle, 13776978 sayılı yazı ile şirkete, 13776978 sayılı yazı ile ise sistemde yetkili olarak kayıtlı davacı ...'e ilgili dosyalara ait ödeme emirleri gönderildiği, ancak tebligatların iadesi ile birlikte tebliğin gerçekleşmemiş olduğu anlaşıldığını, sonrasında 30.11.2017 tarihinde Kurumun ilan panosunda, 04.12.2017 tarihi itibariyle de gazete ilanı yoluyla, şirket adına ilanen tebliğ edildiğini, bunu takiben, 18.12.2019 tarihi itibariyle de, 19934964 sayılı yazı ile şirkete, 19935472 sayılı yazı ile de yetkili ...'e tekrar ödeme emirleri gönderildiğini ancak tebligatların tekrar iade olduğunu, en son olarak da, 01.09.2020 tarihi itibariyle, 10307742 sayılı yazı ile şirkete, 10308004 sayılı yazı ile davacı ...'e gönderilmiş olan ödeme emirlerinin, davacı ile birlikte aynı konutta sakin kızı Elif Büşra Öz tarafından, 08.09.2020 tarihi itibariyle, tebellüğ edilmiş olduğunun tespit edildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesine göre davacının Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, 5458 ve 5510 sayılı Kanun'lar kapsamında yapılan yapılandırma müracaatları ve 16.05.2016 tarihinde yapılan ödemenin 2020/20 sayılı Genelgede belirtildiği üzere zamanaşımı süresini kesen haller arasında olduğu görüldüğü, bu sebeple dava konusu ödeme emirleri davacı vekilinin iddiasının aksine zamanaşımına uğramadığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 01.09.2020 tarih ve 2017/12135, 2017/12136, 2017/12137, 2017/12138, 2017/12139, 2017/12140, 2017/12141 takip numaralı ödeme emirlerine konu borcun 2001 2002 yıllarına ait olduğu ve 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, dava konusu ödeme emirlerinin davacı yönünden zamanaşımını keser hiçbir işlem yapılmadığı göz önüne alındığından zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından 2017/12135, 2017/12136, 2017/12137, 2017/12138, 2017/12139, 2017/12140, 2017/12141 takip nolu ödeme emirlerinin zamanaşımı nedeni ile iptaline karar verilmesi gerektiği belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6183 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinde, zamanaşımının hangi hallerde kesileceğinin belirtildiğini, Kurum alacağı için zamanaşımı işlemeye başladıktan sonra bu maddede sıralanan işlemlerden en az birinin gerçekleşmesi durumunda, zamanaşımının kesilmesinde geçmiş olan sürenin ortadan kalkacağını ve kesilmenin rastladığı takvim yılını izleyen takvim yılı başından itibaren yeniden işlemeye başlayacağını, 11.05.2006 tarihinde 5458 sayılı Kanun kapsamında ve 05.09.2008 tarihinde de 5510 sayılı Kanun kapsamında 2001/01 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 ve 2002/01 02 aylarına ait prim ve prime ilişkin borçlarını yapılandırmak için başvuruda bulunduğu, 16.05.2016 tarihinde 150,66 TL (7 icra) ödeme yaptığı tespit edilmiş olup 5458 ve 5510 sayılı Kanun'lar kapsamında yapılan yapılandırma müracaatları ve 16.05.2016 tarihinde yapılan ödemenin 2020/20 sayılı Genelgede belirtildiği üzere zamanaşımı süresini kesen haller arasında olduğunu, bu sebeple dava konusu ödeme emirlerinin zamanaşımına uğramadığını beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davacı tarafından iptali istenen 1050600 sicil numaralı işyeri prim borcu, özel işlem vergisi, eğitime katkı payı, işsizlik sigortası prim borçlarına ilişkin yedi adet ödeme emrinin asıl borçlu ... İnş.San. ve Tic.Ltd.Şti'nin yetkilisi olan davacıya tebliğ tarihi 08.09.2020 olup, davanın ise 22.09.2020 tarihinde ve yasal süresi içinde açıldığı; 2000/1, 2, ,4, 5, 67, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 2002/1, 2, 3 aylarını kapsayan döneme ilişkin toplam 9.201,54 TL prim borcu, özel işlem vergisi, eğitime katkı payı, işsizlik sigortası prim borcu ve gecikme zammına ilişkin olduğunun dosya kapsamındaki kayıtlarla belirgin olduğu, takibe konu borcun ait olduğu dönemde yürürlükte olup dava konusu dönem yönünden uygulanması gereken 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinde 3917 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 08.12.1993 tarihi ve sonrasına ilişkin prim ve gecikme zammı borcu yönünden, 6183 sayılı Kanun'un “Tahsil zamanaşımı” başlığını taşıyan 102 nci ve ardından gelen maddeleri uygulanmaktadır. Anılan madde hükmüne göre, zamanaşımı süresi, beş yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı da, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yıl başı olarak belirlenmiş olup; ödeme emrinin tebliğ edildiği 08.09.2020 tarihine kadar davacı yönünden herhangi bir işlem gerçekleştirilmediği, 11.05.2006 ve 05.09.2008 tarihlerindeki yapılandırma tarihlerinden itibaren de zamanaşımı süresi dolduğu ve bu haliyle borcun zamanaşımına uğradığı anlaşılmakla; istinaf kanun yoluna başvuran davalı SGK Başkanlığı vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı; ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci ve 6183 sayılı Kanun'un 102 vd. maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:18:13