Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/14235
2023/3673
4 Nisan 2023
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/49 E., 2022/294 K.
KARAR: Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili tarafından mahkememize muhabere kanalı ile göndermiş olduğu 29.02.2016 havale tarihli dava dilekçesinde, müvekkili olan AEP Anadolu Etap Penkon Gıda ve Tarım Ürün San ve Tic. Anonim Şirketinin tüm sigorta yükümlülüklerini yerine getirdiğini, şirketin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendindeki (5) puanlık genel hazine indiriminden yararlandığını, bu indirim dışında 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesindeki sigorta primi teşvikinden Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği Md. 103/4.f. hükmü uyarınca yararlanma hakkına sahip olması nedeniyle müvekkil şirket sosyal sigorta prim teşvikinden yararlanmak için davalı kuruma başvurduğu ancak talebin kurum tarafından 2015/10 sayılı genelge ile geriye doğru yararlanmanın mümkün olamayacağı gerekçesi ile reddettiği, kurumun bu tasarrufunun 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi ile getirilen teşvik uygulamasını daraltıcı nitelikte olduğunu, kurum uygulamasının keyfi olup eşitlik ilkesine ve hukuka aykırı olduğunu tüm bu nedenlerden dolayı müvekkil şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanuna eklenmiş geçici 10 uncu maddesindeki sigorta prim teşvikinden yararlanma hakkının bulunduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davaya konu olan ve fazla ödendiği iddia edilen prim alacağı davacı tarafça net olarak bilinebilir olduğundan alacak davası şeklinde açılması gerekirken tespit talep etmesinde hukuki yarar bulunmadığından öncelikle davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, talep konusu edilen %5 lik hazine desteği karşılığı olan prim indirimi 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (i) bendinde ki düzenlemeye dayalı olup; aynı bendin son cümlesindeki “…bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenir.” Hükmüne istinaden 19.11.2009 tarihli 2009/139 sayılı Genelge yayınlanmış olduğu, 5510 sayılı Kanun'un md.81/1 (ı) bendinde de şartları taşıyan işverenlerin ödeyecekleri primlerden işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanacak olup; Kurumun 2009/139 sayılı Genelge uyarınca ihale makamının vereceği cevaba göre hareket etmekle yükümlü olduğunu, dava konusu edilen %5 lik hazine indirim karşılığının talep edileceği taraf Hazine veya ihale makamı olduğunu, bu davada Kuruma husumet yöneltilemeyeceği, Kurum tarafından yapılan iş ve işlemlerde usuli ve yasal bir hata söz konusu olmadığını bu sebeplerle davanın husumet yönünden reddine, esasa ilişkin itirazlar yönünden yersiz açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, 30.05.2016 tarihli ve 2016/48 Esas, 2016/179 Karar Sayılı kararı ile. "...Gerek 5510 sayılı Kanun'un 81/1 (ı) maddesinde düzenlenen %5 puanlık sigorta prim teşviği, gerekse de, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunun geçici 10. maddesindeki prim desteği uygulamasında, işverenlerce Kuruma ödenecek primin işveren hissesinin kanunlarda belirtilen kısmına isabet eden tutar Hazine tarafından karşılanacağından; bu tutarın ister Hazine tarafından karşılanmaması, ister işverenin bu tutarı davalı Kuruma hataen ödemiş olması, isterse de bu husustaki talebin davalı Kurum tarafından reddedilmesi durumunda sebepsiz zenginleşenin Hazine olacağı ve bu durumda husumetin hazineye yöneltilmesi gerektiği ( 21. Hd 2015/19993 Esas ve 2015/21191 Karar sayılı 26.11.2015 Tarihli Kararı ), bu nedenle davalı kurumun davada, davalı sıfatının bulunmadığı anlaşıldığından davanın pasif husumet nedeniyle, dava şartı yokluğundan usulden reddine dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.Mahkemenin 30.05.2016 tarihli ve 2016/48 Esas, 2016/179 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin, 21.02.2017 tarihli ve 2016/16911 Esas, 2017/1373 K. sayılı kararında; "Anılan Kanun'un 79 uncu maddesinde Kurumun prim alma zorunluluğu ve ilgililerin de prim ödeme zorunluluğu hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf konusu olan prim tutarını davacıdan Kurumun tahsil ettiğine dair çekişme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, primi tahsil yetkisi ve ilgili maddedeki şartların varlığı halinde işveren hissesine düşen tutarın belirlenerek İşsizlik Sigortası Fonundan talep etme yetkisi sadece Kurumda olduğu ve bu halde davalı Kurumun davalı sıfatına sahip olduğu gözetilerek, işin esasına girilerek, davacının, yukarıda belirtilen yasal düzenleme kapsamında prim desteğinden yararlanma şartlarını taşıyıp taşımadığı irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi" gereklerine işaret edilerek verilen karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2017 tarihli ve 2017/401 Esas, 2017/330 Karar sayılı Kararı ile; "...Kanun'da belirtilen koşulları sağlayan işverenin ödemesi gereken primin 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinde sayılan ve 82 nci maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazançları üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren listelerinin ait tutarın işe alındıkları tarihten itibaren işsizlik sigortası fonundan karşılanacağının kanunla düzenlendiği, 5510 sayılı Kanun'un 81/1 inci maddesinde ise yine kanunda belirtilen koşulları sağlayan işverenin ödemesi gereken primin %5 'inin Hazine tarafından ödeneceğinin belirtildiği, yasada bir teşvik hükmünden yararlanan işverenin bunu değiştirerek diğer yasa hükmünden yararlanmasını engelli bir hükmün bulunmadığı, yine Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 103/4 üncü fıkrasında ise, daha önce kuruma vergi türü veya kanun numarası hatalı seçilerek verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerine ilişkin düzeltme amaçlı olarak yasal süresi dışında verilen aylık prim ve hizmet belgelerinin, düzeltme ile fiili hizmet süresi zammı kazandırma hali hariç, belgede kayıtlı sigortalılar ve bu sigortalıların prim ödeme gün sayısı ile prime esas kazanç tutarının aynı olması kaydıyla, ayrıca incelemeye gerek kalmaksızın işleme alınacağının düzenlendiği, bu yasal düzenleme ve yönetmeliğe rağmen, çıkarılan genelgenin yasal bir dayanağının bulunmadığı, yasal dayanağı olmayan genelgeye göre davacı şirketin başvurusunun kurum tarafından işleme alınmamasının hukuka uygun olmadığı anlaşılmakla, davanın kabulüne, davacı şirketin 2011/07 08 09 10 11 12.ayları, 2012/01 02 03 04 06 07 08 09 10 11 12.ayları, 2013/01 02 03 06 07 08 09 10 11 12.2014/01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12.aylar2015/01 02 03 04 06 07 08 09 10.aylarını kapsayan dönemleri için 6111 sayılı Kanunla 4447 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10 uncu maddesindeki sigorta primi teşvikinden yararlanmaya hakkı olduğunun ve bu konudaki başvurusunun işleme alınması gerektiğinin tespitine dair karar verilmiştir.
C. Dairemizin 2 nci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin verdiği 26.12.2018 tarihli 2 nci bozma kararı ile; 27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci madde ile: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.
Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu'nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.” Hükümleri yürürlüğe girmiştir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan 5510 sayılı Kanun'un Ek m. 17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece Mahkemesi’ne ait olduğu, davalı vekilinin temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir. Denilerek karar 2. Kez bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince 2 nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 18.06.2019 tarihli ve 2019/17 Esas, 2019/132 Karar sayılı kararı ile "...Yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un Ek 17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalar konusuz kalacağından. dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, dair karar verilmiştir.
E.Dairemizin 3 üncü Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 18.06.2019 tarihli ve 2019/17 Esas, 2019/132 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin verdiği 19.01.2022 tarihli ve son bozma kararı ile;"... Ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
O halde mahkemece, Ek 17 nci maddenin gelmesi ve 4 üncü fıkrasındaki hükmün iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanakların irdelenmesi ile beraber, teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından, ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya başvuru üzerine işlem yapıp yapmadığı hususu ile teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. denilmiştir.
F. İlk Derece Mahkemesince 3 üncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Yargıtay bozma kararında da madde ayrıntısı geçtiği şekilde; davacının iş bu davayı 2011/7 2015/10 ay arası dönemler için, yasa yürürlük tarihinden önce açtığı ve ek 17 yürürlük tarihi öncesi 22.12.2015 tarihinde Kuruma başvurduğu, yasal düzenleme sonrası da 23.05.2018 tarihinde Kuruma yasal düzenleme gereği başvuru yaptığı tespitleri ile;
Ek 17 nci maddesi 2 ve 3 üncü fıkrasının "yukarıda altı çizilen hükümleri" kapsamında, davacının hakkı olduğu kabul edilmiş ve ilgili yasal düzenleme gereği yasa yürürlük tarihini takip eden ay başından itibaren faize hükmedilmiş ve yine ilgili madde özel düzenlemesi gereği ödenmesi şartlarına değinilerek aşağıdaki şekilde "Davacının, 5510 sayılı Kanun ve diğer kanunlarda sağlanan prim teşviki ve destek indiriminden yararlanabileceği halde yararlandırılmadığı tespiti ile (Ek17 2 ve 3 fıkrası gereği) prim teşvikinden faydalanması gerektiği tespitine ve %5 prim teşvik bedelinin 01.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile davacıya ödenmesine, (ilgili maddenin yürürlük tarihini takip eden takvim yılı başı olan 01.01.2019'dan başlayarak 3 yıl içerisinde ödenmesine) " hüküm kurulmuş ve bu ödemenin düzenleme gereği "... öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır..." hükmü uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Dava tarihinden sonra getirilen söz konusu yasal düzenleme gereği, davacının faiz istemi ileri bir tarihten itibaren yani 01.05.2018 tarihinden başlatılmış olup, ilgili düzenlemenin dava sonrası gelmesi ve bu düzenleme gereği faizin ileri tarihten itibaren başlatılması gerektiğinden kabul hükmü kurulmuştur.
Davanın kabulü ile,
1 Davacının dava konusu 2011/7 2015/10. ay arası için, 5510 sayılı Kanun ve diğer kanunlarda sağlanan prim teşviki ve destek indiriminden yararlanabileceği halde yararlandırılmadığı tespiti ile, yararlanması gerektiğinin tespitine,
2 İş bu kapsamda yararlanacağı prim teşviki ve destek indiriminin; 5510 ek 17 madde 2 ve 3 üncü fıkralarda yazılan şekilde yararlandırılmasına, bu dönem için toplam prim teşviki ve indirim miktarının 01.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, (söz konusu ödemenin ilgili maddenin yürürlük tarihini takip eden takvim yılı başı olan 01.01.2019'dan başlayarak 3 yıl içerisinde ödenmesi gerektiğinin tespitine) dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde; kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 4447 sayılı Kanun'un kapsamındaki teşvikten faydalanmak amacıyla ile davalı Kuruma verilen belgelerin işleme alınması gerekip gerekmediğine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu madde hükümleridir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde:
“(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi getirilmiştir.
- Değerlendirme
1.Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
2.Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, ... 2011, s.472). Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
3.Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
4.Yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu'nun 19.04.2006 gün ve E:2006/4 142, K:229; 05.12.2007 gün ve E:2007/3 981, K:936; 23.01.2008 gün ve E:2008/14 29, K:4; 19.03.2008 gün ve E:2008/15 278, K:254; 18.06.2008 gün ve E:2008/3 462, K:432; 21.10.2009 gün ve E:2009/9 397, K:453; 24.02.2010 gün ve E:2010/1 86, K:108; 28.04.2010 gün ve E:2010/11 195, K:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11 344, K:436; 08.02.2012 gün 2011/10 726 E, 2012/57 K; 28.09.2012 gün 2012/3 444 E, 2012/638 K; 16.03.2012 gün 2012/2 97 E, 2012/203 K sayılı kararlarında da, benimsenmiştir. Yine 07.06.1976 gün ve 3/4 3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.
5.Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3 üncü maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297 nci maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
6.Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
7.Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile yargıcın, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
8.Eldeki davada, mahkemece verilen kararın ilk bendinde "Davacının dava konusu 2011/7 2015/10. ay arası için, 5510 sayılı Kanun ve diğer kanunlarda sağlanan prim teşviki ve destek indiriminden yararlanabileceği halde yararlandırılmadığı tespiti ile, yararlanması gerektiğinin tespitine, " dair karar verildiği anlaşılmakta ise de, bu ibare hangi teşvik indiriminden faydalandırılmasına ilişkin net bir ifade olmadığı gibi infaza elverişli de değildir. Diğer taraftan, mahkemenin kararının 2 nci bendinde yer alan "iş bu kapsamda yararlanacağı prim teşviki ve destek indiriminin; 5510 ek 17 nci madde 2 ve 3 üncü fıkralarda yazılan şekilde yararlandırılmasına, bu dönem için toplam prim teşviki ve indirim miktarının 01.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, (söz konusu ödemenin ilgili maddenin yürürlük tarihini takip eden takvim yılı başı olan 01.01.2019'dan başlayarak 3 yıl içerisinde ödenmesi gerektiğinin tespitine) dair ibarenin de şarta bağlı karar verme yasağını ihlal ettiği gibi, hangi teşvik maddesinden hangi surette faydalandırılma hakkının davacıya tanındığına ilişkin de herhangi bir belirlemenin olmaması karşısında hem ilk fıkra ile çelişmekte, hem de hükmün infazında tereddüt yaratmaktadır.
O hâlde, davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:19:33