Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/1296
2023/1986
6 Mart 2023
...
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1695 E., 2022/2282 K.
...
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Aydın 2. İş Mahkemesi
SAYISI: 2019/583 E., 2020/340 K.
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının eski eşi ile 2002 yılında gerçek ve fiil olarak anlaşmalı boşandıklarını, boşanmadan sonra ayrı yaşadıklarını, 12 yıl sonra yeniden evlendiklerini, davalı tarafından davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının tespiti ile 2008 2014 yılları arasında ödenen aylıkların iadesine karar verildiğini, bu durumun fiili duruma aykırı olduğunu bildirerek kurum işleminin iptali ile davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un "Gelir ve Aylık Bağlanmayacak Haller" başlıklı 56 ncı maddesinin gereğince davacının boşandığı eşiyle fiilen yaşadığının denetmen raporu ile tespit edildiğini, davacının aylıklarının kesilmesi ve yersiz tahsil ettiği aylıkların borç çıkarılması işlemlerinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığını, kurum kayıtlarının resmi ve yazılı belge niteliğinde olduğunu, aksinin aynı nitelikte yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kurum denetmen raporunun 2008 2014 yılları arası döneme dönemine ilişkin olması, dosya kapsamında yapılan tüm araştırmalarda davacının eski eşi ile birlikte yaşadığına dair bir ... kayıtlarında iki kez aynı yerde tedavi görmeleri dışında herhangi bir ispat vasıtasının bulunamadığı, aksine ... kayıtları dışındaki tüm resmi kayıtların ve tanık beyanlarının, davacı ve eski eşinin 2008 2014 yılları arasında farklı adreslerde yaşadığını doğruladığı, bu hali ile dosya kapsamındaki ağırlıklı deliller ile kurum raporunun aksinin ispat edildiği kanaatine varılmış ve davacı ve eski eşi ... 'ın tahkikat konusu dönem olan 2008 2014 yılları arasında fiilen birlikte yaşamadıkları sonucuna varılarak "Davanın kabulü ile davalı kurumun 27.07.2019 tarihli ve 60991618 205.03.01.E.10922789 sayılı işlemin iptali ile davacı yanın bu kurum işlemi sebebi ile borçlandırıldığı 68.779,66 TL'den borçlu olmadığının tespitine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; Kurum denetmenleri tarafından yapılan incelemede davacının eski eşi ile beraber yaşadığının tespit edildiğini, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, Kurum kayıtlarının aksinin aynı nitelikte bilgi ve belgelerle kanıtlanması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Aydın 2. İş Mahkemesi'nce verilen 04.09.2020 tarih, 2019/583 Esas ve 2020/340 Karar sayılı karara yönelik davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1 b.1 maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; Kurum denetmenleri tarafından yapılan incelemede davacının eski eşi ile beraber yaşadığının tespit edildiğini, davacının da kendi ifadesinde 2010 yılından bu yana eşiyle beraber restoran işlettiklerini beyan ettiği, Mahkemece Kurum denetmenlerinin ifadelerine başvurulmadığını, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, Kurum kayıtlarının aksinin aynı nitelikte bilgi ve belgelerle kanıtlanması gerektiğini belirterek eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek yetim aylığının kesilmesine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
5510 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.
Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Gelirin aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.
Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20 nci maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
- Değerlendirme
1 İncelenen dava dosyasında; davacının 19.04.2002 tarihinde boşandığı, 26.07.1983 tarihinde vefat eden babasından dolayı 31.05.2002 tarihli tahsis talebine istinaden ölüm aylığının davacıya 01.05.2002 tarihinden itibaren bağlandığı, davacının eski eşi ile yeniden evlendiği hususunda davalı Kuruma müracaatı üzerine Kurum denetmenleri tarafından inceleme başlatıldığı, Kurumun 28.02.2019 tarihli raporunda davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine aylığının kesildiği ve ödenen aylıkların da borç tahakkuk ettirilerek davacıdan istendiği, mahkemece nüfus müdürlüğü kayıtlarının, seçmen kayıtlarının, elektrik ve su aboneliği kayıtlarının, banka kayıtlarının, ... kayıtlarının getirtildiği, dinlenen tanık anlatımları ile de davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakla verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
2 Zira dosya kapsamında getirtilen kayıt ve belgelere göre; davacının denetmene verdiği ifadesinde, boşanınca Kuşadasında aynı adreslerde ikamet ettiklerini, Ankarada ise uzun süreli kalmadığını, iki küçük kızının boşanmadan haberi olmadığını, 2010 yılından beri eski eşi ile restoran işlettiğini, 2014 yılı Mart ayında yeniden evlendiklerini beyan ettiği, ayrıca Kurum denetmenlerince davacının eski eşine ait nüfus kayıtlarında yer alan adresi olan " ..." adresine gidildiği, adreste davacının boşandığı eşinin tanınmadığının tespit edildiği, aynı adrese 26.02.2019 tarihinde yeniden gidildiğinde ise 2 numaralı daire sakini ile görüşüldüğü ve kendisinin davacının eski eşi ve 3 kızı ile beraber apartmanda en az 2 yıl oturduklarını, boşandıklarını hiç duymadığını ifade ettiği hususları ile tarafların 2014 yılında tekrar evlendikleri, davacının 13.09.2011 05.03.2014 tarihleri arasında " ..." adresinde kayıtlı olduğu dönemde eski eşi ...'ın o tarihlerde ...'da bulunan hastanelerde tedavi gördüğü, ayrıca tarafların 14.10.2010 tarihinde ... Selçuk Devlet Hastanesinde farklı bölümlerde, 14.02.2012 tarihinde ise Özel ...Göz Dal Merkezinde göz hastalıkları bölümünde tedavi gördükleri, diğer taraftan ... Müdürlüğünden celp olunan abonelik kayıtlarına göre davacının "..." adresindeki aboneliğinin 22.06.2009 tarihinde " ..." adresine nakledildiğinin bildirildiği, ancak bu adresin davacının kayıtlı adreslerinden olmadığı, boşandığı eşinin ise 15.06.2009 25.07.2010 tarihleri arasında bu adreste kaydının bulunduğu, söz konusu abonelik kaydının 26.09.2011 tarihinden sonra ise davacının Keçiören/...'da bulunan adresine nakil olunduğunun anlaşıldığı, tüm bu tespitler karşısında mahkemece sadece davacı tanıklarının beyanları ile yetinildiği anlaşılmakla mahkemece dava konusu uyuşmazlıkla ile ilgili yeterli araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuştur.
3 Mahkemece yapılması gereken iş, Kurum denetmeni tarafından denetmen raporu ekinde tutulan tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olacağı dikkate alınarak, davacının eski eşine ait nüfus kayıtlarında yer alan adresi olan " ..." adresinde yapılan araştırma ile tarafların beraber yaşadıkları tespit olunduğundan bu adres ile yine davacının " ..." adresinde ihtilaf konusu dönem içerisinde birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği ve her bir adreste kimlerin yaşadığı kolluk vasıtasıyla araştırılarak ve muhtar, komşu, kapıcı, yönetici gibi kişiler dinlenerek tespit edilmeli, birlikte yaşama olgusu bakımından yukarıda belirtilen tespitler karşısında aksinin ispat edilememesi halinde davanın reddi gerekeceği de gözetilerek tüm dosya kapsamında yapılan araştırma ile elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
- İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,
06.03.2023 tarihinde karar verildi.
(M)
...
** KARŞI** OY
1.Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın 2002 yılında eşinden boşanmıştır. Davacı karşı davalı kadına boşanma kararı verildikten sonra ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2014 yılında eşi ile yeniden evlenmesi üzerine yapılan denetim sonrası fiili birliktelik nedeni ile 2008 2014 yılları için 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır.
2.Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı Kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanun'un 5754 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik geçici 1 inci maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.
3.Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır.
4.Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçe ile onanması gerekirken, fiili birlikteliğin araştırılması yönünde bozulması görüşüne katılınmamıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:28:51