Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/7739
2023/3647
4 Nisan 2023
MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/317 E., 2020/803 K.
KARAR: Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: Nevşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI: 2015/246 E., 2019/622 K.
Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince davacıların istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalılar vekilleri tarafından tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilleri ...'un oğlu ve diğerlerinin kardeşi ... davalı şirketin işyerinde 26.09.2012 tarihinde meydana gelen olayda vefat ettiğini, Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2013/348 E, 2014/ 724 K. sayılı dosyada işyeri işçi sorumlusu ...’un kusurlu bulunduğunu, SGK tarafından iş kazası kabul edildiği ve ...'ya aylık bağlandığını, müvekkillerinin 16 yaşındaki...’in ölümü ile destekten yoksun kaldıklarını ve büyük üzüntü içinde kaldıklarını,fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... için 2.000.00 TL 60.000.00 TL manevi Yüksel için 2.000.00 TL maddi 60.000.00 TL manevi, ... için 60.000.00 TL manevi ve... için 25.000.00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın işyeri ile ilgili ve iş kazası olmadığını, ...’un beraat ettiğini, davacıların oğullarının 30.10.2009 tarihinde iş kazası sonucu vefat ettiğini, ...’un işyerinden habersiz bir şekilde murisi depoya götürdüğünü ve forklifti kullanma talimatı verilmediğini, raporda ölenin tam kusurlu olduğunu, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2019 tarihli ve 2015/246 Esas, 2019/622 Karar sayılı kararıyla;
Maddi tazminat talebinin kabulü ile
- ... için 42.814,49 TL destekten yoksun kalma tazminatı,
... için 77.054,72 TL destekten yoksu kalma tazminatının, olay tarihi olan 26.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
Manevi tazminat talebinin kısmen kabulu ile,
- ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 26.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur raporunun hatalı olduğunu, Kurum tarafından belirlenen gelirin %60'nın maddi tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, manevi tazminata az hükmedildiğini ve herbir talep davacı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyanla istinaf talebinde bulunmuştur.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusura itiraz ettiklerini davalı şirketin davada husumet ehliyetinin bulunmadığını, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde reddedilen miktarlar yönüyle ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebepleri olarak ileri sürmüşlerdir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 26.09.2012 tarihindeki iş kazasında 29.07.1996 doğumlu ...'nın vefat ettiği ve bu vefat nedeni ile davalı ...'un Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/348 Esas 2014/724 Karar sayılı ilamı ile taksirle ölüme neden olma suçundan dolayı mahkumiyetine karar verildiği, kusur heyet asıl ve ek raporunda işverenin %40, ...' un %40 ve müteveffanın %20 oranında kusurlu olduklarını belirleyen karara dayanak alınan kusur raporunun içeriğinden farklı olarak taraf vekillerinin beyan ve istinaf başvuru dilekçelerinde işverenin, müteveffanın yahut diğer davalının kusur oranlarının daha düşük/yüksek olmasını gerektirir, rapordaki bilimsel, teknik ve somut olaya uygun değerlendirmeler aksine somut bir iddianın belirtilmediği, delil sunulmadığı ve tüm dava dosyası kapsamı dikkate alınmak sureti ile isabetli bulunan kusur aidiyet ve oranlarının yerinde olduğunun değerlendirildiği, hükme esas alınan hesap raporundan davalıların toplam %80 kusurlu olmasına göre Kurum tarafından bağlanan gelirin %80'i rücuya tabi olduğu kabul edilerek, mahsup işlemi yapıldığı, davalı ...'un işyeri sorumlusu olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 21/4 fıkrası uyarınca 3. kişi olmadığından yapılan hesaplamanın yerinde oldduğu, yukarıda belirtilen somut olayın özelliklerine göre iş kazası sonucu 16 yaşındaki ...'nın vefat etmesi bu olaydan dolayı davalıların %80 oranında kusurlu olması, davacılar olan anne, baba ve kardeşlerin müteveffanın eksikliğini ömürleri boyunca hissedecek olmaları, ülkenin ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü durumu karşısında davacıların mağduriyetinin gidermesi gereken haksız olanların sorumluluk bilincini sağlayacak, toplumsal hayata bağlılık ve güven duygusunu artıracak miktarda tayin edilen manevi tazminatın dosya içeriğine ve gerçeğine uygun olduğu kanaatine varıldığı, somut olayda, her bir davacı için ayrı ayrı davanın kabul ve red durumuna göre vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşıldığından hükmün bu yönü ile düzeltilmesine diğer yönler itibariyle istinaf başvuru sebeplerinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle;
A Davacı vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK’nin 353/1 b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca, Nevşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nin 15.10.2019 tarih ve 2015/246 Esas 2019/249 Karar sayılı kararının kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle;
B Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile,
- ... için 42.814,49 TL destekten yoksun kalma tazminatı ... için 77.054,72 TL destekten yoksu kalma tazminatının, olay tarihi olan 26.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
3)... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 26.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının geçirdiği iş kazası sonucu vefat etmesi nedeniyle yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 51, 52, 53, 55, 56, 74, 332 ve 417 nci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 ncü maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 nci maddeleri ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6 4 sayılı Kararı, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi
-
Değerlendirme
-
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
-
Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
-
Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21 102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).
-
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
-
Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
-
Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21 1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
-
İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
-
Borçlar Kanunu 74 üncü (818 sayılı Borçlar Kanunu 53 üncü) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45 61) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.
-
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; müteveffa ...'nın davalı şirket nezdinde çalıştığı, işyerinde bulunan forklifti kullandığı sırada aracın sağ ön tekerinin toprak yığınına çıkması üzerine kot farkı itibariyle alçakta olan sol tarafa devrilmesi sonucu aracın altında kalarak vefat ettiği, SGK Başkanlığı inceleme Raporu'nda; olayın iş kazası olduğunun belirtildiği, aynı olaya ilişkin olarak görülmekte olan ceza davasında Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/348 E. 2014/724 K. Sayılı dosyasında maktül işçi ...'nın asli kusurlu, sanık ...'un tali kusurlu olduğu kanaatinin sunulduğu bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulduğu, kararın Yargıtay 12. CD. Tarafından onanarak kesinleştiği, eldeki dosyada mahkemece aynı heyettten aldırılan iki kusur bilirkişi raporunda da, olayın meydana gelmesinde davalı işverenin %40, davalı ...' un %40, müteveffa sigortalının %20 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği, mahkemece işbu raporların hükme esas alındığı ancak raporların oluşa uygun olmadığı gibi dosyada eldeki dosya ile çelişir nitelikte raporlar bulunduğu, bu çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır.
10.Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalının mirasçıları tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporlarını düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; tarafların somut verilere dayalı iş güvenliği açısından alması gereken önlemlerin neler olduğu, hangi önlemlerin alınıp; hangi önlemlerin alınmadığı, iş kazası olayının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, belirlenecek kusur oranını mahkemece hükme esas alınan 22.05.2019 tarihli hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak suretiyle alınacak raporu hükme esas almaktan ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek karar vermekten ibarettir.
11.Öte yandan, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. 5510 sayılı Kanun'un 21/4 üncü maddisine göre ise “... İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir.” hükmü düzenlenmiştir.
12.Somut olayda, davacı için hesaplanan maddi zararlardan rücuya tabi Kurum tahsislerinin düşülmesi gerektiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf; düşülmesi gereken bu Kurum tahsisinin rücuya tabi miktarının belirlenmesinde yaşanmakta olup 5510 sayılı Kanun'un 21/4 üncü maddesinde açıkça, iş kazasının üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmesi halinde sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin “yarısının” rücuya tabi olacağı düzenlenmiştir. Burada tartışılması gereken diğer bir husus da üçüncü kişi kavramından neyin anlaşılması gerektiğidir ki; ilgili yasa metni ve başlığından anlaşıldığı üzere işveren dışındaki herkes üçüncü kişidir. Dolayısıyla davalı ...'un 3. kişi olduğu gözetilerek, indirimi gereken peşin sermaye değeri üçüncü kişinin kusurunun yarısı ile işverenin kusurunun toplamıdır. Mahkemece bu hususun gözardı edilmesi hatalı olmuştur.
13.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
- O halde, davacılar ve davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR: **
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:19:33