Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/1899

Karar No

2023/2795

Karar Tarihi

20 Mart 2023

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/1507 E., 2022/2461 K.

DAVA TARİHİ: ...

KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 5. İş Mahkemesi

SAYISI: 2020/186 E., 2021/164 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; Kurumun 07.04.2020 tarihli yazısı ile borçlanma başvuru belgesindeki imza ile beyannamedeki imzanın benzemediği bildirilerek talebini reddettiğini, ancak söz konusu imzaların hepsinin davacıya ait olduğunu belirterek Kurum işleminin iptaline, davacının 30.07.2019 tarihli yurt dışı borçlanma talebinin geçerli olduğuna, 30.07.2019 tarihli yurt dışı borçlanma talebine istinaden borçlanma işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada mevcut "Pasaport Bilgileri Sorgulama Ekranı" çıktısına göre davacının; 2019 yılında Türkiye giriş tarihinin 28.06.2019 tarihi olduğu ve 21.07.2019 tarihinde çıkış yaptığı dolayısıyla borçlanma talep dilekçesinin davacı tarafından imzalandığı bölümde el yazısı ile atılan 30.07.2019 tarihinde davacının Türkiye'de bulunmadığı, davacının 30.07.2019 imza tarihini içeren borçlanma talep dilekçesinin Erzincan SGİM kayıtlarına giriş tarihinin 06.08.2019 tarih, varide sayısının ... olduğu, dosyada mevcut iadeli taahhütlü posta kartı fotokopisinin üzerinde yer alan barkod numarasının... olduğu, PTT gönderi takip sayfasında barkod numarası sorgulandığında kabul tarihinin 30.07.2019 olduğu, gönderici adının Ü... E... olduğu, Ankara ... Postanesi tarafından kabul edildiği ve 02.08.2019 tarihinde teslim edildiği, davacının dosyada mevcut Berlin Başkonsolosluğunda düzenlenen 27.07.2020 tarih, 3409 yevmiye numaralı vekaletnamede atılı imzası ile borçlanma talep dilekçesindeki imzasının çıplak gözle bakıldığında birbirine benzediği, davacının askerlik borçlanması talep dilekçesinin de 30.07.2019 tarihli olduğu ve talebi üzerine askerlik borçlanması işlemlerinin davalı Kurum tarafından tamamlandığı, bu durumda davacının Türkiye'de bulunduğu 28.06.2019 21.07.2019 tarihleri arasında hem askerlik borçlanma hem de 3201 sayılı Kanun uyarınca yurt dışı hizmet sürelerini borçlanma talep dilekçelerini hazırlayıp imzalayarak postaya verilmek üzere Ü... E...'ye teslim etmiş olması ihtimal dahilinde olduğu, davacının borçlanma talep dilekçesine eklenmesi gereken hizmet belgesinin davalı Kurum tarafından daha sonra tamamlatıldığı Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik'in 9. Maddesinde hüküm altına alındığı üzere yurtdışında geçen ve borçlanmaya esas olacak sürelerine esas belge asıllarını Beyoğlu SGM kayıtlarına 20.08.2019 tarih, 11940886 varide sayısı ile intikal eden 16.08.2019 tarihli dilekçesi ekinde ... SGM'ne sunduğu ayrıca Erzincan SGİM'nün 02.10.2019 tarih, E.14585510 sayılı yazısı ile istenilen yurt dışı hizmet belgesi ile iadeli taahhütlü posta kartı aslını, Kurum kayıtlarına 11.10.2019 tarih, 15354928 varide sayısı ile intikal eden 08.10.2019 tarihli dilekçesi ekinde Erzurum SGİM ne de ibraz ettiği, dolayısıyla başvuru sırasında istenecek olan belgeleri ve yazılı başvuru şartını tamamladığı, davalı Kurum tarafından başvurusunun, borçlanma talep dilekçesindeki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle reddedildiği, davacı tarafından Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik'in 9 uncu maddesi hükmü uyarınca davalı Kuruma ibraz edilmesi zorunlu kılınan yurt dışı hizmet belgesi aslının Kurumun talebi üzerine ibraz edildiği ve yine anılan Yönetmeliğin 7 nci maddesi uyarınca eksiksiz doldurulmuş borçlanma talep dilekçesinin bulunduğu, 30.07.2019 tarihli borçlanma talebi geçerli kabul edilerek borçlanma işlemlerinin tamamlanması gerekeceği gerekçesi ile davanın kabulüne, davalı Kurumun, davacının 30.07.2019 tarihli borçlanma talebinin reddine ilişkin işleminin iptaline, borçlanma işlemlerine devam edilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde, Kurum tarafından yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada bulunan "Pasaport Bilgileri Sorgulama Ekranı" çıktısına göre davacının 2019 yılında Türkiye giriş tarihinin 28.06.2019 tarihi olduğu ve 21.07.2019 tarihinde çıkış yaptığı dolayısıyla borçlanma talep dilekçesinin davacı tarafından imzalandığı bölümde el yazısı ile atılan 30.07.2019 tarihinde davacının Türkiye'de bulunmadığı, davacının 30.07.2019 imza tarihini içeren borçlanma talep dilekçesinin PTT gönderi takip sayfasında barkod numarası sorgulandığında kabul tarihinin 30.07.2019 olduğu, gönderici adının Ü... E... olduğu, davacının Türkiye'de bulunduğu 28.06.2019 21.07.2019 tarihleri arasında 3201 sayılı Kanun uyarınca yurt dışı hizmet sürelerini borçlanma talep dilekçelerini hazırlayıp imzalayarak postaya verilmek üzere Ü... E...'ye teslim etmiş olmasının ihtimal dahilinde bulunduğu, davacının Berlin Başkonsolosluğunda düzenlenen vekaletnamede atılı imzası ile borçlanma talep dilekçesindeki imzasının çıplak gözle bakıldığında birbirine benzediği, Yönetmelikte belirlenen tüm belgeleri de Kuruma sunduğu anlaşıldığından Mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı Kurum vekili, başvuru dilekçesinde yer alan imza ile imza sirküsünde yer alan imzanın birbirine hiç benzemediğini, dolayısıyla borçlanma talep dilekçesindeki imzanın davacıya ait olmadığı tespit edildiğinden usulüne uygun başvurusu bulunmayan davacının borçlanma talebinin reddedildiğini, Kurum işleminin hukuka uygun olduğunu belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacının 30.07.2019 tarihli yurt dışı borçlanma talebinin geçerli olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 42, 3201 sayılı Kanun'un 4, 5 ve Geçici 9 uncu maddesi hükümleri.

  1. Değerlendirme

5510 sayılı Kanun'un "Bildirim" başlıklı 42 nci maddesi; Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir düzenlemesini,

3201 sayılı Kanun'un "Borçlanma tutarı ve borçlanma tutarının iadesi" başlıklı 4 üncü maddesi, 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun 79 uncu maddesi ile düzenlenmiş haliyle borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarının, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 82 nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın %32’sinin olduğunu, ancak prime esas asgari günlük kazancın altında olmamak üzere borçlanma tutarına esas alt sınırı farklı bir miktarda belirlemeye Bakanlar Kurulunun yetkili olduğunu, borçlanılan süreler, yurda kesin dönüş yapılmış olması şartıyla aylık tahsisi için yazılı talepleri halinde 5510 sayılı Kanun'un 41 inci maddesinin son fıkrası hükümlerine göre değerlendirileceğini, tahakkuk ettirilen borç tutarının, tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenmesi gerektiğini, ödeme yapılan gün sayısının prim ödeme gün sayısına ve prime esas kazanca dahil edileceğini, tahakkuk ettirilen prim borcunu tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde ödemeyenler için yeniden başvuru şartı aranacağını amir iken maddenin 17.07.2019 tarihli ve 7186 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesiyle değişik halinde, borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarının, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'un 82 nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın %45’i olduğunu düzenlemiş ve tahakkuk ettirilen borç tutarının, tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenmesi gerektiğini, tahakkuk ettirilen prim borcunu tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde ödemeyenler için yeniden başvuru şartının aranacağını düzenlemiştir.

3201 sayılı Kanun'un "Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı " başlıklı 5 inci maddesinin 4 üncü ek fıkrası 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun 79 uncu maddesinin düzenlediği şekli ile yurt dışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağılık Sigortası Kanun'a göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye'de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir şeklinde iken, 17.07.2019 tarihli ve 7186 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile değişik halinde, yurt dışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b)bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir düzenlemesi şeklindedir.

01.08.2019 tarihinde yürürlüğe giren 3201 sayılı Kanun'un Geçici 9 uncu maddesi ise kısmi aylık bağlanmış olanlar dahil olmak üzere bu maddenin yürürlük tarihinden önce yurt dışında geçen sürelerini borçlanma talebinde bulunanlardan tahakkuk ettirilen borçlarını yasal süresi içinde ödeyenlerin, sigortalılık sürelerinin hangi statüde değerlendirileceğinin ve tahakkuk ettirilecek borç tutarının tespitinde önceki hükümler esas alınacağını düzenler.

3201 sayılı Kanundan yararlanarak yurtdışında geçen sürelerini borçlanmak isteyenler ile Kurum arasında borçlanma işlemine, bunun sonucu olarak ödenecek prim miktarına ilişkin uyuşmazlıklar çıkmaktadır. Kurumun aktüeryal dengesi ve hakkaniyet ölçüleri gözetilerek ödenecek primin hangi tarihteki prime esas kazanç miktarları esas alınarak belirleneceği üzerinde durulmalıdır. Bu yönde, 3201 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin önceki düzenlemesinde açıkça “ödeme tarihi” esas alındığından, bu konuda çıkabilecek uyuşmazlık ödeme tarihine göre çözümlenmekte iken yürürlükte olan düzenleme tahakkuk tarihindeki primin tebliğden itibaren üç aylık süre içinde ödenmesi şeklinde olup bu üç aylık sürenin geçirilmesi durumunda borçlanma bedeli olarak ödenecek prim miktarının nasıl belirleneceği irdelenmelidir.

Burada Kurum işleminin hukuka uygun olması kriter olarak alınmalıdır. Kurum, yapılan borçlanma başvurusunu hukuka uygun olarak değerlendirmiş ve yaptığı borç tahakkukunu tebliğ etmiş, buna rağmen borçlanma bedeli Yasada belirtilen üç aylık süre içinde ödenmemiş ise 3201 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi gereği borçlanmak için Kuruma yeniden başvuru gerektiğinden, davanın açıldığı tarihe bakılmaksızın buna ilişkin isteğin reddine karar verilmelidir. Örneğin, Türkiye’de sigortalı olarak tescili bulunmayanların borçlanması 5510 sayılı Kanun'un 4/1 b maddesi kapsamında değerlendirilerek borç tahakkuku yapılması yasa gereği olup, Kurum işlemi hukuka uygun olacağından, tahakkuk ettirilen prim borcunu ödeme yerine, borç tahakkukunun 5510 sayılı Kanun'un 4/1 a maddesine göre yapılması ve prim borcunun da başvuru tarihindeki prim miktarları esas alınarak belirlenmesine ilişkin davanın reddi gerekecektir.

Kurum işleminin hukuka uygun bulunmaması durumunda ise prime ilişkin uyuşmazlığın makul süre gözetilerek çözümlenmesi gerekir. Makul sürenin belirlenmesinde, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinden yararlanılabilir. Anılan maddede, “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Benzer düzenlemeye Mülga 506 sayılı Kanun'un 116 ncı maddesinde de yer almakta idi. Ayrıca, 3201 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde de üç aylık ödeme süresi belirlenmiş olup tüm bu düzenlemeler, 3201 sayılı Kanunla ilgili uyuşmazlıklarda üç aylık sürenin makul süre olarak alınabileceğini göstermektedir.

Buna göre Kurumun hukuka aykırı işlemine karşı, Kurum işleminin tebliğ tarihinden itibaren üç aylık makul süre içinde dava açılması durumunda, borçlanılacak prim miktarının başvuru tarihindeki primler esas alınarak belirlenmesi; üç aylık makul süre geçtikten sonra dava açılması durumunda ise, dava yeni borçlanma iradesi sayılarak davanın açıldığı tarihindeki primler esas alınarak borçlanma bedeli belirlenmesi gerekir. Örneğin, Türk vatandaşlığından izinle çıkan kişilerin, Türk vatandaşı oldukları dönemde yurtdışında geçen süreleri borçlanma hakkının varlığı gözetildiğinde, başvuru tarihinde Türk vatandaşı olunmadığı gerekçesiyle borçlanma başvurularının reddi hukuka aykırı olacağından, ödenecek borçlanma bedelinin burada belirtilen kriterlere göre belirlenmesi gerekir.

Diğer bir olasılık da Kurumun borçlanma talebini değerlendirmeyip cevapsız bırakmasıdır. Bu durumda, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinde belirtilen üç aylık süre geçtiğinde Kurumun talebi reddetmiş olduğu esas alınarak, anılan üç aylık bekleme süresine yukarıda belirtilen üç aylık makul süre (3 + 3 =6 ay) eklenmeli; davanın Kuruma başvuru tarihinden itibaren 6 aylık süre içinde açılması durumunda yine Kuruma ilk başvurunun yapıldığı tarihteki prime esas kazancın esas alınması; başvuru tarihinden itibaren altı aylık sürenin geçmesinden sonra dava açılması durumunda ise, makul sürenin geçtiği ancak Kurum tarafından da başvuruya bir cevap verilmediği gözetilerek borçlanma bedelinin davanın açıldığı tarihteki prime esas kazanç miktarı esas alınarak belirlenmesi gerekecektir. Dairemizin bu yöndeki içtihadı istikrar kazanmıştır.

Somut olayda, davacının 30.07.2019 tarihli yurt dışı borçlanma talebinin Kurum tarafından borçlanma talep dilekçesindeki imzanın davacıya ait olmadığı, vekaletname de sunulmadığı gerekçeleriyle geçersiz sayılarak başvurusunun reddedildiği, bunun üzerine davacı vekilince kurum işleminin iptaline yönelik eldeki davanın açıldığı görülmektedir.

Davacının başvurusunun resmi kuruma yapılması ve imzanın bir resmi belgenin geçerliğinin şekil sıhat şartı olduğu hususları göz önüne alındığında ve imza eksikliğinin eksik bilgi, belge kapsamında değerlendirilmesinin mümkün bulunmaması karşısında, davacının yurda giriş çıkış kayıtlarından 28.06.2019 ile 21.07.2019 tarihleri arasında Türkiye'de bulunduğu, yurt dışı borçlanma talep dilekçesi üzerindeki düzenleme tarihinin ve postaya verildiği tarihin ise 30.07.2019 tarihi olduğu hususu da gözetilerek, imza incelemesi yapılmak suretiyle 30.07.2019 tarihli borçlanma talep dilekçesi üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığının belirlemesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle ;

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesiderecebozulmasınaortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:24:44

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim