Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/1151

Karar No

2023/2093

Karar Tarihi

7 Mart 2023

...

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI: 2016/125 E., 2021/775 K.

...

KARAR: Kısmen kabul

Taraflar arasındaki sigortalının iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği anlaşıldıktan; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kazalı sigortalının 21.03.2012 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 20.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili yargılama sırasında 02.07.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini toplam 21.177,98 TL ye çıkarmıştır.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin 2013/156 Esas sayılı dosyası nedeniyle derdestlik itirazında bulunduklarını, davacının kendi görev tanımı dışında bir iş yapmaya çalıştığı sırada kazanın meydana geldiğini, aslında alçı sıva ustası olduğunu, kaza sırasında müvekkilinin inşaatta bulunmadığını ve kusurununda bulunmadığını, davacının kusurunda müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, 4.700,00 TL ödeme yapıldığını ve davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2015 tarihli ve 2014/581 Esas, 2015/55 Karar sayılı kararı ile; davacının dava dilekçesinde davalıya ait işyerinde sıva işçisi olarak çalıştığı sırada inşaatta bulunan dış cephe sıva iskelesinin davalının kusuru nedeniyle çökmesi sonucu yaralanmasına ilişkin olarak maddi tazminat isteminde bulunduğu; davalının cevap dilekçesinde derdestlik itirazında bulunduğu, yapılan incelemede mahkemelerinin 2013/156 E. sayılı dosyası ile tarafları ve konusu aynı olan iş bu davanın HMK. madde. 114/ı fıkrası gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  1. (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 17.12.2015 tarih ve 2015/21228 Esas ve 2015/22796 Karar sayılı ilamında özetle; 6100 sayılı HMK m. 114/1 ı bendinde; aynı davanın, daha önceden açılmıs ve hâlen görülmekte olması şeklinde tanımlanarak dava şartları arasında sayılan derdestlikten söz edilebilmesi için, davanın taraflarının ve konusunun aynı olmasının yanında dava olunanın (müdeabih) da aynı olması gerektiğinin belirtildiği, somut olayda derdest davada, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 1.000 TL maddi ve 1.000 TL manevi tazminat talep edildiği, mahkemece 1.000 TL manevi tazminata hükmedilerek maddi tazminat talebinin reddedildiği, temyize konu davada fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 20.000 TL maddi tazminat talep edildiğine göre, mahkemece; işin esasına girilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek mahkeme kararı bozulmuştur.

B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 30.09.2021 tarihli ve 2016/125 Esas, 2021/775 Karar sayılı kararı ile; davacının, davalı işverenlik bünyesinde çalışırken 21.03.2012 tarihinde davalıya ait bina inşaatında çalışırken iş kazası geçirdiği ve bu kazada yaralandığı, kazanın iş kazası niteliğinde olduğu, SGK Teftiş Kurulu Başkanlığının söz konusu kazaya ilişkin olarak düzenlediği, inceleme raporu ve dosya kapsamında işgüvenliği bilirkişi heyetinden alınan 27.11.2016 tarihli rapor çerçevesinde sabit görüldüğü, iş verenin söz konusu iş kazasından kusuru nisbetinde sorumlu olacağı, dosyamız kapsamında işgüvenliği bilirkişi heyetinden alınan 27.11.2016 tarihli rapor ile davalı işverenin %70, davacının ise %30 oranında kusurlu olduğunun rapor edildiği, raporun hukuki denetime açık olduğu yapılan değerlendirmelerin yerinde olduğu, SGK Teftiş Kurulu inceleme raporu ile de kusur oranlarının aynı yönde değerlendirmelerle belirlendiği, bu anlamda raporlar arasında büyük bir çelişkinin bulunmadığı görülerek rapora itibar edildiği, davacının kendisine gelir bağlanması talebiyle SGK'ya başvuru yaptığı, SGK Başkanlığı ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, ... Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi 08/09/2014 tarihli raporu ile davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının %17 olarak tespit edildiği, bu tespite itiraz edilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi 16.09.2019 tarihli raporu ile davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının %6,3 olarak tespit edildiği, bu rapora da itiraz edilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas dairesinin 17.09.2020 tarihli raporu ile davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranını %6,3 olarak tespit edildiği, bu çerçevede mahkemece davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının %6,3 olarak kabul edildiği, aktüer bilirkişi 22/02/2021 tarihli raporunda davalı tarafından davacıya yapılan ödemeleri rapor tarihine kadar işletilen faiziyle birlikte ödenmesi gereken tazminattan mahsup edildiği, ancak aynı raporda davacıya bağlanan peşin sermaye değerli gelirin tamamının tazminattan mahsup edildiği anlaşılmakla ve indirimin davalının kusur oranında yapılması gerektiği değerlendirilmekle ek rapor talep edildiği, 20/05/2021 tarihli ek raporda bu şekilde değerlendirme yapıldığı ve davacıya ödenmesi gereken maddi tazminatın 21.177,98 TL olarak hesaplandığı, her ne kadar davacı vekilince müvekkilinin asgari ücret almadığı beyan edilerek rapora itiraz edilmişse de dava dilekçesi ile bu yönde bir iddianın dile getirilmediği gelinen aşamada ise bu durumun iddianın genişletilmesi mahiyetinde olacağının değerlendirildiği, yine davacıya davalı tarafça ödenen 4700 TL tazminatın mahkemenin 2013/156 E, 2014/554 K sayılı dosyasında dikkate alındığı mahsup edilmesi gereken tutarın 3700 TL olduğu yönünde ki iddianında yerinde olmadığı zira söz konusu kararla yapılan bu ödemenin maddi tazminat kapsamında değerlendirilerek maddi tazminat talebi yönünden davanın reddedildiğinin anlaşıldığı, nihai olarak bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak 20.05.2021 tarihli ek bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle;

1 Davacının davasının kabulü ile

21.177,98 TL Maddi Tazminatın kaza tarihi olan 21.03.2012 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınıp davacı tarafa verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda hatalı mahsuplaşma yapıldığını, raporda davalı tarafından yapılan 4.700 TL'nin hesaplaması ve toplam tazminattan düşüldüğünün görüldüğü, dosyada mevcut bilgilerden de anlaşılacağı üzere Bulancak Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/156 E. 2014/554 K sayılı kararında 1.000 TL maddi tazminatın haklı bulunduğunu ancak daha önce davalı tarafından ödenen 4.700 TL nedeniyle mahsup edilerek reddedildiğinin görüldüğünü, dolayısı ile iş bu dosyada hesaplama yapılırken 4.700 TL üzerinden değil 3.700 TL üzerinden ödeme ve faizinin hesaplanarak toplam tazminat miktarından düşülmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığının ifade edildiği, müvekkilinin sıvacı ustası olduğunu dava dilekçesinde ifade etiğini, sıvacı ustası olarak görev yapan bir kişinin günümüz şartlarında asgari ücretin üzerinde çalıştığının kabulü gerektiğini, öte yandan bilirkişi raporunda SGK tarafından 25.757,86 TL peşin sermaye ödemesi yapıldığının ifade edildiğini, SGK hesaplamalarında dahi baz alınan kazancın asgari ücretin üzerinde olduğunu, dolayısı ile raporda toplam tazminat miktarı belirlenirken asgari ücretin baz alınarak hesaplama yapıldığını, SGK tarafından baz alınan ücrete göre de hesaplanan peşin sermaye değerinin bu kısımdan düşüldüğünü, bunun da hakkaniyetsiz bir sonuç ortaya çıkardığını, bu nedenle SGK ya müzekkere yazılarak peşin sermaye değerlerinin hangi ücret miktarı üzerinden tespit edildiğinin öğrenilmesi ve emsal ücret araştırması yapılarak sonucuna göre bilirkişiden ek rapor alınması gerekmekte iken mahkemece bu taleplerin reddedildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarında kusur oranlarının birbirinden farklı olduğunu, davacının işgücü kaybına ilişkin raporların çelişkili olduğunu, davacının kendisine verilmeyen dış sıva işinde 1 metre yükseklikten düşerek kazaya uğradığını, müvekkilinin hiçbir kusuru olmadığını, davacıya, davalı müvekkili tarafından 5.000,00 TL ödeme yapıldığını, hesap bilirkişi tarafından düzenlenen ana rapor ile sonradan istenilen ek raporun tamamen yanlış olduğunu, davacıya fazla ödeme yapıldığını, davacının kendisine yapılmış olan ödemelerden fazlaya ilişkin olan 816,17 TL'yi iade etmek durumunda olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı HMK Geçici 3 üncü maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 6100 sayılı HMK'nun 26 ncı ve 303 ncü maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunun 332 ve 98 inci maddeleri gereğince uygulanan aynı Kanunun 41, 42, 43, 44, 46 ve 47 nci maddeleri ile 53 üncü maddesi, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 nci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 nci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 77 inci maddesi, manevi tazminatın belirlenmesi yönünden 22.06.1996 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 5510 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi.

  1. Değerlendirme

1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2.Dosya kapsamından, meydana gelen iş kazası neticesinde davacıda oluşan sürekli iş göremezlik oranının %6,3 olduğu, kazanın meydana gelişinde davacı kazalının %30, davalı işverenin %70 oranında kusurlu oldukları anlaşılmaktadır.

3.Kazalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Öte yandan, gerçek ücretin ise; öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, fazla mesai vb ek ödemelerin devamlılık arz etmesi halinde hesaba esas ücrete dahil edilmesi gerektiği Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanmaktadır.

4.Somut olayda, mahkemece davacının tazminata esas ücreti asgari ücretten alınmış ise de, iş kazası sonrası SGK'nın denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memuru tarafından 5510 sayılı Kanunun 17 nci Maddesi uyarınca iş yerinde yeni işe başlayan davacının gelire esas günlük kazancının işyeri kayıtlarına dayanarak 30,00 TL üzerinden tespit edildiğinin anlaşılması karşısında bu ücretin esas alınarak tazminatın belirlenmesi gerekirken asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması hatalı olmuştur.

  1. Öte yandan, kazalı sigortalının sürekli iş göremezlik oranının Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu raporu ile % 6,3 oranında kesinleşmesine rağmen hükme esas alınan hesap raporunda %6,3 sürekli iş göremezlik oranı esas alınarak hesaplama yapıldığı ancak %17 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmının tenzil edilmesi ile hatalı şekilde sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.

6.Mahkemece yapılacak iş, davacı sigortalının olay tarihinde gelire esas günlük kazancının 30,00 TL olduğunu kabul etmek, alınacak yeni hesap raporunda 20.05.2021 tarihli hesap raporunda belirlenen bilinen/iskontosuz, bilinmeyen/iskontolu dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değişmemesi diğer bir deyişle bilinen dönemin ileri çekilmemesi gerektiğini dikkate almak suretiyle davacının maddi tazminat alacağını belirlemek ve bunlar dışındaki usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

  1. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

  2. O halde, temyiz eden davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,

Peşin alınan temyiz karar harcının temyiz eden ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oyçokluğuyla

07.03.2023 tarihinde karar verildi.

(M)

...

KARŞI OY

I. Temel Uyuşmazlık:

  1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık “iş kazası nedeni ile maddi tazminata esas ücretin belirlenmesi" yönünde tarafların temyizi üzerine davacı lehine bozulması nedeni ile ilk derece mahkemesinin bozmadan sonra hesaplanacak ve hüküm altına alınacak tazminatı, bilinen/iskonolu, bilinmeyen/iskontosuz dönem başlangıç ve bitiş tarihlerini değiştirmesinin davalı yararına lehine usulü kazanılmış hak olup olmayacağı, buna göre yeniden değerlemenin son karar tarihine yakın tazminata esas değerlere taşınıp taşınmayacağı” noktasında toplanmaktadır.

II. Karşı oy gerekçesi:

  1. Belirtmek gerekir ki Sayın ...’inde değindiği gibi “Yargıtay tarafından neredeyse mutlak olarak, doktrinde de ağırlıklı olarak kabul edilen usuli müktesep hak kavramının kanuni bir kurum olmadığını, yargı kararları ile kabul edildiğini ortaya koymak gerekir. Usuli müktesep hak, bugün neredeyse usuli her sorunda, her derde deva bir kurum olarak gündeme gelmekte, sadece kanun yolunda değil, yargılamanın farklı kesitlerinde kullanılmaktadır. Bu kurumun kabul edilebilirliğinin tartışması bir yana, bu kadar geniş bir uygulama alanı bulması doğru değildir. Ayrıca usuli müktesep hak, usuli sorunları çözmeye gerçek anlamda da elverişli değildir. Nitekim, önceleri çok sınırlı kabul edilen usuli müktesep hakkında kapsamı genişlemiş, ancak bu genişlemenin sakıncaları ortaya çıktıkça Yargıtay, usuli müktesep hakka her geçen gün … birçok istisna da kabul etmiştir. En ilginç ve kendi içinde çelişkili durum ise kamu düzeninden kabul edilen usuli müktesep hakka, kamu düzenine ilişkin durumların istisna kabul edilmesidir. Bir şeyin kendisinin, kendisinin zıddı olması gibi garip, biraz da mantığı zorlayan bir durum ortaya çıkmaktadır(PEKCANITEZ, Hakan/ ATALAY, Oğuz/ÖZEKES, Muhammet, Medeni Usul Hukuku, ... 2013. s: 2190).”

  2. Öncelikle usulü müktesep hak, yasal bir kurum olmadığı gibi mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları ile istisnalarına göre değerlendirilmesi gereken bir kavram olup, Yargıtay tarafından bozma kapsamında göre açıklayıcı ve yol gösterici şekilde kararda yer verilmesi beraberinde sakıncalara da yer verecektir. Zira mahkemenin eksik inceleme nedeni ile bozmaya uyması halinde usulü müktesep hakkı gözetme yönündeki bozmaya da uyduğu gibi bir sonuç çıkacaktır ki bu da mahkemenin bu yönde yapacağı değerlendirme ve tartışmanın önceden sınırlandırılması anlamına gelecektir.

  3. Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesi üzerine usulü müktesep hakkın yeniden kavram olarak değerlendirilmesi gerekir. Zira kanunun kısmi dava başlığı taşıyan 109. Maddesinin son fıkrasında açıkça “Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.” düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü gibi kısmi miktar talep eden davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı ve açıkça da bakiye kısmından feragat etmedikçe geri kalan kısmını ek dava(veya ıslah) yolu ile edebilmektedir. O halde yargılama sırasında davacı tarafın kusur oranına, iş göremezlik oranına itiraz etmemesi, açıkça da feragat etmediği sürece kusur veya maluliyet oranının daha sonra lehine değişmesi halinde bakiyesini talep etme hakkı doğduğundan, usulü kazanılmış hak teşkil etmeyecektir.

  4. Dairemizin 2021/6264 Esas, 2022/6811 Karar sayılı ilamında yazılı karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere özellikle maddi tazminatın karar tarihine yakın verilerle hesaplanması gerektiğinden ve bu durum usulü kazanılmış hakkın istisnası olması nedeni ile çoğunluğun usulü kazanılmış hak teşkil ettiği” görüşüne katılınmamıştır. Zira;

  5. Maddi tazminat hesapları yapılırken, en son bilinen ücret unsurlarının hesaplamada gözetilmesi gerektiğinden, hüküm gününe en yakın güne kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerin uygulanması gerekir. Daha önce bir veya birkaç hesap raporu verilmiş olsa bile, dava bitinceye kadar yürürlüğe giren asgari ücretlerden dolayı yeniden değişen değerler nedeni ile ek rapor alınması zorunludur.

  6. Maluliyet oranı gibi zararın hesaplanmasına ilişkin diğer bir unsur da ücrettir. Asgari ücretin artması halinde, karar tarihine yakın ücrette değişeceğinden, bu ücrete göre zararın hesaplanması gerekmektedir. Zira asgari ücret, kamu düzeni ile ilgili olduğundan, davanın her aşamasında uygulanması zorunludur. Bozmadan sonra dahi asgari ücretlerde artış olmuşsa, yeniden tazminat hesabı yapılması gerekir. Yargıç, bir istek olmasa dahi, yargılamanın her aşamasında asgari ücret artışlarını doğrudan dikkate almakla yükümlüdür. Davacı, bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olsa dahi, sonradan yürürlüğe giren asgari ücretlerin uygulanması kamu düzeni gereği ve zorunlu olduğundan, davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmaz.

  7. Bozmadan sonra karar tarihine yakın veriler alındığında, bilinen/iskontolu, bilinmeyen dönem değişeceğinden ve bu kapsamda hesabın unsurları değişeceğinden, tazminat miktarı da elbette değişecektir. Zaten davacı taraf tazminata esas ücrete itiraz etmiş, bu yönde de lehine bozulmuştur. Bu bilinen ve davacı lehine belirlenecek ücret bozmadan asgari ücrete gelen artışlar neden ile değişecektir. Bir tarafın ilerde değişecek diye kararı temyiz etmesi hayatın olağan akışına uygun olmayacaktır. Zira karar onanmış olsa idi hesaplama bilinen ücrete göre hesaplandığından sorun olmayacaktır. Ancak bozmadan sonra değişen durum nedeni ile daha önce doğmayan hesaba esas unsur olan ücrete itiraz etmeme usulü kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Kaldı ki gerçek belli iken varsayıma gidilmez ilkesinin gözetilmesi gerekir.

III. Sonuç:

  1. Yukarda açıklanan nedenlerle bozma sonrası kamu düzeninden olan asgari ücrete ilişkin değişiklikler nedeni ile tazminatın karar tarihine en yakın verilerle hesaplanması gerektiğinden ve bu husus usulü kazanılmış hak oluşturmadığından, usulü müktesep hakkın gözetilmesi ve işlemiş devrenin ileri çekilmemesi görüşüne katılınmamıştır. Kaldı ki davacının da temyizi vardır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadancevapkarartemyizyargılamakısmenkabulmahkemekararıbozulmasınasonrakikarşıbozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:28:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim