Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/2667

Karar No

2023/2644

Karar Tarihi

16 Mart 2023

...

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/378 E., 2022/2487 K.

...

...

KARAR: Red

İLK DERECE MAHKEMESİ: Kocaeli 2. İş Mahkemesi

SAYISI: 2017/251 E., 2020/165 K.

Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı şirket vekili dava dilekçesinde; SGK Başkanlığı tarafından Kocaeli 2. İş Mahkemesi'nin 2017/225 Esas sayılı dosyası ile sigortalı ...'nın müvekkil iş yerinde çalışmasından kaynaklı meslek hastalığına tutulduğunu ve %15,2 oranında malul kaldığının tespit edilerek müvekkil aleyhine dava açıldığını, bu şekilde kurum tarafından verilen karara itiraz ettiklerini ve külliyen iptalini istediklerini, Yüksek Sağlık Kurulu tarafından sigortalı için "Sinovit, Tenosinovit, diğer ön köy bilateral hastalığının mesleki olduğuna ve maluliyet oranının %15,2 olduğuna karar verildiğini, sigortalıda müvekkil iş yerinden kaynaklı herhangi bir sağlık sorunu olduğunu kabul etmediklerini, hastalığın hiçbir tedaviye cevap vermeyecek noktaya gelmişse ve kişide kalıcı bir sekel yaratmışsa bu durumda kişinin meslekte kazanma gücünden kayıp yaşadığının iddia edilebileceğini, söz konusu hastalık tanısı konulan kişilere öncelikle kortizon iğne tedavisi ve fizik tedavisi uygulandığını, bunlara rağmen iyileşme olmazsa ameliyat edilerek tedaviye cevap verip vermediğine bakılacağı, sinovit ve tenosinovittenin bu şekilde %100 iyileşmesinin mümkün olduğunu, bu süreçler ardından hala iyileşme sağlanmadığı takdirde kişinin sekel kaldığından bahsedilebileceğini, davalı ...'nın çalıştığı operasyonlarda binek oto lastiği ile çalıştığını, söz konusu operasyonun kamyon otobüs lastiği operasyonlarına göre çok daha kolay bir görev olduğunu, otomasyon ile desteklendiğini, genel olarak incelendiğinde, söz konusu iş için meslek hastalığına yol açabilecek ergonomik zorlama söz konusu olmadığını, bu nedenle itirazlarının gereği kararın iptali ile meslek hastalığının ve maluliyetinin Adli Tıp Kurumunca tespitini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ilk olarak davacı firmada 2003 yılında sözleşmeli olarak işe başladığını ve fesih tarihine kadar aralıksız çalıştığını, davalının kolundaki ağrıların artması nedeniyle meslek hastalıkları hastanesine muayene olmaya gittiğini ve sinovit, tenosnovit, diğer ön kol bilateral hastalığı olduğu ve bu hastalığının da mesleki hastalık olduğunun tespit edildiğini, yine aynı raporda (MKGAO) %15,2 olarak belirlendiğini, davalı müvekkilinin bel ve boynunda da benzer rahatsızlıkların bulunduğunu, bunun sebebinin çalışma şekline göre davalının vücudunun ağırlıklı olarak eğik şekilde çalışması olduğunu, müvekkilinin işe girdiği ilk günden iş akdinin feshedildiği güne kadar toplam 11 sene boyunca ilk olarak düzgünlük makinasında operatörlük yaptığını, bu makinede günde 1200 pişmiş lastiği el yordamıyla paletten alıp kontrol amacıyla konvöre koymak ve ardından çıkan lastiği de aynı şekilde alıp palete dizmek suretiyle çalışmasını sürdürdüğünü, ağırlığı 10 kg ile 30 kg arasında değişen lastikleri toplamda 2400 kez davalının elinden geçtiğini, davalının bu çalışmasının 2003 2005 yılları arasında aralıksız devam ettiğini, söz konusu hastalığın işverenin davalıyı rotasyona tabi tutmadan 10 yıl boyunca uzun sürelerde aynı yerlerde çalıştırmasından, iş yerinde meslek hastalığını önleyecek nitelikte iş güvenliği tedbirlerini almaması ve işin yoğunluğunu azaltacak son teknoloji makine ve aletler kullanmamasından ötürü oluştuğunu, bu nedenle davacının haksız davasının reddini talep etmiştir.

  1. Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı iş yerinde çalışmakta iken 27.08.2014 tarihinde tutulduğu meslek hastalığı nedeni ile düzenlenen 16.06.2017 tarih 93269/21/İR/21 Sayılı Müfettiş Raporu ve eki tutanaklar ile diğer belgelerin incelenmesinde; sigortalı ...'nın ... Meslek Hastalıkları Hastanesinde muayene ve tedavileri sonucu hastanece düzenlenen 27.08.2014, 11.02.2015 ve 06.05.2016 tarihli sağlık kurulu raporlarına istinaden SGK Başkanlığı Yüksek Sağlık Kurulunun 07.12.2016 tarih ve 92/15892 sayılı kararı ile sinovit tenosinovit, diğer ön kol bileteral mesleki hastalık tespit sonucu Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranının %15,2 olduğunun tespit edildiğini, davcı işverenin yaklaşık 11 yıldır iş yerinde çalışan sigortalının tutulduğu hastalığın meslek hastalığı olmadığı iddiasının yersiz ve mesnetsiz bir iddia olduğunu, bu nedenle davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tüm dosya kapsamına göre; Davalının maluliyetine ilişkin Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi arasındaki raporlarda çelişki olması nedeniyle çelişki giderilmek üzere Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınmış, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu davalı ...'da Servikal ve lomber diskopati hastalığının mesleki olduğu, maluliyetine neden olacak düzeyde araz tespit edilmediğinden maluliyet tayinine mahal olmadığı, yine sigortalıda bilateral sinovit ve tenosinovit meslek hastalığı nedeniyle davalının meslekte kazanma gücü kayıp oranının % 22,2 olduğu, meslek hastalığının ve maluliyetinin başlangıç tarihinin 18.08.2014 olduğu anlaşıldığından; davanın kısmen kabulüne,

1)Davacı ...'da servikal ve lomber diskopati hastalığının mesleki olduğuna ancak 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Rezmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz tespit edilmediğinden maluliyet tayinine mahal olunmadığına,

2 Davacı ...'da bilateral sinovit ve tenosinovit meslek hastalığı nedeniyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Rezmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası grup 4 (dört) alınarak;

a) GR 4 VIII(2 Cb....19) A %23

E cetveline (yaşına) göre % 22.2 (yüzdeyirmiikinoktaiki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağına,

b)Meslek hastalığının ve maluliyetinin başlangıç tarihinin 18.08.2014 olduğuna, dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ile davacı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepler

1.Davacı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; Maluliyet oranını kabul etmediklerini, taraflarınca maluliyetin tümüyle iptali için açılan bir davada, itiraz edilenden de daha yüksek bir oranda maluliyet tespiti nedeniyle kararın hatalı olduğunu,

Tarafların rapora yaptıkları itirazlarla ilgili hiçbir değerlendirme yapılmadığını, Adli Tıp Kurumu raporunda verilen meslek hastalığı ve maluliyet kararının hatalı olduğunu,

Sigortalının müvekkili iş yerinde çalışmasından kaynaklı herhangi bir rahatsızlığı ve sekeli bulunmadığını, meslek hastalığı tanısının ve maluliyetinin külliyen iptalinin gerektiğini

Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

2.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Karar meslekte kazanma gücü kayıp oranı yönünden, SGK Yüksek Sağlık Kurulu kararı ile çeliştiğinden, yerel mahkeme kararını kabul etmediklerini,

Üniversite Hastanesi, Araştırma ve Uygulama Hastanesi gibi farklı hastanelerden görüş almadan hüküm kurulduğunu, çelişkiler mevcut olduğunu, çelişkiyi giderir bir rapor alması gerektiğini,

Raporda, %15,2 den %22,2 ye artış gösterme sebebinin açıklanmadığını,

Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanın, SGK tarafından dosya davacısına açılan Kocaeli 2. İş Mahkemesinin 2017/225 Esas sayılı rücuen tazminat dosyasında YSK tarafından % 15,2 oranında malüliyet belirlenmesi üzerine malüliyetin tesbitini talep ettiği bu davayı açtığı, İlk derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama ile malüliyetin Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu 04.06.2020 tarih 772 Karar sayılı raporunda, davalının maluliyet oranının %22,2 olduğunu, meslek hastalığının ve maluliyetinin başlangıç tarihinin 18.08.2014 olduğunu belirtildiğinin bildirildiği anlaşılmakla, dava açanın sıfatı dikkate alındığında davanın reddi gerekir iken davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş ve ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı şirket tarafından; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuşlardır.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacının meslek hastalığı nedeniyle meslekte kazanma gücü kaybı oranının belirlenmesi istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

1 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2 01.10.2008 sonrası yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinde de "İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve engellilik nedeniyle Kurumca yetkilendiren sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır...

Sigortalının sürekli iş göremezlik geliri,

A) Geçici iş göremezlik ödeneğinin sona erdiği tarihi,

B) Geçici iş göremezlik tespit edilemeden sürekli iş göremezlik durumuna girilmişse, buna ait sağlık kurulu raporu tarihini takip eden aybaşından başlar" hükmü getirilmiştir.

Anılan düzenlemeler uyarınca sigortalının sürekli iş göremezlik geliri alabilmesi için meslekte kazanma gücünün % 10 oranında azalmış olması ve azalma olan tarihin tespiti gerekmektedir;

3 Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol; 5510 sayılı Kanun'un “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95 inci maddesinde (506 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinde) hükme bağlanmıştır. Buna göre, kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kurulu'na itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.02.2010 gün ve 2010/21 60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10 390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulu'nca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı şirket vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

mkgaokararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:25:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim