Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/532
2023/3261
28 Mart 2023
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2021/152 E., 2022/293 K.
KARAR: Karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair, karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacıya ait ....... sicilli iş yeri ile ilgili 2013 yılının 1, 3, 5, 6, 7, 8; 2014 yılının 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12; 2015 yılının ilk 10 ayı; 2016 yılının 1, 2, 3. ayları dönemine ait olmak üzere şirketin hatalı seçim ile anılan dönem için 5510 sayılı Kanun'un 81/1 ı bendindeki prim teşvikinden yararlandıklarını ,ancak bu dönem için 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10 uncu madde kapsamında farklı bir prim teşviki olan işsizliğin azaltılması amacını taşıyan teşvikten yararlanmayı istediklerini, ilgili yönetmeliği 103/4 f hükmü gereği böyle bir hakları bulunmasına rağmen kuruma 26.07.2016 de yaptıkları başvurunun 29.07.2016 da reddedildiğini açıklayıp davacının geçmişe yönelik olarak yararlanabileceği teşvik türünü değiştirme hakkı bulunduğunu, kurumun bu kapsamda gerekli işlemi yapması gerekirken kendi çıkartığı 2015/10 sayılı genelgeyi gerekçe göstererek işlem yapmadığını oysa verilmiş pek çok emsal karar bulunduğunu belirterek kurumun red işleminin hukuka aykırı olduğu ve şirketin verilen tarih ve dönemler için 26.07.2016 tarihli başvuruların iptaline ilişkin 29.07.2016 tarihli işlemlerin iptali ile bu dönemlere ilişkin başvurunun hukuka uygun olduğunun tespitini istemiştir
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından kuruma verilen dilekçenin 6111 sayılı Kanun'la yapılan sigorta prim desteği düzenlemelerinin uygulanmasına esas olmak üzere başvuru tarihinde 2011/45 sayılı genelgenin yürürlükte olduğunu, bu genelgenin "4.1.1 Destekten yararlanılabilmesi için gerekli genel şartlar" başlığı altında (g) bendinde "Aylık prim ve hizmet belgesinin kurumumuza yasal süresi içinde gönderilmesi" bölümünde " 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanılabilmesi için 6111 Kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süre içinde kuruma verilmiş olması gerekmektedir." hükmünün bulunduğunu bu nedenlerle de yersiz ve haksız açılmış olan davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, 17.04.2017 tarihli kararı ile "Davacının yararlanmak istediği 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesine göre ilgili maddede yazılı koşulları taşıyan ve bildirimi buna göre yapılan işçileri için 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinde sayılan ve 82 nci maddesi uyarınca belirlenen SPEK üzerinden hesaplanan primlerin işveren hisselerine ait tutarı işe alındıkları tarihten itibaren işsizlik sigortası konumundan karşılanır. Aynı Kanun'un geçici 10/9 uncu fıkrasında da bu madde ile sağlanan destek konusudur. 5510 sayılı Kanun'un 81/1 ı bendi uygulandıktan sonra kalan sigorta primlerinin işveren hisselerine ait oranı üzerinden bu maddelere yapılan esaslar dikkate alınarak uygulanır denmiş ve son fıkrasında da uygulamaya ilişkin usul ve esasların bakanlık tarafından belirleneceği açıklanmıştır. Sosyal sigorta işlemleri yönetmeliğinin 103/4 f maddesinde ise daha önce kuruma belge türü ve kanun numarası hatalı seçilerek verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerine ilişkin düzeltme amaçlı olarak yasal süresi dışında verilen aylık prim ve hizmet belgeleri düzeltme ile fiili hizmet süresi zammı kazandırma hali hariç belgede kayıtlı sigortalılar ve bu sigortalıların prim ödeme gün sayısı ile prime esas kazanç tutarının aynı olması kaydı ile ayrıca incelemeye gerek kalmaksızın işleme alınır. Bu nitelikte verilen belgelere idari para cezası uygulanmaz şeklindedir. Anılan madde de işverenlerin teşvik başvurularında geriye dönük talepte bulunabilmeleri ve daha önce hatalı şekilde seçtikleri teşvik uygulamalarını düzelterek değiştirebilmeleri konusunda yasaya uygun düzenleme yapılmıştır. Kurumun iç genelgesinde de işverenin işçilerinden birden fazla kanuna tabi teşvikten yararlanma durumu söz konusu ise işverenin bu konuda tercih hakkı bulunduğu kabul edilmiştir. Davacı işveren dava konusu ettiği dönem ve aylar için 5510 sayılı Kanun'un 81/1 ı maddesi kapsamında hazine yardımından yararlanacak şekilde işlemleri tamamlamış ancak sonradan 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yazılı teşvikten yararlanmak istediğini ilk başta yaptığı tercihi bu şekilde değiştirdiğini belirterek kuruma başvurmuş ise de kurum cevap vermemiş ve zımnen isteği reddetmiştir. Dosyada bulunan 18.03.2015 tarih 2015/10 sayılı genelgede bu tip taleplerin dikkate alınmayacağı belirtilmekte ise de genelge ile yasada ve yönetmelikte getirilen hakkın ortadan kaldırılamayacağı açıktır. Davacı açıkça yasada öngörülen bir hakkı kullanma talebinde bulunmuş, kurum ise talebi değerlendirmemiştir. Davacının başvurusunun kurum tarafından işleme alınması gerekir . En azından kurumun davacının belgelerini değerlendirmesi teşvik koşullarını taşıyıp taşımadığını saptaması sonuç itibari ile işveren başvurusunu değerlendirmesi zorunludur. Buna göre davacının talebi haklı bulunmuş, kurumun zımnen redde yönelik işleminin iptali ile davacının 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi kapsamındaki talebinin hukuka uygun olduğunun tespiti gerekmiş ve davacının davasının kabulü ile, davacıya ait 24771010112336180062140 sicilli iş yerinin 2013 yılının 1, 3, 5, 6, 7, 8; 2014 yılının 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12; 2015 yılının ilk 10 ayı; 2016 yılının 1, 2, 3. ayları için 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi gereği teşvikten yararlanma ile ilgili kuruma yapılan 26.07.2016 tarihli başvurunun hukuka uygun olduğunun tespitine, kurumun 29.07.2016 tarihli red işleminin iptaline dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, kurum işlemlerinin yerinde olduğunu bu nedenle davanın reddi gerektiğini belirterek verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin, 10.10.2017 tarihli kararı ile, dava, prim teşvikinden faydalanma isteğinin reddine dair kurum işleminin iptali ve yapılan başvurunun hukuka uygun olduğunun tespitine yöneliktir. İlk derece mahkemesinde davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı SGK vekilince istinaf edilmiştir.
Yasaca tanınan hakkın genelge ile geri alınması hukuken korunamaz. Bu itibarla davalı kurumun davacı talebini 2015/10 genelge hükümlerini gerekçe göstererek reddetmesi doğru olmamıştır.
Davacı taraf önceki mevzuat hükümlerine göre prim teşvikinden yararlanmış olup, bu defa daha lehe hükümler getiren mevzuat çerçevesinde yararlanma isteğinde bulunduğuna göre teşvikten faydalanmanın diğer koşullarının da varlığını kabul etmek gerekir.
Sonuç olarak; mahkeme kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1 b maddesinin 1 inci alt bendi gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
- Dairemizin, 12.12.2018 tarihli ve 2018/4188 E. 2018/6510 K. sayılı kararında; "27.03.2018 günlü 30373 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7103 sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 70.maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci maddesi ile prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanabileceği halde yararlanmayan işverenlere belirlenen şartlarda prim teşviki, destek ve indiriminden istifade etme imkanı tanınmıştır. Ek 17 nci maddede aynen; “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.
Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır." şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m.17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesi'ne ait olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2018 tarihli ve 2018/259 Esas, 2018/526 K. sayılı kararı ile; davacı açıkça yasada öngörülen bir hakkı kullanma talebinde bulunmuş, kurum ise talebi değerlendirmemiştir. Davacının başvurusunun kurum tarafından işleme alınması gerekir . En azından kurumun davacının belgelerini değerlendirmesi teşvik koşullarını taşıyıp taşımadığını saptaması sonuç itibari ile işveren başvurusunu değerlendirmesi zorunludur. Buna göre davacının talebi haklı bulunmuş, kurumun zımnen redde yönelik işleminin iptali ile davacının 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi kapsamındaki talebinin hukuka uygun olduğunun tespiti gerekmiş gerekçesi ile 17.04.2017 tarihli hüküm kurulmuş, istinaf talebi üzerine BAM 11 HD sinin 10.10.2017 tarih 2017/1473 esas sayılı ilamı ile talep esastan reddedilmiş, temyiz üzerine YArgıtay 10 HD 10.07.2018 tarih 2018/4188 esas 6510 karar sayılı ilamla mahkememiz kararından sonra yürürlüğe giren 7103 sayılı Kanun'un 70 mad ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 10 mad gereği işlem yapılması ve yasadan önce açılmış davalarda davanın konusuz kalmasına karar verileceği ve yetkinin de ilk derece mahkemesine ait olduğu gerekçesi ile karar bozulmuş, mahkememizce bozmaya uyulmuş, davacının 05.12.2018 tarihli dilekçesi de dikkate alınarak davacının davası ile ilgili 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek madde 17/4 hükmü gereği dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
C.2 nci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile; eldeki davanın, sosyal güvenlik mevzuatında prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalanma hakkının tespiti istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de, Ek 17 nci maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte “5510 sayılı Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin ikinci veya üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Diğer taraftan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. denilerek karar 2. kez bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkememizce bozma ilamına uyulmuş, 7103 sayılı Kanun kapsamında davacıya kuruma başvuruda bulunmak üzere süre verilmiş, daha önce Ostim SGM ye 25.5.2018 de yapılmış başvuru olduğu görülmüş, bu başvurunun akıbeti sorulmuş, Ostim sgm 28.4.2022 tarihli cevabında 25.5.2018 tarihli teşvik başvurusu ile ilgili 5510 sayılı Kanun kapsamındaki indirimlerden yararlandırıldığını belirterek APHB dökümlerini göndermiş, 7.6.2022 tarihli yazı ile davacının daha önce yararlandığı teşviklerin değiştirilmesi kapsamında eldeki davayı açtığı ve talebi doğrultusunda değişiklik yapılarak talebi karşılanıp karşılanmadığı sorulmuş, 3.10.2022 tarihli cevapta 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi kapsamında değişikliklerin yapıldığı ve hangi ay değişiklik talepleri ile ilgili ne zaman kurum onayının tamamlandığının da açıklandığı bu şekilde yararlanma sonucu oluşan farkların cari dönem borcundan mahsup edildiği belirtilmiş, buna ilişkin belgeler gönderilmiş, yazıda bahsi geçen yararlandırılan aylar dikkate alındığında taleple aynı olduğu görülmüş son celse davacı vekili davanın konusuz kaldığını beyan ederek yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulmasını istemiştir.
Mahkememizce dava konusu talep yargılama sırasında karşılanmış olmakla dava konusuz kaldığından buna yönelik aşağıdaki hüküm kurulmuş, dava açılmasına kurum sebebiyet vermiş olmakla dava tarihindeki mevzuat dikkate alınarak ve ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası iptal edildiğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalı taraf sorumlu tutulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde; kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerekip gerekmediğine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4447 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 10 uncu maddeleri hükümleridir.
-
Değerlendirme
-
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen ilk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz edenin sıfatına göre ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:21:55