Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/7333

Karar No

2023/2137

Karar Tarihi

7 Mart 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/1796 E., 2020/1774 K.

vekili Avukat ...

DAVALILAR: 1 ... Kömür İşletmeleri A.Ş. vekili Avukat ...

2 Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel

Müdürlüğü vekili Avukat ...

3 ... vekili Avukat ...

DAVA TARİHİ: 08.03.2019

KARAR: Esastan red

Davacı Kurum vekili, Davalı Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı

Maden İşleri Genel Müdürlüğü vekili

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... İş Mahkemesi

SAYISI: 2019/150 E., 2020/170 K.

Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ... ve davalılardan Enerji ve Tabi kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ile Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ve davalıların başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Kurum ile davalılardan Enerji ve Tabi kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ile Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı SGK Başkanlığı dava dilekçesinde özetle; sigortalısının 13.05.2014 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğini, müteveffa sigortalının hak sahiplerine cenaze yardımı ödemesi ve iş kazası ölüm geliri bağlandığını, 5510 sayılı Kanun'un 21inci ve 76 ncı maddesi, 4857 İK 2, 61 maddeleri uyarınca Kurum zararının müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını, Bakanlık aleyhine kusur atfedilebilecek herhangi bir karar bulunmadığından husumet nedeniyle davanın reddedilmesi gerektiğini, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, ödeme ve zararın mahiyetinin belli olmadığını, 5510 sayılı Kanun'da müteselsil sorumluluğa ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığından kısmi borcun bulunduğu sonucuna varılması gerektiğini, 3213 sayılı Kanun'a göre herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını, ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aldırılan bilirkişi raporundaki tespitlerin çelişkili olduğunu öne sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının HMK'ya aykırı olduğunu, davaya konu olayda müvekkili Kurumun herhangi bir kusuru ve sorumluluğunun olmadığını, diğer davalı ...Ş. ile aralarında asıl alt işverenlik ilişkisinin bulunmadığını, sigortalının müvekkilleri Kurumun işçisi olmadığını, ihale makamı olduklarını, 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki şartların gerçekleşmediğini, husumet itirazlarının bulunduğunu, davacı Kurumun ilgili Kuruluşu olduğu Bakanlığın da kusurlu bulunmasına rağmen bütün ödemelerin davalılardan istenmesinin müteselsil borçluluk ilkelerine aykırı olduğunu öne sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davalı ... Kömürleri A.Ş. cevap dilekçesinde özetle; davanın kısmi dava ve belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, Dava açıldığı tarih itibari ile davacı Kurumun PSD miktarı belli olduğunu. Bunun dava dilekçesinde de belirtildiğini, davalıların kusur oranı nedeniyle ne miktardan sorumlu olunacağı kısmı da yaptırdıkları bilirkişi raporu ile sabit olduğunu bu rapor davacı tarafından alındığı için hükme esas alınamayacağını hukuki gerçeği ileri sürülecek olursa bu raporu kabul etmediklerini, davacının en azından belirleyebildiği kadar miktarda alacağını belirli hale getirmesi gerektiğini yoksa şimdilik kaydıyla farazi bir miktar gösterilmesi hukuka aykırı olduğunu bu nedenle davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddini, Kömür Ocağında gerekli tüm denetimler kamu kurumlarınca yapılmış ocakta herhangi bir eksiklik bulunmadığını bu kurumlarca tanzim edilen raporlar ile sabit hale geldiğini, bu husus da müvekkil şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını bu nedenle davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

Davanın dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinde "İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır....

İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir." hükmü yer almaktadır.

Kazalının davalı ...Ş. tarafından işletilen yeraltı maden ocağında çalışırken 13.05.2014 tarihinde iş kazası geçirerek vefat ettiği; iş kazasının oluşumunda, kusurunun bulunmadığı; davanın kusura dayanılarak müteselsil tahsil istemi ile açılmış olduğu, tek bir olaya bağlı aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her birinin, 6098 sayılı Borçlar Kanunu md. 61 ve 62 mucibince zarardan müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği; Kurumca haksahiplerine yapılan cenaze masrafı ve bağlanan gelirler toplamının 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca davalılardan talep edilebileceği anlaşılmakla, bu haliyle davanın kabulüne, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı SGK Başkanlığı vekili ile davalılardan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü vekili ve Türkiye Kömür İşletmeleri vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri

1 Davacı SGK Başkanlığı vekili, meydana gelen iş kazasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın kusuru bulunmadığını, hatalı ve yetersiz değerlendirmeler içeren rapordaki kusur oranlarına göre verilen hüküm isabetsiz olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

2 Davalılardan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü vekili bilirkişi raporunda hesaplanan zarar oranını kabul etmediklerini, Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün %10 kusurlu olduğunu belirtip hemde tüm tazminattan diğer kusurlu olan idare ve Kurumlarla birlikte müteselsil sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu alacaklardan sorumlu olduklarını kabul etmemekle birlikte iş kazasından sorumlu tutulmaları halinde sorumluluklarının tespit edilecek kusur oranında olması gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3 Davalılardan Türkiye Kömür İşletmeleri vekili dosyalar seri açıldığı halde vekalet ücreti takdirinde seri dava haline dikkate etmeden hüküm kurulduğunu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın kusuru dahil edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca cenaze giderinin ve fiili ödemelerin tamamı üzerinden sorumluluk yüklenilmesinin hatalı olduğunu, somut olayda müvekkili Kurumun sorumluluğunu gerektirir bir durum bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, ... İş Mahkemesi'nin 2014/643 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacı Kurum tarafından düzenlenen kesin raporda ... Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin %100 oranında kusurlu bulunduğunu ve müvekkiline herhangi bir kusur verilmediğinden müvekkili Kurumun sorumluluğuna gidilemeyeceğini, müvekkili yönünden müteselsil borçluluk ilklerine aykırı olarak ve eksik incelemeye dayalı karar verildiğini, ayrıca faiz başlangıç tarihlerinin hatalı belirlendiğini, zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını ve hak sahibi dosyasının kesinleşmediğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak müvekkili Kurum yönünden davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,

1 Somut olayda, üretim aşamalarında davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından bedelsiz olarak yükleniciye bırakılan makine ve teçhizatların da kullanılması, davalı ... Genel Müdürlüğü'nün kendisine sunulan iş programını veya projeyi yeterli bulunmaması halinde tespit edilen noksanlıkların davalı tarafından verilen süre içerisinde giderilmesi zorunluluğu, yüklenicinin çalıştıracağı işletme müdürü, proje mühendisi, vardiya daimi nezaretçisi, teknik nezaretçinin en az sayısı ve meslek kıdeminin davalı idare tarafından belirlenmesi, idarenin, uygunsuz davrandığı, görevlerini yerine getirmekte yetersiz olduğu kanısında olduğu veya işyerinde çalıştırılmasında sakınca gördüğü her kademe ve nitelikteki elemanların iş başından ve işyerinden uzaklaştırılmasını isteyebilmesi gibi tespitler karşısında anahtar teslimi olarak kabul edilemeyecek bir sözleşme ile kendisine olağan denetim sınırlarını aşacak şekilde yetkiler tanınmış olan davalı ... Genel Müdürlüğü'nün 4857 Sayılı Kanun'un 2nci maddesi gereğince asıl işveren, diğer davalı ... AŞ.'nin ise alt işveren olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır."

2 5510 sayılı Kanun'un 12/son hükmüne göre "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişiye alt işveren denir. Sigortalılar, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumludur."

3 Davalı TKİ kurumunun asıl işveren sıfatını haiz olması nedeniyle alt işverenin tüm kusurlarından 5510 sayılı Kanun'un 12/son hükmü gereği müteselsilen sorumludur. Mercii incelemesinden geçerek iş bu davalının asıl işveren olduğu kesinleşmiş bulunmaktadır. Kaldı ki hükme esas alınan bilirkişi raporunda da açıkça ifade edildiği gibi iş bu davalının alt işveren ile aralarındaki sözleşmede hükümler bulunması nedeniyle denetim yetkisi bulunmasına rağmen onaylı projelerde bulunmayan kör baca çalışması (kara tumba yöntemi) şekline itiraz etmeyerek kusurlu davrandığı görülmektedir. Yine ruhsat sahibi olan iş bu davalı denetim görevini ihmal ederek, iş kazası riskini artırma pahasına, teknik olanakların elverdiği üretim miktarından çok fazla üretim yapılmasına mani olmadığı, kendisi tarafından onaylı projede bulunmasına rağmen ikinci bir yol ile S panolarının yer yüzüne hava dönüşlerinin sağlanması için gerekli işlemin yaptırılmasını sağlamadığı, çok tehlikeli sınıfta bulunan işyerinde havalandırma, gaz izleme sistemi ve ocak bacasının analizi ile yangınla mücadele ve tahliye konusundaki eksikliklerin alt işveren tarafından giderilmesi için gerekli işlemleri yapmadığı ortada olmakla kusurlu kabul edilmesinde de herhangi bir hata bulunmamaktadır.

4 Dava dışı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile davacının ayrı tüzel kişiliklerinin bulunması nedeniyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın kusurundan da davalıların sorumlu tutulmasında herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu değildir. Davacı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın ilgili kuruluş olarak devlet yapılanmasında teşkilatlanmasının tüzel kişiliklerin ayrı olması nedeniyle sorumluluk ilkesi açısından sonuca tesirinin bulunmayacağı kabul görmüştür.

5 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 61 ve 62 hükümleri dikkate alındığında birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağı açıkça ifade edilmiş olmakla iş bu davalının üçüncü kişi sıfatıyla sorumlu tutulmasında herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu değildir.

6 Davacının teknik konu olan kusur durumuna ilişkin rapor alınacak olan iş bu davada belirsiz alacak davası açmasında herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu değildir. Davacının dava açtığı tarih itibariyle kusur durumunu bilebilmesi kendisinden beklenir bir sonuç değildir.

7 İş bu Bakanlığın teşkilat kanununda ve Maden Kanunu madde 29'da iş bu davalıya işçi sağlığı ve iş güvenliği ilkelerinin uygulanmasını denetleme ve denetim sonucunda yaptırım uygulama yetki ve yükümlülüğü verilmiş olmasına karşın yukarıda ortaya konulan eksikliklerin bulunmasına rağmen işletmenin üretimi iki katına çıkartacak şekilde çalışmasına izin vermekle kusurlu olduğu açıktır.

8 Açıklanan nedenlerle ... İş Mahkemesi'nden verilen kararın kaldırılmasına yönelik davacı SGK Başkanlığı vekili, davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü vekili ve davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun'un 353/1 b.1 hükmü gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kurum ile davalılardan Enerji ve Tabi kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ve davalı ... Genel Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı SGK Başkanlığı vekili, meydana gelen iş kazasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın kusuru bulunmadığını, hatalı ve eksik inceleme sonucunda belirlenen kusur oranlarına göre verilen hüküm isabetsiz olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

2 Davalı Enerji ve Tabi kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü bilirkişi raporunda hesaplanan zarar oranını kabul etmediklerini, Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün %10 kusurlu olduğunu belirtip hem de tüm tazminattan diğer kusurlu olan idare ve Kurumlarla birlikte müteselsil sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu alacaklardan sorumlu olduklarını kabul etmemekle birlikte, iş kazasından sorumlu tutulmaları halinde sorumluluklarının tespit edilecek kusur oranında olması gerektiğini beyanla verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

3.Davalı ... Genel Müdürlüğü; verilen kararın hatalı olduğunu, olayda kendisinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, eksik incelemeye dayalı kusur raporu tanzim edildiğini, itirazlarının dikkate alnmadığını, kanunda teselsülen sorumluluğunun bulunmamasına rağmen teselsüle dayalı olarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, kusur oranını kabul etmemekle birlikte, kendisinin ancak izafe edilen kusur oranı kadar sorumlu tutulabileceğini, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 13.05.2014 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle vefat eden Kurum sigortalısının hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelir ve ödenen cenaze masrafı nedeniyle oluşan Kurum zararının davalılardan rücuan tazimini istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamanda 331 inci maddesi ile birlikte 5510 sayılı Kanun 21 inci maddesi ve 7256 sayılı Kanun'un ilgili hükümleridir.

  1. Değerlendirme

1.Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.

2.Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir.

3.Eldeki davada, dairemizin geri çevirme kararı sonrasında gelen cevabi yazılarda, davalılardan ... Genel Müdürlüğü tarafından 21.01.2021 tarihi itibari ile 7256 Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” kapsamından faydalanarak “Derdest, karara çıkmış ve henüz dava açılmamış 298 adet dosyaya ilişkin olarak peşin olarak ödeme kaydı ile yapılandırma” talebi üzerine, davacı Kurum hesaplarına 31.03.2021 tarihli makbuz ile 57.567.389,39 TL tutarlı bir ödemenin yapıldığı ve yapılan ödemelerin bu dava dosyasına konu edilen alacakların tümünü kapsadığının belirtilmesi karşısında, öncelikle dava konusunun devam edip etmediği hususunun belirlenmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gereklidir.

4.Diğer taraftan yapılacak irdeleme ile davanın konusuz kaldığı sonucuna varıldığı takdirde, yapılandırmanın karşılıklı anlaşmayı içermesi, davacı Kurumun yapılandırmayı kabul ederek alacağın tamamını belirlemesi, 7256 sayılı Yapılandırma Kanununun ortak hükümler başlıklı 3. maddesinin 13/a fıkrasının son kısmındaki “Borçlularca, bu kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi halinde idarece de ihtilaflar sürdürülmez” ibaresi karşısında, Kurumun ihtilafı sürdürememesi ile aynı maddenin 13/ç fıkrasının “Bu Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere vazgeçilen davalarda verilen kararlar ile hükmedilen yargılama gideri, avukatlık ücreti ve fer’ileri talep edilmez ve bu alacaklar için icra takibi yapılamaz. Vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri geri alınmaz.” hükmü ile birlikte 4 üncü Maddesinin 6 ncı bendinin g alt bendi hükmünde yer alan "...Bu Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu edilmiş ve/veya mahkemece hükme bağlanmış ve kesinleşmiş olanlar dâhil olmak üzere icra takibi başlatılmış alacaklar için, borçlunun bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde davalar ve/veya icra takipleri sonlandırılır. Bu kapsamda, tamamı ödenen alacaklara ilişkin yargılama giderleri ile icra masrafları ve vekâlet ücretleri karşılıklı olarak talep edilmez." hükümleri birlikte değerlendirilerek, taraflar lehine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği de dikkate alınmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizkaldırılmasınaincelenenvı.kararınkararımahkemesiderecebozulmasınaortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:28:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim