Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/2709

Karar No

2023/2970

Karar Tarihi

22 Mart 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İş Mahkemesi

SAYISI: 2020/204 E., 2022/218 K.

İHBAR OLUNANLAR: 1 ... Lojistik Ltd. Şti. vekili Avukat ...

2 ... vekili Avukat ...

DAVA TARİHİ: 14.04.2015

HÜKÜM/KARAR: Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde;iş kazası sonucu %27 oranında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelir ve yapılan ödemelerin 5510 sayılı Kanun'un 21 inci madde hükmü uyarınca rücuan tahsili istemine ilişkindir

II. CEVAP

Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; kazazede işçinin taşeron şirket işçisi olduğunu, kaçınılmazlık ilkesi ile işçinin kusurun dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli ve 2015/343 Esas, 2016/774 Karar sayılı kararıyla; ihbar olunan ...'ın % 20 oranında kusurlu, ihbar olunan ... Lojistik Ltd. Şti.'nin % 40 oranında kusurlu (ayrıca ...'ın kusurundan da sorumlu), davalı... Taş. Tem. Hiz. Tur. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin %20 oranında kusurlu, dava dışı Migros Ticaret A.Ş'nin % 20 oranında kusurlu (ayrıca ... Lojistik Ltd. Şti.'nin, ...'ın kusurundan ve ... Taş. Tem. Hiz. Tur. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin kusurundan sorumlu) olduğu nu bildiren kusur raporunu hükme esas alarak davanın kabulü ile; 46.433,47 TL alacağın onay, tediye ve sarf tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemiz 19.02.2019 tarih 2016/16089 E., 2019/1351 K. sayılı ilamı ile bozulmuştur.

2.Bozma ilamında; " iş kazasının meydana geldiği işyerinin Davadışı Miğros A.Ş.'ye ait boşaltma ambarının olduğu, olaya sebebiyet veren ... Loj. Ltd. Şti. çalışanı ve aynı zamanda ... Operatörü ... olduğu olayda malul kalan raf düzenleme görevlisinin sigortalı ...'in ise davalı ... Taş.Tem.Hiz.Tur.Gıda San.Tic.Ltd.Şti.'nin çalışanı olduğu sabittir. Davadışı Miğros A.Ş. ve davalı ... işveren ve İhbar olunan ... Loj. Ltd. Şti. arasında asıl işverenlik alt işverenlik ilişkisi bulunup, bulunmadığı araştırılıp, irdelenmemiştir." " 2.mahkemece, davalı ... Taş. Tem. Hiz. Tur. Gıda San. Tic. Ltd. Şti. ile davadışı Migros A.Ş. ve ... Loj. Ltd. Şti. arasındaki sözleşme celp edilerek hukuki ilişki ve işverenlik sıfatları irdelenip, belirlenmeli ve şayet arasında asıl işveren alt işverenlik ilişkisi tespit edilmesi halinde olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden mevcut kusur raporları arasındaki çelişki giderilerek bilirkişi heyetinden yeniden kusur raporu alınmalı, varılacak sonuca göre karar verilmelidir." şeklinde detaylı ve yol gösterici açıklama yapılarak karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak, 03.05.2019 tarih 2019/922 E., 2019/164 K. sayılı kararı ile dosyanın Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne (İş Mahkemesi sıfatıyla) gönderilerek mahkememiz esasının bu şekilde kapatılmasına,

Mahkememiz tarafından verilen kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflardan biri tarafından talepte bulunulması halinde dava dosyasının Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne (İş Mahkemesi sıfatıyla) gönderilmesine, karar verilmiştir.

C. Bozma Kararı

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemiz 12.11.2019 tarih 2019/5029 E., 2019/8459 K. sayılı ilamı ile "bozma sonrası açılan Özel Serik iş Mahkemesinin yetkili olduğu, ve ilgili uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, ilgili HSYK kararının yanlış yorumlanarak usulden davanın reddine ve aynı mahalde bulunan Serik Asliye Hukuk (İş) Mahkemesine gönderilmek üzere görevsizlik kararı verilmesi isabetsizdir. Kaldı ki; Serik Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin görevsizlik kararı usuli anlamla görevsizlik kararı olmadığı teknik anlamda gönderme kararı olduğu, Asliye hukuk Mahkeme ile münhasıran İş Davalarına bakan Mahkeme arasındaki ilişki görev uyuşmazlığı olmakla, Serik İş Mahkemesince verilen karar hatalıdır." şeklinde bozulmuştur.

D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 09.11.2022 tarihli ve 2020/204 Esas, 2022/218 Karar sayılı kararıyla; kazazede işçi ...'in kusursuz olduğu, davalı işverenliğe %20, ihbar olunan ... şirketine %40 (ayrıca çalışanı ... 'ın kusurundan sorumlu), dava dışı Migros şirketine %20 (ayrıca ... şirketi ve ... ile davalı ... şirketi kusurundan sorumlu), ihbar olunan ...'a %20 olduğunu bildiren kusur raporunu hükme esas alarak, davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak; 46.433,47 TL alacağın onay, tediye ve sarf tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde;bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, kazede sigortalının tamamen kusursuz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kabul etmemekle birlikte müvekkilden sadece kusur karşılığı miktarının talep edilebileceğini, müvekkili şirketin iş güveliği eğitimlerini verdiğini ve kazada kusursuz olduğunu, söz konusu kaza ile şirket arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21 inci maddenin birinci fıkrası, dördüncü fıkrası hükümleridir.

  1. Değerlendirme

1 Davacı Kurum, 03.07.2012 tarihinde meydana gelen iş kazasında %27 oranında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya hak sahiplerine bağlanan gelir ve yapılan ödemeler nedeniyle oluşan kurum zararının tahsili istemli eldeki davayı açmış olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanununun 21 inci maddesidir.

2.5510 sayılı Kanun'un “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21 inci maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür.

Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ... davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ... davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir.

3.Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun'un 21 inci Maddesi ile birlikte iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'una uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Anılan Kanunlarda; İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar, denilmekte, böylece, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) ortak Komisyonunda işçi sağlığının esasları: Bütün işkollarında işçinin fiziksel, ruhsal ve sosyo ekonomik bakımdan sağlığını en üst düzeye çıkarmak ve bunun devamını sağlamak; çalışma şartları ve kullanılan zararlı maddeler nedeni ile işçi sağlığının bozulmasını engellemek; her işçiyi kendi fiziksel ve ruhsal yapısına uygun işte çalıştırmak; özet olarak işin işçiye ve işçinin işe uyumunu sağlamak olarak tanımlanmaktadır. Belirlenen amaçlara ulaşmak, dolayısıyla iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek temel sorumluluktur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2006 gün ve E: 2006/10 696, K: 2006/704 sayılı kararı).

6331 sayılı Kanunun "Risklerden korunma ilkeleri" başlıklı 5 inci maddesinde, İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde; "a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c)Risklerle kaynağında mücadele etmek. ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f)Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g) Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ) Çalışanlara uygun talimatlar vermek." ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilirken,

Anılan Kanun'un "Çalışanların yükümlülükleri" başlıklı 19 uncu maddesinde, "Çalışanların, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlü oldukları ve çalışanların işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda; a) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek. b) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak. c) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek. ç) Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak. d) Kendi görev alanında, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak" yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir.

5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin 1.inci fıkrasında, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir davranışı sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamının, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirileceği, 4 üncü fıkrasında, iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle gerçekleşmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısının, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edileceği belirtilmiştir. Anlaşılacağı üzere 1. fıkrada işverenin, 4 üncü fıkrada üçüncü kişinin rücu alacağından sorumlulukları düzenlenmiş olup bunlara dayanılarak açılan rücuan tazminat davalarında işveren ile üçüncü kişi arasında müteselsil borçluluk ilişkisi bulunduğundan konuya ilişkin olarak olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun irdelenmesi de gerekmektedir.

Söz konusu Kanunun 141 – 148 inci maddelerinde müteselsil borçlara yer verilmiş olup 141.inci maddede, alacaklıya karşı, her biri borcun tümünden sorumlu olma yükümü altına girdiklerini beyan eden birden çok borçlu arasında teselsül bulunduğu, böyle bir beyanın yokluğunda teselsülün ancak kanunun belirlediği durumlarda olacağı, 142 inci maddede, alacaklının, müteselsil borçluların tümünden veya birinden borcun tamamen veya kısmen ödenmesini istemekte serbest olduğu, borç tamamen ödeninceye dek borçluların tümünün sorumluluklarının devam edeceği, 145 inci maddede, yaptığı ödeme veya takas ile borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmiş olan müteselsil borçlulardan birinin, sona eren borç oranında diğer borçluları borçtan kurtarmış olacağı, 146 ıncı maddede, borcun niteliğinden aksi anlaşılmadıkça, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ödemeden birbirine eşit birer payı üzerine almak zorunda olduğu ve payından çok ödeme yapanın, fazla tutar yönünden diğer borçlulara rücu hakkının bulunduğu, 147 inci maddede, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin, ödediği tutar oranında alacaklının haklarına halef olacağı bildirilmiştir.

3.Bu yasal düzenlemeler uyarınca iş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; maddi olayın özellikleri dikkate alınarak, ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.

Diğer taraftan, tarafları ve konusu farklı olan sigortalının açtığı tazminat dosyasında verilen karar, rücuan tazminat davalarında kesin hüküm teşkil etmez. Dolayısıyla o dosyada alınan kusur raporu da eldeki davada kesin delil teşkil etmeyecektir. Şayet, kesinleşmiş ise ancak, güçlü delil teşkil edebilir. Nitekim bu husus, Yargıtay'ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır.

Eldeki davada ise, yukarıdaki hukuki ve maddi açıklamalar doğrultusunda öncelikle iş kazasının gerçekleştiği iş yerinde uygulanması gerekli iş sağlığı ve güvenliği kurallarının hangileri olduğunu belirlemek, dosyanın alanında uzman A sınıf İş güvenliği uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak üç kişilik heyete incelettirilerek, tüm tarafların ve sigortalının kusur durumlarını ağırlık ve oranlarını belirler mahiyette somut verilere dayalı rapor düzenlenmesinin istenmesi, düzenlenecek bu raporlarla birlikte dosya kapsamındaki deliller bir bütün olarak değerlendirilerek, meydana gelen iş kazasında kusuru olanların sorumluluğunun miktarının belirlenmemesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, sorumluluk miktarları belirlenmeden alınan kusur raporuna göre hüküm tesisi bozma nedenidir.

4.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında alınacak kusur oran ve aidiyetlerini belirten rapordaki kusur oranları dikkate alınarak 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası ile dördüncü fıkrası hükümlerine göre hesap raporu alınmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine,

Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,

22.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadankararcevapyargılamatemyizincelenenkabulkararınkararımahkemesiderecebozulmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:23:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim