Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/272

Karar No

2023/3240

Karar Tarihi

28 Mart 2023

MAHKEMESİ: İş Mahkemesi

SAYISI: 2021/114 E., 2022/153 K.

KARAR: Kısmen Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvikten faydalandırılma ile davalı Kuruma fazladan ödenen primlerin iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ve davalılardan Maliye Hazinesi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili Müvekkili şirketin işyerinin İzmit Sosyal Güvenlik Merkezinin 1099717.41 sicil sayılı dosyasında işlem gördüğünü, müvekkili şirketin ihaleyle İzmit Belediyesinde aldığı işten dolayı ihale makamınca 5510 sayılı Kanun gereğince %5'lik prim indiriminde yararlanamadığını, müvekkili şirketin prim indiriminden yararlanması için 12.09.2014 tarihinde davalı kuruma başvurduğunu, ancak bu başvurusunun kabul edilmediğini, benzer faaliyette ... 19. İş mahkemesinin 2013/1020 Esas sayılı dava dosyasında dava açtığını, bu davada yapılan yargılama sonunda kurumun %5'lik primi ödenmesine karar verildiğini, verilen kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesince 12.11.2015 tarihinde onanarak kesinleştiğini, bu arada aynı mahiyette ... 18. İş mahkemesinde dava açtıklarını, bu davada mahkeme davanın kabulüne karar verildiğini, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesince %5'lik teşfik priminde hazinenin sorumlu olduğunu, hazinenin sebepsiz zenginleştiğini, bu nedenle davanın hazine aleyhine açılması gerektiğini, SGK yönünden pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek verilen kararın bozulduğunu, bu sebeple maliye hazinesininde davalı gösterildiğini, müvekkili şirketin 01.10.2008 01.03.2011 tarihleri arasında teşvik nedeniyle yaşlılık, malullük ve ölüm sigortasının hissesine düşen %5 lik kısmının 7.758,67 TL eksik yatırılması gerekirken sehven tam olarak yatırıldığını bu nedenle şimdilik 7.758,67 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı SGK vekili, cevap dilekçesinde özetle; 5521 sayılı Kanun'un 7 nci maddesine fıkra ilave edildiğini, bu yasal düzenlemeye göre kuruma karşı dava açılmadan önce sosyal güvenlik kurumuna müracaat edilmesinin zorunlu olduğunu, kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerinin reddedilmesi ya da reddedilmiş sayılması gerektiğini, davacı şirketin başvurusu olup olmadığının bilinmediğini, bu davada kuruma pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, kurumun hazine yardımından dolayı prim borçlusundan eksik ya da fazla prim tahsilatının söz konusu olmadığını, dolayısıyla ödenen primlerden dolayı sebepsiz zenginleşmesinin bulunmadığını, dava konusu %5 hazine yardımından faydalanma imkanı davacı şirketin başvurusu üzerine değerlendirilebilecek bir düzenleme olup, kurum tarafından resen dikkate alınamayacağını, kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresi içerisinde açılmadığını, ayrıca müvekkili maliye hazinesine karşı husumet yöneltilemeyeceğini, 5510 sayılıKanun'un 81/1 inci maddesinde yer alan "... maliye hazinesince karşılanır" hükmünde, kastedilen hazine müsteşarlığı olup, maliye hazinesi olmadığını, bu nedenle davanın maliye hazineliğine yöneltilmesinin hatalı olduğunu, bunun yanında davanın Kocaeli Büyükşehir Belediyesine yöneltilmesi gerektiğini, kaldı ki işveren hissesine ait primlerin hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılar ile ilgili olarak bu kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerin yasal süresi içerisinde sosyal güvenlik kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerini sigortalılık hissesine isabet eden tutarı ile hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, sosyal güvenlik kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmamasının şart olduğunu, öncelikle davanın bu yasal şartları taşıyıp taşımadığının tespiti gerektiğini, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin, 06.12.2016 tarihli ve 2015/380 Esas, 2016/295 Karar sayılı kararı ile; "...Davacı şirketin bu %5 lik hazine yardımından yararlanmaması halinde sebepsiz zenginleşecek olan Sosyal Güvenlik Kurumu olmayıp, hazine olacaktır. Bu nedenle davacının davasının sosyal güvenlik kurumu yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81/1 ı maddesi gereğince yararlanması gerektiği %5 puanlık prim teşvikinin Maliye Hazinesince karşılanması gerektiğinden davacının davasının Maliye Hazinesi yönünden kabulüne, davacı tarafından 1099717.41 sicil sayılı işyerinden 2010/7 8 9. Aylarına ait Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenen primlerle ilgili %5 lik teşvik pirimi olan 7.758,67 TL'nin dava tarihi olan 24.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin 06.12.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılardan Maliye Bakanlığı vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili SGK açısından red kararı verilmesi nedeniyle her iki davalının da müşterek müteselsil sorumluluğuna karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2.Davalı ... vekili ise Hazineden kastedilen Hazine Müsteşarlığı olup Maliye Hazinesi olmadığını, husumet yönünden itirazlarının bulunduğunu, usul ve yasaya aykırı olduğunu belirttiği, hükme dair istinaf yoluna başvurarak davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 22.03.2017 tarihli ve 2017/250 Esas, 2017/346 Karar sayılı kararıyla; istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri de gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353 üncü maddenin birinci fıkrasının b bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A.1 inci Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin 22.03.2017 tarihli ve 2017/250 Esas, 2017/346 Karar Sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılardan Maliye BAkanlığı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin; 05.06.2018 tarihli ve 2017/3820 Esas, 2018/5474 Karar sayılı kararı ile "...27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17 nci madde ile:

“Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.

Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.

Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu'nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.”

Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m.17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesi'ne ait olduğu, davacı ile davalılardan ... avukatlarının temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir." gerekçeleri ile karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince 1 inci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2018 tarihli ve 2018/180 Esas, 2018/265 Karar sayılı kararı ile; "...Mahkememizce yapılan yargılama, dava ve cevap dilekçesi, kaldırma kararı ve SGK'dan gelen belgeler ve Ek 17 nci maddenin 4 üncü bendinin "Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir." düzenlemesi karşısında dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.

C. Dairemizin 2 nci Bozma Kararı

1.İlk derece Mahkemesinin 12.10.2018 tarihli ve 2018/180 Esas, 2018/265 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan Maliye Hazinesi vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin 13.04.2021 tarihli ve 2018/6768 Esas, 2021/5220 Karar sayılı kararı ile, "...5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinden faydalandırılma ve fazla ödenen tutarın iadesi istemi ile 24.12.2015 tarihinde açılmış eldeki davada, mahkemece verilen 06.12.2016 tarihli ilk karar ile davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair karar verilmiş, bu kararın temyizi aşamasında ise 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş ve dairemizce anılan ek 17. madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına dair karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Ne var ki, mahkemece dikkate alınan bozma ilamı ve 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.

Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Eldeki davada ise, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

D. İlk Derece Mahkemesince 2 nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile: "...Bozmaya uyularak devam edilen yargılamada;

Sosyal Güvenlik Merkezi'ne müzekkere yazılarak 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi gereği yapılan düzenleme gereği kuruma başvuru yapılıp yapılmadığı ve aynı yasa gereği teşvik indiriminden davacının yararlandırılıp yararlandırılmadığı sorulmuş, 1099717.41 sicil sayılı dosyadan 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi gereği kuruma herhangi bir başvurunun bulunmadığı ve teşvik indiriminden yararlandırılmadığı gelen yazı cevabından anlaşılmıştır.

Davacıya 7103 sayılı Kanun kapsamında kuruma başvuru yapması için iki haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekili tarafından 03.12.2021 tarih ve 36211660 evrak kayıt numarası ile kuruma başvuruda bulunulduğu görülmüştür.

Dosya konusunda uzman bir bilirkişiye verilerek rapor düzenlenmesi istenilmiştir. Bilirkişi görüş ve kanaatini belirten 31.05.2022 tarihli raporunu dosyaya sunmuştur.

Davacının dava dilekçesi, davalıların cevap dilekçeleri, sgk kayıtları, bilirkişi raporu, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay ilamları ile tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin davalı kurumun 1099717.41 sicil sayılı dosyasında işlem gördüğünü, Kocaeli Belediyesinden ihale ile iş aldığı, bu iş yerinde çalıştırdığı işçilerden dolayı 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi gereğince %5 lik teşvik priminden yararlandırılması gerektiği, ancak %5 oranında sigorta prim indiriminden yararlandırılmadığınından pirim alacağı davası açıldığı anlaşılmıştır.

5510 sayılı Kanun'un 81/1 (ı) bendinde düzenlenen prim teşviği, 5510 sayılı Kanun'a 5763 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile eklenmiş olup 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 81/1 (ı) bendindeki düzenlemeye göre; aynı yasanın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı çalıştıran işverenlerce ödenecek primin işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarı Hazine tarafından karşılanacağı belirtilmiştir. İşveren hissesine ait primlerin hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıkları sigortalıların aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, ayrıca kuruma prim borcunun bulunmaması gerekmektedir. Davacı şirket bu şartları taşımaktadır. Ancak yasa metninden anlaşılacağı üzere işverenin ödeyeceği primin %5 lik kısmının hazinece karşılanması gerekmektedir. Davacı şirketin bu %5 lik hazine yardımından yararlanmaması halinde sebepsiz zenginleşecek olan Sosyal Güvenlik Kurumu olmayıp, hazine olacaktır. Bu nedenle davacının davasının sosyal güvenlik kurumu yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81/1 ı maddesi gereğince yararlanması gerektiği %5 puanlık prim teşvikinin Maliye Hazinesince karşılanması gerektiğinden davacının davasının Maliye Hazinesi yönünden kabulüne karar verilmiş ve davacı tarafından 1099717.41 sicil sayılı işyerinden 2010/7 8 9. Aylarına ait Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenen primlerle ilgili %5 lik teşvik pirimi olan 7.758,67 TL nin dava tarihi olan 24.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili davalılardan Maliye Bakanlığı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyizinde, esasen verilen kararın hatalı olduğunu, davada husumetin Sosyal Güvenlik Kurumuna düşeceğini, aksi yönde verilen kararın da hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... Bakanlığı vekili ise temyizinde; 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin uygulanmasına ilişkin olarak Maliye Bakanlığının; söz konusu sigorta prim desteği uygulanmasında herhangi bir sorumluluğu ve yetkisinin bulunmadığı ve davaya konu edilen işlemin tarafı olmadığı göz önüne alınarak, hasım mevkiinden çıkarılması gerektiğini, kendisine husumetin düşmeyeceğini belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma hakkının tespiti ve kurumca belge istemine ilişkin yapılan işlemin iptalinin gerekip gerekmediği hususundadır.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81 inci maddeleri hükümleridir.

  1. Değerlendirme

1.Davaya konusu uyuşmazlık, ihale konusu iş nedeniyle Kuruma yapılan bildirim ve prim ödemesi esnasında 5510 sayılı Kanun'un 81/1 (ı) bendi kapsamında %5 oranındaki prim teşvikinden yararlanamayan davacı işverenin, bu hakka sahip olup olmadığı ve Kuruma yapılan bu ödemenin iadesinin gerekip gerekmediği hususunda olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesidir.

Anılan maddenin (ı) bendinde; “…Bu Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin, bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. … ” hükmüne yer verilmiştir.

Anılan Kanun'un 79 uncu maddesinde Kurumun prim alma zorunluluğu ve ilgililerin de prim ödeme zorunluluğu hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf konusu olan prim tutarını davacıdan Kurumun tahsil ettiğine dair çekişme bulunmamaktadır. Aynı zamanda yasanın ifadesinde geçen “işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır.” Hükmü ile davanın Hazine’ye karşı açılması gerekeceği veyahut husumetin hazineye düşeceği sonucu çıkartılamaz. Zira 5510 sayılı Kanun kapsamındaki teşvik ile işverenin hissesine düşen tutarın beş puanlık kısmının Hazine’den karşılanmasına dair talep hakkı, davacı veya başka herhangi bir kimseye değil sadece davalı kuruma tanınmış olup, şartlar oluştuğunda Kurum istemi ile, kurumca faydalandırılan teşvik tutarları Hazinece karşılanır. Salt işverenlerin bu konuda Hazine’den doğrudan talep hakkı bulunmadığı gibi Hazinenin de işverenler bakımından yasal şartların varlığını araştırma ve değerlendirme yetkisi bulunmamaktadır. Teşvikten faydalandırılması gerektiğine dair yasal şartların oluşup oluşmadığına dair inceleme, değerlendirme, kabul etme ve reddetme yetkisi davalılardan Kuruma tanınmış olup, yersiz tahsil edildiği iddia edilen primlerin iade yükümlülüğünün primi tahsil eden Kurumda olduğu ve bu kapsamda davalı hazineye husumetin düşmeyeceği dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

2.Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, bu aşamadan sonra da anayasaya aykırılığı tespit ile iptal edilen bu fıkraya dayalı olarak verilmiş olan kararlar da dairemizce Anayasa Mahkemesi kararı ile birlikte oluşan bu yeni durum ve maddenin tüm hükümleri ile birlikte yeniden değerlendirilmesi için bir kez daha bozulmuş, böylece 4 üncü Fıkrada yer alan “görülmekte olan davalar” yönünden yapılan bu yeni düzenleme ve aynı maddenin 3 fıkraya yaptığı yollama nedeniyle 3 üncü fıkra içerisinde getirilen davalı Kuruma yönelik ödeme yükümlülüğü karşısında, bu hükümlerin uyuşmazlığın çözümünde uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Gelinen son aşamada, eldeki dava bakımından irdeleme yapılacak olursa, ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrasında yer alan kuralın, “mahsup veya iade edilme yönünden üçüncü fıkra hükümlerine yaptığı atıftan dolayı ödemelerin üç yıla yayılacağını öngörmesinin, faizin başlama tarihi ve ödeme için öngörülen süre göz önünde bulundurulduğunda kuralın mülkiyet hakkını sınırladığı ve yapılan bu sınırlamanın orantısız ve aşırı olduğu, hak arama hürriyeti çerçevesinde dava açan kişilerin mahkemelerden adil yargılanma hakları gereği uyuşmazlığı bitirecek şekilde gerekçeli karar elde etme haklarının bulunduğu, yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçte, taraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya da davanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına engel olan düzenlemelerin kişilerin karar elde etme hakkı ile birlikte sonuçları bakımından da kişilerin mülkiyet haklarının ölçüsüz şekilde sınırlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan maddeye dayalı olarak verilen kararlar da hukuka aykırı nitelikte olup, özellikle ek 17 nci maddenin 3 üncü Fıkrasında yer alan düzenlemenin de mevcut bir dava olmaksızın prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılmasını düzenlemesi, başka bir deyişle davasız başvuru halinde, kuruma getirilen ödeme yükümlülüğünün çerçevesinin düzenlendiği hususu ile Anayasa Mahkemesi kararının 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girmesinden sonra, mahkemelerce iptal edilmiş olan Ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrası kapsamında uygulama yapılarak karar verilmesi olanağının ortadan kalktığı ve bu fıkranın içeriğinde yer alan atıf nedeniyle 3 üncü Fıkrasının da uygulanabilir hüküm olmaktan çıkarıldığı hususu birlikte düşünüldüğünde, eldeki dava bakımından teşvik indirimine ilişkin uyuşmazlığın kaynağı olan temel yasa maddesi, yani 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinin davanın yasal dayanağı olarak kabul edilmesi ve bu maddedeki koşulların irdelenmesi ile bu madde çerçevesinde uygulama yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararistinafcevapyargılamavıtemyizvı.kararımahkemesiderecesonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:21:55

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim